Hobbes'in deyimiyle, oralarda yasam kisa ve insanliktan uzak.С други думи, животът там е кратък и първичен.
Hobbes'in deyimiyle, oralarda yasam kisa ve insanliktan uzak.С точки зрения последователей Т.Гоббса, жизнь там короткая и жестокая.
Hobbes'in deyimiyle, oralarda yasam kisa ve insanliktan uzak.במונחים של הובס, החיים הם קצרים ובהמיים שם.
Hobbes'in deyimiyle, oralarda yasam kisa ve insanliktan uzak.بحسب تسمية " هوبيسيان " فالحياة هناك قصيرة وقاسية
Hobbes'in deyimiyle, oralarda yasam kisa ve insanliktan uzak.人生が短く過酷な地域です これらの国々の多くでは
İnsanları oraları ziyaret etmeleri için teşvik ediyorum.Doporučuji lidem, aby zkusili navštívit tato místa.
İnsanları oraları ziyaret etmeleri için teşvik ediyorum.Ich bestärke die Menschen immer darin sich diese Staaten anzusehen.
İnsanları oraları ziyaret etmeleri için teşvik ediyorum.Ik moedig mensen altijd aan om deze plekken te bezoeken.
İnsanları oraları ziyaret etmeleri için teşvik ediyorum.Invito sempre la gente ad andare a vedere quei luoghi.
İnsanları oraları ziyaret etmeleri için teşvik ediyorum.저는 항상 사람들에게 이 곳들을 가보라고 권합니다.
İnsanları oraları ziyaret etmeleri için teşvik ediyorum.Mereu ii incurajez pe oameni sa viziteze locurile astea.
İnsanları oraları ziyaret etmeleri için teşvik ediyorum. Mesela, Dubai -- harika bir yer.J'encourage toujours les gens à visiter ces endroits. par exemple, Dubai -- un endroit cool.
İnsanları oraları ziyaret etmeleri için teşvik ediyorum.Mindig is buzdítottam az embereket, hogy látogassanak el oda.
İnsanları oraları ziyaret etmeleri için teşvik ediyorum.Povzbudzujem ľudí, aby cestovali.
İnsanları oraları ziyaret etmeleri için teşvik ediyorum.Rohkaisen kaikkia käymään näissä paikoissa.
İnsanları oraları ziyaret etmeleri için teşvik ediyorum.Saya selalu mendorong orang untuk mengunjungi tempat-tempat ini.
İnsanları oraları ziyaret etmeleri için teşvik ediyorum.Siempre aliento a las personas a que visiten estos lugares.
İnsanları oraları ziyaret etmeleri için teşvik ediyorum.Tôi khuyến khích mọi người nên đi thử.
İnsanları oraları ziyaret etmeleri için teşvik ediyorum.Vão visitar estes locais.
İnsanları oraları ziyaret etmeleri için teşvik ediyorum.Zachęcam każdego by się tam wybrał.
İnsanları oraları ziyaret etmeleri için teşvik ediyorum.Ενθαρρύνω πάντα τον κόσμο να επισκέπτεται αυτά τα μέρη.
İnsanları oraları ziyaret etmeleri için teşvik ediyorum.Винаги препоръчвам на хората да посетят тези места.
İnsanları oraları ziyaret etmeleri için teşvik ediyorum.Я всегда поддерживаю посещение этих мест.
İnsanları oraları ziyaret etmeleri için teşvik ediyorum.אני תמיד מעודד אנשים ללכת לבקר במקומות האלה.
İnsanları oraları ziyaret etmeleri için teşvik ediyorum.وأنا أُشجّع الناس دائما للذهاب لزيارة هذه الاماكن.
İnsanları oraları ziyaret etmeleri için teşvik ediyorum.例えば ドバイ すごいところです
İnsanlar oralara okla, yayla gidecek. Çünkü ülkenin her yanı dikenli çalılarla kaplanacak.Com arco e flechas entrarão ali; porque as sarças e os espinheiros cobrirão toda a terra.
İnsanlar oralara okla, yayla gidecek. Çünkü ülkenin her yanı dikenli çalılarla kaplanacak.Con flechas y arco irán allá, pues toda la tierra será espinos y cardos
İnsanlar oralara okla, yayla gidecek. Çünkü ülkenin her yanı dikenli çalılarla kaplanacak.daß man mit Pfeilen und Bogen dahingehen muß. Denn im ganzen Lande werden Dornen und Hecken sein,
İnsanlar oralara okla, yayla gidecek. Çünkü ülkenin her yanı dikenli çalılarla kaplanacak.Het hele land zal één groot doornenveld zijn, een jachtgebied dat wemelt van de wilde dieren.
İnsanlar oralara okla, yayla gidecek. Çünkü ülkenin her yanı dikenli çalılarla kaplanacak.ilakkal és kézívvel mehet oda [az ember,] mivel tövis és gaz verte fel mind az egész földet;
İnsanlar oralara okla, yayla gidecek. Çünkü ülkenin her yanı dikenli çalılarla kaplanacak.온 땅에 질려와 형극이 있으므로 살과 활을 가지고 그리로 갈 것이요
İnsanlar oralara okla, yayla gidecek. Çünkü ülkenin her yanı dikenli çalılarla kaplanacak.Med pilar och båge skall man gå dit, ty hela landet skall vara tistel och törne.
İnsanlar oralara okla, yayla gidecek. Çünkü ülkenin her yanı dikenli çalılarla kaplanacak.med Pil og Bue kommer man der, thi hele Landet skal blive til Torn og Tidsel;
İnsanlar oralara okla, yayla gidecek. Çünkü ülkenin her yanı dikenli çalılarla kaplanacak.Med pil og bue skal folk gå dit; for hele landet skal bli til torn og tistel.
