Burası Kongo'nun balta girmemiş ormanlarında bonobo şempanzelerinin dünyası.انه عالم " قردة البابون " في ادغال الكونغو
Burası Kongo'nun balta girmemiş ormanlarında bonobo şempanzelerinin dünyası.コンゴのジャングルです ボノボはチンパンジーとともに
Büyükannemin hakkında hikayeler anlattığı ormanlardan geçiyordum.Eu caminhava pelas florestas das histórias dos meus avós.
Büyükannemin hakkında hikayeler anlattığı ormanlardan geçiyordum.Ich spazierte durch die Wälder der Geschichten meiner Großmutter.
Büyükannemin hakkında hikayeler anlattığı ormanlardan geçiyordum.Ik wandelde door de bossen uit de verhalen van mijn grootmoeder.
Büyükannemin hakkında hikayeler anlattığı ormanlardan geçiyordum.Jag vandrade i skogen som min mormor berättat om.
Büyükannemin hakkında hikayeler anlattığı ormanlardan geçiyordum.Je marchais à travers les forêts des contes de ma grand-mère.
Büyükannemin hakkında hikayeler anlattığı ormanlardan geçiyordum.저는 제 할머니가 저한테 들려주시던 여러 이야기에 나오는 숲속을 걸으며 많은 시간을 보냈지요.
Büyükannemin hakkında hikayeler anlattığı ormanlardan geçiyordum.Mă plimbam prin pădurile din basmele bunicii mele.
Büyükannemin hakkında hikayeler anlattığı ormanlardan geçiyordum.Nagyanyám meséinek erdőiben sétáltam.
Büyükannemin hakkında hikayeler anlattığı ormanlardan geçiyordum.Passeggiavo nelle foreste dei racconti di mia nonna.
Büyükannemin hakkında hikayeler anlattığı ormanlardan geçiyordum.Prechádzala som sa morom príbehov mojej starej mamy.
Büyükannemin hakkında hikayeler anlattığı ormanlardan geçiyordum.Procházela jsem se lesy příběhů mojí babičky.
Büyükannemin hakkında hikayeler anlattığı ormanlardan geçiyordum.Saya berjalan melewati hutan dari dongeng nenek saya.
Büyükannemin hakkında hikayeler anlattığı ormanlardan geçiyordum.Szłam przez lasy z opowiadań mojej babci.
Büyükannemin hakkında hikayeler anlattığı ormanlardan geçiyordum.Tôi đang đi bộ qua những khu rừng trong những câu chuyện của bà tôi.
Büyükannemin hakkında hikayeler anlattığı ormanlardan geçiyordum.Yo caminaba por los bosques de los relatos de mi abuela.
Büyükannemin hakkında hikayeler anlattığı ormanlardan geçiyordum.Περπατούσα στα δάση των ιστοριών που μου έλεγε η γιαγιά μου.
Büyükannemin hakkında hikayeler anlattığı ormanlardan geçiyordum.Разхождах се през горите, за които баба ми ми беше разказвала.
Büyükannemin hakkında hikayeler anlattığı ormanlardan geçiyordum.Я гуляла лісом із казок моєї бабусі.
Büyükannemin hakkında hikayeler anlattığı ormanlardan geçiyordum.Я гуляла по лесам из рассказов моей бабушки.
Büyükannemin hakkında hikayeler anlattığı ormanlardan geçiyordum.ארץ הולדתי, פולין. הלכתי ביערות של סיפורי סבתי.
Büyükannemin hakkında hikayeler anlattığı ormanlardan geçiyordum.كنت اسير عبر الغابات الموجودة في حكايات جدتي.
Büyükannemin hakkında hikayeler anlattığı ormanlardan geçiyordum.我行過嫲嫲故仔入邊 唧森林。
Büyükannemin hakkında hikayeler anlattığı ormanlardan geçiyordum.森の中を歩いていました どこの土を踏んでもその下には墓があり
Çocukken, arazinin yarısından fazlası yağmur ormanlarıydı.Als Kind war mehr als der Hälfte Regenwald.
Çocukken, arazinin yarısından fazlası yağmur ormanlarıydı.Când eram copil, mai mult de 50% era pădure tropicală.
Çocukken, arazinin yarısından fazlası yağmur ormanlarıydı.Cuando era niño, más del 50 % era bosque tropical.
Çocukken, arazinin yarısından fazlası yağmur ormanlarıydı.Gdy byłem dzieckiem, ponad połowę tych terenów zajmowały tropikalne lasy.
Çocukken, arazinin yarısından fazlası yağmur ormanlarıydı.Gyerekkoromban, a terület több mint 50%-át esőerdő borította.
Çocukken, arazinin yarısından fazlası yağmur ormanlarıydı.Khi tôi còn nhò, mảnh đất này 50% là rừng nhiệt đới.
