ANAP'ın muhafazakarlığı daha önceki sağ partilere oranla daha kentselleşmiş bir özellik göstermiştir.間榎津真(まえの つま) 秀人の前妻で乙人の実母。
Mana Coastları diğer kartlara oranla daha fazladır.このコインは、直径が他のコインより若干大きい。
Son 20 seneden beri Kuzey Amerika’da diyabet oranları devamlı artmaktadır.米国を例にとると、北米における糖尿病比率は、少なくともここ20年間は増加を続けている。
Vergi oranları istenildiği gibi keyfi olarak artırılabilir.好みに応じて甘味料を増減しても良い。
Bu oranlara rağmen hâlâ daha nüfusun dörtte biri tarım sektöründe çalışmaktadır.国民の1/4が農業セクターに従事している。
Bu oran, bir önceki bölüme oranla bir miktar daha azdır.嵯峨朝初頭に少内記を務める。
Yeşiller ile FDP oy oranlarını yükselttiler.緑川や植田正治を会員に推挙した。
Bunun sonucu olarak, metallerin oranları yıldızın yaşı hakkında gösterge olabilir.つまり、隕石の年齢は地球の年齢と同じとみなせる。
Ana dili olarak konuşma oranları şunlardır: %64 Almanca,%20 Fransızca, %6,5 İtalyanca, %0,5 Romanşçadır.またスイスでは4言語が公用語として定められており人口の60%がドイツ語、20%がフランス語、6.5%がイタリア語、0.5%がロマンシュ語を話している。
Yapım aşamasında kullanılan şerbetçiotu miktarı diğer biralara oranla daha azdır.ここで投資信託の数は個別の資産の数より小さくなくてはならない。
Diğer sürümlere oranla kullanımı kolaydır ve güvenlidir.檻が使われたのは簡単で安全だからである。
Genellikle yük kamyonlarından otomobillere kıyasla daha yüksek oranlarda ücret talep edilmektedir.一般的に乗用車やトラックより、バスの方がリサイクル料金が高めとなっている。
Büyüyen motor ile emisyon oranları aşağıya çekildi ancak güç üretimi 70 PS oldu.外装だけでなくエンジンにも改良が加えられ、出力を270PSまで向上させた。
Eyaletin yaş ve cinsiyet oranları ülke ortalamaları seviyelerindedir.年齢と性の構成比はほぼ全国平均並みである。
Güney Afrika dünya genelinde suç oranlarının en yüksek olduğu ülkelerin başında gelmektedir.実際に、南アフリカは都市部での犯罪性向が強い。
Kadınlarda erkeklere oranla iki buçuk kat daha fazla görüldüğü saptanmıştır.此後,它又逐漸變亮恢復至大約+2.2等的亮度。
Geçtiğimiz yıllara kadar Estonya ekonomisi takdire değer oranlarla büyümeye devam etmiştir.直到最近幾年,愛沙尼亞經濟持續以令人欽佩的速度增長。
Oranlar yaşla beraber artış gösterir ve Birleşik Devletler'in güneydoğusunda daha yüksektir.此发病率随着年龄的增长而升高,而在美国东南部较高。
Securitate Romanya'nın nüfusuna oranla Doğu Bloku'nun en büyük gizli polis güçlerinden biriydi.以羅馬尼亞的人口按比例計算,羅馬尼亞秘密警察在東方集團中為最大的秘密警察力量之一。
Harmony, o doğal dünyanın oranlarını müzik ile-özellikle astronomik ve astrolojik açıdan-açıklamaya çalıştı.在《世界的和谐》中,他尝试用音乐解释自然世界的比例,特别是天文学与占星学方面。
Enfeksiyon oranlarının çok yüksek olduğu ülkeler, Mısır (22%), Pakistan (4.8%) and Çin’dir (3.2%).丙型肝炎的感染總數在非洲和亞洲比較多,感染比例特別高的國家包含埃及(22%)、巴基斯坦(4.8%)和中國(3.2%)。
Yine bu sebepten bebek ölüm oranları yükselmeye başladı.也因為這樣的觀念,使女嬰的死亡率高居不下。
Lockheed Martin, savunma sanayisinin dünya çapında (gelire oranla) en büyük yüklenicisidir .洛克希德·馬丁以營業總額而言,為全世界最大的國防工業承包商。
ANAP'ın muhafazakarlığı daha önceki sağ partilere oranla daha kentselleşmiş bir özellik göstermiştir.昴與愛蜜莉雅於是重返王都,並與之前分別的舊識們重逢。
En altta ise başları açık altı kadın diğerlerine oranla daha hareketli dans etmektedir.於是都給事中謝江以下六人,並廷杖削籍。
Para arzının büyümesi 1970'lerin yüzde 30'lu oranlarından yüzde 15'lere düşürülmüştür.工人的实际工资下降了1913年水平的大约50%。
Bir eşiğe yakın değerlerdeki uyaranlar, durumların bazı oranları ile saptanabilir.既齊召民之秀良者曹試而教誨之,俾各有所成就。
2008 yılında 6.2 milyon yolcu alarak, 2007 yılına oranla %13.5 bir yolcu azalması oldu.在2008年,有六百二十万旅客使用了该机场,这个数字比2007年少约13.5%。
Bu oranlara rağmen hâlâ daha nüfusun dörtte biri tarım sektöründe çalışmaktadır.大约四分之一的人口工作在农业领域。
