Sonra modern insanlar Afrika'da bir yere göç ettiler, Afrika dışına, büyük ihtimalle Orta Doğu'ya gittiler.Apoi oamenii moderni au apărut undeva în Africa, au ieșit din Africa, probabil spre Orientul Mijlociu.
Sonra modern insanlar Afrika'da bir yere göç ettiler, Afrika dışına, büyük ihtimalle Orta Doğu'ya gittiler.Aztán a modern emberek előbukkantak valahol Afrikában, eljöttek Afrikából, feltehetően a Közel-Keletre.
Sonra modern insanlar Afrika'da bir yere göç ettiler, Afrika dışına, büyük ihtimalle Orta Doğu'ya gittiler.Der moderne Mensch entstand irgendwo in Afrika, verließ Afrika und gelangte wahrscheinlich in den Nahen Osten.
Sonra modern insanlar Afrika'da bir yere göç ettiler, Afrika dışına, büyük ihtimalle Orta Doğu'ya gittiler.Então surgiram os humanos modernos algures em África, saíram de África, provavelmente no Médio Oriente.
Sonra modern insanlar Afrika'da bir yere göç ettiler, Afrika dışına, büyük ihtimalle Orta Doğu'ya gittiler.Gli uomini moderni provengono da qualche zona dell'Africa, probabilmente dall'area centro-orientale.
Sonra modern insanlar Afrika'da bir yere göç ettiler, Afrika dışına, büyük ihtimalle Orta Doğu'ya gittiler.Lalu manusia modern muncul di suatu tempat di Afrika, keluar dari Afrika, dan mungkin di Timur Tengah.
Sonra modern insanlar Afrika'da bir yere göç ettiler, Afrika dışına, büyük ihtimalle Orta Doğu'ya gittiler.Pak se někde v Africe objevili moderní lidé a odešli z Afriky zřejmě na Střední východ.
Sonra modern insanlar Afrika'da bir yere göç ettiler, Afrika dışına, büyük ihtimalle Orta Doğu'ya gittiler.Potem współcześni ludzie pojawili się gdzieś w Afryce, wyszli z Afryki, prawdopodobnie na Bliski Wschód.
Sonra modern insanlar Afrika'da bir yere göç ettiler, Afrika dışına, büyük ihtimalle Orta Doğu'ya gittiler.Så dukkede de moderne mennesker op i Afrika, kom ud af Afrika, formodentligt i Mellemøsten.
Sonra modern insanlar Afrika'da bir yere göç ettiler, Afrika dışına, büyük ihtimalle Orta Doğu'ya gittiler.Sedan uppstod den moderna människan någonstans i Afrika, kom ut ur Afrika, troligen i Mellanöstern.
Sonra modern insanlar Afrika'da bir yere göç ettiler, Afrika dışına, büyük ihtimalle Orta Doğu'ya gittiler.Έπειτα οι σύγχρονοι άνθρωποι εμφανίστηκαν κάπου στην Αφρική, βγήκαν εκτός Αφρικής, ίσως στη Μέση Ανατολή.
Sonra modern insanlar Afrika'da bir yere göç ettiler, Afrika dışına, büyük ihtimalle Orta Doğu'ya gittiler.Потом современные люди появились где-то в Африке, вышли из Африки, по-видимому на Ближний Восток.
Sonra modern insanlar Afrika'da bir yere göç ettiler, Afrika dışına, büyük ihtimalle Orta Doğu'ya gittiler.След това съвременните хора са се появили някъде в Африка, и са мигрирали оттам, вероятно към Близкия изток.
