Dizlerim titriyor oruç tutmaktan; Bir deri bir kemiğe döndüm.ركبتاي ارتعشتا من الصوم ولحمي هزل عن سمن.
Dizlerim titriyor oruç tutmaktan; Bir deri bir kemiğe döndüm.我 因 禁 食 、 膝 骨 軟 弱 . 我 身 上 的 肉 、 也 漸 漸 瘦 了
Dizlerim titriyor oruç tutmaktan; Bir deri bir kemiğe döndüm.我 因 禁食 、 膝骨 軟弱 . 我 身上 的 肉 、 也漸漸 瘦 了
Haftada iki gün oruç tutuyor, bütün kazancımın ondalığını veriyorum.›Ayuno dos veces a la semana, doy diezmos de todo lo que poseo.
Haftada iki gün oruç tutuyor, bütün kazancımın ondalığını veriyorum.›Bõjtölök kétszer egy héten; dézsmát adok mindenbõl, a mit szerzek.
Haftada iki gün oruç tutuyor, bütün kazancımın ondalığını veriyorum.›Digiuno due volte la settimana e pago le decime di quanto possiedo
Haftada iki gün oruç tutuyor, bütün kazancımın ondalığını veriyorum.›Eu postesc de două ori pe săptămînă, dau zeciuială din toate veniturile mele.`
Haftada iki gün oruç tutuyor, bütün kazancımın ondalığını veriyorum.›Ich faste zweimal in der Woche und gebe den Zehnten von allem, was ich habe.
Haftada iki gün oruç tutuyor, bütün kazancımın ondalığını veriyorum.›Ik vast twee maal per week. En ik geef U tien procent van alles wat ik verdien.'
Haftada iki gün oruç tutuyor, bütün kazancımın ondalığını veriyorum.›Jag fastar två gånger i veckan; jag giver tionde av allt vad jag förvärvar.'
Haftada iki gün oruç tutuyor, bütün kazancımın ondalığını veriyorum.›Jeg faster to Gange om Ugen, jeg giver Tiende af al min indtægt.
Haftada iki gün oruç tutuyor, bütün kazancımın ondalığını veriyorum.›Jeg faster to ganger om uken, jeg gir tiende av all min inntekt.
Haftada iki gün oruç tutuyor, bütün kazancımın ondalığını veriyorum.›je jeûne deux fois la semaine, je donne la dîme de tous mes revenus.
Haftada iki gün oruç tutuyor, bütün kazancımın ondalığını veriyorum.›Jejuo duas vezes na semana, e dou o dízimo de tudo quanto ganho.
Haftada iki gün oruç tutuyor, bütün kazancımın ondalığını veriyorum.›나는 이레에 두번씩 금식하고 또 소득의 십일조를 드리나이다 하고
Haftada iki gün oruç tutuyor, bütün kazancımın ondalığını veriyorum.›Minä paastoan kahdesti viikossa; minä annan kymmenykset kaikista tuloistani.`
Haftada iki gün oruç tutuyor, bütün kazancımın ondalığını veriyorum.›Postím sa dva razy do týždňa a dávam desiatky zo všetkých príjmov.
Haftada iki gün oruç tutuyor, bütün kazancımın ondalığını veriyorum.›Postím se dvakrát do téhodne, desátky dávám ze všech věcí, kterýmiž vládnu.
Haftada iki gün oruç tutuyor, bütün kazancımın ondalığını veriyorum.›Postim se dvakrat na teden, desetino dajem od vsega, karkoli imam.
Haftada iki gün oruç tutuyor, bütün kazancımın ondalığını veriyorum.›Poszczę dwakroć w tydzień; daję dziesięcinę ze wszystkiego, co mam.
Haftada iki gün oruç tutuyor, bütün kazancımın ondalığını veriyorum.›Saya berpuasa dua kali seminggu, dan saya mempersembahkan kepada-Mu sepersepuluh dari semua pendapatan saya.
Haftada iki gün oruç tutuyor, bütün kazancımın ondalığını veriyorum.›Tôi kiêng ăn một tuần lễ hai lần, và nộp một phần mười về mọi món lợi của tôi.
Haftada iki gün oruç tutuyor, bütün kazancımın ondalığını veriyorum.›Tôi kiêng ăn một tuần_lễ hai lần , và nộp một phần mười về mọi món lợi của tôi .
Haftada iki gün oruç tutuyor, bütün kazancımın ondalığını veriyorum.›νηστευω δις της εβδομαδος, αποδεκατιζω παντα οσα εχω.
Haftada iki gün oruç tutuyor, bütün kazancımın ondalığını veriyorum.›пощусь два раза в неделю, даю десятую часть из всего, что приобретаю.
Haftada iki gün oruç tutuyor, bütün kazancımın ondalığını veriyorum.›Я пощу два рази на тиждень, і даю десятину з усього, що придбаю.
Haftada iki gün oruç tutuyor, bütün kazancımın ondalığını veriyorum.›אני צם פעמים בשבוע אני מעשר את כל קניני׃
Haftada iki gün oruç tutuyor, bütün kazancımın ondalığını veriyorum.›اصوم مرتين في الاسبوع واعشر كل ما اقتنيه.