İnsanlar oralara okla, yayla gidecek. Çünkü ülkenin her yanı dikenli çalılarla kaplanacak.Người ta sẽ đem cung tên đến đó, vì cả xứ chỉ là gai gốc và chà chuôm. vậy.
İnsanlar oralara okla, yayla gidecek. Çünkü ülkenin her yanı dikenli çalılarla kaplanacak.Người_ta sẽ đem cung tên đến đó , vì cả xứ chỉ là gai gốc và chà chuôm . vậy .
İnsanlar oralara okla, yayla gidecek. Çünkü ülkenin her yanı dikenli çalılarla kaplanacak.On y entrera avec les flèches et avec l`arc, Car tout le pays ne sera que ronces et épines.
İnsanlar oralara okla, yayla gidecek. Çünkü ülkenin her yanı dikenli çalılarla kaplanacak.Orang yang pergi ke sana harus membawa busur dan panah, sebab seluruh negeri itu penuh semak belukar berduri
İnsanlar oralara okla, yayla gidecek. Çünkü ülkenin her yanı dikenli çalılarla kaplanacak.Sinne on mentävä nuolet ja jousi mukana, sillä koko maa on pelkkää orjantappuraa ja ohdaketta.
İnsanlar oralara okla, yayla gidecek. Çünkü ülkenin her yanı dikenli çalılarla kaplanacak.So strelami a s lučišťom ta prijde človek, lebo tŕním a bodľačou bude porastená celá zem.
İnsanlar oralara okla, yayla gidecek. Çünkü ülkenin her yanı dikenli çalılarla kaplanacak.S střelami a lučištěm tudy jíti musí; hložím zajisté a trním zaroste všecka země.
İnsanlar oralara okla, yayla gidecek. Çünkü ülkenin her yanı dikenli çalılarla kaplanacak.Tedy z strzałami i z łukiem tam chodzić będą; bo ostem i cierniem zarośnie wszystka ziemia.
İnsanlar oralara okla, yayla gidecek. Çünkü ülkenin her yanı dikenli çalılarla kaplanacak.Vi si entrerà armati di frecce e di arco, perché tutta la terra sarà rovi e pruni
İnsanlar oralara okla, yayla gidecek. Çünkü ülkenin her yanı dikenli çalılarla kaplanacak.vor intra acolo cu săgeţi şi cu arcul, căci toată ţara nu va fi decît mărăcini şi spini.
İnsanlar oralara okla, yayla gidecek. Çünkü ülkenin her yanı dikenli çalılarla kaplanacak.Με βελη και με τοξα θελουσιν ελθει εκει διοτι πασα η γη θελει κατασταθη τριβολοι και ακανθαι.
İnsanlar oralara okla, yayla gidecek. Çünkü ülkenin her yanı dikenli çalılarla kaplanacak.Со стрелами и луками будут ходить туда, ибо вся землябудет терновником и колючим кустарником.
İnsanlar oralara okla, yayla gidecek. Çünkü ülkenin her yanı dikenli çalılarla kaplanacak.Със стрели и с лъкове ще дойдат човеци там, Защото цялата страна ще стане само глогове и тръни;
İnsanlar oralara okla, yayla gidecek. Çünkü ülkenin her yanı dikenli çalılarla kaplanacak.בחצים ובקשת יבוא שמה כי שמיר ושית תהיה כל הארץ׃
İnsanlar oralara okla, yayla gidecek. Çünkü ülkenin her yanı dikenli çalılarla kaplanacak.بالسهام والقوس يؤتى الى هناك لان كل الارض تكون شوكا وحسكا.
İnsanlar oralara okla, yayla gidecek. Çünkü ülkenin her yanı dikenli çalılarla kaplanacak.人 上 那 裡 去 、 必 帶 弓 箭 、 因 為 遍 地 滿 了 荊 棘 和 蒺 藜
İnsanlar oralara okla, yayla gidecek. Çünkü ülkenin her yanı dikenli çalılarla kaplanacak.人上 那 裡去 、 必 帶 弓箭 、 因 為 遍地 滿 了 荊棘 和 蒺藜
İşte buradayım. Hint Okyanusu'nun oralarda bir yerde.인도양 어디에 매달려 있네요.
İşte buradayım. Hint Okyanusu'nun oralarda bir yerde.Tôi đang chơi trên Ấn Độ Dương đâu đó.
İşte buradayım. Hint Okyanusu'nun oralarda bir yerde.זה אני, אני מסתובבת באוקיינוס ההודי קצת מקום. אז...
İşte buradayım. Hint Okyanusu'nun oralarda bir yerde.هذا لي، وأنا شنقاً في المحيط الهندي بعض مكان. حتى أن لي.
Japonya'ya doğru giden Kuroşiyo akıntısına kapılıp oralarda yaşamaya başladı.4ヶ月後には 三陸はるか沖合に移動しました
Japonya'ya doğru giden Kuroşiyo akıntısına kapılıp oralarda yaşamaya başladı.쿠로시오 해류로 가서 먹이사냥을 하다가
Japonya'ya doğru giden Kuroşiyo akıntısına kapılıp oralarda yaşamaya başladı.Nach einem Monat kam der Fisch in die Kuroshio-Strömung vor Japan und suchte nach Futter.
Japonya'ya doğru giden Kuroşiyo akıntısına kapılıp oralarda yaşamaya başladı.סוג של נכנסה לזרם קורושיו ליד יפן ורעתה שם.