Korkuya kapılan Yehoşafat RABbe danışmaya karar verdi ve bütün Yahudada oruç ilan etti.În spaima sa, Iosafat şi -a îndreptat faţa să caute pe Domnul, şi a vestit un post pentru tot Iuda.
Korkuya kapılan Yehoşafat RABbe danışmaya karar verdi ve bütün Yahudada oruç ilan etti.I ulekl se, a obrátil Jozafat tvář svou k hledání Hospodina, a vyhlásil půst všemu lidu Judskému.
Korkuya kapılan Yehoşafat RABbe danışmaya karar verdi ve bütün Yahudada oruç ilan etti.Josafat tuvo temor, se propuso consultar a Jehovah e hizo pregonar ayuno en todo Judá
Korkuya kapılan Yehoşafat RABbe danışmaya karar verdi ve bütün Yahudada oruç ilan etti.여호사밧이 두려워하여 여호와께로 낯을 향하여 간구하고 온 유다 백성에게 금식하라 공포하매
Korkuya kapılan Yehoşafat RABbe danışmaya karar verdi ve bütün Yahudada oruç ilan etti.Megfélemlék azért Jósafát, és az Urat kezdé keresni és hirdete az egész Júda országában bõjtöt.
Korkuya kapılan Yehoşafat RABbe danışmaya karar verdi ve bütün Yahudada oruç ilan etti.Nella paura Giòsafat si rivolse al Signore; per questo indisse un digiuno per tutto Giuda
Korkuya kapılan Yehoşafat RABbe danışmaya karar verdi ve bütün Yahudada oruç ilan etti.Silloin Joosafat peljästyi ja kääntyi kysymään Herralta ja kuulutti paaston koko Juudaan.
Korkuya kapılan Yehoşafat RABbe danışmaya karar verdi ve bütün Yahudada oruç ilan etti.Και εφοβηθη ο Ιωσαφατ και εδοθη εις το να εκζητη τον Κυριον, και εκηρυξε νηστειαν δια παντος του Ιουδα.
Korkuya kapılan Yehoşafat RABbe danışmaya karar verdi ve bütün Yahudada oruç ilan etti.А Иосафат се уплаши, и предаде се да търси Господа, и прогласи пост по целия Юда.
Korkuya kapılan Yehoşafat RABbe danışmaya karar verdi ve bütün Yahudada oruç ilan etti.И убоялся Иосафат, и обратил лице свое взыскать Господа, и объявил пост по всей Иудее.
Korkuya kapılan Yehoşafat RABbe danışmaya karar verdi ve bütün Yahudada oruç ilan etti.וירא ויתן יהושפט את פניו לדרוש ליהוה ויקרא צום על כל יהודה׃
Korkuya kapılan Yehoşafat RABbe danışmaya karar verdi ve bütün Yahudada oruç ilan etti.فخاف يهوشافاط وجعل وجهه ليطلب الرب ونادى بصوم في كل يهوذا.
Korkuya kapılan Yehoşafat RABbe danışmaya karar verdi ve bütün Yahudada oruç ilan etti.約 沙 法 便 懼 怕 、 定 意 尋 求 耶 和 華 . 在 猶 大 全 地 宣 告 禁 食
Korkuya kapılan Yehoşafat RABbe danışmaya karar verdi ve bütün Yahudada oruç ilan etti.約沙法 便 懼怕 、 定 意尋 求 耶和華 . 在 猶大 全 地 宣告 禁食
Ninova halkı Tanrıya inandı. Oruç ilan ederek büyüğünden küçüğüne hepsi çula sarındı.A niniveiek pedig hivének Istenben, és bõjtöt hirdetének, és nagyjaiktól fogva kicsinyeikig zsákba öltözének.
Ninova halkı Tanrıya inandı. Oruç ilan ederek büyüğünden küçüğüne hepsi çula sarındı.Då trodde folket i Nineve på Gud, och lyste ut en fasta och klädde sig i sorgdräkt, både stora och små.
