Belki de bu sadece bir Ortadoğu kültürüdür ve zaman içinde İslam ile karıştırılmıştır.Det kanske är en sed från mellanöstern som misstogs för en muslimsk.
Belki de bu sadece bir Ortadoğu kültürüdür ve zaman içinde İslam ile karıştırılmıştır.É talvez uma cultura do Médio Oriente que se confundiu com o Islão.
Belki de bu sadece bir Ortadoğu kültürüdür ve zaman içinde İslam ile karıştırılmıştır.Forse è una cultura mediorientale che si è confusa con l'Islam.
Belki de bu sadece bir Ortadoğu kültürüdür ve zaman içinde İslam ile karıştırılmıştır.아마도 그건 중동의 문화가 이슬람교 문화처럼 혼동된 경우일 겁니다.
Belki de bu sadece bir Ortadoğu kültürüdür ve zaman içinde İslam ile karıştırılmıştır.Lehetséges, hogy ez csak a közel-keleti kultúra, ami elkeveredett az iszlámmal.
Belki de bu sadece bir Ortadoğu kültürüdür ve zaman içinde İslam ile karıştırılmıştır.Może to jest kultura Bliskiego Wschodu zmieszana razem z islamem.
Belki de bu sadece bir Ortadoğu kültürüdür ve zaman içinde İslam ile karıştırılmıştır.Možná je to blízkovýchodní kultura, která se pomíchala s islámem. Třeba taková ženská obřízka.
Belki de bu sadece bir Ortadoğu kültürüdür ve zaman içinde İslam ile karıştırılmıştır.Možno, že je to kultúra Stredného východu, ktorá sa začala zamieňať s islamom.
Belki de bu sadece bir Ortadoğu kültürüdür ve zaman içinde İslam ile karıştırılmıştır.Mungkin ini adalah kebudayaan Timur Tengah yang dicampuradukkan dengan Islam.
Belki de bu sadece bir Ortadoğu kültürüdür ve zaman içinde İslam ile karıştırılmıştır.Peut-être est-ce une culture moyen-orientale qui a été confondue avec l'Islam.
Belki de bu sadece bir Ortadoğu kültürüdür ve zaman içinde İslam ile karıştırılmıştır.Poate e o cultură din Orientul Mijlociu care a ajuns să fie confundată cu Islamul.
Belki de bu sadece bir Ortadoğu kültürüdür ve zaman içinde İslam ile karıştırılmıştır.Quizá es una cultura de Oriente Medio que se confundió con el Islam.
Belki de bu sadece bir Ortadoğu kültürüdür ve zaman içinde İslam ile karıştırılmıştır.Vielleicht ist es eine Kultur des Mittleren Ostens die mit dem Islam verworren wurde.
Belki de bu sadece bir Ortadoğu kültürüdür ve zaman içinde İslam ile karıştırılmıştır.Wie weet gaat het om een cultuur van het Midden-Oosten die verward werd met de islam.
Belki de bu sadece bir Ortadoğu kültürüdür ve zaman içinde İslam ile karıştırılmıştır.Μπορεί να είναι κάποια άλλη παράδοση από τη Μέση Ανατολή που να παρερμηνεύτηκε ως μία του Ισλάμ.
Belki de bu sadece bir Ortadoğu kültürüdür ve zaman içinde İslam ile karıştırılmıştır.Возможно, это культура Ближнего Востока, которую теперь путают с исламом.
Belki de bu sadece bir Ortadoğu kültürüdür ve zaman içinde İslam ile karıştırılmıştır.Може би това е култура от Близкия Изток, която се е объркала с исляма.
Belki de bu sadece bir Ortadoğu kültürüdür ve zaman içinde İslam ile karıştırılmıştır.Можливо, це культура Близького Сходу, яку переплутали з ісламом.
Belki de bu sadece bir Ortadoğu kültürüdür ve zaman içinde İslam ile karıştırılmıştır.אולי זו תרבות מזרח תיכונית שגורמת לאנשים לבלבל בינה ובין האיסלאם.
Belki de bu sadece bir Ortadoğu kültürüdür ve zaman içinde İslam ile karıştırılmıştır.ربما هي ثقافة الشرق الاوسط اختلطت مع الدين الاسلامي
Belki de bu sadece bir Ortadoğu kültürüdür ve zaman içinde İslam ile karıştırılmıştır."中東"の文化なのです。 女性割礼と呼ばれる風習があります。
Britanya Dışişleri Bakanlığı'nda Ortadoğu Barış Süreci birimini yönettim.Am condus secția pentru pace în Orientul Mijlociu din cadrul Ministerului Britanic de Afaceri Externe.
