orantı ile cümle
orantı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
V ∝ I {\displaystyle V\propto I} (voltaj akımla doğru orantılıdır).Bu yasa her zaman doğru değildir.A Lei dos Cinco nunca está errada.
Bir ödülün saygınlığı genellikle ödülü veren kuruluşun mevcut durumuyla doğru orantılıdır.Doorgaans is het geschenk gelijk aan eenmaal de huursom.
Meclis, 513 milletvekilinden oluşur ve bunlar dört yıllık süre için orantılı olarak seçilir.De Senaat bestaat uit 315 leden die voor vijf jaar worden gekozen.
Ancak, kinetik enerjideki artış roket motorunun ateşlendiği andaki hızı ile orantılıdır.Jednak wzrost energii kinetycznej jest proporcjonalny do prędkości w czasie gdy pracują.
Bunlar esîr çekimini yerçekimsel kütle ile doğru orantılı olduğunu varsaydılar.Polegały one na dokładnym wyznaczeniu koryta o szerokości ok.
Meryem’in boynu, elleri, parmakları, başı ve uzun ve orantısızdır.Maryja ma oczy spuszczone w pokorze, a dłonie złożone do modlitwy.
Brezilya'da orantılı olarak yüksek şehirleşme oranı bulunduğu belgelenmektedir.W Brazylii założono miasto Presidente Prudente.
İndüksiyon gerilimi, akımda zamanla meydana gelen değişimle orantılıdır.Niemniej, planowany zakres modernizacji ulega zmianom, co do założeń przez co proces jest przesuwany w czasie.
Meclis, 513 milletvekilinden oluşur ve bunlar dört yıllık süre için orantılı olarak seçilir.Składa się z 513 członków wybieranych na czteroletnią kadencję.
İmgeler, kullanılan ağaçlarla orantılı olmalıdır.Roślina ozdobna – stosowana na żywopłoty.
Beden ve kanatlar arasındaki doğru orantıyı bulmak için kuşların anatomisini araştırdı.Hon studerade fåglars anatomi för att kunna bestämma de rätta proportionerna mellan vingar och kropp.
Brezilya'da orantılı olarak yüksek şehirleşme oranı bulunduğu belgelenmektedir.Det beror också på att läskunnigheten är ganska låg i Brasilien.
Ancak farkların orantıları anlamlıdır; örneğin bir fark diğer bir farkdan 2 misli büyük olabilir.Därmed blir det till exempel meningsfullt att säga att ett mått är dubbelt så stort som ett annat.
Hayvansal üretim de bahçecilik ile ters orantılı olarak azalmıştır.Påfallande är den reducerade könsdimorfismen.
Bu değerlerin gerçek orantısı kara deliğin ne kadar güçlü çektiğine bağlıdır.Hur lång tid det tar beror på det svarta hålets massa.
Gözlem uçuşu mesafesi ülkenin arazisinin büyüklüğü ile orantılı olarak hesaplanır.Ansökans största svaghet anses ligga i avståndet mellan städerna.
Los Angeles Bölge Savcılığı dört polis memuru hakkında darp ve orantısız güç kullanma suçundan dava açar.Окружний прокурор Лос-Анджелеса звинуватив чотирьох поліцейських в застосуванні надмірної насильства.
Meclis, parti listesinden orantılı temsil oranıyla seçilen 42 üyeden oluşur.Палата складається з 42 членів, які обираються за партійними списками пропорційного представництва.
Sonraki deneyler orantısız miktarlarda L ve D yönelimli enantiyomerlerin olasılığını onamıştır.Деякі пізніше дослідження показали, що можливі непропорціональні кількості L- та D-енантіомерів.
Buna karşı polis müdahalesi yaşanmış ve birçok öğrenci polisin orantısız güç kullanımına maruz kalmıştır.Поліції було дано наказ втрутитися, багато студентів стали жертвами жорстоких дій поліції.
Bu oran, iki cismin kütlesel orantısında da yaklaşık olarak geçerlidir.Вона є необхідною для злиття двох клітин у процесі запліднення.
Daha büyük RGY hesabı sınıf tarafından daha yüksekte orantılanır.Норма позичкового процента повинна бути вищою за норму депозитного процента.
Beden ve kanatlar arasındaki doğru orantıyı bulmak için kuşların anatomisini araştırdı.Studovala anatomii ptáků, aby dokázala odhadnout správné proporce křídel a těla.
"Bir şeyin olma olasılığı, isteme olasılığı ile ters orantılıdır."Naděje je jistota, že něco má smysl."
Düzgün bir yerçekimi alanında, bir noktada çekim potansiyel yüksekliği ile orantılıdır.V rovnoměrném gravitačním poli je gravitační potenciál přímo úměrný výšce.
Doğru parçasının uzunluğu ise, vektör büyüklüğü ile doğru orantılıdır.Velikost musí přesně odpovídal velikosti nohy.
O kadar uzundu ki ancak beline geliyorduk ve orantılıydı..."Strávila jsem příliš mnoho času vleže… jen ho spalte!"
Elektrotta serbest kalan madde miktarı, bu maddenin eşdeğer ağırlığıyla doğru orantılıdır.Hustota plynu je nepřímo úměrná hmotnosti tělesa.
Endodoksindenki azalma sıcaklık ve ısınma süresiyle orantılıdır.Definovaná míra redukce endotoxinu je korelací mezi časem a teplotou.
Özhacim aynı zamanda özkütle ile ters orantılıdır.La fel plâng inimile fără de noroc.