Ninova halkı Tanrıya inandı. Oruç ilan ederek büyüğünden küçüğüne hepsi çula sarındı.Da trodde mennene i Ninive på Gud, og de ropte ut en faste og klædde sig i sekk, både store og små.
Ninova halkı Tanrıya inandı. Oruç ilan ederek büyüğünden küçüğüne hepsi çula sarındı.Da troede Folkene i Nineve påGud, og de udråbte en Faste og klædte sig i Sæk, både store og små;
Ninova halkı Tanrıya inandı. Oruç ilan ederek büyüğünden küçüğüne hepsi çula sarındı.니느웨 백성이 하나님을 믿고 금식을 선포하고 무론 대소하고 굵은 베를 입은지라
Ninova halkı Tanrıya inandı. Oruç ilan ederek büyüğünden küçüğüne hepsi çula sarındı.Niin Niiniven miehet uskoivat Jumalaan, kuuluttivat paaston ja pukeutuivat säkkeihin, niin suuret kuin pienet.
Ninova halkı Tanrıya inandı. Oruç ilan ederek büyüğünden küçüğüne hepsi çula sarındı.И поверили Ниневитяне Богу, и объявили пост, и оделись во вретища, от большого из них до малого.
Ninova halkı Tanrıya inandı. Oruç ilan ederek büyüğünden küçüğüne hepsi çula sarındı.ויאמינו אנשי נינוה באלהים ויקראו צום וילבשו שקים מגדולם ועד קטנם׃
Ninova halkı Tanrıya inandı. Oruç ilan ederek büyüğünden küçüğüne hepsi çula sarındı.فآمن اهل نينوى بالله ونادوا بصوم ولبسوا مسوحا من كبيرهم الى صغيرهم.
Ninova halkı Tanrıya inandı. Oruç ilan ederek büyüğünden küçüğüne hepsi çula sarındı.尼 尼 微 人 信 服 神 、 便 宣 告 禁 食 、 從 最 大 的 到 至 小 的 都 穿 麻 衣 。 〔 或 作 披 上 麻 布
Ninova halkı Tanrıya inandı. Oruç ilan ederek büyüğünden küçüğüne hepsi çula sarındı.尼尼微 人 信服 神 、 便 宣告 禁食 、 從 最 大 的 到 至 小的 都 穿 麻衣 。 〔 或 作 披上 麻布
Oruç ilan edip Navotu halkın önüne oturttular.Apregoaram um jejum, e puseram Nabote diante do povo.
Oruç ilan edip Navotu halkın önüne oturttular.Au vestit un post, şi au pus pe Nabot în fruntea poporului.
Oruç ilan edip Navotu halkın önüne oturttular.Bandirono il digiuno e fecero sedere Nabot in prima fila tra il popolo
Oruç ilan edip Navotu halkın önüne oturttular.Bõjtöt hirdetének, és ülteték Nábótot a nép élére.
Oruç ilan edip Navotu halkın önüne oturttular.De lyste ut en fasta och läto Nabot sitta längst fram bland folket.
Oruç ilan edip Navotu halkın önüne oturttular.de udråbte en Fastedag og satte Nabot øverst blandt Folket;
Oruç ilan edip Navotu halkın önüne oturttular.De utropte en faste og lot Nabot sitte øverst blandt folket,
Oruç ilan edip Navotu halkın önüne oturttular.He kuuluttivat paaston ja asettivat Naabotin istumaan etumaiseksi kansan joukkoon.
Oruç ilan edip Navotu halkın önüne oturttular.Họ rao truyền lễ kiêng ăn và đặt Na-bốt ở đầu dân sự.
Oruç ilan edip Navotu halkın önüne oturttular.Họ rao truyền lễ kiêng ăn và đặt Na-bốt ở đầu dân_sự .