Çocukken, arazinin yarısından fazlası yağmur ormanlarıydı.제가 아이었을 때만해도 절반이 열대 우림이었지만,
Çocukken, arazinin yarısından fazlası yağmur ormanlarıydı.Quand j'étais enfant, plus de 50% était de la forêt tropicale.
Çocukken, arazinin yarısından fazlası yağmur ormanlarıydı.Quando era miúdo, mais de 50% era floresta tropical.
Çocukken, arazinin yarısından fazlası yağmur ormanlarıydı.Quando ero un bambino, per più del 50 per cento era foresta pluviale.
Çocukken, arazinin yarısından fazlası yağmur ormanlarıydı.Toen ik nog een kind was, bestond het voor meer dan 50% uit regenwoud.
Çocukken, arazinin yarısından fazlası yağmur ormanlarıydı.Za mého dětství to byl z padesáti procent deštný prales.
Çocukken, arazinin yarısından fazlası yağmur ormanlarıydı.Όταν ήμουν παιδί, το μεγαλύτερο μέρος ήταν τροπικό δάσος.
Çocukken, arazinin yarısından fazlası yağmur ormanlarıydı.В часи мого дитинства тропічні ліси займали 50 відсотків території.
Çocukken, arazinin yarısından fazlası yağmur ormanlarıydı.Когда я был ребёнком, земля более чем на 50% была покрыта дождевыми лесами.
Çocukken, arazinin yarısından fazlası yağmur ormanlarıydı.בילדותי, כ-50% משטחה היה יער גשם,
Çocukken, arazinin yarısından fazlası yağmur ormanlarıydı.عندما كنت طفلاً، كان أكثر من 50 بالمئة منها غابات مطرية
Çocukken, arazinin yarısından fazlası yağmur ormanlarıydı.土地を受け継いだ時は
Çocuklara, ormanları korumayı öğretmek için... ...okullar inşa etti.A construit şcoli pentru a-i învăţa pe copii să aibă grijă de pădure.
Çocuklara, ormanları korumayı öğretmek için... ...okullar inşa etti.Anh đã xây dựng trường học để dạy trẻ em biết chăm sóc rừng
Çocuklara, ormanları korumayı öğretmek için... ...okullar inşa etti.Buduje szkoły żeby uczyć dzieci troski o dżunglę.
Çocuklara, ormanları korumayı öğretmek için... ...okullar inşa etti.Er baute Schulen um den Kindern zu lehren den Wald zu pflegen.
Çocuklara, ormanları korumayı öğretmek için... ...okullar inşa etti.Ha contruído escuelas para enseñar a los niños a cuidar el bosque.
Çocuklara, ormanları korumayı öğretmek için... ...okullar inşa etti.Ha costruito scuole per insegnare ai bambini a curarsi della foresta.
Çocuklara, ormanları korumayı öğretmek için... ...okullar inşa etti.Hij heeft scholen gebouwd om kinderen te leren zorgen voor het bos.
Çocuklara, ormanları korumayı öğretmek için... ...okullar inşa etti.Il a construit des écoles pour apprendre aux enfants à prendre soin de la forêt.
Çocuklara, ormanları korumayı öğretmek için... ...okullar inşa etti.그는 학교를 세워 아이들에게 숲을 보호하는 것을 가르쳤습니다.
Çocuklara, ormanları korumayı öğretmek için... ...okullar inşa etti.Он строит школы, чтобы учить детей заботиться о лесе.
Çocuklara, ormanları korumayı öğretmek için... ...okullar inşa etti.Той построил училища, за да учи децата да се грижат за гората.
Çocuklara, ormanları korumayı öğretmek için... ...okullar inşa etti.הוא בנה בתי ספר כדי ללמד את הילדים לדאוג ליער.
Çocuklara, ormanları korumayı öğretmek için... ...okullar inşa etti.قام ببناء مدارس لكي يعلم الأطفال رعاية الغابة.
Çocuklara, ormanları korumayı öğretmek için... ...okullar inşa etti.森林を大事にするよう教えています 同時に彼は 森林再生を指揮し
Çok sık araziye çıkan bir ekibimiz var. Geçtiğimiz yıl 20 kez bakir ormanlarda dolandık durduk.Asiantuntijaryhmämme työskentelee myös kentällä -- viime vuonna kävimme 20 kertaa ikimetsässä.
Çok sık araziye çıkan bir ekibimiz var. Geçtiğimiz yıl 20 kez bakir ormanlarda dolandık durduk.Nasza załoga - w jej skład wchodzą eksperci - udała się w tym roku 20 razy do starych lasów.
Çok sık araziye çıkan bir ekibimiz var. Geçtiğimiz yıl 20 kez bakir ormanlarda dolandık durduk.Nhóm chúng tôi -- chúng tôi có một nhóm chuyên gia -- chúng tôi thám hiểm rừng già 20 lần vào năm ngoái.