Bu gelenek günümüzde ortadan kalkıyor.This custom is dying out nowadays.
Tom'un sonunda ortaya çıkacağından eminim.I'm sure Tom will turn up eventually.
Ben gecenin ortasında uyandım.I woke up in the middle of the night.
Burada bir şeyin ortasındayım.I'm in the middle of something here.
Sana birçok ortak özelliğimiz olduğunu söyledim.I told you we had a lot in common.
Hiç ortak noktamız yok.We have nothing at all in common.
Ben bir şeyin ortasındayım.I'm in the middle of something.
Bir toplantının ortasındayım.I'm in the middle of a meeting.
Bir ortak aramıyorum.I'm not looking for a partner.
Tom bir anda ortaya çıktı.Tom appeared out of nowhere.
Tom apansız ortaya çıktı.Tom appeared out of nowhere.
Tom otuzlu yaşlarının ortalarında.Tom is in his mid-thirties.
Tom telefonunu ortadan kaldırdı.Tom put his phone away.
Sen iyi bir ortaksın.You're a good partner.
Senin yeni ortağınım.I'm your new partner.
Yeni ortağın benim.I'm your new partner.
Ben Tom'un ortağıydım.I was Tom's partner.
Ben Tom'un ortağıyım.I'm Tom's partner.
Bush diğer ülkeleri ortadan kaldırmak için askeri birlikleri göndermedi.Bush didn't send troops to annihilate other countries.
Bush Orta Asya petrolünü kontrol etmek için savaşmak istemiyor.Bush doesn't want to make wars in order to control Central Asian oil.
Ben, ortadakiyim.I'm the one in the middle.
Fransa'nın İtalya'yla ortak bir sınırı vardır.France has a common border with Italy.
Kuyu, bu meydanın ortasındadır.The well is in the middle of this plaza.
Ben ülkenin ortasında yaşıyorum.I live in the center of the country.
Senin ve benim çok ortak yönümüz olduğuna dair içimde bir his var.I have a feeling you and I have an awful lot in common.
Tom her şeyi odanın ortasına yığdı.Tom piled everything up in the center of the room.
Senin ve benim ortak çok şeyimiz olduğuna dair içimde bir his var.I have a feeling you and I have a lot in common.
Polis bir suç ortağın olduğunu bildiğini söylüyor.The police say they know you had an accomplice.
Tom ve Mary'nin ortak yönü olmalı.Tom and Mary must have something in common.
Tom ve Mary'nin ortak ne yönleri olduğunu merak ediyorum.I wonder what Tom and Mary have in common.
Onların hepsinin ortak neyi olduğunu merak ediyorum.I wonder what all of them have in common.
Tom ve Mary sadece ortalama öğrenciler.Tom and Mary are just average students.
Hepsinin ortak bir yönü var.They all have one thing in common.
Onların ortak neyi olduğunu merak ediyorum.I wonder what they have in common.
Tom ve ben iş ortaklarıydık.Tom and I were business partners.
Onların ortak bir yönü var.They have one thing in common.
Tom geçen ay ortadan kayboldu.Tom disappeared last month.
Çok fazla ortak noktamız var.We have so much in common.
Çok fazla ortak yanımız var.We have so much in common.
Ortak hiçbir noktamız yoktu.We had nothing in common.
Tom asla benim ortağım değildi.Tom was never my partner.
Tom ve ben ortağız.Tom and I are partners.
Ortalıklarda yoktun.You were never around.
Tom benim ortağımdı.Tom was my partner.
Zorla ortadan kaybolmak insanlığa karşı bir suçtur.Forced disappearance is a crime against humanity.
Artık çok geç. Sır ortaya çıktı.It's too late now. The cat's out of the bag.
Tom şimdi orta yaşta ve ciddi sağlık sorunları var.Tom is now middle age and has serious health problems.
Bu sorunu nasıl ortadan kaldırırız?How do we make this problem go away?
Filmin ortalarında çatışma çıkıyor ve şerif öldürülüyor.There's a big gunfight in the middle of the movie and the sheriff gets killed.
O, partinin ortasında geldi.He arrived in the middle of the party.
Bizim ortak başka bir şeyimiz var.We have something else in common.
Ortalama araba litre başına kaç kilometre gider?How many kilometers per liter does the average car get?
Biz ortaokul öğrencileriyiz.We're junior high school students.
Ortak çok şeyimiz olduğundan eminim.I'm sure we have a lot in common.
Tom ortadan kaybolmuş görünüyor.Tom seems to have disappeared.
Sabahleyin ortam akşamkinden daha aydınlıktır.Things are clearer in the morning than in the evening.
Sadece herhangi bir şüpheyi ortadan kaldırmak için, artık ailemle birlikte yaşıyorum.Just to remove any doubt, I no longer live with my parents.
Gemi okyanusun ortasında devrildi.The ship capsized in the middle of the ocean.
Gemi okyanusun ortasında alabora oldu.The ship capsized in the middle of the ocean.
Ben odanın ortasında duruyordum.I stood in the middle of the room.