ANAP'ın muhafazakarlığı daha önceki sağ partilere oranla daha kentselleşmiş bir özellik göstermiştir.Během přestavby došlo k zesílení opevnění a bylo zbořeno předzámčí.
Araştırılmış olan gerçek vakalara dair sunulan farklı hipotezler farklı başarı oranları elde etmiştir.Reálné výsledky jsou porovnávané s výsledky očekávanými pro zjištění rozdílů.
Oranlar yaşla beraber artış gösterir ve Birleşik Devletler'in güneydoğusunda daha yüksektir.Ratele cresc odată cu vârsta și sunt mai mari în sud-estul SUA.
Ölüm oranları 1970'ler ve 2000'ler arasında azalmıştır.Ratele de deces au scăzut între anii '70 și 2000.
On iki ülke, %80’den daha yüksek oranlara sahiptir.În douăsprezece dintre aceste țări rata depășește 80%.
Sigara içenlerin içmeyenlere oranla yakalanma riski iki kat daha yüksektir.Persoanele care fumează țigarete prezintă un risc de două ori mai mare decât nefumătorii.
Asya ve Afrika’daki bazı ülkelerde enfeksiyon oranları daha yüksektir.Ratele de infectare sunt mai ridicate în unele țări din Africa și Asia.
Bazı devlet teşebbüsleri özelleştirildi ve bazı vergi oranları değiştirildi.Unele întreprinderi de stat au fost privatizate și au existat și unele modeste reduceri de taxe.
Sanatçı o zamana kadar uygulanmakta olan oranlar sistemini değiştirmiştir.Artistul încalcă regulile stabilite până atunci.
Yapılan bazı araştırmalar laboratuvar hata oranlarının göreli olarak yüksek bulmuştur.Există cazuri de rezultate eronate de laborator.
Yani bu sıralama, dağıtımların kullanma oranlarını gösteren bir istatistik değildir.Așa se explică faptul că lucrările din acea perioadă nu sunt nici măcar încercări de sistematizări financiare.
Bu bitkılaer arasında "Atlantik Sahili Oranları"'ndan kalan birçok ağaç bulunmaktadır.Printre acestea, există mulți copaci care sunt rămășițe ale Pădurii Atlantice.
Bu yaklaşık %40 gibi bir oranla hastane enfeksiyonlarının en yaygın sebebidir.Aceasta constituie cea mai frecventă cauză de infecții intraspitalicești, reprezentând aproximativ 40%.
Gut oranları 1990-2010 yılları arasında neredeyse iki katına çıkmıştır.Ratele de incidență ale bolii s-au dublat între 1990 și 2010.
Migren oranları, Asya ve Afrika’da, batı ülkelerine nazaran biraz daha düşüktür.Ratele de apariție a migrenelor sunt ușor mai scăzute în Asia și Africa față de țările vestice.
Elektronların yük ağırlık oranları J. J. Thomson tarafından çoktan keşfedilmişti.Primul este afinitatea de fapt electronul de mai târziu descoperit de J. J. Thomson.
Kentsel alanlarda doğum oranları, kırsal alanlardan daha düşüktür.Locurile de cocoțare din orașe sunt mai mari decât cele din terenurile agricole.
İşsizlik oranlarının ülkelere göre listesi.Lista locurilor în Dej ^ Dos.
Bayiler kâr oranlarının arttırılmasını istiyor.Oamenii vor plata orelor suplimentare.
Bu oranlar beş yaş altı çocuklarda ve 75 yaş üstü erişkinlerde daha yüksektir.Rata deceselor este mai mare la copiii cu vârste sub cinci ani și la adulții cu vârste peste 75 de ani.
Bu dönemde işsizlik oranları da giderek arttı.Rata șomajului a crescut brusc.
On iki ülke, %80’den daha yüksek oranlara sahiptir.Tizenkét országban ez az arány nagyobb, mint 80%.
Asya ve Afrika’daki bazı ülkelerde enfeksiyon oranları daha yüksektir.Egyes afrikai és ázsiai országokban a fertőzés gyakorisága magasabb.
Ölüm oranları 1970'ler ve 2000'ler arasında azalmıştır.A halálozási arány csökkent az 1970-es és a 2000-es évek között.
Enfeksiyon oranlarının çok yüksek olduğu ülkeler, Mısır (22%), Pakistan (4.8%) and Çin’dir (3.2%).A legmagasabb fertőzési gyakorisággal rendelkező országok Egyiptom (22%), Pakisztán (4,8%) és Kína (3,2%).
Ksenonun izotop oranları Güneş Sistemi'nin ilk tarihinin araştırılmasında önemli bir araçtır.A xenon izotópjainak aránya fontos eszköz a Naprendszer történetének vizsgálatakor.
Gelişmekte olan ülkelerde gelişmiş ülkelere oranla yaklaşık beş kat daha sık meydana gelir.A fejlődő világban mintegy ötször gyakoribb az előfordulása mint a fejlett világban.
Dünyada olduğu gibi Türkiye'de de doğum oranları azalmaktadır.Európa többi országához hasonlóan a születési arányszám itt is csökkent.
Hayatta kalma oranları düşmüştür.A subsistentia fajai.
Ana madde: Hidrojen-1 1H hidrojenin 99,98% oranla en yaygın bulunan izotopudur.1H: a hidrogén leggyakoribb izotópja, természetes előfordulása több mint 99,98%.
Yüzde 70'in üzerindeki oranlar yüksek oran olarak nitelendirilir.97% fölött egyértelműen túlsúlyos állapotról beszélhetünk.
Kaplumbağaların başı vücutlarına oranla çok ufaktır.Teknőshöz hasonló, testéhez képest viszonylag kis feje van.
Ama artık her gece cevabımızı gittikçe artan oranlarda veriyoruz.Minden nap közlekedik, a csúcsidőszakban sűrűbben.
Eyalette vergi oranları oldukça düşüktür.Az adók nagyon alacsonyak voltak a Köztársaságban.
Bununla birlikte, o zamandan beri çift haneli yıllık büyüme oranları ile toparlanabildi.Ezen időtől kezdve, a nagyobb szabású műőrlésre berendezett malmok évről évre szaporodtak.
Geçtiğimiz yıllara kadar Estonya ekonomisi takdire değer oranlarla büyümeye devam etmiştir.A következő néhány békés évet Condé értékes műgyűjteményének gyarapításával töltötte.
Seçime katılan adayların oy oranları şöyledir.A jelöltek közötti szavazatátvitel a rangsorolásos szavazás szerint történik.
Önleme akciğer kanserine karşı mücadelenin maliyetine oranla en etkili yöntemidir.A megelőzés a legköltséghatékonyabb eljárás a tüdőrák leküzdésére.
Bükreş'teki suç oranları kimi Avrupa başkentlerine göre düşüktür.Bukarestin rikollisuusaste on vähäinen verrattuna muihin Euroopan pääkaupunkeihin.
Securitate Romanya'nın nüfusuna oranla Doğu Bloku'nun en büyük gizli polis güçlerinden biriydi.Securitate oli Romanian väkilukuun suhteutettuna suurin salainen poliisi itäblokin alueella.
2012 yılında Çek hükümeti KDV oranlarını arttırdı.Vuonna 2010 Kanadan hallitus aikoi nostaa CSA:n budjettia.
Sıkıştırma oranı 8.0:1'e düşürülmüş, 6 ileri vites kutusu güçlendirilmiş ve vites oranları uzatılmıştır.Puristussuhde 6,8. Vaihteita on neljä eteen sekä peruutusvaihde.
Güvenilir olmasına rağmen PSLV, 1600 kg kütleye oranla daha yüksek olan uyduları başlatamaz.Geneettisen käsittelyn myötä Bullski kykeni nostamaan ilman haarniskaansa noin 1100 kg.
Bu dönemde işsizlik oranları da giderek arttı.Yhteiskunnallinen eriarvoisuus näyttää lisääntyneen tällä kaudella.
Bir tepkimeyi bu üstel bağımlılığını sıcaklığa oranlama Arrhenius eşitliği olarak bilinir.Arrhenius kehitti nopeusvakion lämpötilariippuvuutta kuvaavan yhtälön, joka tunnetaan Arrheniuksen yhtälönä.
Erkek puma dişiye oranla daha uzun mesafe yol alabilir.Kärkihammas ulottuu viereisiä hampaita paljon pitemmälle.
Seçime katılan adayların oy oranları şöyledir.EU-ehdokkaiden äänimäärät.
Le Pen 1988 seçimlerine oranla daha da iyi bir sonuç elde ederek %15'i geçti.Puoluejohtaja Le Pen sai presidentinvaaleissa 1988 lähes 15 prosenttia äänistä.
1995-2007 yılları arasında yüksek büyüme oranları ile ülke Kelt Kaplanı olarak anılmıştır.Tämän vuosien 1995–2007 talouskasvun vuoksi maalle annettiin lempinimi ”kelttiläinen tiikeri”.
İstatiksel olarak erkeklere oranla daha fazla dişi hayatta kalır.Hänen tavoin yhä useampi sairastunut jää eloon.
Şut isabeti olarak %47 2 sayılık %41 üç sayılık isabet oranlarıyla oynadı.Pelitilanneheitot hän heitti 44,2 prosentin ja kolmen pisteen heitot 41 prosentin tarkkuudella.
Kadınlar erkeklere oranla hiponatremiye karşı daha hassastırlar.Tommy on kuitenkin vähän epävarmempi käsittelemään naisia.
12-4 oranla play-off maçlarına girdiler.Maalit playoffseissa 12–13 SM-liiga.
Diğer tür papağanlara oranla oldukça sessizdir.Fanalokat ovat muutoin melko hiljaisia.
Farklı yiyecekler açlık barını farklı oranlarda doldurur.Joissakin leivänpaahtimissa on mahdollista paahtaa leivän pintaan erilaisia kuvioita.
Rusya çok düşük borç-GSYİH oranı ile, dünyanın en düşük oranlardan birine sahiptir.Meksikolla on asukaslukuunsa nähden yksi maailman pienimmistä armeijoista.
En büyük Kızılderilileri nüfusa sahip ülke % 45 oranla Peru'dur.Perun etnisistä ryhmistä suurin ovat intiaanit, joita on 45 % väestöstä.
Ücret oranları ve ölçekleri azaltıldı.Rangaistuksia lievennettiin ja veroja alennettiin.
Hastalık kadınlarda erkeklere oranla daha fazla görülür.Tautia esiintyy enemmän miehillä.
Kadınlarda görülme sıklığı erkeklere oranla iki katıdır.Naisilla sitä esiintyy kuitenkin kaksinkertaisesti miehiin verrattuna.