orantı ile cümle

orantı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Bu fomüller de bileşin içerdiği elementleri ve bu elementlerin birbirine orantılı sayılarını vermektedir.Nó là hỗn hợp bao gồm các hợp chất của nguyên tố này và một số nguyên tố khác.
Altın üçgen, iç açıları 2:2:1 ile orantılı tek üçgendir.Tam giác tỷ lệ vàng cũng là tam giác duy nhất có tỷ số các góc của nó bằng tỉ số 2:2:1.
Parlamento üyeleri, genel oyla beş yıllık dönem için orantılı olarak seçilir.Các thành viên của Quốc hội được bầu theo phổ thông đầu phiếu cho nhiệm kỳ 5 năm.
Bu, onların yüzey ağırlıkları ve yoğunluğunun orantılı olarak kütlesi ile yükseldiği anlamına gelir.Điều này có nghĩa là lực hấp dẫn bề mặt và mật độ của chúng tăng lên theo tỉ lệ với trọng lượng của chúng.
Aynı zamanda metabolik olarak aktif yetişkin insanlarda da bulunur, ama oranı insan yaşı ile ters orantılıdır.Nó cũng có mặt và hoạt động trao đổi chất ở người trưởng thành, nhưng tỷ lệ của nó giảm khi con người già đi.
Altın üçgen, iç açıları 2:2:1 ile orantılı tek üçgendir.よって、黄金三角形は3つの角の比が 2:2:1 となる唯一の三角形である。
1972 - Jacob BEKENSTEIN; kara delikler yüzey alanlarıyla orantılı bir entropiye sahiptiri önerir.1972年 - ヤコブ・ベッケンシュタインがブラックホールはその表面積に比例するエントロピーを持つことを提案する。
Şu halde 360 derecelik yıldız gününün süresini bulmak için bir orantı kurmak yeterlidir.恒星日 - 天体が360°自転するのに要する時間である。
Gauss yasası’na göre; yüzeyin bütün bileşenlerine doğru olan elektriksel akı kutuyu kuşatan yükle orantılıdır.ガウスの法則は「閉曲面を貫く全電束は、閉曲面中の全電荷に比例する」という法則である。
8.si orantısız tarafta saklıdır.八方向にくないを打ち出す。
Büyüklüğü dalga sayısı ve açısal dalga sayısıdır(dalga boyu ile ters orantılıdır).馬哈希(Maharṣi)的梵文字根,由偉大的(Maha)與仙人(ṛṣi,字面意義為預見者,有能力看見者)組成。
Manyetik alanın yoğunluğu (F) ise, mıknatıs üzerindeki kuvvetle doğru orantılıdır.磁場的強度(F)與磁鐵所受的磁力成正比。
Aynı gerekçeyle GUI bilgisayar uygulamaları (kelime işlemcileri ve web tarayıcıları gibi) orantılı yazıdır.出于同样的原因,GUI计算机应用程序(如文字处理器和瀏覽器)通常使用比例字体。
Meclis, parti listesinden orantılı temsil oranıyla seçilen 42 üyeden oluşur.정당 명부식 비례대표제로 선출된 42명의 의원으로 구성된다.
O kadar uzundu ki ancak beline geliyorduk ve orantılıydı..."그런데 주위를 둘러보니 깜깜했길래 이렇게 덧붙였어요. '...
Diyamanyetik ve paramanyetik maddeler için bu iki nicelik doğru orantılıdır."우리는 경기의 흐름을 되찾아 행운의 2골을 득점하였으며, 그에 따라 우리는 행운의 승자가 되었다."
Özellikle başkalarına olan borcun, sana olan uzaklıklarıyla ters orantılıdır.하지만 마음속 깊은 곳에서는 남들과 다른 것을 서글프게 여긴다.
8.si orantısız tarafta saklıdır.נרשום בצד 8.
Bu değerlerin gerçek orantısı kara deliğin ne kadar güçlü çektiğine bağlıdır.הנקודה בה הפרשי הכוחות הללו הופכים משמעותיים תלויה בגודלו של החור השחור.
Türkiye İsrail'in orantısız güç kullandığını söylemiştir.מדינות אמריקה הלטינית: ישראל עושה שימוש מופרז בכוח.
Yöntem etkinliği, gebe kalmayan yöntemi kullanarak çiftlerin doğru ve tutarlı bir şekilde orantısıdır.היעילות בפועל כוללת זוגות שהשתמשו במכשיר באופן שגוי.
Nestalik yazısının orantıları ve hesapları.השערת התעודות וחיבורם של ספרי התורה.
Bu geçişler |Vij|2 ile orantılıdır.המסע השני הנכון צריך להיות 2.
Nem: Yüksek orantılı nem (%70) ister.Чистото тегло на плода (без кората) е около 70%.
Yapı, birbiriyle orantılı üç kısımdan oluşmaktadır ve bunların toplam yüksekliği 30 metreye ulaşmaktadır.Състои се от три пропорционални части с обща височина от 30 метра.
Bu değerlerin gerçek orantısı kara deliğin ne kadar güçlü çektiğine bağlıdır.Точката, в която тези приливни сили стават фатални, зависи от размера на черната дупка.
Orantı sabiti “c” sönüm katsayısı olarak adlandırılır ve kuvvet/hız birimindedir(lbf s/ in veya N s/m)."Незастрашен вид" е била подкатегория на категорията "Нисък риск" с код "LR/lc" или (lc).