Buna karşı polis müdahalesi yaşanmış ve birçok öğrenci polisin orantısız güç kullanımına maruz kalmıştır.Poliția a primit ordin să intervină și mulți studenți au fost supuși actelor de brutalitate ale poliției.
Böylece orantısız kayıplar toplam kayıpların da ötesine gidebilir.Și, peste toate astea, cei neatenți își pot pierde viața de-adevăratelea.
İz etrafındaki kabarcıkların yoğunluğu parçacıkların kaybettiği enerji ile doğru orantılıdır.Densitatea bulelor în jurul unei urme este proporțională cu cantitatea de energie pierdută de particulă.
O orantılı bir figüre sahiptir.Are o figură bine proporționată.
O orantılı bir figüre sahiptir.El are o figură bine proporționată.
O orantılı bir figüre sahiptir.Ea are o figură bine proporționată.
Ceza suça orantılı olmalı.Pedeapsa ar trebui să fie proporțională cu infracțiunea.
Her insanın ödemesi çalışması ile orantılı olacaktır.Salariul fiecărei persoane va fi proporțional cu munca depusă.
Orantılı cücelikte ise hem ekstremite hem de gövde olağan dışı derecede küçüktür.Az emberfeletti és az állatias is egyaránt igen ritka.
Her ülke için ayrılan üye sayısı o ülkenin nüfusuyla doğru orantılıdır.Az országban lakó minden nemzetnek lakossága számarányában van megfelelő képviselete.
Bu değerlerin gerçek orantısı kara deliğin ne kadar güçlü çektiğine bağlıdır.Tulokset riippuvat siitä miten syvällä muste ihossa on.
1972 - Jacob BEKENSTEIN; kara delikler yüzey alanlarıyla orantılı bir entropiye sahiptiri önerir.Vuonna 1972 Bekenstein ehdotti, että mustilla aukoilla on oltava tietty entropia.
Nem: Yüksek orantılı nem (%70) ister.Kirjoitusvaiheessa valittavia virheenkorjaustasoja on neljä, matalasta (7 %) korkeaan (30 %).
Her ülke için ayrılan üye sayısı o ülkenin nüfusuyla doğru orantılıdır.Kunkin EU:n jäsenvaltion jäsenluku on suhteutettu karkeasti maan väkilukuun.
Her ülke için ayrılan üye sayısı o ülkenin nüfusuyla doğru orantılıdır.Ο αριθμός μελών από κάθε χώρα της ΕΕ αντικατοπτρίζει χονδρικά το μέγεθος του πληθυσμού της.
Bu küçük parça alan büyüklüğü ile doğru orantılıdır ve bu doğrusal bağımlılığı açıklamaktadır.Αυτό το κλάσμα είναι ανάλογο προς την ένταση του πεδίου και αυτό εξηγεί τη γραμμική εξάρτηση.
Böylece orantısız kayıplar toplam kayıpların da ötesine gidebilir.Dermed kan svindlerne tappe enda mer penger ut av sine ofre.
Aktif tabakanın kalınlığı yük taşıyıcı hareketliliğiyle(Mobilite) ters orantılıdır.Mobilt steinknuseanlegg er et beltegående mobilt (bevegelig) knuserverk.
8.si orantısız tarafta saklıdır.Den uhindrede konsentrasjon 8.
Ancak eğer bu genişleme aterom kalınlığıyla orantısız olursa bir anevrizma meydana gelir .Hvor langt dette unntaket skal trekkes er noe usikkert.
Örneğin, dünyaya uzak olan galaksiler dünyaya olan uzaklarıyla orantısal bir hızla uzaklaşırlar.Hastigheten galaksene beveger seg bort fra oss med er proporsjonal med avstanden til dem.
Doğru orantılı, sıkı ve güçlü yapısı, büyük güç, çeviklik ve dayanıklılığa yol açmaktadır.Dens velbalanserte, tette og kraftige skikkelse vitner om stor kraft, smidighet og utholdenhet.
Büyüklüğü dalga sayısı ve açısal dalga sayısıdır(dalga boyu ile ters orantılıdır).Hukum yang terdapat di dalam nya adalah ucapan dan gubahan Yang Mahakuasa,yang senyata-nyatanya.
O kadar uzundu ki ancak beline geliyorduk ve orantılıydı...""Dia tampaknya lebih jauh dan sibuk dengan dirinya ...
Gaz moleküllerinin hızları mutlak sıcaklıkla doğru orantılıdır.Laju partikel gas berbanding lurus dengan suhu absolutnya.
Bu orantılılık direncin tanımını verir.Cara memegang akan sangat menentukan bentuk serangan.
Bir ışık demeti fotonları ışığın frekansıyla doğru orantılı karakteristik bir enerjiye sahiptir.Foton dari sinar memiliki energi karakteristik yang ditentukan oleh frekuensi cahaya.
Kuvvet vektörlerini oklarla belirtin.( Okların uzunlukları kuvvetlerin büyüklükleri ile orantılı olabilir.)Istilah fana oleh kaum sufi dipakai untuk menunjukkan gugurnya sifat-sifat tercela.
Nem: Yüksek orantılı nem (%70) ister.Protestan pada umumnya nondenominasional dan pada umumnya (70%) perempuan.
Buna karşı polis müdahalesi yaşanmış ve birçok öğrenci polisin orantısız güç kullanımına maruz kalmıştır.Namun kesempatan ini digunakan oleh sebagian mahasiswa untuk melampiaskan rasa kesalnya terhadap polisi.