Ana içeriğe geç
Sözlük

ormanı ile cümle

ormanı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Bu onlar için ciddi bir sorundu; çünkü ormanı kullanarak kömür, kömürü kullanarak da demir yapıyorlardı.鉄は炭を必要とし 炭は森林を必要とするので 森林破壊は彼らにとって 特に致命的だったのです こうして鉄器時代の欧州社会において自分達で鉄を作ることが
Bu ormanın ortasındaki kulenin tepeden görüntüsü.Acesta e turnul în mijlocul pădurii tropicale, văzut de sus.
Bu ormanın ortasındaki kulenin tepeden görüntüsü.Đây chính là cái tháp giữa rừng sâu, nhìn từ trên cao.
Bu ormanın ortasındaki kulenin tepeden görüntüsü.Detta är tornet mitt i regnskogen, sett från ovan.
Bu ormanın ortasındaki kulenin tepeden görüntüsü.Dies ist der Turm inmitten des Regenwaldes, von oben.
Bu ormanın ortasındaki kulenin tepeden görüntüsü.Dit is de toren in het midden van het regenwoud, van bovenaf gezien.
Bu ormanın ortasındaki kulenin tepeden görüntüsü.Ecco la torre in mezzo alla foresta pluviale, vista dall'alto.
Bu ormanın ortasındaki kulenin tepeden görüntüsü.Esta es la torre en medio de la selva, desde arriba.
Bu ormanın ortasındaki kulenin tepeden görüntüsü.Ez az esőerdő közepén található torony felülről.
Bu ormanın ortasındaki kulenin tepeden görüntüsü.Inilah menara di tengah hutan hujan itu, dilihat dari atas.
Bu ormanın ortasındaki kulenin tepeden görüntüsü.Isto é a torre no meio da floresta, vista de cima.
Bu ormanın ortasındaki kulenin tepeden görüntüsü.이 사진은 열대림의 관찰타워를 위에서 찍은 것이고,
Bu ormanın ortasındaki kulenin tepeden görüntüsü.To jest nasza wieża w środku lasu deszczowego, widziana z powietrza.
Bu ormanın ortasındaki kulenin tepeden görüntüsü.Voici la tour au milieu de la forêt - vue de dessus.
Bu ormanın ortasındaki kulenin tepeden görüntüsü.Αυτός είναι ο πύργος στη μέση του τροπικού δάσους, όπως φαίνεται από πάνω.
Bu ormanın ortasındaki kulenin tepeden görüntüsü.Това е кулата посред тропическата дъждовна гора, гледана отгоре.
Bu ormanın ortasındaki kulenin tepeden görüntüsü.Це вид зверху на вишку посеред тропічного лісу.
Bu ormanın ortasındaki kulenin tepeden görüntüsü.Это вид на вышку посреди тропического леса - сверху.
Bu ormanın ortasındaki kulenin tepeden görüntüsü.זה המגדל בלב יער הגשם, במבט מלמעלה.
Bu ormanın ortasındaki kulenin tepeden görüntüsü.هذا البرج في وسط الغابة الإستوائية٬ من الأعلى
Bu ormanın ortasındaki kulenin tepeden görüntüsü.こちらは下から見たところ。
Bu ormanın ortasındaki kulenin tepeden görüntüsü.這是從上方觀察到的雨林中的瞭望塔
Bu payanda, ağacın ortasına yakın bir yerde oluşup sonrasında başlı başına bir Sekoya ormanına dönüşüyor.Celui-ci est à moins de la moitié de la hauteur de l'arbre. Puis il se divise en une forêt de séquoias.
Bu payanda, ağacın ortasına yakın bir yerde oluşup sonrasında başlı başına bir Sekoya ormanına dönüşüyor.Deze steunbeer bevindt zich nog niet halverwege de boom. En dan barst hij uit in een bos van sequoia's.
Bu payanda, ağacın ortasına yakın bir yerde oluşup sonrasında başlı başına bir Sekoya ormanına dönüşüyor.Dieser Bogen ist nicht mal auf halber Höhe. Und dann bricht daraus ein Redwood-Wald hervor.
Bu payanda, ağacın ortasına yakın bir yerde oluşup sonrasında başlı başına bir Sekoya ormanına dönüşüyor.Ez a külső támív valamivel a fa fele alatt van. Azután egy mamutfenyőerdőbe tör ki.
Bu payanda, ağacın ortasına yakın bir yerde oluşup sonrasında başlı başına bir Sekoya ormanına dönüşüyor.Jest poniżej połowy wysokości drzewa i rozrasta się w las małych sekwoi.
Bu payanda, ağacın ortasına yakın bir yerde oluşup sonrasında başlı başına bir Sekoya ormanına dönüşüyor.이 것은 크로노스의 중간이 채 안되는 지점에 난 것이죠. 그리고 위쪽에 삼나무 숲이 생겼어요.
Bu payanda, ağacın ortasına yakın bir yerde oluşup sonrasında başlı başına bir Sekoya ormanına dönüşüyor.Questo contrafforte è poco sopra la metà dell'albero. E poi diventa una foresta di sequoie.
Bu payanda, ağacın ortasına yakın bir yerde oluşup sonrasında başlı başına bir Sekoya ormanına dönüşüyor.Trụ đỡ này ở dưới nữa thân cây. Nó bung ra một cánh rừng Redwoods.
Bu payanda, ağacın ortasına yakın bir yerde oluşup sonrasında başlı başına bir Sekoya ormanına dönüşüyor.Тази подпора е на по-малко от половината път нагоре по дървото. А после избухва в гора от секвои.
Bu payanda, ağacın ortasına yakın bir yerde oluşup sonrasında başlı başına bir Sekoya ormanına dönüşüyor.התמך מצוי בפחות ממחצית הדרך במעלה העץ. ואז הוא מתפרץ לחורשה של עצי רדווד.