Britanya Dışişleri Bakanlığı'nda Ortadoğu Barış Süreci birimini yönettim.Chefiei a secção do Processo de Paz do Médio Oriente no Ministério dos Estrangeiros britânicos.
Britanya Dışişleri Bakanlığı'nda Ortadoğu Barış Süreci birimini yönettim.Dirigí el equipo del proceso de paz de medio oriente en el Ministerio de Relaciones Exteriores británico.
Britanya Dışişleri Bakanlığı'nda Ortadoğu Barış Süreci birimini yönettim.Én vezettem a közel-keleti békefolyamat szekcióját a Brit Külügyi Szolgálatnál.
Britanya Dışişleri Bakanlığı'nda Ortadoğu Barış Süreci birimini yönettim.Ho diretto la sezione per la pace in Medio Oriente presso il Ministero degli Esteri britannico.
Britanya Dışişleri Bakanlığı'nda Ortadoğu Barış Süreci birimini yönettim.Ich leitete die Abteilung für den Friedensprozess im Mittleren Osten im britischen Außenministerium.
Britanya Dışişleri Bakanlığı'nda Ortadoğu Barış Süreci birimini yönettim.Ik had de leiding over het vredesproces in het Midden-Oosten op het Britse ministerie van buitenlandse zaken.
Britanya Dışişleri Bakanlığı'nda Ortadoğu Barış Süreci birimini yönettim.Przewodziłem sekcji Procesu Pokojowego na Bliskim Wschodzie w brytyjskim MSZ.
Britanya Dışişleri Bakanlığı'nda Ortadoğu Barış Süreci birimini yönettim.Tôi chủ trì phiên hòa đàm Trung Đông tại Bộ Ngoại giao Anh.
Britanya Dışişleri Bakanlığı'nda Ortadoğu Barış Süreci birimini yönettim.Vedl jsem rezort mírových jednání britského ministerstva zahraničí na Středním východě.
Britanya Dışişleri Bakanlığı'nda Ortadoğu Barış Süreci birimini yönettim.Ηγήθηκα της Ειρηνευτικής Διαδικασίας για τη Μέση Ανατολή του βρετανικού Υπουργείο Εξωτερικών.
Britanya Dışişleri Bakanlığı'nda Ortadoğu Barış Süreci birimini yönettim.Оглавявах отдела за Близкоизточните мирни процеси в Британското външно министерство.
Britanya Dışişleri Bakanlığı'nda Ortadoğu Barış Süreci birimini yönettim.Я возглавлял отдел переговоров по мирному урегулированию на Ближнем Востоке в МИДе Великобритании.
Britanya Dışişleri Bakanlığı'nda Ortadoğu Barış Süreci birimini yönettim.Я завідував питанням мирного врегулювання на Середньому Сході у британському Міністерстві Закордонних Справ.
Bu deneyim, Ortadoğu'daki diğer Müslüman ulusların çok yakın zamana kadar sahip olmadığı birşeydi.Było to doświadczenie, które żadne inne muzułmańskie państwo na Bliskim Wschodzie nie miało, aż do niedawna.
Bu deneyim, Ortadoğu'daki diğer Müslüman ulusların çok yakın zamana kadar sahip olmadığı birşeydi.Das ist eine Erfahrung, die nicht jede muslimische Nation im Mittleren Osten bis vor kurzem hatte.
Bu deneyim, Ortadoğu'daki diğer Müslüman ulusların çok yakın zamana kadar sahip olmadığı birşeydi.Dat is een ervaring die andere moslimnaties in het Midden-Oosten nog niet hadden, tot nu toe.
Bu deneyim, Ortadoğu'daki diğer Müslüman ulusların çok yakın zamana kadar sahip olmadığı birşeydi.Det är en erfarenhet som inte alla muslimska nationer i Mellanöstern upplevt fram tills mycket nyligen.
Bu deneyim, Ortadoğu'daki diğer Müslüman ulusların çok yakın zamana kadar sahip olmadığı birşeydi.Đó là một kinh nghiệm mà không phải tất cả các nước Hồi giáo khác ở Trung Đông có cho tới gần đây.