Tıpkı Orta Doğu'da, Kuzey Afrika, Balkanlar ve Asya'da çok yaygın ve popüler olanCome i racconti di Nasreddin Hodja, che furono molto popolari in tutto il medioriente,
Tıpkı Orta Doğu'da, Kuzey Afrika, Balkanlar ve Asya'da çok yaygın ve popüler olanComme "Les contes de Nasreddin Hodja", qui étaient très populaires à travers le Moyen-Orient,
Tıpkı Orta Doğu'da, Kuzey Afrika, Balkanlar ve Asya'da çok yaygın ve popüler olanComo "The Tales of Nasreddin Hodja", el cual era muy popular en el Medio Oriente,
Tıpkı Orta Doğu'da, Kuzey Afrika, Balkanlar ve Asya'da çok yaygın ve popüler olanSeperti halnya pada "The Tales of Nasreddin Hodja," yang amat populer di seluruh Timur Tengah,
Tıpkı Orta Doğu'da, Kuzey Afrika, Balkanlar ve Asya'da çok yaygın ve popüler olanZoals "De verhalen van Nasreddin Hodja", die erg populair waren in heel het Midden-Oosten,
Tıpkı Orta Doğu'da, Kuzey Afrika, Balkanlar ve Asya'da çok yaygın ve popüler olanКак, например, "Истории Ходжи Насреддина", которые были очень известны по всему Среднему Востоку,
Tıpkı Orta Doğu'da, Kuzey Afrika, Balkanlar ve Asya'da çok yaygın ve popüler olanКато "Разказите за Настрадин Ходжа," които били много популярни из близкия изток,
Tıpkı Orta Doğu'da, Kuzey Afrika,중동 전지역과 북미, 발칸제국과
Tıpkı Orta Doğu'da, Kuzey Afrika,כמו "סיפורי ג'וחה",
Tıpkı Orta Doğu'da, Kuzey Afrika,مثل "حكايات نصر الدين خوجه," (جحا)
Tıpkı Orta Doğu'da, Kuzey Afrika,アジアで人気があったようなものです
Tufts Üniversitesi'nde lisans öğrencisi iken, bir gün bedava falafel dağıtıyorduk, Orta Doğu günü mü neydi.Khi còn ở Đại học Tufts, chúng tôi đã phát falafel miễn phí đó là món ăn Trung Đông hay đại loại.
Ve ben biliyordum ki tamamen farklı bir hikaye vuku buluyordu ailemin yaşadığı Orta Doğu'da.Iar eu știam că o cu totul altă poveste avea loc în Orientul Mijlociu, acolo unde erau părinții mei.
Ve ben biliyordum ki tamamen farklı bir hikaye vuku buluyordu ailemin yaşadığı Orta Doğu'da.저는 그곳에 완전히 다른 이야기가 있다는 것을 알고 있었습니다. 저의 부모님이 중동에 있었을 때 있었던 일 말이죠.
Ve ben biliyordum ki tamamen farklı bir hikaye vuku buluyordu ailemin yaşadığı Orta Doğu'da.Và tôi biết có một câu chuyện hoàn toàn khác đang diễn ra ở Trung Đông nơi cha mẹ tôi sống.
Ve ben biliyordum ki tamamen farklı bir hikaye vuku buluyordu ailemin yaşadığı Orta Doğu'da.וידעתי שיש סיפור אחר לגמרי שקרה במזרח התיכון היכן שהורי היו.
Ve ben biliyordum ki tamamen farklı bir hikaye vuku buluyordu ailemin yaşadığı Orta Doğu'da.وقد علمت أن هناك قصة أخرى كلياً كانت تجري في الشرق الأوسط مسقط رأس أجدادي.
Ve ben biliyordum ki tamamen farklı bir hikaye vuku buluyordu ailemin yaşadığı Orta Doğu'da.全く別のことが起きていました この事実を米国人は知りません
Ve bu durum, Başkan'ın tüm Orta Doğu'daki politikasına şüphe düşürüyor.ROMNEY: No, no.
Ve Orta Doğu'da filmi gösterdiğimde insanlar dedi ki -- onlar Josh'la tanışmak istedi.A když jsem promítala tento film na Středním východě, lidé se chtěli potkat s Joshem.
Ve Orta Doğu'da filmi gösterdiğimde insanlar dedi ki -- onlar Josh'la tanışmak istedi.E quando ho mostrato il film in Medio Oriente la gente ha detto -- la gente voleva incontrare Josh.
Ve Orta Doğu'da filmi gösterdiğimde insanlar dedi ki -- onlar Josh'la tanışmak istedi.I kiedy pokazałam film na Bliskim Wschodzie, ludzie chcieli poznać Josha.
Ve Orta Doğu'da filmi gösterdiğimde insanlar dedi ki -- onlar Josh'la tanışmak istedi.그리고 제가 중동에서 그 영화를 보여주었을 때 사람들은 말했죠 - 사람들은 Josh를 만나길 원한다고요.
Ve Orta Doğu'da filmi gösterdiğimde insanlar dedi ki -- onlar Josh'la tanışmak istedi.Puis, j'ai fait visionner ce film au Moyen Orient et les gens ont dit qu'ils souhaitaient rencontrer Josh.
Ve Orta Doğu'da filmi gösterdiğimde insanlar dedi ki -- onlar Josh'la tanışmak istedi.Și când am prezentat filmul în Orientul Mijlociu oamenii au spus... oamenii au vrut să îl cunoască pe Josh.
Ve Orta Doğu'da filmi gösterdiğimde insanlar dedi ki -- onlar Josh'la tanışmak istedi.Toen ik de film in het Midden-Oosten liet zien, wilden mensen Josh ontmoeten.
