ortalık ile cümle

ortalık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
İşte adamlarımızdan bazılarının ortalıkta dolaştığı küçük bir şehir.On voit ici une petite ville avec quelques-uns de ces bonshommes se balader dedans.
İşte adamlarımızdan bazılarının ortalıkta dolaştığı küçük bir şehir.Tässä on kaupunki, jossa kävelee joitakin luomiamme tyyppejä.
İşte adamlarımızdan bazılarının ortalıkta dolaştığı küçük bir şehir.Вот маленький город, по нему гуляют какие-то из наших ребят.
İşte adamlarımızdan bazılarının ortalıkta dolaştığı küçük bir şehir.И така, ето малък град с някои от нашите момчета, които се разхождат из него.
İşte adamlarımızdan bazılarının ortalıkta dolaştığı küçük bir şehir.Ось маленьке місто із кількома істотами, що розгулюють тут навколо.
İşte adamlarımızdan bazılarının ortalıkta dolaştığı küçük bir şehir.אז כאן יש עיר קטנה עם כמה מהחברים שלנו פשוט מסתובבים להם.
İşte adamlarımızdan bazılarının ortalıkta dolaştığı küçük bir şehir.هذه هي مدينة صغيرة مع بعض الرجال يتجولون فيها.
Iyice aramak gerekir. Ortalıkta, yüzeyde durmazlar.Bạn phải cất công tìm kiếm. chứ chúng không nằm trên bề mặt.
Kendi halkımdan birini cezalandırmak hoşuma gitmiyor, ama ortalıkta dolaşıp istediğini yapmana izin veremem.En halua ahdistella oman kansani jäsentä- -mutta et voi kulkea tekemässä, mitä haluat.
Kendi halkımdan birini cezalandırmak hoşuma gitmiyor, ama ortalıkta dolaşıp istediğini yapmana izin veremem.Jag avskyr att gå emot mitt eget folk- -men du kan inte dra runt och göra precis som du vill.
Kendi halkımdan birini cezalandırmak hoşuma gitmiyor, ama ortalıkta dolaşıp istediğini yapmana izin veremem.Jeg hader at gå imod mit eget folk, - - men du kan ikke gå rundt og gøre, hvad du har lyst til.
Kes sesini! Ahmağın teki ortalıkta aylaklık etmesin diye dönmeseydim bunlar olmazdı!Gdybym się nie wrócił, żeby sprawdzić, czy pewien pacan się nie zbłaźni, nie byłoby problemu!
Kes sesini! Ahmağın teki ortalıkta aylaklık etmesin diye dönmeseydim bunlar olmazdı!Jos en olisi tullut auttamaan, tätä ei olisi tapahtunut.
Kimse bir kimyacının ortalıkta dolaşıp diğerlerini dürtükleyip bildiklerini değiştirmesini istemez.어떤 분자생물학자도 화학자가 갑자기 와서 이것저것 들쑤시는걸 원치 않습니다.
Kimse bir kimyacının ortalıkta dolaşıp diğerlerini dürtükleyip bildiklerini değiştirmesini istemez.Niemand wil dat een chemicus zijn neus in zijn zaken komt steken en dingen komt veranderen.
Kimse bir kimyacının ortalıkta dolaşıp diğerlerini dürtükleyip bildiklerini değiştirmesini istemez.Niemand will, dass ein Chemiker daherkommt und in ihren Sachen herumstochert und alles verändert.
Kimse bir kimyacının ortalıkta dolaşıp diğerlerini dürtükleyip bildiklerini değiştirmesini istemez.Nikt nie lubi, gdy chemik przychodzi, myszkuje w cudzych badaniach i zmienia wszystko o 180 stopni.
Kimse bir kimyacının ortalıkta dolaşıp diğerlerini dürtükleyip bildiklerini değiştirmesini istemez.Nimeni nu vrea un chimist să vină și să răscolească prin lucrurile voastre și să schimbe tot.
Kimse bir kimyacının ortalıkta dolaşıp diğerlerini dürtükleyip bildiklerini değiştirmesini istemez.Personne ne veut qu'un chimiste vienne se mêler de ses affaires comme ça et changer les choses.
