orman ile cümle

orman kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
"Fikret Orman, "Ailemize hoş geldin"".Γη εύφορη με δάση, σαν της πατρίδας μας».
Torosların uzantısında bulunan bir orman mahallesidir.Προορισμός τους ήταν ένας πύργος στο κέντρο του δάσους.
Orman Fakültesi (2010).Κατάλογος βιβλιοθήκης (2010).
Uyandırıcı (Evoker): Uyandırıcılar orman konaklarının belirli odalarında tek seferde canlanırlar.Επισκέπτες: Μόνο προβολή νημάτων σε ορισμένα φόρουμ.
Thingol ise ormanda dolaşırken bülbül sesli Melian'ı görür ve ona aşık olur.Τότε τη βλέπει στο δάσος ο κυνηγός του Ρηγόπουλου και την ερωτεύεται.
Ancak yüzyıllar boyunca bu ormanlar çeşitli nedenlerle tahrip edilmiş ve giderek azalmıştır.Με το πέρασμα των αιώνων η επιφάνεια αυτή σταδιακά διαβρώθηκε και εξαφανίσθηκε.
Ormanda yaşar.Στο δάσος.
Kayalıkların altında kullanılmamış sahil ormanları da milli parkın sınırları içindedir.Οι Παλαιοζωικοί γρανιτικοί βράχοι βρίσκονται σε περιορισμένες περιοχές στα περίχωρα του Εθνικού Πάρκου.
Bitki örtüsü tüm karadenizde olduğu gibi ormandır.Οι όχθες του είναι δασώδεις σε όλο το μήκος του.
"Orman yangınları önleyebilen sadece sensin"Πρέπει να φύγουμε για να ριχτούν μόνο τα βιβλία στην πυρά».
Kaman ilçe sınırları içerisinde orman yoktur.Δεν υπάρχει εμπορικό αεροδρόμιο μέσα στα όρια του δήμου.
Katyn Ormanı Katliamı olarak da bilinir.Το πάρκο είναι επίσης γνωστό για το Μαγκρόβιο δάσος του.
Ormanların yok edilmesi en büyük sorundur.Η αποψίλωση των δασών την ωφέλησαν.
Orman doğal anıt olarak ilan edilmiş ve korunmaya alınmıştır.Έχει υποδειχθεί ως προστατευμένο φυσικό μνημείο.
Dağlık bölgelerde bulunan ormanlarda yaşar.Πηγάζει στις ορεινές δασώδεις περιοχές της Πσουν.
Köy ormanlık alanlarla çevrilidir.Το χωριό περιτριγυρίζεται από δασικές εκτάσεις.
Bu küçük ötücü kuş, çalılıklarla açık ormanlık bölgede bulunan bir türdür.Ένα μικρό ορφανό αγόρι που μεγαλώνει με τους γορίλες μέσα στη ζούγκλα.
İstanbul'daki bu baltalık ormanların bir bölümü günümüzde bozuk ormanlara dönüşmüştür.Τα δάση της Ισπανίας δυστυχώς σήμερα σπανίζουν.
Kuru zemin, ot araları, ormanın açık alanlarında koşarken görülebilir.Βαδίζεις σαν να ήσουν μέσα σε ένα δάσος.
Fransa'da Fontainebleau ormanında kış Bir prelüd ve odun kesen işçilerin ve karılarının korosu duyulur.Το δάσος του Φονταινεμπλώ τον χειμώνα Πρελούδιο και χορωδία ξυλοκόπων και των συζύγων τους ακούγεται.
Her iki takımın da kendine ait ormanı vardır.Και τα τρία σωμάτια έχουν σπιν μονάδα.
Eroğlu Hükûmeti'nde Tarım ve Orman Bakanı olarak görev almıştır.Διετέλεσε Υπουργός Γεωργίας και Δασών στην κυβέρνηση Έρογλου .
Ormanı yoktur.Skove findes ikke.
Kara Orman ve Baden 1. Fransız Ordusu tarafından işgal edildi.Schwarzwald og Baden blev løbet over ende af den 1. franske armé.
1984'te hükûmet, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hazırlanan Forest 2000 planını yayınladı.I 1984 offentliggjorde regeringen en Skovplan 2000, som land- og skovbrugsministeriet havde skabt.
Sayid kendi kampına dönmek üzere giderken ormanda Danielle'ın bahsettiği fısıltıları duyar.Da Sayid prøver at finde tilbage til lejren, hører han den hvisken, Danielle fortalte om.
Orman yangınları başlayabilir.De kan imidlertid også igangsætte skovbrande.
Jack çılgın gibi ormanda tökezleyerek babasının peşinden gider.Jack vandrer hvileløst rundt i junglen for at finde sin far.
