Genovese ailesi, organize suçun "Ivy League"'i ve "Rolls Royce"'i olarak tanınmıştır.La familia Genovese ha sido apodada la "Ivy League" y "Rolls Royce" del crimen organizado.
Organize olmak her şeydir.Organizado lo es todo.
Bu arada tüm organları iflas etti.Le reventaron todos sus órganos.
Bu gruplar üniversitelerinde BEST’in faaliyetlerini desteklemek ve organize etmekle sorumludur.Estos grupos son responsables de promocionar y organizar actividades de BEST en su universidad.
Erişim tarihi: 3 Mayıs 2012. ^ World Health Organization.Consultado el 3 de mayo de 2012. World Health Organization.
Liechtenstein Futbol Federasyonu bir lig organize etmemiştir.Notas La Asociación de Fútbol de Liechtenstein no organiza ninguna liga local.
Doğu Timor, 2003'te Vietnam’da yapılan 22. Güneydoğu Asya Oyunları’nda organizasyona dahil oldu.Timor Oriental fue admitido en los 22º Juegos del Sudeste Asiático en Vietnam.
Adam, Buffy ve üç arkadaşının yaptıkları bir büyü sayesinde durdurulur ve Organizasyon ise kapatılır.Adam es destruido por un compuesto mágico de Buffy y sus tres amigos, y La Iniciativa se cierra.
Organizasyonsuz kitlelerde proletarya hiçbir şeydir.Sin organización de masas, el proletario es nada.
Organizatörler yedi kıta üzerinde konserler vermeyi amaçlamaktadır.Los organizadores pensaron en presentar conciertos en los siete continentes.
Şūeişa, Haftalık Shonen Jump derigisini yayınlar ve Japonya'da verilen Tezuka Ödülü'nü organize eder.Shūeisha publica la revista Weekly Shōnen Jump y organiza el Premio Tezuka en Japón.
Çocuk Basın Merkezi ilk olarak 2014'teki Dostluk için Futbol programı çerçevesinde organize edilmişti .Se organizó por primera vez bajo el programa Fútbol por la amistad de 2014.
Bu yapı üniteleri birbirlerine çok organik bir biçimde uyuyorlar bu da onların etkisini arttırıyordu.Las unidades de construcción encajan entre sí de una manera muy orgánica, que realza el efecto de las formas.
İkileşme kaymasından kaynaklanan evrimsel değişiklikler daha basit organizmalarda da meydana gelir.Los cambios evolutivos de la replicación deslizamiento también se producen en los organismos más simples.
Sapropellerdeki organik karbon konsantrasyonları ağırlıkça %2'yi aşar.La concentración de carbono orgánico en el sapropel es de alrededor del 2% en peso.
Zelinsky, Organik kimyadaki kataliz teorisinin kurucularından biriydi.Zelinski es uno de los fundadores de la teoría de la catálisis en química orgánica.
Bir yıl sonra şan dersleri takibe başladı ise de şarkıcılıktan daha çok bir orgcu olarak yetişti.Un año más tarde, también tomó clases de canto, aunque terminó siendo mejor organista que cantante.
Doğal balık emülsiyonu ile organik gübreleme.Fertilización orgánica de plantas con emulsión natural de peces.
Bunu 1995 yılında Kobe deprem yardım organizasyonunda da sahneledi.También realizó esto mismo en el evento de caridad por el terremoto de Kobe en 1995.
Babası bir müzik organizatörü olan Emilio Santamaria'ydı.Su padre era el promotor musical Emilio Santamaría.
Circuit de Spa-Francorchamps pistinde organize edilmektedir.Horquilla de La Source, en el circuito de Spa-Francorchamps.
Azatioprin (Imuran); organ nakli'nde kullanılan ilk immunosüpresif ilaç.Azatioprina (Imuran), el primer agente inmunosupresor, usado en los trasplante de órganos.
Bu proteinler DNA'yı kromatin adlı kompakt yapı içinde organize ederler.Estas proteínas organizan el ADN en una estructura compacta denominada cromatina.
Her şey diğer organizmalar ve çevreyle etkileşim içerisindedir.Todos los seres vivos interaccionan con otros organismos y con su entorno.
Leia ise Senatör Bail Organa tarafından evlat edinilir.Ella finalmente, salvaría al Senador Bail Organa de tales ataques.
Canlı organizmaların değişen miktarlarda "ağır metallere" gereksinimleri vardır.Los organismos vivos requieren diferentes cantidades de metales pesados.
Bunun için, Efrosini, kocasına aristokrat destekçilerinin oluşturduğu grubu organize ederek yardım etmiştir.En esto le ayudó Eufrósine, quien había organizado un partido de defensores aristocráticos.
Avrupa Sivil Havacılık Konferansı'nın bir organıdır.Agencia de aviación civil es el miembro de la Conferencia Europea de Aviación Civil.
Onuncu yılda kutlamalar daha önce yapılan bayram kutlamalarından çok daha geniş bir şekilde organize edildi.En total, se dan los 10 días de celebración antes comentados.
Organel genomlarındaki birçok gen ya kaybedilmiş ya da hücre çekirdeğine kaymıştır.La mayoría de los genes en los genomas de los orgánulos se han perdido o se han movido al núcleo.
