Hume'un ortaya koyduğu ayrımlar daha başkadır; izlenimleri ve kavramları ayırır.Next, Hume discusses the distinction between impressions and ideas.
Kişi, ortaya çıkan vergi borcunu ödemekle mükellef olduğundan, vergi mükellefi olarak adlandırılır.A government's ability to raise taxes is called its fiscal capacity.
İlk meyve veren ağaç 1856'da ortaya çıktı.The first stamps appeared in 1856.
Sentez, Aydınlar Ocağı çevresinde ortaya çıktı.Because of the lighting, moss has appeared in the cave.
Pelé'nin ortaya çıkışı finalde iki gol attığı bu turnuvayla başladı.The tournament also saw the emergence of Pelé, who scored two goals in the final.
Bu çalışmalar yasanın iki belirgin biçiminin ortaya konulmasında etkili olmuştur.The following Examples demonstrate how Part Two of the Decree's legal test operates.
Bu konuda ortaya atılan birçok teori kurgusal ve tartışmalıdır.Some statistics on this page are disputed and controversial.
Neolitik Çağ tabakalarında ağır bir yangın geçirdiği anlaşılan bir yapı ortaya çıkarılmıştır.This gives the appearance of a time-worn antique in a new firearm.
Şubat 2015'te Seth Rollins'e ait bir takım müstehcen fotoğraflar ortaya çıkmıştır.This is the list of episodes for Late Night with Seth Meyers in 2015.
Tarih öncesi arkeolojisi yazının ortaya çıkmasından önceki dönemleri inceler.Prehistoric archaeology is the study of the past before historical records began.
1895 yılında Almanya’da sekiz yolcu taşıyabilen benzin motorlu otobüsler ortaya çıktı.1886 Gasoline-powered automobiles introduced in Europe.
Ve sonuçta ortaya çıkan dünya öyle dinamik, öyle karmaşıktı ki neredeyse gerçek gibi görünüyordu.This accomplishment was so unexpected by the public at large as to appear almost magical.
İlçede aşınma sonucu ortaya çıkmış platolar oldukça geniş bir yer tutmaktadır.And the demo that is out there in bootleg form is pretty good.
Bu noktada Themistokles ikili bir strateji ortaya koymuştur.Themistocles now developed a second strategy.
Yaptıkları iş ise saldırdıkları cihaz üzerindeki güvenlik açıklarını ortaya çıkarmaktır.Hence, in order to entangle them, they make them interact with light which is then measured.
Raleigh yeni bir kolonizasyon için sefere başlamıştı ama büyük bir problem ortaya çıktı.Zack stopped one, but a larger problem arose.
Japonya'da da kaplan fosilleri ortaya çıktı.In Asia Catholic newspapers appeared also.
Kilisede, bir taraflılık ortaya çıkar.Outside the church Sini stands in shock.
İlk bakraç örnekleri taş kabartmalar üzerinde Mezopotamya'da ortaya çıktığı bilinmektedir.The earliest known primary states appeared in Mesopotamia c.
Ambargo sonucu petrol fiyatları yükselirken, dünya çapında benzin sıkıntısı ortaya çıktı.Due to the shutdown in refineries, gas prices did see an increase nationwide.
Bu doğrultuda, doğru bilgilere ulaşılarak mahallenin gerçek tarihi ortaya çıkarılacaktır.Where appropriate reports are submitted to the appropriate local HER.
Bazen göğüs ağrıları, ateş ve hâlsizlik veya kırgınlık da ortaya çıkabilir.On occasion, chest pains, fever, and fatigue or malaise may also occur.
En azından uzun vadede kendimi iyi hissetmemi sağladı,... ...Kendini ortaya çıkartıyor.I'm encouraged by that. At least it makes me feel like, to some extent, it is becoming self-evident.
Yalnız yaşamaya ilişkin bir çok farklı sorun ortaya atılmıştır.There's all kinds of issues that have to do with living alone.
'Basitlik' ve 'karmaşıklık' kelimelerinde, 'M-I-T' mükemmel bir düzende ortaya çıkıyor.In the words "simplicity" and "complexity," M, I, T occur in perfect sequence.
Ve bu nedenle 'Doktor' adlı çok ünlü bir tablo ortaya çıktı.And hence the painting "The Doctor," a very famous painting.
Karşılıklı bu iletişim sonucunda önemli bir şey çıkmıştı ortaya.Something of importance had transpired in the exchange.
Bu girişimci enerji birçok meskenden ortaya çıkıyor.This entrepreneurial energy is emerging from many quarters.
Yine ortaya gelelim.Maybe come back here.