Kimse bir kimyacının ortalıkta dolaşıp diğerlerini dürtükleyip bildiklerini değiştirmesini istemez.Никой не иска някой химик да влиза, да им ръчка из работите и да променя разни неща.
Kimse bir kimyacının ortalıkta dolaşıp diğerlerini dürtükleyip bildiklerini değiştirmesini istemez.Никто не хочет, чтобы пришёл какой-то химик и стал указывать, что и как надо изменить.
Kimse bir kimyacının ortalıkta dolaşıp diğerlerini dürtükleyip bildiklerini değiştirmesini istemez.אף אחד לא רוצה שיבוא איזה כימאי ויחטט לו ככה בדברים ויעשה שינויים.
Kimse bir kimyacının ortalıkta dolaşıp diğerlerini dürtükleyip bildiklerini değiştirmesini istemez.لا أحد يريد من كيميائي أن يأتي ويحشر نفسه في أمورهم ويغير أشياء.
Kimse bir kimyacının ortalıkta dolaşıp diğerlerini dürtükleyip bildiklerini değiştirmesini istemez.引っ掻き回されたくなんてないんです でも権威に頼ってしまえば 常に -いや必ずしも
Muhtemelen ortalıkta aylak aylak dolanıyordur, üniversiteye de kabul edildi ya artık!Asi sa niekde fláka, lebo je už prijatá na univerzitu.
Muhtemelen ortalıkta aylak aylak dolanıyordur, üniversiteye de kabul edildi ya artık!Chị ấy có lẽ đang lười biếng Bây giờ chị ấy đã được nhận vào trường đại học!
Muhtemelen ortalıkta aylak aylak dolanıyordur, üniversiteye de kabul edildi ya artık!Dia mungkin saja bermalas-malasan sekarang karena sudah diterima di universitas.
Muhtemelen ortalıkta aylak aylak dolanıyordur, üniversiteye de kabul edildi ya artık!Elle se repose probablement ici et là maintenant qu'elle a été acceptée à l'université !
Muhtemelen ortalıkta aylak aylak dolanıyordur, üniversiteye de kabul edildi ya artık!Hon latar förmodligen sig nu i och med hon har blivit antagen i universitetet!
Muhtemelen ortalıkta aylak aylak dolanıyordur, üniversiteye de kabul edildi ya artık!Hun dovner sikkert rundt nu hvor hun er blevet accepteret af universitetet!
Muhtemelen ortalıkta aylak aylak dolanıyordur, üniversiteye de kabul edildi ya artık!Pewnie się gdzieś teraz włóczy kiedy ją już przyjęli na uniwersytet!
Muhtemelen ortalıkta aylak aylak dolanıyordur, üniversiteye de kabul edildi ya artık!Probabil ca pierde timpul prin prejur acum ca a fost acceptata la universitate!
Muhtemelen ortalıkta aylak aylak dolanıyordur, üniversiteye de kabul edildi ya artık!Probabilmente starà oziando ora che é stata accettata all'università!
Muhtemelen ortalıkta aylak aylak dolanıyordur, üniversiteye de kabul edildi ya artık!Sie rennt jetzt vermutlich herum, weil sie jetzt auf einer Uni aufgenommen wurde!
Muhtemelen ortalıkta aylak aylak dolanıyordur, üniversiteye de kabul edildi ya artık!Ze waarschijnlijk rond aan het luieren nu dat ze geaccepteerd is in de universiteit!
Muhtemelen ortalıkta aylak aylak dolanıyordur, üniversiteye de kabul edildi ya artık!Πιθανώς θα τεμπελιάζει τριγύρω τώρα που την πήραν στο πανεπιστήμιο!
Muhtemelen ortalıkta aylak aylak dolanıyordur, üniversiteye de kabul edildi ya artık!Сигурно се шляе наоколо, сега като знае, че е приета в университет.
Muhtemelen ortalıkta aylak aylak dolanıyordur, üniversiteye de kabul edildi ya artık!Теперь, когда её приняли в университет, она наверно мается ерундой!