Gennadi Züganov organizasyonun başkanıdır ve 2001'de Oleg Shenin'in yerine gelmiştir.Guennadi Ziugánov es el presidente de la organización desde 2001, cuando reemplazó a Oleg Shenin.
Bazı organlar belirli elementleri ve aynı zamanda onların radyonükleid varyantlarını barındırırlar.Algunos órganos concentran ciertos elementos y también los radioisótopos de sus variantes radioactivas.
Uzun yıllar gazeteler ve Amaury Spor Organizasyonu (ASO) tarafından birlikte organize edildi.Está organizada por Amaury Sport Organisation (ASO).
Organizasyona on şirket üyedir: Hitachi, Ltd.En la fundación del Foro intervinieron diez compañías (miembros fundadores): Hitachi, Ltd.
Aynı zamanda engelliler için organize edilen ilk oyunlardır.También es el primer servicio donde se descargan juegos.
Erişim tarihi: 2 Aralık 2010. ^ "Libya withdraws from the organization of AFCON 2017".Consultado el 18 de noviembre de 2014. «LIBYA WITHDRAWS FROM THE ORGANIZATION OF AFCON 2017».
İnsan cinselliği G-noktası Orgazm Kadınlarda boşalma ^ "Mastürbasyon Takıntısı".Zona erógena Punto G Orgasmo Eyaculación femenina Sexualidad humana Cada vez que te masturbas...
Ayrım Francis Bacon’ın Novum Organium’una (1630) dayanır.Esta distinción se puede rastrear hasta Francis Bacon y su gran obra Novum Organum de 1630.
En yüksek karar alma organıdır.El pleno es el máximo órgano de decisión.
1947 - Uluslararası Standardizasyon Organizasyonu (ISO) kuruldu.1947: Organización Internacional de Normalización es fundata.
Enstitü, belirli bir amaç için oluşturulmuş organize bir kuruluşdur.Una red es un conjunto de elementos organizados para un determinado fin.
Böyle bir organizma bulunduğu ekosistemde, bir kemerin kilittaşının görevine benzer bir rol oynar.Un organismo así juega un papel en su ecosistema que es análogo al de la clave en un arco.
Aerobik organizmalarda oksijen elektron alıcısı olarak kullanılır.En los organismos aerobios, el oxígeno se utiliza como receptor de electrones.
Etrurya odalarının organizasyonu 2006 yılında tekrar düşünüldü ve yeniden düzenlendi.La organización de las salas etruscas fue reconsiderada y reordenada en el año 2006.
Organik moleküllerin benzer şekilde sahillerde birikmesi olasıdır.Es posible que las moléculas orgánicas se pudieran concentrar en los bordes costeros de un modo parecido.
Genetik, genlerin, kalıtımın ve organizmaların değişkenliğinin bilimidir.La genética es la ciencia de los genes, la herencia y la variación de los organismos.
Prens Giorgi, başarılı bir savunma organize ederek bir sonraki saldırıyı püskürtüp, babasını kurtardı.El príncipe Jorge organizó una resistencia exitosa para las siguientes incursiones y liberó a su padre.
Devlet, bunu organize edebilmek için, nüfusun genelini angarya işlerinde çalışmaya zorluyordu.Para ello, el estado tenía que organizar el trabajo forzado de la población a gran escala.
Çiçekli bitkiler ve deniz fitoplanktonu, hala olsun günümüzün en büyük ve baskın organik madde üreticileridir.Las plantas con flores y el fitoplancton marino siguen siendo los principales productores de materia orgánica.
Canlı bir organizma açık bir sistemdir: çevresiyle ve başka canlılarla enerji ve madde değişimi yapabilir.Un organismo vivo es un sistema abierto, capaz de intercambiar tanto materia como energía con su entorno.
Barry o sıralarda Judo dersleri veriyor ve evinin yakınındaki bir kilisede Org çalıyordu.En aquel momento enseñaba judo y tocaba el órgano para una iglesia cercaba a su casa.
2009 Şampiyonası İsviçre'de organize edilmiştir.El torneo se llevo a cabo en Suiza en el año 2009.
Organizasyon 1996 yılında Florida'ya taşındı.La organización fue movida más tarde a Florida en 1996.
Örgüt eylemlerini organize eder.Gerencia de las Organizaciones.
Her zaman organik olması gerekmeyen bu heykelsi biçimler büyük bir şevkle yaratılıyordu.Las formas esculturales, no necesariamente orgánicas, se han creado con mucho ardor.
Hadley’in anti-komünist organizasyonuna sekreterlik yaptı.Descubrió la célula de Hadley.
Organizasyona 115 ülkeden toplam 487 atlet katılmıştır.Se contó con la presencia de 487 atletas de 115 países.
UEFA Pro Lisans, Avrupa futbolunun resmî yönetim organı olan UEFA'nın antrenörlük lisansıdır.La UEFA Pro Licence es un título de entrenador otorgado por la UEFA (órgano rector del fútbol en Europa).
Ulusal seçmeleri ise ülkenin yerli televizyon yayıncısı Télé Luxembourg organize etmiştir.La elección del representante luxemburgués fue interna, organizada por la televisión de este país.
Bu olaydan dolayı bir ilk olarak PVO Kuvvet Komutanı Orgeneral A.I. Koldunov görevden uzaklaştırıldı.El Comandante en Jefe de la PVO, General A. I. Koldunov, fue el único del alto mando en ser removido.