Ve Jön Türk (Genç Türk) hareketi ortaya çıktı.And the Young Turk Movement came in to be in.
Fakat burada ufak bir sorun ortaya çıktı ve o sorun da şuydu.But there was a small problem and the problem was this.
Ben birden ortaya çıktım diye çünkü senin, Kalbin aniden değişecek anlamına gelmez.Just because I've suddenly appeared before you, doesn't mean your heart is suddenly going to change.
Bana göre güzel Malin [Akerman] bunu ortaya çok güzel bir şekilde koymuş:I think the beautiful Malin [Akerman] put it perfectly.
Bu, ortaya çıkmış ilginç bir ikon -- bunları hatırlarsınız: radyoaktif serpinti sığınakları.And this is an interesting icon that happened -- you remember these: fallout shelters.
Nasıl bir şekil ortaya çıkar?So what's going to happen?
Fakat, bazı ruhsal birikintiler ortaya çıkar ve bunun ortaya çıkması gerekir.But, they just have to... some psychic debris is coming up and it has to come out.
Ama nerden ortaya çıkacağını bilmiyoruz.And we don't know where it's going to pop up.
O halde daha da şanslısın, ortaya çıkarmak için;So you are even more lucky, to find out,
Ve ortaya hiçbir prens çıkmayacak.And no prince maybe come.
El Kaide'nin ortaya çıktığı yer burası.This is where al Qaeda is staged from.
Wikipedia bir odaya kapatılan zeki 12 kişinin yazılarıyla ortaya çıkmadı.Wikipedia is not created by 12 brilliant people locked in a room writing articles.
Bunlardan bir kısmını ortaya çıkarabilirsek, damağımızda bize erişebilir hale gelecekler.And so, if we can release some of those, they become accessible to us in our palate.
Her şey tam lezzeti ortaya çıkarma görevimi yerine getirmek için.And fulfilling this mission of evoking the full potential of flavor.
Yavaş yavaş ortaya çıkmaya başlıyor.It's starting to come forth a little bit, you know.
Su, evrimin, gezegende hayatın ortaya çıkmasındaki en önemli bileşen.Water is the key ingredient in the evolution, the origin of life on a planet.
Bir zooplankton ağını bir millik bir alanda taramak aşağıdaki örnekleri ortaya çıkartıyor.Trawling a zooplankton net on the surface for a mile produces samples like this.
Böylece sanırım temel egitim ortaya çıkan fakat henüz yerleşmeyen bir düşüncedir.So I believe primary education is an idea which is arrived but not yet implemented.
Bu nedenle bunun ortaya çıktığı fakat henuz yerleşmemiş bir fikir oldugunu düşünmekteyim.So I do believe this is an idea which has arrived, but simply not implemented.
Yine, ortaya çıkan fakat henüz yerleşmemiş bir fikir.Again, an idea which is arrived, but not yet implemented.
Duygusuzca bir çarpıklık ortaya başlar takım teoriler yerine teorileri uygun gerçekler.Insensibly one begins to twist facts to suit theories, instead of theories to suit facts.
Adam koltuğunu ve yukarı tempolu ortaya çıkmıştır ve kontrol edilemeyen aşağı oda ajitasyon.The man sprang from his chair and paced up and down the room in uncontrollable agitation.
Halen daha da bakarak, ortaya çıktı zamankinden daha telaşlı.Presently he emerged, looking even more flurried than before.
Ama, tüm bu olan, beni ortaya ne yaptı bilmeni istedim.Yet, with all this, you made me reveal what you wanted to know.
"içeride olanı ortaya çıkarmak"tır, potansiyeli dışarıya çıkarmak.It means "to bring forth what is within, to bring out potential."
Bugün ortaya çıkan şeyi ise daha büyük bir Çin zenginleşme çemberi olarak adlandırabilirsiniz.What's emerging today is what you might call a greater Chinese co-prosperity sphere.
Ne geri çekilmeye en eğilim ortaya koydu.Neither manifested the least disposition to retreat.
Büyük genç gözler ortaya çıktı ve sağlıksız, neredeyse ödemli,.Its large eyes appeared young and unhealthy, almost dropsical.
Bir mucize oluyor diyebilirsiniz. Ama bu hiçbir şeyi açıklamaz. Ortaya attığı bir fikir yok.You can say a miracle occurs, it's just that it doesn't explain anything or offer anything.
İlk payda ayrıştırıldığı zaman 2 m ortaya çıkıyor. m çarpı m...This denominator has 2 "m"s if you were to factor it. It's m times m.
Ve maymunların Afrika kıtasında ortaya çıktığı gayet açık.And it is quite clear that apes originated on the African continent.