Birçok alan tropik yağmur ormanlarıyla kaplıdır ve yüksek miktardaki yağışlarla beslenen birkaç nehir vardır.ومعظم التضاريس تغطيها الغابات الاستوائية المطيرة وتتم تغذية العديد من الأنهار من خلال الأمطار الكثيفة.
İsmini ilçenin kuzeyinde bulunan Sarıçam ormanlarından almıştır.ومن ألقابها «تبوك الورد» و«بوابة الشمال».
1945 yılında Türkiye'deki tüm ormanlar devletleştirildi.في أقل من خمسين سنة كانت كل أراضي اليونان قد تم غزوها.
İlçe topraklarının %32,5'i ormanlarla kaplıdır.المنطقة جبلية عموما، وحوالي 51,32% من أراضيها مغطاة بالغابات.
Ormanların gençleştirilmesinde ağaçların kütükler oluşturularak kesilmesnin büyük önemi vardır.مناطق الغابات التي يُحرم فيها قطع الأشجار.
Karışık ormanlarda yaşarlar.وتعيش هذه النسانيس في الغابات المُختلطة.
Azerbaycan ormanları çeşitli sorunlarla karşı karşıyadır.تطورت الثقافة الأذربيجانية تحت تأثير عوامل عديدة.
Etrafında bol miktarda meşe ormanları vardır.وحولهما سهول شاسعة من النباتات اليابسة.
Hindistan ormanlarında en yaygın olan geyik türüdür.É o cervídeo mais comum nas florestas indianas.
Almanya'nın geneli, işlenebilir toprak (%33) ve Silvikültürler, ormanlar (%31) ile kaplanmıştır.A maior parte da Alemanha é coberta por terras aráveis (33%) ou florestas e bosques (31%).
Yüzyıllar boyu süren savaş ve hor görme, bu ormanların yok olmasına sebep oldu.Ao longo de séculos de guerras e de negligência, estas florestas foram destruídas.
Merkez ve güney Çin'de egemen olan subtropikal ormanlar, 146.000'e kadar flora türünü desteklemektedir.As florestas subtropicais que dominam a China central e sul, suportam uma espantosa flora de 146,000 espécies.
Topraklarının %57'si ormanlarla kaplıdır.57% de sua superfície é coberta por florestas.
Ormanların kesilmesi de başka bir tehdittir.A desflorestação também é uma ameaça.
Tropikal ormanlar.Há ainda florestas tropicais.
Çevresini mahallenin meşhur ormanları sarar.Chama atenção o belo jardim que a circunda.
Rusya, dünyanın ormanlarının beşte biri ile dünyanın en büyük orman ülkesidir.A Rússia tem mais de um quinto das florestas do mundo, o que faz com que seja o maior país florestal do mundo.
Çerkesler suya, ateşe, bitkilere, ormanlara, kayalara, gök gürültüsüne ve yıldırımlara tapmışlardır.Os mundos foram chamados de Alpeon (Terra), Inferos (Fogo), Aqueon (Água), Eris (Ar), e Luxian (Luz).
Jungle ve Yağmur Ormanları Arasındaki Fark Nedir?Qual a diferença entre ruas e avenidas?
Bunu yağmur ormanları ve gecekondu mahalleleri izler.É encontrando em florestas chuvosas e pantanosas.
Kutsal Kitap döneminde, Kudüs, badem, zeytin ve palmiye ağaçlarından oluşan ormanlarla çevrelenmişti.Nos tempos bíblicos, Jerusalém foi cercada por florestas de amêndoa, azeitona e pinheiros.
Ayrıca bahçe ve ormanlarda da görülür.Também é avistada em parques e jardins.
Amazon Ormanları'nda bir kelebeğin kanat çırpması, ABD'de fırtına kopmasına neden olabilir.À exemplo, o bater de asas de uma borboleta no Brasil pode provocar um furacão no Texas.
Arazi engebeli olup %65’i ormanlarla kaplıdır.Apesar de ser uma área altamente industrializada, possui também 65% de área florestal.
Bu ormanlar il yüzölçümünün % 55’ini kaplamaktadır.Os três lagos cobrem 55% da bacia.
Bu tür, 800-2500 metre yüksekliğe kadar subtropikal ormanlarda yaşarlar.A espécie vive em áreas de floresta subtropical em altitudes de 800 a 2500 metros acima do nível do mar.
Ormanlarda dolaşmayı sever.Gostava de passear pelos campos.
Pazaryeri ilçesi arazisinin büyük bir kısmı (%87) ormanlarla kaplıdır.Grande parte (79 ha) do seu território é coberto de floresta.
