orak ile cümle
orak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Bir dönem Sarı Orakçılar kadar yaygın bir türdü.בעבר היו מינים נוספים בסוג זה כמו יונה ירוקה מנוקדת.
Orak hücre anemisi bulaşıcı bir hastalık değildir.Лупусът не е заразна болест.
Orak aşı: Ekinler olduktan sonra biçilmeye gidilir.Ove rozete uvenu nakon što daju sjeme.
Kararnamede orak, çekiç ve kızıl yıldızın kullanımı ve oranları belirlendi.U Mađarskoj je zabranjeno javno isticanje srpa i čekića i crvene zvijezde.
Orak ve çekiç (☭), komünizmin simgesidir.Kosák a kladivo (☭) je symbol reprezentujúci komunizmus a komunistické strany.
Günümüzde Transdinyester'in bayrağında orak, çekiç ve kızıl yıldız bulunmaktadır.Niektoré štáty však majú aj v súčasnosti červenú hviezdu, kosák a kladivo v štátnom znaku.
Orak ve Çekiç Moskova’daki demir çelik fabrikasının adıdır.Vašská župa alebo Železná župa je župa v Maďarsku.
Unicode karakter standardında "orak ve çekiç" sembolünün kodu U+262D (☭) şeklindedir.Unikodo simbolių lentelėje yra ir sukryžiuoti pjautuvas ir kūjis – U+262D (☭).
Orak ve çekiç (☭), komünizmin simgesidir.Pjautuvas ir kūjis yra komunistinio judėjimo simboliai.
Orak ve çekiç (☭), komünizmin simgesidir.Tuntuim kommunistlik sümbol on sirp ja vasar (☭), mis on kommunistliku liikumise sümbol.
Aslında orakların gerçekten çok keskin olduğunu göstermek için birkaç saniyenizi rica edeceğiz.Într-o secundă vă vom demonstra... acestea ar putea fi false...că aceste lame sunt foarte ascuțite.
Aslında orakların gerçekten çok keskin olduğunu göstermek için birkaç saniyenizi rica edeceğiz.사실 시연하는 것은 이번이 두 번째일거 같네요. 더군다나 이 낫들이 매우 날카롭다는 것도 가짜일 수 있습니다.
Aslında orakların gerçekten çok keskin olduğunu göstermek için birkaç saniyenizi rica edeceğiz.Musimy jeszcze pokazać, że ostrza naprawde są jak brzytwy.
Aslında orakların gerçekten çok keskin olduğunu göstermek için birkaç saniyenizi rica edeceğiz.Wir nehmen uns sogar die Zeit um zu beweisen, dass die Klingen wirklich rasierklingenscharf sind.
Aslında orakların gerçekten çok keskin olduğunu göstermek için birkaç saniyenizi rica edeceğiz.На самом деле мы за секунду докажем... Это ведь может быть поддельной... но лезвия действительно самые острые.
Aslında orakların gerçekten çok keskin olduğunu göstermek için birkaç saniyenizi rica edeceğiz.למעשה נקח שניה בשביל להוכיח אלה יכולים להיות מזויפים--- הלהבים האלה הם בהחלט חדים כתער.
Aslında orakların gerçekten çok keskin olduğunu göstermek için birkaç saniyenizi rica edeceğiz.ربما يجب علينا ان نؤكد لكم ان هذه الخدعة حقيقية .. وان هذه المناجل حادة فعلا
Aslında orakların gerçekten çok keskin olduğunu göstermek için birkaç saniyenizi rica edeceğiz.実際 カミソリみたいに切れると ちょっと証明してみましょう DH: だれか小さな家畜を
Boaz, orakçıların başında duran adamına, ‹‹Kim bu genç kadın?›› diye sordu.Booz disse al suo servo, incaricato di sorvegliare i mietitori: «Di chi è questa giovane?»
Boaz, orakçıların başında duran adamına, ‹‹Kim bu genç kadın?›› diye sordu.Depois perguntou Boaz ao moço que estava posto sobre os segadores: De quem é esta moça?
Boaz, orakçıların başında duran adamına, ‹‹Kim bu genç kadın?›› diye sordu.Derpå sagde Boaz til den Karl, som havde Opsyn med Høstfolkene: "Hvor hører denne unge Kvinde hjemme?"
