Leyla yolun ortasındaydı.Layla was in the middle of the road.
Leyla yolun ortasında duruyordu.Layla was standing in the middle of the road.
Tom yolun ortasında el fenerini sallıyordu.Tom was in the middle of the road, waving his flashlight.
Tom yolun ortasında duruyordu.Tom was standing in the middle of the road.
Leyla'nın mektupları onun ırkçılığının boyutlarını ortaya çıkardı.Layla's letters revealed the extent of her racism.
Gerçeğin ortaya çıkacağı neredeyse kesin.It's nearly certain that the truth will come out.
Sami, Leyla'nın fahişe olduğunu ortaya çıkardı.Sami found out that Layla was a prostitute.
Leyla'nın sorunları onlu yaşlarının ortasında başladı.Layla's problems began in her mid-teens.
Onlar ortaya çıkmadılar.They didn't show up.
Hava kirliliğinden kurtulmanın tek yolu hiçliğin ortasında yaşamaktır.The only way to escape air pollution is to live in the middle of nowhere.
Leyla üst orta sınıf bir semtte yaşıyordu.Layla lived in an upper-middle-class neighborhood.
Leyla orta sınıf bir mahallede büyüdü.Layla grew up in a middle-class neighborhood.
Leyla zehirli bir ortamda büyüdü.Layla grew up in a toxic environment.
Leyla'nın, anne ve babası ile hiçbir ortak yanı yoktu.Layla had nothing in common with her parents.
Leyla çok toksik bir ortamda yetiştirildi.Layla was raised in a very toxic environment.
Leyla çok zehirli bir ortamda yetiştirildi.Layla was raised in a very toxic environment.
Çölün ortasında kalan Leyla ölmeyi diledi.Stuck in the middle of the desert, Layla wished she would die.
Küçük bir kalabalık ortaya çıktı.A small crowd appeared.
Sami gecenin ortasında sohbet ediyordu.Sami was chatting in the middle of the night.
Sami'nin suç ortakları vardı.Sami had co-conspirators.
Sami'nin dört suç ortağı vardı.Sami had four co-conspirators.
Sami, Leyla'nın nerede çalıştığını ortaya çıkardı.Sami found out where Layla worked.
Sami yeni bir hayata başlamak için ortadan kayboldu.Sami disappeared to start a new life.
Mary'nin ortağı sakin bir kişidir.Mary's partner is a taciturn person.
Rüzgarların ortalama hızı sabit kaldı.The average speed of the winds remained constant.
O, orta yönetimde çalışıyor.She works in middle management.
Seyahat için zamanı ya da parası olmayanları ortadan kaldırmak için birleşelim.Let's unite to eliminate those with no time or money for travel.
Evet, bence bu İngilizce öğrenmek için iyi bir ortam.Yeah, I think it's a good environment for learning English.
Tek kelime bile etmeden ortadan kayboldu.He vanished without saying a word.
Her bilim adamı, bu olguyu açıklamak için kendi teorisini ortaya attı.Each scientist came up with his own theory to explain this phenomenon.
Biz iş ortaklarıyız.We're business partners.
Bunu yapmak üzereydim, ama bir şey ortaya çıktı ve bir şansım olmadı.I was about to do that, but something came up and I didn't have a chance to.
Tom'un ortalığı toplamasına yardımcı oldum.I helped Tom clean up the mess.
Tom ve Mary'nin ortak bir yönü var.Tom and Mary have something in common.
Tom otuzlu yaşlarının ortasındadır.Tom is in his mid thirties.
Benim bir ortağım yok.I don't have a partner.
Tom'un patenci ortağı Mary'dir.Tom's skating partner is Mary.
Ben ortadan kaybolmak istiyorum.I want to disappear.
Bu gece Tom'un ortaya çıkıp çıkmayacağını merak ediyorum.I wonder if Tom will show up tonight.
Sami, Ferit'in yeni ortağıydı.Sami was Farid's new associate.
Tom ve benim pek ortak noktamız yok.Tom and I don't have a lot in common.
Tom olayların ortaya çıkışı ile mutlu değildir.Tom isn't happy with the way things turned out.
Tom'un ve Mary'nin ortak hiçbir özelliği yok.Tom and Mary have absolutely nothing in common.
Tom gecenin ortasında Mary'yi aradı.Tom called Mary in the middle of the night.
Tom orta sınıf bir semtte yaşıyor.Tom lives in a middle-class neighborhood.
Tom'un Mary ile ortak bir yanı yoktu.Tom had nothing in common with Mary.
Tom 20 Ekim 2013'te ortadan kayboldu.Tom disappeared on October 20, 2013.
Tom ve senin çok ortak yönünüz var.Tom and you have a lot in common.
Tom nasıl bir ortak oldu?How did Tom get to be a partner?
Neden bu kıyafetler ortalıkta duruyor?Why are these clothes lying around?
Amerika'da ortam İslam aleyhtarı.In the US, the environment is hostile to Islam.
Tom'un henüz ortaya çıkıp çıkmadığını merak ediyorum.I wonder whether Tom has shown up yet or not.
Tom sık sık gecenin ortasında uyanıyor.Tom often wakes up in the middle of the night.
Tom odanın ortasındaki bir sandalyede hareketsiz oturdu.Tom sat motionless on a chair in the center of the room.
O artık on iki yaşındaydı ve ortaokul girmeye hazırdı.He was now twelve years old and ready to enter a junior high school.
Boston'da ortam nasıl?What is it like in Boston?
Gecenin ortasında birinin ıslık çaldığını duydun mu?Have you ever heard anyone whistle in the dead of the night?
Tom merdivenin ortasına kadar tırmandı ve sonra döndü ve bize baktı.Tom climbed halfway up the ladder and then turned and looked at us.
Tom lise öğrencisi değil. O bir ortaokul öğrencisi.Tom isn't a high school student. He's a junior high school student.
Tom'un ve benim beklediğimiz kişi ortaya çıkmadı.The person Tom and I were waiting for didn't turn up.