Muhtemelen ortalıkta aylak aylak dolanıyordur, üniversiteye de kabul edildi ya artık!היא בטח מתבטלת כל היום בגלל שהיא כבר התקבלה לאוניברסיטה
Muhtemelen ortalıkta aylak aylak dolanıyordur, üniversiteye de kabul edildi ya artık!أنها ربما تتكاسل الأن هي قد قبلت في الجامعة !ـ
Muhtemelen ortalıkta aylak aylak dolanıyordur, üniversiteye de kabul edildi ya artık!あんた どこでそんな言葉 習ったの?!
Ne ? Ortalık yerde dalga geçmeyi kes. Bbong !Znów sobie żartujesz? bbong!
Ne ? Ortalık yerde dalga geçmeyi kes.Τι; Σταμάτα την κοροϊδία.
Ne ? Ortalık yerde dalga geçmeyi kes.מה? תפסיק לעשות שטויות
Ne ? Ortalık yerde dalga geçmeyi kes.ماذا؟ توقف المزح معي
Ne ? Ortalık yerde dalga geçmeyi kes.ポンッ!
Ne yapıyoruz? Ah, Grammy'mizle ortalıkta dolaşıyoruz.Chúng tôi đang làm gì à? oh, chỉ là đang vui vẻ với Grammy của chúng tôi.
Ne yapıyoruz? Ah, Grammy'mizle ortalıkta dolaşıyoruz. Ne ne.저희 지금 뭐하냐고요? 그냥 "그래미"랑 놀고 있어요~ '안뇽'
Ne yapıyoruz? Ah, Grammy'mizle ortalıkta dolaşıyoruz. Ne ne.Τι κάνουμε; Απλά αράζουμε με το Grammy μας.
Ne yapıyoruz? Ah, Grammy'mizle ortalıkta dolaşıyoruz. Ne ne.מה אנחנו עושים? אה, סתם מסתלבטים עם הגראמי שלנו. מה מה.
Ne yapıyoruz? Ah, Grammy'mizle ortalıkta dolaşıyoruz. Ne ne.ماذا نفعل؟ فقط نسترخي مع جائزتنا
Ne yapıyoruz? Ah, Grammy'mizle ortalıkta dolaşıyoruz. Ne ne.もうちょっと上手くできると思うんだけど...
Ne yazık ki, Briggs askerleri bir seri katilin ortalıkta dolaşmasına izin verecek kadar gevşek değil.Briggsin sotilaat eivät anna sarjamurhaajan kulkea vapaana.
Ne yazık ki, Briggs askerleri bir seri katilin ortalıkta dolaşmasına izin verecek kadar gevşek değil.Desværre er vi ikke så dovne her, at vi lader en seriemorder gå fri.
Ne yazık ki, Briggs askerleri bir seri katilin ortalıkta dolaşmasına izin verecek kadar gevşek değil.Lo siento, pero los soldados de Briggs nunca dejarían a un asesino en serie suelto.
Ne yazık ki, Briggs askerleri bir seri katilin ortalıkta dolaşmasına izin verecek kadar gevşek değil.Na twoje nieszczęście my w Briggs nie pobłażamy seryjnemu zabójcy, którego ktoś wypuścił.
Ne yazık ki, Briggs askerleri bir seri katilin ortalıkta dolaşmasına izin verecek kadar gevşek değil.Purtroppo per te, i soldati di Briggs non sono così pigri da lasciare un serial killer a piede libero.
Ne yazık ki, Briggs askerleri bir seri katilin ortalıkta dolaşmasına izin verecek kadar gevşek değil.Tyvärr är vi i Briggs inte så lata att vi låter en seriemördare gå fri.
Ne yazık ki, Briggs askerleri bir seri katilin ortalıkta dolaşmasına izin verecek kadar gevşek değil.Δυστυχώς για εσένα, οι στρατιώτες του Μπριγκς δεν θα άφηναν ποτέ ένα δολοφόνο ελεύθερο.
Ne yazık ki, Briggs askerleri bir seri katilin ortalıkta dolaşmasına izin verecek kadar gevşek değil.К сожалению для тебя, солдаты Бриггса не такие рохли, чтобы оставить на свободе серийного убийцу.
İlgili Sayfalar