Hayvansal üretim de bahçecilik ile ters orantılı olarak azalmıştır.Гладът е придружаван и от понижени нива на плодовитост.
Köy nüfuslarıyla orantılı olarak çevre araziler de köyün malı olarak kabul edildi.Жителите на Батак и околните селища приемат проекта като лична обида.
Hastalığa yakalanma riski toplam tütün kullanım süresiyle doğru orantılı olarak artmaktadır.Poznati rizični faktor za nastanak bolesti je pojačana upotreba zgloba šake.
Bir ışık demeti fotonları ışığın frekansıyla doğru orantılı karakteristik bir enerjiye sahiptir.Fotoni svjetla imaju točno određenu količinu energije, koja određuje frekvenciju svjetlosti.
Burada cezanın orantılı, amaca uygun ve gerekli olması gereklidir.Predmet ugovorne obveze (činidba) mora biti objektivno moguća, odrediva i pravno dopuštena.
Bu Aristo’nun düşme hızının oranının maddenin yoğunluğuna orantılı olduğunu ortaya çıkarmasına yardımcı oldu.Dokaz je pobio Aristotelovu tvrdnju o bržem padu težeg tijela.
Yaylara uygulanan kuvvet arttıkça, yayın uzama miktarı da orantılı bir şekilde artar.Keďže ju nie je možné ďalej zväčšiť, používa sa škálovanie násobením maximálnej veľkosti okna.
Aynı zamanda hava yoğunluğu ile de ters orantılıdır.Prav tako je nesmiselno zbijati visoko temperaturo.
İmgeler, kullanılan ağaçlarla orantılı olmalıdır.Strma območja so obdelovali s pomočjo teras.
İmgeler, kullanılan ağaçlarla orantılı olmalıdır.Galūnės pritaikytos lapioti medžiais.
Darbenin enerjisinin büyüklüğü hız farkının karesi ile orantılı olarak artar.Biodujų energinė vertė tiesiogiai susijusi su metano koncentracija.
Kuvvetler, hızın karesi ile orantılıdır.Jėgos dydis yra proporcingas karuselės greičiui ir jūsų polinkiui.
Bunlar esîr çekimini yerçekimsel kütle ile doğru orantılı olduğunu varsaydılar.Kaheldi, kas ollakse valmis astuma kvalitatiivselt kõrgemale astmele.
7 numara Orantısal Kullanımı, kullanım gelir akışına.5番の"購読契約"と1番の"継続する資産"は"会費"です
7 numara Orantısal Kullanımı, kullanım gelir akışına.사용 수익은 비례 사용, 즉 7번입니다
7 numara Orantısal Kullanımı, kullanım gelir akışına.Użytkowanie to opłaty za zużycie, czyli numer 7.
7 numara Orantısal Kullanımı, kullanım gelir akışına.Використання - пропорційні користувачі - номер 7.
7 numara Orantısal Kullanımı, kullanım gelir akışına.رسوم الاستخدام سوف يكون رقم 7 وهو المستخدمين النسبيين
Ama asıl durum şu ki: Ne ters ne de doğru orantı.А всъщност се оказва, че не е така.
Ama asıl durum şu ki: Ne ters ne de doğru orantı.І, власне, виявляється, що це - ні те, ні інше.
Ama buna rağmen orantılar için her zaman iyi bir gözüm olmuştur.비율만은 절대적으로 중요시합니다.
Ama buna rağmen orantılar için her zaman iyi bir gözüm olmuştur.Mas, sempre tive uma certa noção de proporções.
Ama buna rağmen orantılar için her zaman iyi bir gözüm olmuştur.Siempre he tenido cuidado con las proporciones,
Ama buna rağmen orantılar için her zaman iyi bir gözüm olmuştur.Zawsze jednak dbałem O zachowanie proporcji.
Ama buna rağmen orantılar için her zaman iyi bir gözüm olmuştur.Однако, я всегда крайне бережно относился к пропорциям
Ama buna rağmen orantılar için her zaman iyi bir gözüm olmuştur.以前はグラフィティなどを描き、 友達は継続するよう勧めてくれていました
Ama bu orantısızlıkla beraber kurumlarla ilgili herşey kendisini tatsız hale getiriyor.Aber alles an Institutionen stimmt sie unbehaglich mit dieser Unverhältnismäßigkeit
Ama bu orantısızlıkla beraber kurumlarla ilgili herşey kendisini tatsız hale getiriyor.Ale všetko okolo inštitúcií ich znepokojuje s touto neúmerou.
Ama bu orantısızlıkla beraber kurumlarla ilgili herşey kendisini tatsız hale getiriyor.Aunque todo lo relacionado con las instituciones les produce incomodidad con esa desproporcionalidad.
Ama bu orantısızlıkla beraber kurumlarla ilgili herşey kendisini tatsız hale getiriyor.Dar totul despre instituţii le face să nu fie mulţumite de această disproporţie.
Ama bu orantısızlıkla beraber kurumlarla ilgili herşey kendisini tatsız hale getiriyor.Instituten hebben iets in zich waardoor ze zich ongemakkelijk voelen met die tegengestelde proporties
Ama bu orantısızlıkla beraber kurumlarla ilgili herşey kendisini tatsız hale getiriyor.Jenže všechno kolem institucí lidi znepokojuje právě touto neúměrou.
Ama bu orantısızlıkla beraber kurumlarla ilgili herşey kendisini tatsız hale getiriyor.하지만 기관들의 특성상 이러한 불균형은 그들을 불편하게 만듭니다.

İlgili Sayfalar