ortasında ile cümle
ortasında kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
11
ORT. KELİME
Coleridge's Kubla Kahn gibi bir yerin ortasında durmak istemezsiniz.Nočete se ustaviti na sredini kot Coleridgev Kubla Kahn.
Coleridge's Kubla Kahn gibi bir yerin ortasında durmak istemezsiniz.Non vogliamo fermarci a metà strada come succede a Kubla Kahn, il personaggio di Coleridge.
Coleridge's Kubla Kahn gibi bir yerin ortasında durmak istemezsiniz.No te conviene detenerte a la mitad como Kubla Kahn en el poema de Coleridge.
Coleridge's Kubla Kahn gibi bir yerin ortasında durmak istemezsiniz.Sa nu te opresti in mijlocul ascensiunii precum Coleridge's Kubla Kahn.
Coleridge's Kubla Kahn gibi bir yerin ortasında durmak istemezsiniz.Vous n'avez pas intérêt à vous arrêter en plein milieu comme Coleridge's Kubla Kahn.
Coleridge's Kubla Kahn gibi bir yerin ortasında durmak istemezsiniz.Δεν θέλεις να σταματήσεις στη μέση σαν το ποίημα Κούμπλα Καν του Κόλεριτζ.
Coleridge's Kubla Kahn gibi bir yerin ortasında durmak istemezsiniz.Краще не зупинятися на середині дороги як Кубла Хан у поемі Колріджа.
Coleridge's Kubla Kahn gibi bir yerin ortasında durmak istemezsiniz.Не искате да се спрете по средата, както Кубилай хан на Колдридж.
Coleridge's Kubla Kahn gibi bir yerin ortasında durmak istemezsiniz.Не стоит останавливаться посередине пути, как
Coleridge's Kubla Kahn gibi bir yerin ortasında durmak istemezsiniz.לא הייתם רוצים להתקע באמצע כמו קובלאי חאן של קולרידג'.
Coleridge's Kubla Kahn gibi bir yerin ortasında durmak istemezsiniz.لا تود التوقف في المنتصف مثل كوليردج كوبلا خان.
Coleridge's Kubla Kahn gibi bir yerin ortasında durmak istemezsiniz.途中で止まらず 動き続けなければなりません
Çölün ortasında yalnız başımıza oturuyorduk ve dedi ki - evimi düşünerek - dedi ki,Avevamo bevuto un bel po', eravamo nel deserto tutti soli e lui disse, parlando della mia casa:
Çölün ortasında yalnız başımıza oturuyorduk ve dedi ki - evimi düşünerek - dedi ki,Chỉ có chúng tôi ngoài sa mạc và anh ta nói -- nghĩ về nhà tôi -- anh ta nói,
Çölün ortasında yalnız başımıza oturuyorduk ve dedi ki - evimi düşünerek - dedi ki,Estabamos solos parados en el desierto y él dijo -- pensando sobre mi casa-- él dijo,
Çölün ortasında yalnız başımıza oturuyorduk ve dedi ki - evimi düşünerek - dedi ki,Estávamos lá no deserto, completamente sozinhos e ele disse — a pensar na minha casa — ele disse:
Çölün ortasında yalnız başımıza oturuyorduk ve dedi ki - evimi düşünerek - dedi ki,Kami berdiri di padang pasir sendirian dan dia berkata -- sambil berpikir tentang rumah saya -- dia berkata,
Çölün ortasında yalnız başımıza oturuyorduk ve dedi ki - evimi düşünerek - dedi ki,사막 한가운데 단둘이 있는데, 그가 이런 말을 하더군요. 우리 집을 생각하면서 말이에요.
