Bu da kaya buzullarının, gelişiminde rol oynayan buz çekirdeğini koruduğunu ortaya koymaktadır.Ela demonstra ser capaz de segurar as construções de gelo que ela manifesta com sem problemas.
Bu kampanya, petrol kaynaklarının adil bir biçimde paylaşılması gerekliliğini ortaya koymaktadır.Mas para isso é fundamental que a população faça a separação correta do lixo.
Bu nedenle herhangi bir apaçık hüküm ortaya koymak mümkün değildir."Een duidelijke monding is er niet.
Yakın incelemeler bu gökadaları birbirlerine bağlayan birçok loş ışık zincirlerini ortaya koymaktadır.Een teveel aan (gebonden) chloor (zie verder) kan echter irritaties aan de slijmvliezen (ogen) veroorzaken.
Dolayısıyla, insanların varlığı bu küçük olasılığın gerçekleştiğini ortaya koymaktadır.Dat dit meisje bestaan heeft, staat wel vast.
Onun diğer yakınları öldürülmüştür. resimlerin kompozisyonu hüzün ve melankoli ortaya koymaktadır."Kompozycja obrazów ukazuje smutek i melancholię.”
Adını ortaya koymak, adıyla sorumluluk alma demektir.Jeśli chcesz nazwisk, sam się domyśl.
Hobbes’a göre teori, “barış ve bolluk” için rasyonal gereklilikleri ortaya koymalıdır.Enligt Hobbes har vi ytterligare en förmåga, nämligen förnuftet.
Dolayısıyla, insanların varlığı bu küçük olasılığın gerçekleştiğini ortaya koymaktadır.Människovarelser kommer då inse att ansvarsskyldighetens stund har kommit.
Bazı araştırmalar ortaya koymaktadır ki mutluluklar verimli bir şekilde ölçülebilir.Деякі дослідження вказують, що рівень щастя може бути виміряний ефективно.
Olaylar bu dönemde ülkedeki siyasi çalkantıyı ortaya koymaktadır.Прикро, що в нас у країні ситуація в політиці складається саме так.
Bize bırakılan tek seçenek önceki eserlerin derlemesinden oluştuğu izlenimi yaratan eserler ortaya koymak."Постараюся зробити все можливе, щоб ми побачили колишнього Колодіна».
Bazı kanıtlar Bering Denizi ekosisteminde halihazırda büyük değişmeler olduğunu ortaya koymaktadır.T. barrerae значно змінюють екосистему, в якій живуть.
Bu nedenle herhangi bir apaçık hüküm ortaya koymak mümkün değildir."(Pro koho bylo toto "svolení" určeno není jasné.)
Bu görüntü, bulutsu kenarında daha az iyonize olan maddeyi iki kapak şeklinde ortaya koymaktadır.Zdivo mezi nimi je mírně ustoupeno, takže tvoří dojem dvou překrývajících se vrstev.
Bacak yapısı hızlı bir koşucu olduğu görüşünü ortaya koymaktadır.Dlouhé nohy umožňují rychlý běh.
Böylece, gözlemler dev veya ufak boyutlardaki bu tür cisimlerin varlığını ortaya koymaktadır.Tato část expozice nabízí přehlídku velkých i menších druhů.
Ancak bu hipotezlerin hiçbiri, bu resim setinin asıl temasını tam anlamıyla ortaya koymamaktadır.Nicméně to všechno nemůže nikterak zmenšit význam jeho nejlepších portrétů.
Çeşitli raporlara göre nüfusun %16-48 arasının dinsiz olduğunu ortaya koymaktadır.Potrivit diferitelor rapoarte, proporția de nereligioși din Rusia este între 16% și 48% din populație.
Böyle bir yük altına giren kişi, borcunu ödemek için her şeyini ortaya koymak zorundadır.Cei care încălcau aceste drepturi trebuiau să plătească câte un penny pentru fiecare foaie a cărții.