Bu payanda, ağacın ortasına yakın bir yerde oluşup sonrasında başlı başına bir Sekoya ormanına dönüşüyor.توجد هذه الدعامة في أقل من نصف الطريق نحو قمة الشجرة. وثم تنفلق لتكوّن غابة من السكويات.
Bu payanda, ağacın ortasına yakın bir yerde oluşup sonrasında başlı başına bir Sekoya ormanına dönüşüyor.そしてここから新たなセコイアの森を生み出すのです ここに見える幹は根元の部分で直径1メートルほどあり
Burası eskiden, balıkların üremesi bakımından kritik öneme sahip bir mercan ve sünger ormanıydı.Ceci était une forêt d'éponges et de coraux , qui est un habitat critique pour le développement des poissons.
Burası eskiden, balıkların üremesi bakımından kritik öneme sahip bir mercan ve sünger ormanıydı.Dit was ooit een woud van sponzen en koralen, een kwetsbare habitat voor de ontwikkeling van vissen.
Burası eskiden, balıkların üremesi bakımından kritik öneme sahip bir mercan ve sünger ormanıydı.Eso fue, un bosque de corales y esponjas, el cual es un hábitat importante para el desarrollo de los peces.
Burası eskiden, balıkların üremesi bakımından kritik öneme sahip bir mercan ve sünger ormanıydı.저것이 무엇이였나면 물고기들이 나타나기 위해서 결정적인 서식지인 해면과 암초들의 숲이었습니다.
Burası eskiden, balıkların üremesi bakımından kritik öneme sahip bir mercan ve sünger ormanıydı.Niegdyś rósł tu las gąbek i korali, środowisko niezbędne do rozwoju ryb.
Burası eskiden, balıkların üremesi bakımından kritik öneme sahip bir mercan ve sünger ormanıydı.Nó từng là gì, là 1 cánh rừng bọt biển và san hô, là môi trường sống quan trọng cho sự phát triển của cá.
Burası eskiden, balıkların üremesi bakımından kritik öneme sahip bir mercan ve sünger ormanıydı.Prima c'era una foresta di spugne e coralli, un ambiente fondamentale per la proliferazione dei pesci.
Burası eskiden, balıkların üremesi bakımından kritik öneme sahip bir mercan ve sünger ormanıydı.Și asta a fost o pădure de bureți și corali, un habitat periculos pentru dezvoltarea peștilor.
Burası eskiden, balıkların üremesi bakımından kritik öneme sahip bir mercan ve sünger ormanıydı.Siinä oli ennen sieni- ja korallimetsä, mikä on äärimmäisen tärkeä elinympäristö kalojen kehittymiselle.
Burası eskiden, balıkların üremesi bakımından kritik öneme sahip bir mercan ve sünger ormanıydı.А това е било гора от гъби и корали, която е жизненоважна среда за развитие на риба.
Burası eskiden, balıkların üremesi bakımından kritik öneme sahip bir mercan ve sünger ormanıydı.מה שהיה כאן הוא יער של ספוגים ואלמוגים, וזה בית גידול חיוני להתפתחותם של דגים.
Burası eskiden, balıkların üremesi bakımından kritik öneme sahip bir mercan ve sünger ormanıydı.ماذا كانت, كانت غابة من حيوان الأسفنج والمرجان والتي كانت مسكن شديد الأهمية من أجل نمو السمك
Burası eskiden, balıkların üremesi bakımından kritik öneme sahip bir mercan ve sünger ormanıydı.魚が成長するためには 欠かせない生育環境です 今では泥となっています
Bu yüzden ne yaptım, evimin önüne bir yiyecek ormanı diktim.Allora ho piantato una foresta di cibo davanti a casa mia.
Bu yüzden ne yaptım, evimin önüne bir yiyecek ormanı diktim.Also pflanzte ich einen Essens-Wald vor meinem Haus.
Bu yüzden ne yaptım, evimin önüne bir yiyecek ormanı diktim.Ce-am făcut? Am plantat o pădure-grădină în fața casei.
Bu yüzden ne yaptım, evimin önüne bir yiyecek ormanı diktim.Det jag gjorde var att plantera en matskog framför mitt hus.
Bu yüzden ne yaptım, evimin önüne bir yiyecek ormanı diktim.Điều mà tôi đã làm là trồng một rừng thực phẩm ở trước nhà.
Bu yüzden ne yaptım, evimin önüne bir yiyecek ormanı diktim.Dus plantte ik een oerwoud van voedsel voor mijn huis.
Bu yüzden ne yaptım, evimin önüne bir yiyecek ormanı diktim.Então plantei uma floresta alimentar em frente da minha casa.
Bu yüzden ne yaptım, evimin önüne bir yiyecek ormanı diktim.Így hát ültettem egy étel erdőt a házam előtt.
Bu yüzden ne yaptım, evimin önüne bir yiyecek ormanı diktim.Jadi yang saya lakukan adalah menanam hutan makanan di depan rumah saya.
Bu yüzden ne yaptım, evimin önüne bir yiyecek ormanı diktim.그래서 제가 한 일은 바로 집 앞에 먹거리 숲을 만든 것이었습니다.
Bu yüzden ne yaptım, evimin önüne bir yiyecek ormanı diktim.Lo que hice, fue plantar un bosque de alimentos frente a mi casa.
Bu yüzden ne yaptım, evimin önüne bir yiyecek ormanı diktim.Takže jsem před svým domem vysázel jedlý prales.
Bu yüzden ne yaptım, evimin önüne bir yiyecek ormanı diktim.Vysadil som si teda pred domom les potravín.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod