Agnes küçük bir kız çocuğu iken kesilmiş bir kadın yani genital organı sünnet edilmiş.Agnes was a woman who was cut when she was a little girl, she was female genitally mutilated.
Benim organlarımın ve bacaklarımın içinde titreşiyorlar, ve kulaklarımı kızartıyorlarThey pulse through my organs and legs and burn up my ears.
Organizma ve çevre arasındaki ilişki karşılıklı.So the relationship between the organism and the environment is transactional.
Çevre organizmayı yetiştiriyor. Organizma ise karşılığında çevreyi oluşturuyor.The environment grows the organism, and in turn the organism creates the environment.
Organizmalar bu dünyada rastgele bulunuyor değiller.It isn't that organisms by chance came into this world.
Diğer yandan bu dünya, organizmayı yetiştiren bir çevre.Put it rather, this world is the sort of environment which grows organisms.
Burada oturan bizler de birer organizmayız. Bu hadiseye biz de dahiliz.We're involved in it.
"Cansız maddelerden, taşlardan ve ıvır zıvırdan oluşmuş dünyada yaşayan canlı bir organizmayım ben.""I am a living organism in a world made of a lot of dead junk, rocks and stuff."
"Partnerinizi nasıl 30 saniyede orgazm edersiniz" yazıyordu."How to bring your partner to orgasm in 30 seconds."
Ağrıyan organlar için afyon.Opium for the aching limb.
Önemsemedim; hayır, organize ettim ve yönettim.I didn't heed it; no, I organized it and I directed it.
Mum Işığı organizasyonu nedir?What is this candle light event?
Bu kök hücreler, kendileri organize oldular ve kalp atmaya başladı.Those stem cells self-organized, and that heart started to beat.
İç organ yaralanmalarım vardı.I had internal injuries.
Yeryüzündeki organizmaların büyük bir çoğunluğu bilim için hala bir bilinmez konumundadır.The great majority of organisms on Earth remain unknown to science.
Kızıl Tugaylar'a katılıp organizasyon içinde liderliğe yükselmişti.She had joined the Red Brigades and became a leader of the organization.
Bu hizmet için ödenen bedeli, Kızıl Tugaylar, kendi organizasyonlarında kullanıyordu.For that service the Red Brigades were actually paid a fee, which went to fund their organization.
Belki bu organizasyonların arasında bir bağlantı, ticari bir bağlantı, vardır dedim.Maybe there is a link, a commercial link, between one organization and another one.
Irmaklar denizlere taşıdığı tortular, yosunların organik kalıntılarını tamamen gömdü.Rivers washed sediment into the seas, until the organic remains of the algae were buried.
Şimdi dinleri düşünelim, organize dinleri.Now think about religions, think about organized religions.
Organize dinler ne yapıyor?What do organized religions do?
Organlarınızı kusacaksınız. Çünkü bu şarkı çok boktan.You're gonna puke up your guts because this song really sucks
Biz çok organize bir çözüm yaptık, öyle değil mi?Where we do it here, we're very ordered about it, right?
Organlarda kalıcı izler bırakırlar.They leave a lifelong remnant.
TED'in kardeş organizasyonu olan, Şeytan TED'de konuşuyorum. Faturaları ödeyen versiyonu.I actually speak at TED Evil, which is TED's secret sister that pays all the bills.
Bu, organik elma sirkesi aldığınız anlamına geliyor.You want to get some lemon juice.
Aynı her organın vücudumuzda belirli bir şeyi yapması gibi. .Kind of like organs do specific things within our own bodies.
Organellerin arasındaki boşluk ise akıcı bir sıvıyla kaplıdır. .So this-- so between all of the organelles you have this fluidic space.
Bu kaya yatağının ürünü olarak oluşuyor ve organizmalar yol açmak ile meşguller.This is the breakdown product of the bedrock, that organisms are busy munching their way through.
Ve dolayısıyla biyo-yenilenme açık bir şekilde bunlar gibi organizmalardan geliyor.And so, the obvious avenue for bio-remediation comes from organisms like this.
Bu gezegende yaşayan organizmalardan size zaten bahsettim.I've just told you about organisms that live here on this planet.
Ve içleri boşaldığı zaman organizmalar için yaşam alanı haline geliyorlar.And when they hollow out, then they become habitats for organisms.
Evet aslında organizasyon şemasına benziyor.All right. They look like org charts.
Politik anlamda ne tür bir organizasyon şeması olduğu da epey açık aslında.And you don't have to squint very hard to see the political ramifications of a system like this.
İki sene içinde, Boston'da, Harford'da ve Philadelphia'da, tapınaklar yapılmasını organize etti.Within two years, he helped organize temples in Boston, Hartford and Philadelphia.
1964 Haziran'ında, Malcolm, Mısır, Kahire'de yapılan Afrika Birliği Organizasyonu'nun konferansına,And bring about the freedom of these people by any means necessary.
Bakterilerin, çok hücreli organizasyon yapısının kurallarını belirlediğini düşünüyoruz.We think bacteria made the rules for how multicellular organization works.
Onunla tanıştığımda, Barack bir toplum organizatörüydü.But when we met, Barack was a community organizer.
Girişim geçici bir organizasyondur, peki ne yapıyor olmanız lazım?A start up is a temporary organization and what are you suppose to be doing?
Son olarak, canlı organizmalar tarafından üretilen metan gazı da Mars'ta bulunuyor.Finally, Mars has plenty of methane, a gas producted by living organisms.
Ben bunlara herkesin alanında en iyi dediği organizasyonlarda da rastladım.I've come across them at the organizations that everybody raves about as being best in class.
Bu organic tarımı yapmaya başlarsınız, bu şeyleri makinayla yapmaya başlarsınız.You start getting this organic agriculture; you start putting machinery onto this stuff.
Bu yüzden umut ediyorum ki gerçekten birbirinden farklı organizasyonlara bağlanarakSo I'm hoping that by connecting really disparate organizations
Ve sonra organik gıdalardan bahsediyoruz.And then we talk about organic food.
Anneden-anneye, organizasyonumuz... ...HIV'lı kadınlara bakım kuruluşu... ...gibi destek sağlıyor.Our organization, mothers2mothers, enlists women with HlV as care providers.
Organizasyonumuz 3 düzey üzerine çalışır.Our organization works on three levels.
Karbonat organizmaları için sonuçları var.There's consequences for carbonate organisms.
Biz bağımsız bir organizasyonuz.We work independently.
Organik kimya görürseniz bunu da sık sık görürsünüz.And you'll see this a lot when you take organic chemistry.
Başarılı organizasyonlara bakan hemen her kişi yaklaşık aynı sonuca ulaşmıştır.Almost anybody who's looked at well-run organizations has come to pretty much the same conclusion.
Bu aslında ışığı algılayan bir organ.It's actually a light-sensing organ.
Bu şekilde organize edebiliriz.We can organize it this way.
National Geographic keşif gezisiydı ama The Explorers Klübü tarafından organize edilmişti.It was a National Geographic expedition, but it was organized by The Explorers Club.
Bu iyi organize olmuş bilgi yoksunluğu bizi içine çeker.It's this well-organized absence of information that draws us in.
İngiltere'nin Organize Suçları Araştırma Ajansı -- çocuk oyuncağı, CIA -- bunu da not edelim.Britain's Serious Organized Crime Agency -- a breeze, the ClA -- falling off a log.
Bu teknoloji iki organı etkiledi beyin ve barsaklar, bunları etkiledi.This technology affected two organs, the brain and the gut, which it actually affected.
Yani bu proje hakikaten kendi organik yaşamını yaratmıştı.So this project really has taken on this inner organic life of its own.
Ve ben DNA tanımlar nasıl detaylara girmeyeceğim bir organizmadır.Ես շատ չեմ խորանա, թե ինչպես է ԴՆԹ-ն սահմանվում ինչ է կենդանի օրգանիզմը:
Bu bir organel içinde bir organel değildir.Դա օրգանոիդ չէ օրգանոիդի մեջ:
Ve sonunda, Golgi organları olarak adlandırılan bir yolԵվ որոնք ի վերջո տանում են դեպի Գոլջիի ապարատ: