Ana içeriğe geç
Sözlük

oradaki ile cümle

oradaki kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Gezintinin sonunda, Augustus ve Hazel öpüşürler ve oradaki turistler onları alkışlar.Al final de la gira, Augustus y Hazel se besan entre los aplausos de muchos otros turistas.
Oradaki Chinon'daki kalesine sığındı.Lo encerraron en el castillo de Chinon.
Oradaki polisler ölüdür.El Chef ha muerto.
Oradaki jandarmadan yardım göreceğimi ummuştum.Necesitaba la ayuda de un médico de confianza.
Jack ve Kate sahile dönerler ve oradakilere mağaralara taşınma fikrinden bahsederler.Jack y Kate vuelven a la playa y Jack comienza a dirigirse a la gente sobre el movimiento a las cuevas.
Doktor, su birkintisini gözler ve oradakinin yansıma değil, karşısındakini taklit eden bir şey olduğunu anlar.El Doctor lo investiga y descubre que el reflejo no es real, sino algo que les imita.
Allah yeryüzünü sizin için bir sergi yapmıştır ki, oradaki geniş yollarda yürüyesiniz.La terra d’Allah lo aveva accolto ma imprimendogli il marchio dei figli d’Allah per farne polvere sahariana.
Cehennem ebedidir çünkü oradaki insanlar cehennemi sevdikleri için orada kalacaklardır.Ed i loro cieli precipiteranno uno sull'altro e le loro schiere saranno consumate dal fuoco.
Efsaneye göre, Roi Mata oradaki toprakları fethedince, ilk amacı kabileleri birleştirmekti.Secondo la leggenda, quando Roi Mata conquistò la terra, il suo primo obiettivo fu quello di unire le tribù.
Bir gece oradaki bir ağacın üzerine gökyüzünden ilâhi bir ışık indi.Una notte sognò un albero fonte di luce.
Oradaki herkesi öldürmek isterler.Li vuole ammazzare tutti.
Oradaki polisler ölüdür.Muoiono tutti i poliziotti.
Oradaki jandarmadan yardım göreceğimi ummuştum.Attese invano un aiuto da Sumimoto.
Yürüyenler tarafından fark edilen Rick ve Glenn, inşaat alanına ve oradaki kamyonete ulaşmayı başarırlar.Rick e Glenn riescono a raggiungere un cantiere e a prendere un furgone per fuggire.
Oradaki ekip de çok önemliydi benim için.Era un elemento di rilievo per la squadra.
Mısır hükümetinin daveti üzerine İskenderiye’ye gitti ve oradaki hükümet binasının fresklerini yaptı.Su invito del viceré d'Egitto si recò ad Alessandria, dove affrescò il Palazzo del Governo.
Jack ve Kate sahile dönerler ve oradakilere mağaralara taşınma fikrinden bahsederler.Jack e Kate ritornano in spiaggia e Jack inizia ad esortare la gente ad andare alle grotte.
Oradaki deneyler de gündüz yapılmıştır.Ogni giorno però i bambini erano sottoposti ad esperimenti.
Oradaki önemli yerleri, tapınakları not etti.In quella stanza sono custodite statue dei principali oggetti di culto del tempio.
Oradaki ilk maçına 28 Kasım 2015 tarihinde 2-0 yenildikleri Middlesbrough karşısında çıktı.Ha fatto il suo debutto nella sconfitta per 2-0 in campionato contro il Middlesbrough del 28 novembre.
Oturduğu mahalle tekin değildir ve oradaki gençler tarafından izlenmektedir.Lei manca di rispetto al locale e alle persone presenti.
Oradaki buluta bak.Посмотри на те облака.
Oradaki durum kritikti.Ситуация там была критической.
Oradaki insanlar çok aptal değil.Люди там не такие тупые.
Şarabın zehirli olduğu anlaşılır ve oradaki tüm Frey erkekleri ölür.Вино оказывается отравленным и все люди Фреев гибнут.
Oradaki mektuplar Fernando Po (şimdi Bioko)'daki İngiliz Postanesine yönlendiriliyordu.Почта из него направлялась через британское почтовое отделение на Фернандо По (ныне Биоко).
Oradaki polisler ölüdür.Погибли полицейские.
Efsaneye göre, Roi Mata oradaki toprakları fethedince, ilk amacı kabileleri birleştirmekti.Согласно легенде, когда Рой Мата завоевал эти землю, его первой целью было объединить местные племена.
Sandy oradaki bir ağacın içinde yaşar.Живёт Сэнди внутри дуба.
Wagner, Jr. Yale Üniversitesi'nde okudu ve oradaki Scroll and Key isimli gizli cemiyetin üyesi oldu.Паттерсон был студентом Йельского университета, в котором вступил в тайное общество Scroll and Key.
Allah yeryüzünü sizin için bir sergi yapmıştır ki, oradaki geniş yollarda yürüyesiniz.Но земля растлилась пред лицем Божиим, и наполнилась злодеяниями.
