Burada birkaç organımız var.And we have a few more organs here? :-9
Yani II-Sim-Pa organizasyonunun (çete) 50 yıllık başkanına.The head family of Il-Sim-Pa, an organization(gang) of 50 years history.
Genom da aslında, canlı bir organizmada bulunan tüm DNA'ların açıklamasıdır.A genome is really a description for all of the DNA that is in a living organism.
Size işlevsellik kazandırandır; hatta tüm organizmalara işlevsellik kazandırandır.It is what makes you function; it is what makes every organism function.
Evet, biliyorsunuz, artık organizmaların tarihini öğrenebiliyoruz.So, you know, we now can learn the history of organisms.
Yani şimdi biz, organizmaların mühendisliğini yaparak, tanrıyı mı oynuyoruz?Are we now, if we engineer organisms, are we playing God?
Bu alandan zehirli toprağı temizlemek ve organik bir bahçeye sahip olmak istiyoruz.We want to clear away the toxic soil from this area and have an organic garden.
Cecil Rhodes tarafından oluşturulan gizli bir organizasyon ayrıntılı olarak açıklanmıştır.All of my films in super high quality. My book, Paul Watson's book, all there, fifteen cents a day.
Bu polimer şaşırtıcı çünkü pek çok farklı organizmada bulunuyor.This polymer is amazing because it's present in so many different organisms.
Tamam, beraber çalıştığımız diğer organizasyonlar, UC Merced, UC Merced'i biliyorsunuzdur.OK, other organizations we've been working with, UC Merced -- people know about UC Merced.
Malum, "organik dünyayı doyurabilir mi?" diye duyarızYou know, you hear, "Can organic feed the world?"
Seni(n organlarını) dilediği şekilde birbirine ekledi.Shaping you into any form He pleased?
(Bu su,) Bel kemiği ile kaburgalar arasında(ki organlar)dan çıkar.Issuing from (the pelvis) between the backbone and the ribs.
Cinsiyet organlarını/ırzlarını koruyanlardır onlar.Who guard their sex
Mümin erkeklere söyle: Bakışlarını yere indirsinler. Cinsel organlarını/ırzlarını korusunlar.Tell the believing men to lower their eyes and guard their private parts.
Bunlar, cinsiyet organlarını titizlikle korurlar.And those who guard their sex except from their wives and women slaves of old
Bununla, karınlarının içindeki (organlar) ve derileri eritilecektir!Which will dissolve everything within their bellies, and their skins.
Ve o, cinsiyet organını/ırzını titizlikle koruyan kadın.And she who guarded her chastity!
Cinsel organlarını/ırzlarını korusunlar.That is purer for them.
O ağaçtan yediler. Böylece kendilerine kötü yerleri göründü (üreme organları ortaya çıktı).Adam and his wife ate (fruits) from the tree and found themselves naked.
Organizasyonal BirimOrganizational Unit
Organizasyon adı:Organization name:
Organizasyon birimi/ grubu:Organizational unit/ group:
Bu görev için organizer' e durum güncellemesi göndermek istiyor musunuz?Do you want to send a status update to the organizer of this task?
Olayı düzenlemediniz, bu yüzden organize ediciye hiçbir karşı teklif gönderilmedi. @ title: windowYou did not modify the event so no counter proposal has been sent to the organizer.
Organizasyon birimiOrganizational unit
Başlıkof a person in an organizationTitle
Hücre biçimlerini düzenle ve organize etEdit and organize cell styles
Uluslararsı organizasyonlar bu hafta başında Pınar Selek'in davasına dikkat çekmeye çalışıyorlardı.International organizations were trying to draw attention to Pınar Selek's trial earlier this week.
Siyasi temalı Kriz Yazılım Yarışması'nın organizatörleri şu açıklamayı yaptı:The organizers of the politically-themed Crisis Game Jam said:
8) Saldırgan yaşlıysa cinsel tacizi bildirme çünkü cinsel organı kalkmaz.8) Do not report sexual harassment if the aggresor is very old. He cannot get aroused.
Yerel medya organlarına da sansür talimatı geldi.Local media outlets have also received censorship instruction.
Organizatörler öneriyi geri çevirdiler.The organisers refused.