Boaz, orakçıların başında duran adamına, ‹‹Kim bu genç kadın?›› diye sordu.Ðoạn , Bô - ô nói cùng đầy_tớ coi_sóc các con gặt rằng : Người gái trẻ này là con của ai ?
Boaz, orakçıların başında duran adamına, ‹‹Kim bu genç kadın?›› diye sordu.Ðoạn, Bô-ô nói cùng đầy tớ coi sóc các con gặt rằng: Người gái trẻ này là con của ai?
Boaz, orakçıların başında duran adamına, ‹‹Kim bu genç kadın?›› diye sordu.És monda Boáz az õ szolgájának, a ki az aratók felügyelõje volt: Kié ez a leányzó?
Boaz, orakçıların başında duran adamına, ‹‹Kim bu genç kadın?›› diye sordu.Et Boaz dit à son serviteur chargé de surveiller les moissonneurs: A qui est cette jeune femme?
Boaz, orakçıların başında duran adamına, ‹‹Kim bu genç kadın?›› diye sordu.I řekl Bóz služebníku svému, kterýž postaven byl nad ženci: Čí jest tato mladice?
Boaz, orakçıların başında duran adamına, ‹‹Kim bu genç kadın?›› diye sordu.보아스가 베는 자들을 거느린 사환에게 이르되 이는 뉘 소녀냐
Boaz, orakçıların başında duran adamına, ‹‹Kim bu genç kadın?›› diye sordu.Lalu Boas bertanya kepada mandurnya, "Siapa wanita itu?
Boaz, orakçıların başında duran adamına, ‹‹Kim bu genç kadın?›› diye sordu.Nato vpraša Boaz hlapca svojega, ki je bil postavljen čez ženjce: Čigava je ta mladenka?
Boaz, orakçıların başında duran adamına, ‹‹Kim bu genç kadın?›› diye sordu.Och Boas frågade den bland tjänarna, som hade uppsikt över skördemännen: »Vem tillhör den unga kvinnan där?»
Boaz, orakçıların başında duran adamına, ‹‹Kim bu genç kadın?›› diye sordu.Og Boas sa til den av sine tjenere som var satt over høstfolkene: Hvem tilhører denne pike?
Boaz, orakçıların başında duran adamına, ‹‹Kim bu genç kadın?›› diye sordu.Potom riekol Boaz svojmu sluhovi, ktorý bol postavený nad žencami. Čia je táto dievčina?
Boaz, orakçıların başında duran adamına, ‹‹Kim bu genç kadın?›› diye sordu.Rzekł tedy Booz do sługi swego, który był przystawem nad żeńcami: Czyjaż to dzieweczka?
Boaz, orakçıların başında duran adamına, ‹‹Kim bu genç kadın?›› diye sordu.Şi Boaz a zis slujitorului însărcinat cu privegherea secerătorilor: ,,A cui este tînăra aceasta?``
Boaz, orakçıların başında duran adamına, ‹‹Kim bu genç kadın?›› diye sordu.Sitten Booas sanoi palvelijallensa, joka oli leikkuuväen päällysmiehenä: "Kenen tuo nuori nainen on?"
Boaz, orakçıların başında duran adamına, ‹‹Kim bu genç kadın?›› diye sordu.Und Boas sprach zu seinem Knechte, der über die Schnitter gestellt war: Wes ist die Dirne?
Boaz, orakçıların başında duran adamına, ‹‹Kim bu genç kadın?›› diye sordu.Y Boaz preguntó a su criado encargado de los segadores: --¿De quién es esa joven
Boaz, orakçıların başında duran adamına, ‹‹Kim bu genç kadın?›› diye sordu.Τοτε ειπεν ο Βοοζ προς τον υπηρετην αυτου, τον επιστατην των θεριστων, Τινος ειναι η νεα αυτη;
Boaz, orakçıların başında duran adamına, ‹‹Kim bu genç kadın?›› diye sordu.И сказал Вооз слуге своему, приставленному к жнецам: чья это молодая женщина?
Boaz, orakçıların başında duran adamına, ‹‹Kim bu genç kadın?›› diye sordu.Тогава Вооз рече на слугата си, настойника на жътварите: Чия е тая млада жена?
Boaz, orakçıların başında duran adamına, ‹‹Kim bu genç kadın?›› diye sordu.ויאמר בעז לנערו הנצב על הקוצרים למי הנערה הזאת׃
Boaz, orakçıların başında duran adamına, ‹‹Kim bu genç kadın?›› diye sordu.فقال بوعز لغلامه الموكل على الحصادين لمن هذه الفتاة.