Son araştırmalar daha düşük, ama yine de çok yüksek bir rakamı ortaya koymaktadır.Ugyan a munkanélküliség itt számokban mérve kisebb, de még mindig hatalmas problémát jelent.
Hedefi yeni görüşler ortaya koymak değil, eskilerin hikmetli sözlerini aktarmaktı.S nem új figurákkal érte el, hanem friss mondanivalójával.
Son araştırmalar daha düşük, ama yine de çok yüksek bir rakamı ortaya koymaktadır.Toiset tutkimukset ehdottavat paljon pienenpää kokoa, mutta suurempaa painoa.
Bazı kanıtlar Bering Denizi ekosisteminde halihazırda büyük değişmeler olduğunu ortaya koymaktadır.Ορισμένα στοιχεία δείχνουν ότι οι μεγάλες αλλαγές στο οικοσύστημα της Βεριγγείου θάλασσας έχουν ήδη συμβεί.
Dinamik analiz, gezegenlerin kayalık gezegenler değil, gaz devleri olabileceğini ortaya koymaktadır.Πιθανόν είναι ένας βραχώδης πλανήτης και όχι ένας γίγαντας αερίων.
Bu da gezi yazılarının zamanla tarihsel belge olduğunu ortaya koymaktadır.Dette minder nærmest om en senere tids rejsehåndbøger.
Bu tarz, insanların iç dünyalarının analizine dayalı bir kurgu ortaya koymaktaydı.Jeg betragter dem mens de lærer mig noget om hver deres personlige erotiske univers.
Diğer yandan diğer adlandırmalar bu kültürün tüm niteliklerini ortaya koymaktan uzaktır.Ud over hvad billederne viser, ved man ikke meget andet om denne kultur.
Epigrafik kanıtlar, iç bölgelerde de geniş Helenistik etkinin var olduğunu ortaya koymaktadır.Flere menneskerettighetsrapporter viser at det foregår omfattende etnisk rensing i Burma.
Mars’ın geçmişindeki sıvı su akışları Mars’ın yaşanabilirlik potansiyeli taşıdığını ortaya koymaktadır.Bekas aliran air pada masa lalu menunjukkan potensi keterhunian Mars.
Bu özellikler, aynı zamanda şairin şiir anlayışını ortaya koymaktadır.Buku tersebut juga meliputi pengenalan dari karya penyair tersebut.
Bu kampanya, petrol kaynaklarının adil bir biçimde paylaşılması gerekliliğini ortaya koymaktadır.Đây là một tiến trình đòi hỏi phải mở rộng các cơ sở tích trữ dầu.
Eserleri de bunu ortaya koymaktadır.これらは定めを示す。
Veriler kar yağışının azaldığını buz kaybının attığını ortaya koymaktadır.雪風による雷撃処分という証言もある。
Aslında Herodot burada ilginç bir tablo ortaya koymaktadır.ハーチュでは悲惨な絵を披露している。
Haneke'ye göre yapım "her türden terörizmin (siyasi ya da dini) kökenlerini" ortaya koymaktadır.哈内克说,这部电影是关于“每一种类型的恐怖主义的起源,无论是政治性的或宗教性的。
Burada fena olan bunu tespit edip ortaya koymak mı yoksa bunu yapıp çıkar sağlayanlar mı?且彼人交頸砥舌之事, 亦豈嬪之所宜知乎?
Kuramsal düzlemde nesnel bilgiyi ortaya koyma girişimleri bu koşullar altında devam etmektedir.我的正常意識流在那個狀態下仍持續運作著。
Epigrafik kanıtlar, iç bölgelerde de geniş Helenistik etkinin var olduğunu ortaya koymaktadır.考古材料还证明,在边疆地区,丝织业也有很大的发展。
Bu özellik ile diğer mimarilerden farkını ortaya koymaktadır.이러한 점이 다른 정자들과 대별되는 특징이라 하겠다.