Bu deneyim, Ortadoğu'daki diğer Müslüman ulusların çok yakın zamana kadar sahip olmadığı birşeydi.Esa es una experiencia que no todas las naciones musulmanas de Medio Oriente tuvieron hasta hace poco.
Bu deneyim, Ortadoğu'daki diğer Müslüman ulusların çok yakın zamana kadar sahip olmadığı birşeydi.Este o experiență pe care alte națiuni musulmane din Orientul Mijlociu nu au cunoscut-o decât recent.
Bu deneyim, Ortadoğu'daki diğer Müslüman ulusların çok yakın zamana kadar sahip olmadığı birşeydi.É uma experiência que nem todas as nações muçulmanas do Médio Oriente tiveram senão muito recentemente.
Bu deneyim, Ortadoğu'daki diğer Müslüman ulusların çok yakın zamana kadar sahip olmadığı birşeydi.E' un'esperienza che poche nazioni Musulmane in Medio Oriente hanno sperimentato se non molto recentemente.
Bu deneyim, Ortadoğu'daki diğer Müslüman ulusların çok yakın zamana kadar sahip olmadığı birşeydi.Ez olyan tapasztalat, amit mostanáig a Közel-Kelet nem minden országa szerzett meg.
Bu deneyim, Ortadoğu'daki diğer Müslüman ulusların çok yakın zamana kadar sahip olmadığı birşeydi.Itulah pengalaman yang tidak dialami negara Islam lainnya di Timur Tengah sampai belakangan ini.
Bu deneyim, Ortadoğu'daki diğer Müslüman ulusların çok yakın zamana kadar sahip olmadığı birşeydi.Je to skúsenosť, ktorú nemal žiadny národ na Strednom východe ešte donedávna.
Bu deneyim, Ortadoğu'daki diğer Müslüman ulusların çok yakın zamana kadar sahip olmadığı birşeydi.To je zkušenost, kterou ostatní muslimské národy nezažily až do této doby.
Bu deneyim, Ortadoğu'daki diğer Müslüman ulusların çok yakın zamana kadar sahip olmadığı birşeydi.Είναι μία εμπειρία που κανένα άλλο μουσουλμανικό κράτος στη Μέση Ανατολή δεν είχε μέχρι πρόσφατα.
Bu deneyim, Ortadoğu'daki diğer Müslüman ulusların çok yakın zamana kadar sahip olmadığı birşeydi.Това е опит, който не всяка друга мюсюлманска нация в Близкия Изток е имала до съвсем скоро.
Bu deneyim, Ortadoğu'daki diğer Müslüman ulusların çok yakın zamana kadar sahip olmadığı birşeydi.Цей досвід був не в кожного мусульманського народу на Близькому Сході, але нещодавно все змінилось.
Bu deneyim, Ortadoğu'daki diğer Müslüman ulusların çok yakın zamana kadar sahip olmadığı birşeydi.Это опыт, который не каждая мусульманская нация Ближнего Востока смогла испытать до недавнего времени.
Bunlar da, Ortadoğu'nun Ortaçağ dönemi gelenekleridir.Acestea erau tradiții ale Orientului Mijlociu- tradiții medievale.
Bunlar da, Ortadoğu'nun Ortaçağ dönemi gelenekleridir.Boli to tradície Stredného Východu - stredoveké tradície.
Bunlar da, Ortadoğu'nun Ortaçağ dönemi gelenekleridir.Byly to především blízkovýchodní tradice -- středověké tradice.
Bunlar da, Ortadoğu'nun Ortaçağ dönemi gelenekleridir.Có rất nhiều văn hóa truyền thống ở vùng Trung Đông -- văn hóa Trung Cổ.
Bunlar da, Ortadoğu'nun Ortaçağ dönemi gelenekleridir.Dan itu adalah tradisi Timur Tengah -- tradisi Abad Pertengahan.
Bunlar da, Ortadoğu'nun Ortaçağ dönemi gelenekleridir.Dit waren tradities van het Midden-Oosten -- middeleeuwse tradities.
Bunlar da, Ortadoğu'nun Ortaçağ dönemi gelenekleridir.Ed erano tradizioni medievali del Medio Oriente.
Bunlar da, Ortadoğu'nun Ortaçağ dönemi gelenekleridir.Eran tradiciones de Oriente Medio, tradiciones medievales.