İşte orası tunanın gitmek istediği yer. Ringa balık sürüsünde yem aramak istiyor.しかしそこには行けません 寒すぎるのです
İşte orası tunanın gitmek istediği yer.To tam chce dotrzeć tuńczyk.
İşte orası tunanın gitmek istediği yer.Und dort will der Thunfisch hin.
İşte orası tunanın gitmek istediği yer.Дотам иска да отиде рибата.
İyileşen adam ise Onun kim olduğunu bilmiyordu. Orası kalabalıktı, İsa da çekilip gitmişti.Ale uzdravený nevedel, kto je, lebo Ježiš sa bol vzdialil ztade, kým bol zástup na tom mieste.
İyileşen adam ise Onun kim olduğunu bilmiyordu. Orası kalabalıktı, İsa da çekilip gitmişti.A meggyógyult pedig nem tudja vala, hogy ki az; mert Jézus félre vonult, sokaság lévén azon a helyen.
İyileşen adam ise Onun kim olduğunu bilmiyordu. Orası kalabalıktı, İsa da çekilip gitmişti.Dar cel vindecat nu ştia cine este: căci Isus se făcuse nevăzut din norodul care era în locul acela.
İyileşen adam ise Onun kim olduğunu bilmiyordu. Orası kalabalıktı, İsa da çekilip gitmişti.De man wist het niet, omdat Jezus ongemerkt was weggegaan toen de mensen van alle kanten kwamen aanlopen.
İyileşen adam ise Onun kim olduğunu bilmiyordu. Orası kalabalıktı, İsa da çekilip gitmişti.고침을 받은 사람이 그가 누구신지알지 못하니 이는 거기 사람이 많으므로 예수께서 이미 피하셨음이라
İyileşen adam ise Onun kim olduğunu bilmiyordu. Orası kalabalıktı, İsa da çekilip gitmişti.Mas o que fora curado não sabia quem era; porque Jesus se retirara, por haver muita gente naquele lugar.
İyileşen adam ise Onun kim olduğunu bilmiyordu. Orası kalabalıktı, İsa da çekilip gitmişti.Mutta parannettu ei tiennyt, kuka se oli; sillä Jeesus oli poistunut, kun siinä paikassa oli paljon kansaa.
İyileşen adam ise Onun kim olduğunu bilmiyordu. Orası kalabalıktı, İsa da çekilip gitmişti.Nhưng người đã được chữa lành không biết là ai : vì Ðức_Chúa_Jêsus đã lẫn trong đám đông tại_chỗ đó .
İyileşen adam ise Onun kim olduğunu bilmiyordu. Orası kalabalıktı, İsa da çekilip gitmişti.Nhưng người đã được chữa lành không biết là ai: vì Ðức Chúa Jêsus đã lẫn trong đám đông tại chỗ đó.
İyileşen adam ise Onun kim olduğunu bilmiyordu. Orası kalabalıktı, İsa da çekilip gitmişti.Ozdravljenec pa ni vedel, kdo je bil; zakaj Jezus se je umaknil, ker je bilo veliko ljudstva v tem kraju.
İyileşen adam ise Onun kim olduğunu bilmiyordu. Orası kalabalıktı, İsa da çekilip gitmişti.Ten pak uzdravený nevěděl, kdo by byl. Nebo Ježíš byl poodšel od zástupu shromážděného na tom místě.
İyileşen adam ise Onun kim olduğunu bilmiyordu. Orası kalabalıktı, İsa da çekilip gitmişti.Ο δε ιατρευθεις δεν ηξευρε τις ειναι διοτι ο Ιησους υπεξηλθεν, επειδη ητο οχλος πολυς εν τω τοπω.
İyileşen adam ise Onun kim olduğunu bilmiyordu. Orası kalabalıktı, İsa da çekilip gitmişti.Исцеленный же не знал, кто Он, ибо Иисус скрылся в народе, бывшем на том месте.
İyileşen adam ise Onun kim olduğunu bilmiyordu. Orası kalabalıktı, İsa da çekilip gitmişti.Той же, що одужав, не знав, хто Він; бо Ісус відійшов геть, як народ був на місці тому.
İyileşen adam ise Onun kim olduğunu bilmiyordu. Orası kalabalıktı, İsa da çekilip gitmişti.והנרפא לא ידע מי הוא כי סר ישוע וילך בהיות המון רב במקום ההוא׃
İyileşen adam ise Onun kim olduğunu bilmiyordu. Orası kalabalıktı, İsa da çekilip gitmişti.اما الذي شفي فلم يكن يعلم من هو. لان يسوع اعتزل. اذ كان في الموضع جمع.
İyileşen adam ise Onun kim olduğunu bilmiyordu. Orası kalabalıktı, İsa da çekilip gitmişti.那 醫 好 的 人 不 知 道 是 誰 . 因 為 那 裡 的 人 多 、 耶 穌 已 經 躲 開 了
İyileşen adam ise Onun kim olduğunu bilmiyordu. Orası kalabalıktı, İsa da çekilip gitmişti.那 醫好 的 人 不 知道 是 誰 . 因 為那裡 的 人 多 、 耶穌 已 經躲開了
Küçük kız, çekil! Orası tehlikeli!Flyt dig, lille pige!
Küçük kız, çekil! Orası tehlikeli!Flytta dig, lilla flicka!
[M]: Ah. Ve acıyan yer de orası.Ah...és ez az a rész, ami fáj.
Massachusetts bir istisna. Orası John Kerry'nin doğduğu şehir.Salah satunya adalah di Massachusetts, yang merupakan kampung halaman John Kerry.