Oruç ilan edip Navotu halkın önüne oturttular.Ils publièrent un jeûne, et ils placèrent Naboth à la tête du peuple;
Oruç ilan edip Navotu halkın önüne oturttular.금식을 선포하고 나봇을 백성 가운데 높이 앉히매
Oruç ilan edip Navotu halkın önüne oturttular.proclamaron ayuno e hicieron sentar a Nabot frente al pueblo
Oruç ilan edip Navotu halkın önüne oturttular.Razglasijo post in posade Nabota med prvake ljudstva.
Oruç ilan edip Navotu halkın önüne oturttular.und ließen ein Fasten ausschreien und ließen Naboth obenan unter dem Volk sitzen.
Oruç ilan edip Navotu halkın önüne oturttular.Vyhlásili pôst a posadili Nábota na predné miesto ľudu.
Oruç ilan edip Navotu halkın önüne oturttular.Vyhlásili půst, a posadili Nábota mezi předními z lidu.
Oruç ilan edip Navotu halkın önüne oturttular.Zapowiedzieli post, i posadzili Nabota między przedniejszymi z ludu.
Oruç ilan edip Navotu halkın önüne oturttular.Zij belegden een samenkomst en sleurden Naboth voor het gerecht.
Oruç ilan edip Navotu halkın önüne oturttular.Εκηρυξαν νηστειαν και εκαθησαν τον Ναβουθαι επι κεφαλης του λαου
Oruç ilan edip Navotu halkın önüne oturttular.Объявили пост и посадили Навуфея во главе народа;
Oruç ilan edip Navotu halkın önüne oturttular.прогласиха пост, и поставиха Навутея на видно място пред людете.
Oruç ilan edip Navotu halkın önüne oturttular.קראו צום והשיבו את נבות בראש העם׃
Oruç ilan edip Navotu halkın önüne oturttular.فنادوا بصوم واجلسوا نابوت في راس الشعب.
Oruç ilan edip Navotu halkın önüne oturttular.宣 告 禁 食 、 叫 拿 伯 坐 在 民 間 的 高 位 上
Oruç ilan edip Navotu halkın önüne oturttular.宣告 禁食 、 叫 拿伯 坐在 民間 的 高位 上
Oruç tuttuk ve bu konuda Tanrımıza yakardık. O da yakarışımızı yanıtladı.A gdyśmy pościli, i prosiliśmy o to Boga naszego, wysłuchał nas.
Oruç tuttuk ve bu konuda Tanrımıza yakardık. O da yakarışımızı yanıtladı.A když jsme se postili a hledali v tom Boha svého, tedy vyslyšel nás.
Oruç tuttuk ve bu konuda Tanrımıza yakardık. O da yakarışımızı yanıtladı.Also fasteten wir und suchten solches von unserm Gott, und er hörte uns.
Oruç tuttuk ve bu konuda Tanrımıza yakardık. O da yakarışımızı yanıtladı.A tak sme sa postili a hľadali sme o to svojho Boha, a vyslyšal nás.
Oruç tuttuk ve bu konuda Tanrımıza yakardık. O da yakarışımızı yanıtladı.Ayunamos, pues, y pedimos a nuestro Dios acerca de esto; y él nos fue propicio
Oruç tuttuk ve bu konuda Tanrımıza yakardık. O da yakarışımızı yanıtladı.Ấy vậy , chúng_ta kiêng_cữ ăn và cầu_xin Ngài điều ấy ; Ngài bèn nhậm lời chúng_ta .
Oruç tuttuk ve bu konuda Tanrımıza yakardık. O da yakarışımızı yanıtladı.Ấy vậy, chúng ta kiêng cữ ăn và cầu xin Ngài điều ấy; Ngài bèn nhậm lời chúng ta.
Oruç tuttuk ve bu konuda Tanrımıza yakardık. O da yakarışımızı yanıtladı.C`est à cause de cela que nous jeûnâmes et que nous invoquâmes notre Dieu. Et il nous exauça.
Oruç tuttuk ve bu konuda Tanrımıza yakardık. O da yakarışımızı yanıtladı.Così abbiamo digiunato e implorato da Dio questo favore ed egli ci è venuto in aiuto