Boaz, orakçıların başında duran adamına, ‹‹Kim bu genç kadın?›› diye sordu.波 阿 斯 問 監 管 收 割 的 僕 人 說 、 那 是 誰 家 的 女 子
Boaz, orakçıların başında duran adamına, ‹‹Kim bu genç kadın?›› diye sordu.波阿斯問監 管 收割 的 僕人 說 、 那 是 誰家 的 女子
Bu arada Beytlehemden gelen Boaz orakçılara, ‹‹RAB sizinle olsun›› diye seslendi.A hľa, Boaz prišiel z Betlehema a riekol žencom: Hospodin s vami! A oni mu povedali: Nech ťa požehná Hospodin!
Bu arada Beytlehemden gelen Boaz orakçılara, ‹‹RAB sizinle olsun›› diye seslendi.A v tom přišel Bóz z Betléma, a řekl žencům: Hospodin s vámi. Kteříž odpověděli jemu: Požehnejž tobě Hospodin.
Bu arada Beytlehemden gelen Boaz orakçılara, ‹‹RAB sizinle olsun›› diye seslendi.마침 보아스가 베들레헴에서부터 와서 베는 자들에게 이르되 여호와께서 너희와 함께 하시기를 원하노라 그들이 대답하되 여호와께서 당신에게 복 주시기를 원하나이다
Bu arada Beytlehemden gelen Boaz orakçılara, ‹‹RAB sizinle olsun›› diye seslendi.И вот, Вооз пришел из Вифлеема и сказал жнецам: Господь с вами! Они сказали ему: да благословит тебя Господь!
Bu arada Beytlehemden gelen Boaz orakçılara, ‹‹RAB sizinle olsun›› diye seslendi.И, Ето, Вооз дойде от Витлеем та рече на жътварите: Господ с вас! И те му отговориха: Господ да те благослови!
Bu arada Beytlehemden gelen Boaz orakçılara, ‹‹RAB sizinle olsun›› diye seslendi.והנה בעז בא מבית לחם ויאמר לקוצרים יהוה עמכם ויאמרו לו יברכך יהוה׃
Bu arada Beytlehemden gelen Boaz orakçılara, ‹‹RAB sizinle olsun›› diye seslendi.واذا ببوعز قد جاء من بيت لحم وقال للحصادين الرب معكم. فقالوا له يباركك الرب.
Bu arada Beytlehemden gelen Boaz orakçılara, ‹‹RAB sizinle olsun›› diye seslendi.波 阿 斯 正 從 伯 利 恆 來 、 對 收 割 的 人 說 、 願 耶 和 華 與 你 們 同 在 . 他 們 回 答 說 、 願 耶 和 華 賜 福 與 你
Bu arada Beytlehemden gelen Boaz orakçılara, ‹‹RAB sizinle olsun›› diye seslendi.波阿斯正從 伯利 恆來 、 對收割 的 人說 、 願耶和華 與 你 們同在 . 他 們回答 說 、 願耶和華 賜福與你
Bütün Ak Orakçıları öldürdük, ama So-hwa'yı yakalayamadık.Acabamos con todos los Cosechadores Blancos, pero no pudimos capturar a So-hwa.
Bütün Ak Orakçıları öldürdük, ama So-hwa'yı yakalayamadık.Chúng ta đã giết tất cả các Thần chết Trắng, nhưng thất bại trong việc bắt So-hwa.
Bütün Ak Orakçıları öldürdük, ama So-hwa'yı yakalayamadık.I-am omorât pe toţi Îngerii Albi, dar n-am reuşit s-o prindem pe So-hwa.
Bütün Ak Orakçıları öldürdük, ama So-hwa'yı yakalayamadık.Kami telah membunuh seluruh Malaikat Putih, tapi gagal menangkap So-hwa.
Bütün Ak Orakçıları öldürdük, ama So-hwa'yı yakalayamadık.Les faucheurs blancs ont été tués, mais So-hwa nous a échappé.
Bütün Ak Orakçıları öldürdük, ama So-hwa'yı yakalayamadık.Pobili smo vse Kosce, nismo pa ujeli So-hwa.
Bütün Ak Orakçıları öldürdük, ama So-hwa'yı yakalayamadık.We hebben alle Magere Heinen gedood, maar faalden om So-hwa te vangen.