Tek yararlı cevaplar yeni soruları ortaya atandır.The only useful answers are those that raise new questions.
Onun yapacağını söylediğin gibi o ateş ederek ortaya çıktı.He came out shooting, same as you said he would.
Elbisen ortam için uygun değil.Your dress is unsuitable for the occasion.
Bu dönem notların ortalamanın oldukça altında.Your marks were well below average this term.
işiniz ortalamanın altında.Your work is below average.
Senin evinin ve benimkinin arasında orta noktada buluşalım.Let's meet halfway between your house and mine.
Sen ve ben iyi arkadaşlarız fakat çok az ortak yönümüz var.You and I are good friends, but we have little in common.
Bence para sevgisi hepimiz için ortak.I think the love of money is common to us all.
Şaşırtıcı şekilde, onun bir hırsız olduğu ortaya çıktı.Surprisingly enough, he turned out to be a thief.
Profesör Orta Doğu hakkında ders verdi.The professor gave a lecture on the Middle East.
Profesör, Orta Doğu üzerine bir ders verdi.The professor gave a lecture on the Middle East.
Ortak anlaşma imzalanır imzalanmaz, ithalat üzerindeki kısıtlamaları kaldırabiliriz.We can lift the restrictions on imports once the joint agreement is signed.
Sığır serbestleştirilmesinin kesin sonucu ortaya çıkmadan önce dört yıl olacak.It will be four years before the definite result of beef liberalization emerges.
Ambulans yoğun bir caddenin ortasında bozuldu.The ambulance broke down in the middle of the busy avenue.
İlk parlamentonun ne zaman ortaya çıktığını biliyor musun?Do you know when the first parliament came into being?
Duygularının ortaya çıkmasına izin verme.Don't let your feelings show.
Ortaklar kolay yoldan para kazanıyorlar.The stockholders are making money hand over fist.
Okul idaremiz o okul kuralını ortadan kaldırmaya karar verdi.Our school administration decided to do away with that school rule.
Benim okul notları ortalamaydı.My school grades were average.
Bir kural olarak, ikizlerin ortak çok şeyi var.As a rule, twins have a lot in common.
Toplantıda kullandığımız bütün kağıtları ortadan kaldırmam istendi.I was asked to put away all the papers we used at the meeting.
Irk ayrımını ortadan kaldırmaya yönelik çabalarımıza devam edeceğiz.We shall continue our efforts to eradicate racial discrimination.
Kazancımız ve giderimiz arasında orta yolu bulmalıyız.We should strike a balance between our expenditure and income.
Ortak bir sürü sempatimiz var.We have a lot of sympathies in common.
Bizim kamu liderleri yaratıcı ve sık sık yeni fikirler ortaya atarlar.Our public leaders are imaginative and often come up with new ideas.
Hanako'nun şaşırtıcı şekilde hoş bir insan olduğu ortaya çıktı.Hanako turned out to be a surprisingly nice person.
Yangına dikkatsiz bir sigara içicisinin sebep olduğu ortaya çıktı.It transpired that fire was caused by a careless smoker.
Müzik insanlık için ortak bir dildir.Music is a common speech for humanity.
Kirli çamaşırlarını ortaya dökme.Don't wash your dirty linen in public.
Istasyon şehrin ortasında.The station is the middle of the city.
İngilizce artık dünyadaki çeşitli ulusların ortak dili haline gelmiştir.English has now become the common language of several nations in the world.
Ortalıkta dolaşan söylentiler var.There are rumors in the air.
Yaşlı bir adam ortaya çıktı.An old man came along.
Sitede bir adam ortaya çıktı.A man appeared at the site.
Onlar New York'a taşındı, ancak onlar yeni ortamlarına kolaylıkla adapte oldu.They moved to New York, but adapted easily to their new surroundings.
Karanlıktan bir soyguncu ortaya çıktı.The robber emerged from the darkness.
Robert telefon konuşmasının ortasında kırılıp ayrıldı.Robert broke off in the middle of his phone call.
Rusya ikinci bir süper güç olarak ortaya çıkmıştı.Russia had emerged as a second superpower.
Develerin Orta Doğuda çok yararlı olduğunu söylemeye gerek yok.It goes without saying that camels are very useful in the Middle East.
Sonunda ortaokuldan mezun oldum.At last, I graduated from junior high school.
Ben ve ben iyi geçinmiyoruz. Bizim ortak yönümüz yok.Ben and I don't get along. We have nothing in common.
Otobüs caddenin ortasında aniden durdu.The bus stopped suddenly in the middle of the street.
Bıçaktaki parmak izleri onun suçunu ortaya çıkardı.The fingerprints on the knife attest to her guilt.
Ortaçağda İngilizler üzerinde en büyük etkisi olduğunu düşündüğünüz hangi fikirdir?Which idea do you think had the greatest influence on the English in the Middle Ages?
Tom ve benim ortak yanımız yok.Tom and I have nothing in common.
Tom ve Mike ortak arkadaşları sayesinde arkadaş oldular.Tom and Mike became acquainted through their mutual friends.
Tony ve annesi şehrin ortasında bir otobüse bindiler.Tony and his mother got on a bus in the middle of the town.
Savaşı nasıl ortadan kaldıracağız ?How can we abolish war?
Bu yanlış anlama nasıl ortaya çıktı?How did this misunderstanding ever arise?
Fakat hiç ortak bir yönümüz yok.But we don't have anything in common at all.
O, beklenin tersine ortaya çıkmadı.She didn't turn up after all.
Zamanında gelemediği ortaya çıktı.It fell out that he could not come in time.
Bugün Dow Jones ortalama iki puanlık artış ilan etti.The Dow Jones average posted a gain of two points today.
Böylesine kötü bir geleneği ortadan kaldırmalıyız.We have to do away with such a bad custom.
Onun gerçek olduğu ortaya çıktı.It turned out to be true.
O seçmenin, Mary Johnson'ın, Demokrat olduğu ortaya çıktı.That voter, Mary Johnson, turned out to be a Democrat.
Raporun yanlış olduğu ortaya çıktı.The report turned out to be false.
Sır yakında ortaya çıkacak.The secret will soon get out.
Veba o yıl ortaya çıktı.The plague occurred that year.
Günün güzel olduğu ortaya çıktı.The day turned out to be fine.