Çölün ortasında yalnız başımıza oturuyorduk ve dedi ki - evimi düşünerek - dedi ki,Nous étions seuls, debouts dans le désert et il a dit -- en pensant à ma maison -- il a dit
Çölün ortasında yalnız başımıza oturuyorduk ve dedi ki - evimi düşünerek - dedi ki,Staliśmy sami na pustyni, kiedy on powiedział -- myśląc o moim domu -- powiedział,
Çölün ortasında yalnız başımıza oturuyorduk ve dedi ki - evimi düşünerek - dedi ki,Stăteam acolo, în deşert, singuri şi mi-a spus -- gândindu-se la casa mea -- a spus,
Çölün ortasında yalnız başımıza oturuyorduk ve dedi ki - evimi düşünerek - dedi ki,We stonden daar midden in de woestijn en denkend aan mijn huis, zei hij:
Çölün ortasında yalnız başımıza oturuyorduk ve dedi ki - evimi düşünerek - dedi ki,Wir standen ganz alleine draußen in der Wüste und ich dachte über mein Haus nach und er sagte:
Çölün ortasında yalnız başımıza oturuyorduk ve dedi ki - evimi düşünerek - dedi ki,Мы стояли совсем одни в пустыне, и, думая о моем доме, он сказал:
Çölün ortasında yalnız başımıza oturuyorduk ve dedi ki - evimi düşünerek - dedi ki,Стояхме навън в пустинята съвсем сами, и той каза... като мислеше за къщата ми... заза:
Çölün ortasında yalnız başımıza oturuyorduk ve dedi ki - evimi düşünerek - dedi ki,עמדנו בחוץ במדבר לגמרי לבד, וכשהוא חושב על הבית שלי, הוא אמר,
Çölün ortasında yalnız başımıza oturuyorduk ve dedi ki - evimi düşünerek - dedi ki,أثناء وقوفنا في الصحراء لوحدنا قال لي.. وهو يفكر بمنزلي.. قال
Çölün ortasında yalnız başımıza oturuyorduk ve dedi ki - evimi düşünerek - dedi ki,自分の家の事を考えていたら 彼が... 「もっと永久的なものを建てて 2000年も経てば...
Çünkü 1950'lerin ortasında, ben daha küçük bir çocukken,왜냐하면 1950년대 중반 제가 아주 작은 아이였을 때
Çünkü 1950'lerin ortasında, ben daha küçük bir çocukken,בגלל שבאמצע שנות ה- 50, כשהייתי ילדה קטנה,
Çünkü 1950'lerin ortasında, ben daha küçük bir çocukken,لأنه في منتصف الخمسينيات ، وعندما كنت طفلةً صغيرة ،
Çünkü 1950'lerin ortasında, ben daha küçük bir çocukken,私はまだ小さな子供でした ソ連は大胆にもスプートニクという
Çünkü durmadan yer değiştiren, donmuş deniz buzuyla çevrili bir okyanusun ortasındadır.Ale nie da się długo stać na biegunie, bo znajduje się na środku oceanu pokrytego ruchomym lodem.
Çünkü durmadan yer değiştiren, donmuş deniz buzuyla çevrili bir okyanusun ortasındadır.왜냐하면 북극은 바다 한 가운데에 있고 얼어있는 바다 얼음은 계속 움직이기 때문이지요.
Çünkü durmadan yer değiştiren, donmuş deniz buzuyla çevrili bir okyanusun ortasındadır.מפני שהוא באמצע האוקיינוס, ומכוסה בקרח ים שזז ללא הפסק.
Çünkü durmadan yer değiştiren, donmuş deniz buzuyla çevrili bir okyanusun ortasındadır.لأنه يقع في نقطة وسط المحيط ومغطى بقطع جليدية من مياه البحر وهي دائمة التحرك والإنتقال.
Çünkü durmadan yer değiştiren, donmuş deniz buzuyla çevrili bir okyanusun ortasındadır.その上の海氷は常に動き続けるからです 万一 北極点で海に落ちると
Çünkü odakla doğrultmanın tam ortasında, ikisine de eşit uzaklıkta. . .ستكون هنا لأنه وبوضوح، هذه النقطة متساوية البعد؛ انها في منتصف الطريق بين هذه النقطة وهذا الخط
Çünkü odakla doğrultmanın tam ortasında, ikisine de eşit uzaklıkta. . .明らかに、焦点と準線から 等距離です。 他のポイントを見てみましょう。
Çünkü tam ortasındayken değişim çok ama çok kafa karıştırıcı görünüyor.Bởi vì quá trình chuyển giao này có vẻ rất khó đoán biết khi chúng ta đang ở ngay giữa của quá trình ấy.