Ve Orta Doğu'da filmi gösterdiğimde insanlar dedi ki -- onlar Josh'la tanışmak istedi.Và khi tôi chiếu phim tại Trung Đông, mọi người muốn được gặp Josh.
Ve Orta Doğu'da filmi gösterdiğimde insanlar dedi ki -- onlar Josh'la tanışmak istedi.Y cuando mostré el film en el Medio Oriente la gente decía- la gente quería conocer a Josh.
Ve Orta Doğu'da filmi gösterdiğimde insanlar dedi ki -- onlar Josh'la tanışmak istedi.И когда я показала этот фильм на Ближнем Востоке, людям захотелось встретиться с Джошем.
Ve Orta Doğu'da filmi gösterdiğimde insanlar dedi ki -- onlar Josh'la tanışmak istedi.Когато показах филма в Близкия Изток хората искаха да се срещнат с Джош.
Ve Orta Doğu'da filmi gösterdiğimde insanlar dedi ki -- onlar Josh'la tanışmak istedi.וכשהראתי את הסרט במזרח התיכון אנשים אמרו -- אנשים רצו לפגוש את ג'וש.
Ve Orta Doğu'da filmi gösterdiğimde insanlar dedi ki -- onlar Josh'la tanışmak istedi.وحينما عرضت عليه الفيلم في الشرق الأوسط قال الناس -- أراد الناس لقاء جوش.
Ve Orta Doğu'da filmi gösterdiğimde insanlar dedi ki -- onlar Josh'la tanışmak istedi.ジョシュに会いたいと言われました 彼が米国人のイメージを変えました
Yani maalesef, bu tür saldırıların en yoğun yaşandığı yer Orta Doğu değil.Also unglücklicherweise liegt die größte Nummer von Zielen für solche Angriffe nicht im Mittleren Osten.
Yani maalesef, bu tür saldırıların en yoğun yaşandığı yer Orta Doğu değil.Deci din păcate, cel mai mare număr de ținte pentru asemenea atacuri nu sunt în Orientul de Mijloc.
Yani maalesef, bu tür saldırıların en yoğun yaşandığı yer Orta Doğu değil.Desafortunadamente, el mayor número de objetivos para tales ataques no está en Medio Oriente.
Yani maalesef, bu tür saldırıların en yoğun yaşandığı yer Orta Doğu değil.Donc malheureusement, le plus grand nombre de cibles pour de telles attaques n'est pas au Moyen-Orient.
Yani maalesef, bu tür saldırıların en yoğun yaşandığı yer Orta Doğu değil.그리고 불행한 사실은 그런 공격 대상의 대부분은 중동에 있지 않습니다.
Yani maalesef, bu tür saldırıların en yoğun yaşandığı yer Orta Doğu değil.Maar helaas bevindt het grootste aantal doelen voor dergelijke aanslagen zich niet in het Midden-Oosten.
Yani maalesef, bu tür saldırıların en yoğun yaşandığı yer Orta Doğu değil.Niestety, największa część celów ataków tego typu nie znajduje się na Bliskim Wschodzie.
Yani maalesef, bu tür saldırıların en yoğun yaşandığı yer Orta Doğu değil.Por isso, infelizmente, a maioria dos alvos de tais ataques não está no Médio Oriente.
Yani maalesef, bu tür saldırıların en yoğun yaşandığı yer Orta Doğu değil.Rất đáng tiếc là, phần lớn các mục tiêu cho những cuộc tấn công kiểu này không nằm ở khu vực Trung Đông.
Yani maalesef, bu tür saldırıların en yoğun yaşandığı yer Orta Doğu değil.Sajnos az ilyen támadások célpontjainak többsége nem a Közel-Keleten van.
Yani maalesef, bu tür saldırıların en yoğun yaşandığı yer Orta Doğu değil.Så olyckligtvis, ligger det största antalet mål för sådana attacker inte i mellanöstern.
Yani maalesef, bu tür saldırıların en yoğun yaşandığı yer Orta Doğu değil.Så uheldigvis det største antal af mål for disse angreb er ikke i Mellemøsten.
Yani maalesef, bu tür saldırıların en yoğun yaşandığı yer Orta Doğu değil.Sayangnya, kebanyakan sasaran untuk serangan seperti itu tidak berada di Timur Tengah.
Yani maalesef, bu tür saldırıların en yoğun yaşandığı yer Orta Doğu değil.Έτσι, δυστυχώς ο μεγαλύτερος αριθμός στόχων για τέτοιες επιθέσεις δεν είναι στη Μέση Ανατολή.