Ana içeriğe geç
Sözlük

ortada ile cümle

ortada kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
6
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Okul idaremiz o okul kuralını ortadan kaldırmaya karar verdi.Our school administration decided to do away with that school rule.
Toplantıda kullandığımız bütün kağıtları ortadan kaldırmam istendi.I was asked to put away all the papers we used at the meeting.
Irk ayrımını ortadan kaldırmaya yönelik çabalarımıza devam edeceğiz.We shall continue our efforts to eradicate racial discrimination.
Savaşı nasıl ortadan kaldıracağız ?How can we abolish war?
Böylesine kötü bir geleneği ortadan kaldırmalıyız.We have to do away with such a bad custom.
Kağıdı ortadan katla.Fold the paper in the middle.
Böyle bir geleneği ortadan kaldırmalıyız.We must do away with such a custom.
Biz böyle kötü gelenekleri ortadan kaldırmalıyız.We must do away with such bad customs.
Tüm ayrımcılığı ortadan kaldırmak için her türlü çabayı sarf etmeliyiz.We must make every effort to do away with all discrimination.
Hatta bu sözler bir gün ortadan kaybolacaktır.Even these words will someday disappear.
Bu gelenek ortadan kaldırılmalıdır.This custom should be done away with.
Bu tabloyu ortadan kaldır.Take this table away.
O, apaçık ortadadır.It's self-evident.
Bir anda ortadan yok oldu.He disappeared in an instant.
Cüzdanını ortadan kaldır.Put away your wallet.
Ben tüm kitapları ortadan kaldırdım.I disposed of all the books.
Liderler, ekonomik büyümenin önündeki engelleri ortadan kaldırmaya çalışıyorlar.Leaders are trying to do away with impediments to economic growth.
Birçok eski gelenekler yavaş yavaş ortadan kayboluyorlar.Many old customs are gradually dying out.
Çok sayıda eski gelenek yavaş yavaş ortadan kalkıyor.Many old customs are gradually dying out.
Masum olduğu hepimiz için ortadaydı.It was evident to all of us that he was innocent.
O, karışıklıktan yararlanarak ortadan kayboldu.He disappeared, taking advantage of the confusion.
O, sınıf ayrımlarının ortadan kaldırılmasını savundu.He advocated abolishing class distinctions.
Annesi kızına bu oyuncakları ortadan kaldırmasını söyledi.The mother told her daughter to put those toys away.
Biz şiddeti ortadan kaldırmalıyız.We must do away with violence.
Uyuşturucu trafiğini, kök ve dalları ortadan kaldırmalıyız.We must eradicate the drug traffic, root and branch.
Geri döndüğümde, çantam bir iz bırakmadan ortadan kaybolmuştu.When I got back, my bag had disappeared without a trace.
Apaçık ortadadır ki, insan davranışları çevre için radyasyondan daha tehlikelidir.It's evident that human behaviour is more dangerous for the environment than radiation.
Hatalı olduğun ortada.It's obvious that you're wrong.
Birçok ülke nükleer silahları ortadan kaldırmak için bir antlaşma imzaladı.Many countries have signed a treaty to eliminate nuclear weapons.
O, ortada yakalandı.He was caught in the middle.
Bir fincan kahve, baş ağrımı ortadan kaldırdı.A cup of coffee cleared up my headache.
Kuş gribi ortadan kaldırıldı mı?Is the bird flu eradicated?
Tom yanlış anlaşılmaları ortadan kaldırmak istedi.Tom wanted to set the record straight.
Tom bir iz bırakmadan ortadan kayboldu.Tom disappeared without leaving a trace.
Tüm galaksilerin aniden ortadan kaybolması alışılmadık değil.It's not unusual that entire galaxies disappear all of the sudden.
Ortada fol yok yumurta yok.Don't cry before you get hurt.
Günün birinde oğlan, iz bırakmadan ortadan kayboldu.Some day, the boy disappeared without a trace.
Bu gün gibi ortada.That's as plain as the nose on your face.
Tom ve Mary önceden buradaydılar ama şimdi ortadan yok oldular.Tom and Mary were here earlier, but now they've disappeared.
Yanlış anlaşılmaları ortadan kaldırmak için bir fırsat istiyorum.I'd like a chance to set the record straight.
Yanlış anlaşılmaları ortadan kaldırmak istiyorum.I want to set the record straight.
Tüm şüpheleri ortadan kaldırmaya çalıştım.I tried to remove all doubt.
O ne yapmak zorunda olduğunu görür görmez, ortadan kayboldu.As soon as he saw what he had to do, he ducked out.
Ortada ters giden bir şey var sanki.Something doesn't feel right.
Sorunlarını ortadan kaldırabilirim.I can make your problems go away.
Bu gazete altı yıl sonra ortadan kayboldu.That newspaper disappeared after six years.
Ben sadece ortadan kaybolmak istiyorum.I just want to disappear.
Ortadan kaybolmak istedim.I wanted to disappear.
Tom uyandığında Mary'nin ortadan kaybolduğunu anladı.When Tom woke up, he found that Mary had vanished.
Ona bir emanet verdim ve sonra o ortadan kayboldu.I gave him a deposit and then he disappeared.
Bu gelenek günümüzde ortadan kalkıyor.This custom is dying out nowadays.
Tom telefonunu ortadan kaldırdı.Tom put his phone away.
Bush diğer ülkeleri ortadan kaldırmak için askeri birlikleri göndermedi.Bush didn't send troops to annihilate other countries.
Ben, ortadakiyim.I'm the one in the middle.
Tom geçen ay ortadan kayboldu.Tom disappeared last month.
Zorla ortadan kaybolmak insanlığa karşı bir suçtur.Forced disappearance is a crime against humanity.
Bu sorunu nasıl ortadan kaldırırız?How do we make this problem go away?
Tom ortadan kaybolmuş görünüyor.Tom seems to have disappeared.
Sadece herhangi bir şüpheyi ortadan kaldırmak için, artık ailemle birlikte yaşıyorum.Just to remove any doubt, I no longer live with my parents.
Bütün kusurları ortadan kaldırdılar.They have eliminated all imperfections.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod