ortadan kaldırmak ile cümle

ortadan kaldırmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
17
HARF
6
HECE
12
ORT. KELİME
Sosyalist lider Pieter Jelles Troelstra, mevcut hükümeti ve monarşiyi ortadan kaldırmak istiyordu.Le leader socialiste Pieter Jelles Troelstra (nl) tente de renverser le gouvernement et la reine.
Bu nedenle asıl amaç baş dönmesini ortadan kaldırmak haline dönmektedir.Elle finit par percevoir le véritable motif de son recrutement.
O dönemin standartlarına göre çok büyük bir orduydu ve amacı kuzeyde Bulgar tehdidini ortadan kaldırmaktı.Este fue un enorme ejército​ y su objetivo era la eliminación definitiva de la amenaza búlgara desde el norte.
Halkın aldatıcı mutluluğunu olarak dini ortadan kaldırmak, halkın gerçek mutluluğunu istemek anlamına geliyor.La abolición de la religión como felicidad ilusoria del pueblo es la demanda de su felicidad real.
Sosyalist lider Pieter Jelles Troelstra, mevcut hükümeti ve monarşiyi ortadan kaldırmak istiyordu.Un líder socialista holandés llamado Troelstra trató de derribar el gobierno y la monarquía.
Scarecrow, Gotham Şehrine geri dönüp, Batman’i ortadan kaldırmak için düşmanları ile güçlerini birleştirecek.Bartman vuela por Gotham City peleando con sus enemigos y estableciendo la justicia.
Amaçları onu avatar halindeyken yok etmek ve dünyadaki tüm liderleri ortadan kaldırmaktır.Su objetivo es hacerse con el dominio del mundo y matar a todos los Drifters.
Bu sebeple OAuth Core protokolü bu sorunu ortadan kaldırmak üzere görevlendiriliyor.Entonces Tonio da con la clave para detener este desastre.
Deneyler bu çürütmeleri ortadan kaldırmak için devam etmektedir.Ma l'esperimento porta alla loro completa distruzione.
Bu taarruzun amacı, Belgorod girintisindeki tüm savunma hattını ortadan kaldırmaktı.Надобность, в которой отпала со строительством Белгородской оборонительной черты.
Amaç düşmanı yok edip ortadan kaldırmak değil, ona karşı savunarak onu kazanmanın yolunu keşfetmektir.Не бояться врага, а искать и уничтожать его.
Mathematica yoğun hesaplamalar gerektiren işlemler için zaman kayıbını ortadan kaldırmaktadır.Mathematica допускает отложенные вычисления.
Bu sebeple OAuth Core protokolü bu sorunu ortadan kaldırmak üzere görevlendiriliyor.На Броссе, естественно, падала обязанность заполнить этот пробел.
Oligarşiler ayrıca toplumun dörde ayrılan yapısını ortadan kaldırmak için çaba göstermiştir.Os oligarcas também tentaram abolir as quatro divisões da sociedade.
Halkın aldatıcı mutluluğunu olarak dini ortadan kaldırmak, halkın gerçek mutluluğunu istemek anlamına geliyor.A abolição da religião enquanto felicidade ilusória dos homens é a exigência da sua felicidade real.
Bu problemi ortadan kaldırmak ancak söz konusu sorgulara özgü bazı önlemler alarak mümkündür.No entanto, a capacidade de resolver dificuldades na prática é também uma responsabilidade primária.
Bu nedenle asıl amaç baş dönmesini ortadan kaldırmak haline dönmektedir.Dit wil dus zeggen dat het draaipunt zich verplaatst weg van het zwaartepunt.
II. Mahmut Mısır valisini ortadan kaldırmak ve kaybettiği toprakları geri almak istiyordu.Mahmud II bez powodzenia próbował odzyskać ziemie utracone na rzecz władcy Egiptu.
Bu nedenle asıl amaç baş dönmesini ortadan kaldırmak haline dönmektedir.Powstaje wtedy wrażenie, że obaliliśmy główny argument.
Bu nedenle asıl amaç baş dönmesini ortadan kaldırmak haline dönmektedir.Det är dags att gå tillbaka till detta grundläggande budskap.
Bu timin amacı, saldırının arkasındaki güçleri tespit etmek ve ortadan kaldırmaktır.Незабаром було ухвалено рішення призначити Сердара командиром секретної групи.