110 kilometrekare alan karışık ağaçlardan oluşur ve İngiltere'nin yaşayan antik ormanlarından biridir.Tem mais de 110 km² de floresta, uma das mais antigas da Inglaterra, e que avança para o País de Gales.
Ormanlara hakimdir.É a Sábia da Floresta.
Yaz gelince yemyeşil ormanlarla ve çiçeklerle bezenmektedir.No Verão, tende a alimentar-se de arbustos e flores.
Kuzey Kara Ormanların (Schwarzwald) içinde yer alır.Para leste situa-se a Floresta Negra (Schwarzwald).
Ormanlarda bulunur.Localizado em Mežciems.
Risk faktörleri arasında yoksulluk, beslenme bozukluğu, ormanların tahribi ve şehirleşme sayılabilir.Entre os fatores de risco estão a pobreza, a desnutrição, desmatamento e urbanização.
Doğu kıyısının en kuzey noktası tropik yağmur ormanları ile kaplı Cape York Yarımadası'dır.O ponto norte da costa leste é a tropical Península do Cabo York.
Köyden 200 veya 300 metre ne tarafa gidilirse gidilsin ormanlarla kaplıdır.No planalto, em altitude superior a 300 a 400 m, essa floresta faz divisa com os campos.
Bu ormanlar sarıçam ağaçlarından oluşmaktadır.Esta Orquídea cresce sobre árvores.
Kara Elfler (Drowlar) - Eski zamanlarda Elf ırkının bir kısmı Lanetli Ormanlardaki mağaralara kovulmuştur.Anjos, outrora parte da legião de Deus caíram em desgraça.
Göl çevresi ormanlarla kaplıdır.O lago é cercado por florestas de faias.
Asya altın kedisi ormanlarda yaşar.A maioria das espécies de calau asiáticas habita zonas de floresta densa.
Fazla ağaçlı ormanları ve sulak alanları sevmezler.Não gosta da noite, florestas escuras e acampar.
Bu düzlük otlaklardan ve ormanlardan meydana gelir ve Büyük Allen bataklığı da bu ovadadır.Esta fruta ocorre em cerrados e cerradões, ao longo de todo o bioma Cerrado.
Çiftliklerinden kaçmış köle çeteleri ormanlarda kaçak bir şekilde yaşarlardı.Os escravos que escapavam das plantações fugiam para as selvas, para viver com os indígenas.
Aynı şekilde yağmur ormanlarının korunmasına da yardım ediyordu.Isto também fornece proteção contra a chuva.
Havzanın 1700–1800 m rakımına kadar olan vadi yamaçları geniş ve iğne yapraklı ormanlarla kaplıdır.As encostas da montanha, até uma altura de 1700-1800 metros, estão cobertas por abetos e florestas de faias.
Genellikle ormanların, deniz seviyesinden 1400 metrenin üzerindeki bölgelerde bulunmuştur.Geralmente vivem em florestas perenes abaixo de 1.500 metros de altitude.
Türkiye Ormanları.Fóruns Regionais.
Çok nemli yağmur ormanlarından kaçınırlar.Het is een bewoner van regenwouden.
Kivi Deve Kuşu, Yeni Zelanda ormanlarında yaşarlar.Deze vogels leven in de bossen van Nieuw-Zeeland.
Aynı şekilde yağmur ormanlarının korunmasına da yardım ediyordu.Daarnaast zorgt het woud zelf ook voor regen.
Ormanlar ve çayırlar, tarım alanı açmak için yakılmaktadır.Bossen worden hier gekapt of verbrand om plaats te maken voor landbouwgrond.
Ormanlar önemli bir kereste kaynağıdır.Bossen zijn ook een belangrijke bron van energie.
Tropikal ormanlar.De tropische tuinen.
Doğal ormanlarla çevrilidir.Zij zijn omgeven door natuurgebieden.
Köyün güneyi, ormanlarla kaplıdır.Het zuiden van het grondgebied wordt bedekt door bossen.
Yağmur ormanlarında yoğunlaşmışlardır.Ze leven in dichte regenwouden.
Sık ormanlarda yaşar.De dieren leven vaak in de bossen.
İki dağın arasında, arkası ormanlarla kaplıdır.Zij is staande op een heuvel met twee bomen afgebeeld.
Ormanlar ya da korular ülkenin yaklaşık %50'sini kaplar.Bossen bedekken ongeveer 50% van het land.
Eyâletin aşağı yukarı üçte biri ormanlarla kaplıdır.Een andere oude verblijfplek was op de Drieburcht, nabij de Aa.