Haftada iki gün oruç tutuyor, bütün kazancımın ondalığını veriyorum.›我 一 個 禮 拜 禁 食 兩 次 、 凡 我 所 得 的 、 都 捐 上 十 分 之 一
Haftada iki gün oruç tutuyor, bütün kazancımın ondalığını veriyorum.›我一個禮 拜 禁食 兩 次 、 凡 我 所 得 的 、 都 捐 上 十分之一
Hepimiz Ramazan ayında oruç tutmak durumundaydık.Kami semua berpuasa di bulan puasa.
Hepimiz Ramazan ayında oruç tutmak durumundaydık.우리는 라마단 기간에 모두 금식을 해야했죠.
Hepimiz Ramazan ayında oruç tutmak durumundaydık.Nous devions tous jeûner pendant le Ramadan.
Hepimiz Ramazan ayında oruç tutmak durumundaydık.Ramadán idején mindannyiunknak böjtölnie kellett.
Hepimiz Ramazan ayında oruç tutmak durumundaydık.Tất cả chúng tôi đều phải nhịn ăn suốt tháng lễ Ramadan.
Hepimiz Ramazan ayında oruç tutmak durumundaydık.Todos teníamos que ayunar en Ramadán.
Hepimiz Ramazan ayında oruç tutmak durumundaydık.Todos tinha-mos de fazer jejum durante o Ramadão.
Hepimiz Ramazan ayında oruç tutmak durumundaydık.Trebuia ca toţi să postim în timpul Ramadanului
Hepimiz Ramazan ayında oruç tutmak durumundaydık.Tutti dovevamo digiunare durante il Ramadan.
Hepimiz Ramazan ayında oruç tutmak durumundaydık.Vi fastade alla under Ramadan.
Hepimiz Ramazan ayında oruç tutmak durumundaydık.Vi skulle alle faste til Ramadan.
Hepimiz Ramazan ayında oruç tutmak durumundaydık.Všetci sme sa museli počas Ramadánu postiť.
Hepimiz Ramazan ayında oruç tutmak durumundaydık.Všichni jsme se museli postít o Ramadánu.
Hepimiz Ramazan ayında oruç tutmak durumundaydık.We vastten allemaal tijdens de Ramadan.
Hepimiz Ramazan ayında oruç tutmak durumundaydık.Wir mussten zu Ramadan alle fasten.
Hepimiz Ramazan ayında oruç tutmak durumundaydık.Wszyscy musieliśmy pościć w czasie ramadanu.
Hepimiz Ramazan ayında oruç tutmak durumundaydık.Όλοι έπρεπε να νηστεύουμε κατά τη διάρκεια του Ραμαζανιού.
Hepimiz Ramazan ayında oruç tutmak durumundaydık.Всички трябваше да постим по време на рамадана.
Hepimiz Ramazan ayında oruç tutmak durumundaydık.Ми разом постилися під час Рамадану.
Hepimiz Ramazan ayında oruç tutmak durumundaydık.Нам всем приходилось поститься во время рамадана.
Hepimiz Ramazan ayında oruç tutmak durumundaydık.כולנו צמנו בזמן הרמדאן.
Hepimiz Ramazan ayında oruç tutmak durumundaydık.كان علينا جميعا أن نصوم رمضان
Hepimiz Ramazan ayında oruç tutmak durumundaydık.すごくいい時代でした
Hepimiz Ramazan ayında oruç tutmak durumundaydık.齋月果陣時,我地都要食齋。
İmanlılar için her kilisede ihtiyarlar seçtiler. Dua ve oruçla onları, inandıkları Rabbe emanet ettiler.A keď im vyvolili starších po sboroch a vše sa pomodlili s pôstom, poručili ich Pánovi, v ktorého uverili.
İmanlılar için her kilisede ihtiyarlar seçtiler. Dua ve oruçla onları, inandıkları Rabbe emanet ettiler.각 교회에서 장로들을 택하여 금식 기도하며 저희를 그 믿은바 주께 부탁하고
İmanlılar için her kilisede ihtiyarlar seçtiler. Dua ve oruçla onları, inandıkları Rabbe emanet ettiler.И като минаха през Писидия, дойдоха в Памфилия;
İmanlılar için her kilisede ihtiyarlar seçtiler. Dua ve oruçla onları, inandıkları Rabbe emanet ettiler.Рукоположивши ж їм пресвитерів по церквах і помолившись з постом, передали їх Господеві, в котрого увірували.
İmanlılar için her kilisede ihtiyarlar seçtiler. Dua ve oruçla onları, inandıkları Rabbe emanet ettiler.ויבחרו להם זקנים בכל קהלה וקהלה ויתפללו ויצומו ויפקידום ביד האדון אשר האמינו בו׃
İmanlılar için her kilisede ihtiyarlar seçtiler. Dua ve oruçla onları, inandıkları Rabbe emanet ettiler.وانتخبا لهم قسوسا في كل كنيسة ثم صلّيا باصوام واستودعاهم للرب الذي كانوا قد آمنوا به.