Hint hükümeti 1990'lı yıllardan beri çocuk emeğini ortadan kaldırmak için çeşitli programlar uyguladı.Od devadesátých let 20. století vláda zavedla řadu programů na odstranění dětské práce.
Amaç düşmanı yok edip ortadan kaldırmak değil, ona karşı savunarak onu kazanmanın yolunu keşfetmektir.Datoria unui amiral nu este să atragă înfrângerea ci să câștige victoria.
Bu problemi ortadan kaldırmak ancak söz konusu sorgulara özgü bazı önlemler alarak mümkündür.Noțiunea însăși permite totuși restrângerea problemei la unele teme comune.
İnanışa göre bu taş, yerçekimini ortadan kaldırmaktadır.A vegetáció ezáltal függ a területet borító kőzettől.
Halkın aldatıcı mutluluğunu olarak dini ortadan kaldırmak, halkın gerçek mutluluğunu istemek anlamına geliyor.Uskonnon kumoaminen kansan näennäisenä onnena merkitsee kansan todellisen onnen vaatimista.
Bu töre, aileler arasındaki kan davalarını ortadan kaldırmak için de bir yöntem olarak kullanılmaktadır.Yksi esimerkki prosessista on veren jakaminen vampyyrilepakoiden kesken.
Halkın aldatıcı mutluluğunu olarak dini ortadan kaldırmak, halkın gerçek mutluluğunu istemek anlamına geliyor.Η κατάργηση της θρησκείας ως απατηλής ευτυχίας του λαού σημαίνει αξίωση της πραγματικής του ευτυχίας.
Bu durumu ortadan kaldırmak De Gaulle'ün ana amaçlarından biri olmuştur.Denne svækkelse havde nok været et af Napoleons mål.
Günümüzde tatbik edilen tedavilerin temel amacı, habis hücreleri ortadan kaldırmaktır.Tujuan utama dari bedah terapi kanker mulut adalah untuk menghapus setiap jaringan yang terkena.
Bu ısıyı ortadan kaldırmak için soğutucu kullanımı gereklidir.Pendinginan dibutuhkan untuk mencegah pemanasan berlebihan.
Hiç temkinli davranmadı, yanıltıcı olanakları ortadan kaldırmak istemesine rağmen.Nhiều khi họ tỏ thái độ bất bình, bị Đắc Tuyên tìm cơ hội trừ khử.
Bu durumu ortadan kaldırmak De Gaulle'ün ana amaçlarından biri olmuştur.彼女を取り戻すことがジョジョの目的の一つでもあった。
Genelde taraflar arasındaki finansal riskleri ortadan kaldırmak için tasarlanmıştır.보통 계산 대상 사이의 빼기표로 표시한다.
Halkın aldatıcı mutluluğunu olarak dini ortadan kaldırmak, halkın gerçek mutluluğunu istemek anlamına geliyor.ביטול הדת בתור אשליית האושר של העם הוא הדרישה לאושרם האמיתי.
İşçinin gereksiz hareketlerini ortadan kaldırmak.על ידי כך נמנעות התנהגויות נסיגה של העובדים.
Bu nedenle asıl amaç baş dönmesini ortadan kaldırmak haline dönmektedir.כתוצאה מכך, הורגש הצורך להתחיל בתהליך התחדשות.
İşçi devletinde ise devletleştirme, sömürüyü ve sömürücü sınıfları ortadan kaldırmak amacıyla yapılır.В социалистическото общество комунизмът се стреми към премахване на класовото потисничество и експлоатация.
Proletarya, sınıf olarak kendi varlığını da ortadan kaldırmakta bulur gerçek çıkarlarını.Proletarijat može samo u borbi i činu razviti svoju klasnu svijest.
Oligarşiler ayrıca toplumun dörde ayrılan yapısını ortadan kaldırmak için çaba göstermiştir.Oligarchia sa tiež snažila ukončiť rozdelenie spoločnosti na štyri spoločenské triedy.
İşçi devletinde ise devletleştirme, sömürüyü ve sömürücü sınıfları ortadan kaldırmak amacıyla yapılır.Štát chce šetriť na vede, hrozí masové prepúšťanie .