Eserleri de bunu ortaya koymaktadır.계문(啓聞)은 이러하였다.
MTV News'e konuşan Reid "Rihanna ilk kez bana geldi ve 'İşte ortaya koymak istediğim şarkı.' dedi.בראיון ל-MTV News, אמר ריד: "זו הייתה הפעם הראשונה שריהאנה באמת באה אליי ואמרה, 'הנה השיר שאני רוצה להוציא'.
Bacak yapısı hızlı bir koşucu olduğu görüşünü ortaya koymaktadır.ממבנה רגליו ניתן להסיק שהיה רץ מהיר למדי.
Olaylar bu dönemde ülkedeki siyasi çalkantıyı ortaya koymaktadır.היסטוריונים מתווכחים מה בדיוק המצב הפוליטי בזמן זה.
Böyle bir yük altına giren kişi, borcunu ödemek için her şeyini ortaya koymak zorundadır.העבודה הנדרשת לייצר כל תיעוד תומך שהוא מייצגת את החוב שיש לשלם.
Bazı araştırmalar ortaya koymaktadır ki mutluluklar verimli bir şekilde ölçülebilir.ישנן בהחלט מספיק ראיות על מנת שההיפותזה תילקח ברצינות.
Bu özellikler, aynı zamanda şairin şiir anlayışını ortaya koymaktadır.Именно тези източници дават достоверни сведения за живота на поета.
Epigrafik kanıtlar, iç bölgelerde de geniş Helenistik etkinin var olduğunu ortaya koymaktadır.Epigrafski spomenici pokazuju nam da se ovdje intenzivirala rudarska djelatnost.
Veriler kar yağışının azaldığını buz kaybının attığını ortaya koymaktadır.Istraživanja pokazuju da nikad nije prehladno za padanje snijega.
Bu da kaya buzullarının, gelişiminde rol oynayan buz çekirdeğini koruduğunu ortaya koymaktadır.Posebice se odnosi na krhotine stijena koje ledenjaci prenose svojim kretanjem.
Hedefi yeni görüşler ortaya koymak değil, eskilerin hikmetli sözlerini aktarmaktı.Cieľom nebolo porovnať reakcie iných, ale vyvolanie protichodných postojov v nich samých.
Bu veriler, güneş enerjisi kullanımının önemini somut bir şekilde ortaya koymaktadır.Na svete je veľký potenciál pre použitie slnečnej energie.
Antik Mısır geleneğine göre ilahî varlıkların sayısını kesin olarak ortaya koymak oldukça zordur.Staroegipčanska mitologija je zaradi velikega števila božanstev težko razumljiva.
Son araştırmalar daha düşük, ama yine de çok yüksek bir rakamı ortaya koymaktadır.Število je verjetno zelo pretirano, a kljub temu kaže na zelo obsežen napad.
Ancak bu hipotezlerin hiçbiri, bu resim setinin asıl temasını tam anlamıyla ortaya koymamaktadır.Kita vertus, paveikslas galbūt visai neturi jokios konkrečios temos.
Bu alışılagelmiş tanım, bu dörtlünün edebi başarılarındaki kapsamlı uyumu ortaya koymaktadır.Niinimetatud Ilvesekivi tuletab meelde selle konkreetse jahi edu.
14 3 görülen durumun da bu olduğunu ortaya koymaktadır (Die meisten verfügbaren Zeitreihen für die EU zeigen eine stabile Prävalenz.
14 3 görülen durumun da bu olduğunu ortaya koymaktadır (Hiv:n levinneisyys nuorten ja uusien injektiokäyttäjien keskuudessa
14 3 görülen durumun da bu olduğunu ortaya koymaktadır (indirekt indikator på hiv-incidensen.
14 3 görülen durumun da bu olduğunu ortaya koymaktadır (Prévalence du VIH chez les jeunes et les nouveaux utilisateurs de drogues injectables