AK'den Bulgaristan'a organize suç ve yolsuzlukla mücadeleyi hızlandırma çağrısıEC urges Bulgaria to step up fight against organised crime, corruption
UNODC'ye göre organize suç da önemli bir tehdit olarak gerilemekte.Organised crime is also receding as a major threat, according to the UNODC.
Emniyet genel müdürü, organize suçun belki daha da önemli bir sorun olduğuna işaret etti.He points to organised crime as perhaps a more significant issue.
EULEX: anlaşma organize suçla mücadeleyi güçlendirecekEULEX: deal will boost organised crime fight
Besnik Gudjufi, Menduh Adyami ve Enes Kamberov'un çetenin organizatörleri olduğundan şüpheleniliyor.Besnik Gudjufi, Menduh Adjami and Enes Kamberov are its suspected organisers.
Organizatörler, etkinliği interaktif hale getirmeye çalışıyor.Organisers are working to make the event interactive.
Organizasyonu Belgrad Kültür Merkezi ile bağımsız sanat derneği Remont ortaklaşa üstleniyor.The Belgrade Cultural Centre and the independent arts association Remont are co-organisers.
Yorgo Vulgarakis: Atina Olimpiyatları Gelmiş Geçmiş En Güvenli Olimpiyat Organizasyonu OlacakGeorge Voulgarakis: Athens Olympics to Be Safest in History
Organizatörlere göre değişikliğin başlıca nedeni küçük sağlık sorunları oldu.According to organisers, the change was due to minor health problems.
Prilep yetkililerini bu başarılı organizasyondan ötürü kutluyorum.I congratulate Prilep authorities for the successfully organised event.
Uzmanlar: organize suç sınır veya etnik köken tanımıyorExperts: organized crime knows no borders, ethnicity
Analistler, etnik kökenli organize suçun Balkanlar'da yüksek seviyede olduğu görüşünde. [Reuters]Inter-ethnic organized crime is high in Balkans, analysts say. [Reuters]
SETimes'a konuşan Stojarova, Balkanlar'daki etnik organize suç düzeyinin yüksek olduğunu söyledi.Stojarova told SETimes that the level of interethnic organised crime in the Balkans is high.
"Organize suç sadece kârla ilgilenir, sınırlarla, etnik kökenle değil.""Organised crime recognises only profit -- no border, no ethnicity."
Organizasyon ekibine göre, bu yıl toplam 200 bin ziyaretçi kaydedildi.According to the event organisers, a total of 200,000 visitors registered this year.
Başsavcı yalnızca görevi kötüye kullanmakla değil, organize suçla bağlantılı olmakla da suçlanıyor.He has been accused not only of abusing his office, but of links to organised crime.
Anibar Festivali'nin pilot organizasyonunda gösterimler, tartışmalar ve çalıştaylar yer aldı.The pilot edition of the Anibar Festival featured screenings, debates, and workshops.
Organizatörler defilenin her yıl düzenlenmesini umduklarını söylediler.Organisers said they hope the event will become an annual one.
Sırbistan'daki organ nakilleri, bağışların az olması nedeniyle beklemedeSerbian transplants held up by organ shortage
Sırbistan'ın organ donörlerine ihtiyacı var.Serbia needs organ donors.
Fakat organizatörler, siyasi hırsları olmadığını iddia ediyor.But, organizers claims that they don't have political ambitions.
Avustralya Açık organizasyon ekibi yanlış davranışların hoşgörülmeyeceğini açıkça belirtti.Australian Open organisers made it clear that misdemeanour would not be tolerated.
Hükümet ayrıca yolsuzluk ve organize suçla mücadeleye para ayırmaya da karar verdi.The government also decided to pump money into combating corruption and organised crime.
Over the next six months, Albanian Parliament Speaker Jozefina Topalli will chair the organisation.Over the next six months, Albanian Parliament Speaker Jozefina Topalli will chair the organisation.
Sırbistan ve Karadağ Yeni Yasama Organı Üyelerini SeçiyorSerbia, Montenegro Elect Members of New Joint Legislature
Bu bölünme eşgüdüm organları seviyesinde de yansıtıldı.This division is also reflected at the level of the co-ordination bodies.
Yeni başbakan yolsuzluk ve organize suçla mücadele konularına da değindi.The new prime minister also addressed the battle against corruption and organised crime.