Mekiğe dönün ve kapıyı kilitleyin. - Orası yanıyor. Orası yanıyor, Harry..בשביל זה התאמנו .תחזיקו מעמד
Mesela, onlara Atlantik'in ortasında kayak sporu yaptırdım, orası Atlantik'in ortasında bir dağ.De exemplu, i-am dus să schieze în munții Atlantici, munții din mijlocul Oceanului Atlantic.
Mesela, onlara Atlantik'in ortasında kayak sporu yaptırdım, orası Atlantik'in ortasında bir dağ.예를 들어, 이들이 대서양 중앙산령에서 스키를 타게 하기도 합니다. 대서양 중간의 산지역이죠.
Mesela, onlara Atlantik'in ortasında kayak sporu yaptırdım, orası Atlantik'in ortasında bir dağ.Na narty na Grzbiet Środkowoatlantycki, który jest pasmem górskim na środku Atlantyku.
Mesela, onlara Atlantik'in ortasında kayak sporu yaptırdım, orası Atlantik'in ortasında bir dağ.Například jsem je vzal lyžovat do Mid-Atlanticu, což je pohoří ve středu Atlantiku.
Mesela, onlara Atlantik'in ortasında kayak sporu yaptırdım, orası Atlantik'in ortasında bir dağ.Például, elvittem őket síelni a Közép-Atlanti Hegyláncra, ami egy hegyláncolat az Atlanti-óceán közepén.
Mesela, onlara Atlantik'in ortasında kayak sporu yaptırdım, orası Atlantik'in ortasında bir dağ.Например, я отправил их кататься на лыжах на Срединно-Атлантический хребет, это горная цепь посреди Атлантики.
Mesela, onlara Atlantik'in ortasında kayak sporu yaptırdım, orası Atlantik'in ortasında bir dağ.לדוגמה, לקחתי אותם לסקי ברכס האטלנטי, שהוא רכס הרים באמצע האוקיינוס האטלנטי.
Mesela, onlara Atlantik'in ortasında kayak sporu yaptırdım, orası Atlantik'in ortasında bir dağ.على سبيل المثال .. آخذهم للتزلج في منتصف الاطلنطي على حزام جبلي في منتصف المحيط الاطلنطي
Mesela, onlara Atlantik'in ortasında kayak sporu yaptırdım, orası Atlantik'in ortasında bir dağ.大西洋には 海底山脈があるんですよ 日本海にも連れて行きました
Miami'yi keşfettik, çünkü Miami eskiden, biliyorsun, orası bir köydü.Descubrimos Miami. Ya sabe que antes era un pueblito.
Miami'yi keşfettik, çünkü Miami eskiden, biliyorsun, orası bir köydü.Miami è la nostra seconda casa.
Miami'yi keşfettik, çünkü Miami eskiden, biliyorsun, orası bir köydü.Miami rumah kedua kami
Miami'yi keşfettik, çünkü Miami eskiden, biliyorsun, orası bir köydü.Mi smo odkrili Miami. Kajti kot veste, Miami je bila vas.
Miami'yi keşfettik, çünkü Miami eskiden, biliyorsun, orası bir köydü.Nós descobrimos Miami.
Miami'yi keşfettik, çünkü Miami eskiden, biliyorsun, orası bir köydü.Objavili sme Miami, pretože Miami skôr bolo, asi viete, bola to dedina.
Miami'yi keşfettik, çünkü Miami eskiden, biliyorsun, orası bir köydü.To my odkryliśmy Miami, ponirważ Miami wcześniej było prawie wioską
Miami'yi keşfettik, çünkü Miami eskiden, biliyorsun, orası bir köydü.Vi upptäckte Miami eftersom den var en gång en liten stad.
Miami'yi keşfettik, çünkü Miami eskiden, biliyorsun, orası bir köydü.Wir entdeckten Miami, weil Miami früher ein Dorf war.
Miami'yi keşfettik, çünkü Miami eskiden, biliyorsun, orası bir köydü.Εμείς ανακαλύψαμε το Μαϊάμι, διότι στο παρελθόν ήταν ένα χωριό.
Miami'yi keşfettik, çünkü Miami eskiden, biliyorsun, orası bir köydü.Мы открыли Майами, потому что Майами был, как вы знаете, деревней
Miami'yi keşfettik, çünkü Miami eskiden, biliyorsun, orası bir köydü.,גילינו את מיאמי ,כשהיא עוד הייתה כפר
Miami'yi keşfettik, çünkü Miami eskiden, biliyorsun, orası bir köydü.私達は豊かだったので マイアミに行き 家や
Müdahale ettiğimiz tek yer orası değil.Ám volt máshol is beavatkozás.
Müdahale ettiğimiz tek yer orası değil.Były inne interwencje.
Müdahale ettiğimiz tek yer orası değil.Das ist nicht der einzige Ort, an dem wir Interventionen hatten.
Müdahale ettiğimiz tek yer orası değil.Itu bukan hanya tempat di mana kita ikut campur tangan.
Müdahale ettiğimiz tek yer orası değil.좋은 정책의 발견이 있었던것은 우간다 뿐이 아닙니다.
Müdahale ettiğimiz tek yer orası değil.Mais ça n'est pas le seul endroit où il y a eu des interventions.
Müdahale ettiğimiz tek yer orası değil.Niet alleen in Oeganda hebben we wat geprobeerd.
Müdahale ettiğimiz tek yer orası değil.No es el único lugar en el que hemos visto intervenciones.
Müdahale ettiğimiz tek yer orası değil.Non è l'unico posto in cui siamo intervenuti.
Müdahale ettiğimiz tek yer orası değil.Nu este singura zonă în care am avut intervenţii.
Müdahale ettiğimiz tek yer orası değil.Това не е единственото място, където се намесихме.