Sigara içenlerin içmeyenlere oranla yakalanma riski iki kat daha yüksektir.吸菸者罹患克隆氏症的機率是沒吸菸者的兩倍。
Eşcinsel erkeklerse hem maskülenleşmiş hem de feminenleşmiş oranlar göstermektedir.其夫屬乎子道者,妻皆婦道也。
Bu oranlar İtalya'nın tümü için Coocuklar için %18,06 ve emekliler için %19,94 ile karşılaştırılmalıdır.與此相比,義大利平均百分之18.06(未成年人)和19.94(退休)。
Pek çok yeni araç, bu oranlardaki karışımlarda güvenle çalışabilirler.許多不同的接合組態在這些接合點上是可能發生的。
Nazi Almanyası, Sovyetler Birliği ve Faşist İtalya düşük doğum oranlarından muzdariptiler.纳粹德国、苏联和法西斯意大利都高度集中于低出生率。
Denizlerde yaşayan canlıların fosilleşme olanakları, karada yaşayanlara oranla fazladır.生存在浮游帶的動物,所受到的影響遠比生存在海床的動物還大。
Bu oran, bir önceki bölüme oranla bir miktar daha azdır.形容至微至小,即謂現前剎那之一念心。
Üreme oranları düşük de olsa genç kuşların doldurabileceği boşluklar bulunmaktadır.幼年智慧超群,曾為地主放牛為生。
Tüm bunlara rağmen bu faktörlerin, tütün kullanımına oranlar daha düşük risk taşıdığına inanılmaktadır.而且,考慮到上千萬的使用燃油的建築物,使用天然氣的危險度相對低得多。
İşsizlik ve intihar oranları da düşüktür.另外,死亡率及自殺的風險亦相應提高。
O yüzden Amy'e oranla çok daha çabuk dönüşecekti.这让米勒更着急了。
Bu ananasların asidik değeri ise 0.50 - 0.70% oranlarındadır.棉籽約含0.5-0.7%棉酚。
Ama bazılarının tam olarak oranlarını bilmekteyiz.幾人知搠古淵源。
Her iki takımın da topla oynama oranları hemen hemen eşitti.二人带的装备其实也很简单。
ABD'de dizi ilerlerken izlenme oranları ise düşmüştür.諸臣晨入暮出,纍纍若重囚,道途觀者無不泣下。
Ana madde: Hidrojen-1 1H hidrojenin 99,98% oranla en yaygın bulunan izotopudur.氕( H 1 {\displaystyle {\ce {^1H}}} )是最常見的氫同位素,豐度高於99.98%。
Bir eşiğe yakın değerlerdeki uyaranlar, durumların bazı oranları ile saptanabilir.“훈민정음은 백성(百姓) 가르치시는 정(正)한 소리라”(현대어 표기로 옮김), 〈세종어제훈민정음〉, 《월인석보》.
ANAP'ın muhafazakarlığı daha önceki sağ partilere oranla daha kentselleşmiş bir özellik göstermiştir.사오정(沙悟淨)도 예전에는 천계의 영소전(靈霄殿)에 살았던 권렴대장(捲簾大將)이었다.
Toplam gelirlerine göre vergi oranları %22.5'tir.비율은 대체로 수입의 2.5%이다.
Ek olarak, kadınlar erkeklere oranla tütünün zararlarına karşı daha büyük hassasiyet gösterirler.또한 여성이 남성보다 흡연의 악영향의 타격을 크게 받는다.
Lockheed Martin, savunma sanayisinin dünya çapında (gelire oranla) en büyük yüklenicisidir .록히드 마틴은 매출액 기준 2008년 세계 최대의 군수업체로 꼽혔다.
Yükselen karbondioksit oranları da okyanusların asitlenmesine neden olmaktadır.이산화탄소의 증가는 바다의 산성도 증가를 불러일으킨다.
İşsizlik oranlarının ülkelere göre listesi.아래는 실업률에 따른 나라 목록이다.
Akciğere oranla küçük kalan kalbe dikkat ediniz.복강 에서 복막부분을 참고하기를 바랍니다.
Media Player'a oranla daha hızlı ve eğlencelidir.소성사극은 좀더 잦게 공연되고 더 간소하다.
Gereksinimin esneklik özelliği sabit oranda vergilemeye oranla onu daha cazip kılmaktadır.게다가 얼마나 그 요청에 응했는지(얼마나 열심히 자신의 생활 방식을 바꾸었는지)에 따라서도 더욱 상당한 차이가 있었다.
Bu izlenme oranı bir önceki bölüme oranla bir miktar daha azdır.이는 이 종에 대한 이전의 추산치보다 미미하게 낮아진 수치이다.
Ek olarak, kadınlar erkeklere oranla tütünün zararlarına karşı daha büyük hassasiyet gösterirler.כמו כן, גברים נוטים יותר מנשים ללקות בחרדת החמצה.
Antik çağda, Aristoteles, farklı kitlelerin nesneler farklı oranlarda düşmesi varsaydık.בימי קדם, אריסטו סבר כי גופים בעלי מסה שונה ייפלו בקצב שונה.
Farklı yiyecekler açlık barını farklı oranlarda doldurur.סיומה של ברכת המזון שונה בבית האבל.
Lohusalık ateşi 19. yüzyıl ortalarında hastanelerde yaygındı ve %10 - %35 oranları arasında ölümcül idi.באמצע המאה ה-19 הייתה קדחת הלידה נפוצה מאוד בבתי חולים, והתמותה ממנה נעה מ-10% ועד ליותר משליש מהיולדות.