Oligarşiler ayrıca toplumun dörde ayrılan yapısını ortadan kaldırmak için çaba göstermiştir.Oligarchai taip pat stengėsi panaikinti keturių skyrių visuomenę.
Bu yüzden Meksika 27. maddeyi ortadan kaldırmak için harekete geçti.Tarkime, norima ištraukti kubinę šaknį iš 27.
İşçinin gereksiz hareketlerini ortadan kaldırmak.Parandada töötute kvalifikatsiooni.
Günümüzde tatbik edilen tedavilerin temel amacı, habis hücreleri ortadan kaldırmaktır.Tegemist on haiguse remissiooni soodustava raviga, eesmärgiks on olemasolevate vähirakkude hävitamine.
1967 de, WHO (Dünya Sağlık Örgütü) hastalığı ortadan kaldırmak için ciddi bir girişim yaptı.1967 begann die WHO ein unfassbares Programm, eine Kranheit auszurotten.
1967 de, WHO (Dünya Sağlık Örgütü) hastalığı ortadan kaldırmak için ciddi bir girişim yaptı.1967년 세계보건기구가 매우 대단한 프로그램을 시작했는데 질병 퇴치를 목표로 하고 있었습니다.
1967 de, WHO (Dünya Sağlık Örgütü) hastalığı ortadan kaldırmak için ciddi bir girişim yaptı.Em 1967, a OMS entrou num programa ambicioso para erradicar uma doença.
1967 de, WHO (Dünya Sağlık Örgütü) hastalığı ortadan kaldırmak için ciddi bir girişim yaptı.En 1967 la OMS se embarcó en lo que era un impresionante programa para erradicar una enfermedad.
1967 de, WHO (Dünya Sağlık Örgütü) hastalığı ortadan kaldırmak için ciddi bir girişim yaptı.En 1967, l'OMS s'est engagée dans un programme exorbitant pour éradiquer une maladie.
1967 de, WHO (Dünya Sağlık Örgütü) hastalığı ortadan kaldırmak için ciddi bir girişim yaptı.In 1967 begon de WHO met een gedurfd programma om de ziekte uit te roeien.
1967 de, WHO (Dünya Sağlık Örgütü) hastalığı ortadan kaldırmak için ciddi bir girişim yaptı.În 1967, OMS s-a angajat într-un program nemaiîntâlnit de a eradica o boală.
1967 de, WHO (Dünya Sağlık Örgütü) hastalığı ortadan kaldırmak için ciddi bir girişim yaptı.Nel 1967, l'OMS si è imbarcato in quello che era un programma fuori dal mondo debellare una malattia.
1967 de, WHO (Dünya Sağlık Örgütü) hastalığı ortadan kaldırmak için ciddi bir girişim yaptı.W 1967 r., WHO rozpoczęła szokujący program zwalczenia choroby.
1967 de, WHO (Dünya Sağlık Örgütü) hastalığı ortadan kaldırmak için ciddi bir girişim yaptı.В 1967-м ВОЗ дала старт невероятной программе по искоренению этой болезни.
1967 de, WHO (Dünya Sağlık Örgütü) hastalığı ortadan kaldırmak için ciddi bir girişim yaptı.През 1967, Световната здравна организация предприе масивна програма за изтръгването на болестта.
1967 de, WHO (Dünya Sağlık Örgütü) hastalığı ortadan kaldırmak için ciddi bir girişim yaptı.ב1967, ארגון הבריאות העולמי פתח בתכנית מדהימה כדי להכחיד את המחלה.
1967 de, WHO (Dünya Sağlık Örgütü) hastalığı ortadan kaldırmak için ciddi bir girişim yaptı.عام 1967، شرعت منظمة الصحة العالمية في ما كان برنامج عظيم للقضاء على المرض.
1967 de, WHO (Dünya Sağlık Örgütü) hastalığı ortadan kaldırmak için ciddi bir girişim yaptı.とてつもない計画に着手しました この年には34か国に天然痘患者がいました
Başkâhinlerle din bilginleri İsayı ortadan kaldırmak için bir yol arıyor, ama halktan korkuyorlardı.A najvyšší kňazi a zákonníci hľadali spôsob, ako by ho zabili, lebo sa báli ľudu.

İlgili Sayfalar