Çünkü tam ortasındayken değişim çok ama çok kafa karıştırıcı görünüyor.Denn der Übergang scheint sehr, sehr verwirrend zu sein, wenn man sich mitten drin befindet.
Çünkü tam ortasındayken değişim çok ama çok kafa karıştırıcı görünüyor.왜냐하면 우리가 만약 이 중간에 있다면, 그 변혁의 시점은 정말 혼란스럽기 때문입니다.
Çünkü tam ortasındayken değişim çok ama çok kafa karıştırıcı görünüyor.La transición parece muy, muy confusa si estamos inmersos en ella.
Çünkü tam ortasındayken değişim çok ama çok kafa karıştırıcı görünüyor.Mert az átmenet nagyon-nagyon átláthatatlan, amikor éppen a közepén van az ember.
Çünkü tam ortasındayken değişim çok ama çok kafa karıştırıcı görünüyor.Parce que la transition semble très, très confuse quand on est en plein dedans.
Çünkü tam ortasındayken değişim çok ama çok kafa karıştırıcı görünüyor.Pentru ca tranzitia pare foarte derutanta cand suntem exact in mijlocul ei.
Çünkü tam ortasındayken değişim çok ama çok kafa karıştırıcı görünüyor.Perché la transizione sembra molto molto confusa quando ci siamo proprio nel mezzo.
Çünkü tam ortasındayken değişim çok ama çok kafa karıştırıcı görünüyor.Ponieważ, ta zmiana może być bardzo niejasna w czasie kiedy jesteśmy w jej trakcie.
Çünkü tam ortasındayken değişim çok ama çok kafa karıştırıcı görünüyor.Porque a transição parece muito, muito confusa quando estamos mesmo no meio dela.
Çünkü tam ortasındayken değişim çok ama çok kafa karıştırıcı görünüyor.Want de transitie is zeer verwarrend als je er middenin zit.
Çünkü tam ortasındayken değişim çok ama çok kafa karıştırıcı görünüyor.Γιατί η μετάβαση φαίνεται πολύ, πολύ μπερδεμένη όταν βρισκόμαστε στο επίκεντρό της.
Çünkü tam ortasındayken değişim çok ama çok kafa karıştırıcı görünüyor.Понеже промяната изглежда много, много объркваща, когато сме в средата й.
Çünkü tam ortasındayken değişim çok ama çok kafa karıştırıcı görünüyor.Потому что переходный период сбивает с толку, когда ты находишься в самом его центре.
Çünkü tam ortasındayken değişim çok ama çok kafa karıştırıcı görünüyor.משום שהמעבר נראה מאד, מאד מבלבל כאשר אנחנו מצויים באמצעיתו.
Çünkü tam ortasındayken değişim çok ama çok kafa karıştırıcı görünüyor.لأن الإنتقال يبدوا مربكا للغاية، عندما نكون في وسطه تماما.
Çünkü tam ortasındayken değişim çok ama çok kafa karıştırıcı görünüyor.理解が困難なものだからです 私が子供の頃
Dairedeki bütün perdeleri kapatmıştım, yani gün ortasında bile içerisi tamamen karanlıktı.Avevo chiuso tutte le tende, quindi anche in pieno giorno l'appartamento era quasi completamente buio.
Dairedeki bütün perdeleri kapatmıştım, yani gün ortasında bile içerisi tamamen karanlıktı.Ich hatte alle Vorhänge geschlossen, daher war es mitten am Tag fast vollkommen dunkel in der Wohnung.
Dairedeki bütün perdeleri kapatmıştım, yani gün ortasında bile içerisi tamamen karanlıktı.Jag hade dragit för alla gardiner i lägenheten, så mitt på dagen var lägenheten nästan totalt mörk.
Dairedeki bütün perdeleri kapatmıştım, yani gün ortasında bile içerisi tamamen karanlıktı.나는 아파트의 모든 커튼을 닫았다 그래서 한낮에도 아파트 안은 완벽한 어두움의 공간이었다.