Edegör ormanından çıkarılan ağaçlar, ticaret gemisi yapımında kullanılmıştır.De stammer, man hentede ud af denne skov, skulle bruges som skibsmaster.
Filmde tatil için Tennessee ormanındaki bir kulübeye giden 5 üniversite öğrencisinin yaşadıkları anlatılıyor.Fem universitetsstuderende venner skal tilbringe en weekend i en hytte i en skov i Tennessee.
Adalar yağmur ormanları ile kaplıdır.Øen er dækket af regnskov.
Pamuk Prenses, ormanda kaybolur ve yedi küçük cücenin eviyle karşılaşır.Snehvide flygter dog ud i skoven og møder 7 små dværge i en hytte.
Tarım ve Orman Bakanlığı'na bağlıdır.Lantmäteriverket hører under land- og skovbrugsministeriet.
Taş Harry'nin uyuşmuş parmakları arasından kayıp Yasak Orman'da kaldı.Harry taber stenen i Den Forbudte Skov.
Bunlardan daha çok ormandan kesilen ağaç kütüklerini taşımak için faydalanılır.Man brugte mere trækul hertil, end skovene kunne give.
İğne yapraklı tayga ormanları görülür.Udsigt over skovbevoksede skråninger.
Hogwarts'ın batısında bulunan geniş ve karanlık bir ormandır.Skoven er en stor mørk og meget tæt skov på Hogwarts område.
Yasak ormanın kenarındaki bahçede bulunan tahtadan bir kulübedir.Han bor i en hytte ved udkanten af Den Forbudte Skov.
Ankara orman varlığı bakımından pek zengin değildir.Korea er ikke rigt på skov.
Hagen'in 42 % si ormanlarla kaplidir.42% af arealet er skovklædt.
Daha sonra Jim'i bir ormanın ortasında bırakıp giderler.Bagefter bærer han hende med ind til midten af Skoven.
Genel yapısı ormanlıktır.Skoven er produktionsskov.
Coğrafik olarak Bavyera ve Bohemya Ormanları aynı sıradağlar üzerinde bulunurlar.Geografisk er Bayerischer Wald og Böhmerwald samme bjergkæde.
Bölgenin büyük bir kısmı Amazon ormanlarıyla kaplıdır.Det meste af bassinet er dækket af Amazonas regnskov.
Bundan öncesine kadar orman deposunda halk çalışmaktaydı.Tidligere lå landsbyen i Skovbo Kommune.
Kentteki diğer önemli endüstri kolları ise çelik üretimi ve ormancılıktır.Andre vigtige industrier i kommunen er jern- og træindustri.
Gerisi ormanlıktır.Resten var træhuse.
Ormana kaçar.En lysning i skoven.
Deprem Stel Ormanı'ndaki stellerin birçoğuna hasar vermiştir.Jordskælvet gjorde stor skade på mange af stelerne i Steleskoven.
Özellikle orman içi sularda yaygındır.El er også almindelige i skovene langs vandløb.
1962 ormanda vahşice öldürülmüş 14 ceset, arasında 12 çocuk ve 2 yetişkin şahıs, bulunur.I 1972 fandt man en gruppe særdeles velbevarede mumier bestående af seks voksne og to børn.
Ancak birçok ormanda yaşayan diğer türlerin de nesli tehlikeye girmiştir.Der er en række andre træer, som også er i farezonen.
Orman yürüyüşlerine katılarak zorlu yolculuğa çıkabilirsiniz.Herfra er det muligt at gå tur i skoven.
Arazinin %20 si ormanlıktır.Kun 20% af skoven er løvtræ.
Ormanın bu niteliği, farklı bitki türlerinin aynı alanda iç içe büyümesine olanak sağlamaktadır.Men denne nye skov giver helt andre betingelser for planterne i skoven.
Sathın %17,34'ü ormanlıktır.Den urbane befolkningen udgør 17,34 % af befolkningen.
Farklı orman şekillerinde yaşarlar.De lever i skove af meget forskellig karakter.
1980'lerde, Robert Hart bu yöntemi ılıman iklimlere uyarlamış ve "orman bahçeciliği" terimini kullanmıştır.I 1980'erne tilpassede Robert Hart principperne og anvendte dem til tempererede klimaer.
Marmosetgiller Orta- ve Güney Amerika'nın tropik ormanlarında yaşar.Egernaber lever i tropiske skove i Mellem- og Sydamerika.
Köyün ekonomisi tarım,hayvacılık ve orman ürünlerine dayalıdır.Det grønne står for landbrug, bjerge og landets naturressourcer.

İlgili Sayfalar