Price Makarov'u bırakır ve oradaki balkona atlar, Makarov öylece asılı kalır ve ölür.Прайс отлетает на балкон, а Владимир Макаров погибает, повешенный на тросе.
Yanlışlıkla oradaki bazı Dalekleri uyandırır.Затем он замечает проснувшийся вулкан.
Bir gece kulübüydü, oradaki birine cinsel istek duydum ve ona "disko çubuğuna binmek istiyorum" dedim.Я была в ночном клубе и у меня был секс с незнакомцем, я ему сказала: «Я хочу прокатиться на твоем шесте».
Tyreese, tren raylarının oradaki bir aylak saldırısına doğru gelir.С трудом Тилли затаскивает поезд по крутому подъему.
Fakat oradaki hapisten çıkarıldı ve Ankara'da işkence çektirilerek öldürüldü.В конечном итоге его вывели из тюрьмы и убили неподалеку от Анкары.
Oradaki o olumlu tepki beni kamçıladı.В какой-то момент эта реакция запустилась.
Jack ve Kate sahile dönerler ve oradakilere mağaralara taşınma fikrinden bahsederler.Вернувшись на пляж, Джек предложил людям переселиться в пещеры.
Balayına Alanya'ya gitmiştik, oradaki ahbapları bizi bir sahil gazinosuna götürdü.Когда вокруг них стала собираться толпа зевак, они решили выйти на прогулку по побережью в сторону Яркона.
Oradaki ekip de çok önemliydi benim için.Для той стороны это тоже было важно.
Korint Körfezi'ne birkaç kez hücum ederek oradaki surları tahrip etmişti.Несколько раз на съёмочную площадку через полицейское оцепление прорывались фанатки Кёртиса.
Hip hop topluluğundaki duruşu sorulduğunda, Mayer şu yanıtı verdi: "Şu anda oradaki mesele müzik değil.وعندما سُئِل عن ظهوره في عالم الهيب هوب رد ماير قائلا: " إنه في الوقت الحالي لا يتعلق بالموسيقى.
İkinci dünya savaşı sırasında, oradaki laboratuvar Manhattan Projesinin bir parçası olmuştu.تم بناؤه خلال الحرب العالمية الثانية كجزء من مشروع مانهاتن.
Allah yeryüzünü sizin için bir sergi yapmıştır ki, oradaki geniş yollarda yürüyesiniz.Por isto, Deus destruirá a Terra com um grande dilúvio e haverá grande destruição e castigo.
Bu çıkıntı oradaki plajlara karşı güzel bir görüş açısı sağlıyordu.O mirante oferece uma vista panorâmica dessas praias.
Efsaneye göre, Roi Mata oradaki toprakları fethedince, ilk amacı kabileleri birleştirmekti.De acordo com a lenda, quando Roi Mata conquistou a terra, seu primeiro objetivo foi unificar as tribos.
Clara, Cass izin vermediği için Lunn'ın gemiye giremediğini ve oradaki yazıları görmediğini öğrenir.Clara percebe que, como Cass se recusou a permitir Lunn a entrar na nave, ele nunca viu a escrita na parede.
Oradaki kuvvetlere silah ve cephane yollamak imkansız gibiydi.Isso significava que era impossível reabastecer as tropas com armas e munição.
Glenn, oradakilerden herhangi birisinin gitar çalıp çalmadığını sorarak sessizliği bozmaya çalışır.Glenn, tentando quebrar o silêncio, pergunta se alguém sabe tocar guitarra.
Oradaki Rus tarafında da bir sınır geçiş istasyonu bulunmaktadır.Nesta localidade situa-se uma estação ferroviária da Linha do Norte.
Oradaki Stalin ve Lenin heykelleri sökülmüştür.Também foram removidas estátuas de Lenin e de outros representantes comunistas.
Oradaki ilk sezonunda 26 gol attı ve takımın oyuncuları tarafından "Yılın Oyuncusu" seçildi.Terminou com 26 gols na temporada e denominado o Jogador do Ano entre os jogadores.
Daha sonra gideceği yere vardığında oradaki üyeden yatırdığı parayı alırdı.Mais tarde, ele volta a colocá-la no local de onde a tinha retirado.
Oradaki o olumlu tepki beni kamçıladı.Existe ali uma Augusta simplicidade que me assombrou.
Hâlâ küçük olduğu için oradaki yönetiminin ilk yıllarında, ca.Como ele era inda menor durante os primeiros anos de seu mandato (até c.
Jack ve Kate sahile dönerler ve oradakilere mağaralara taşınma fikrinden bahsederler.Jack e Kate vão até a Tempestade e no caminho os dois discutem sobre Kate ter ficado na vila.
Genellikle, sadece bölgede ikamet eden seçmenlerin oradaki bir seçimde oy kullanmasına izin verilir.Isso é para evitar os eleitores de votar em mais de um distrito.
Gezintinin sonunda, Augustus ve Hazel öpüşürler ve oradaki turistler onları alkışlar.No final, começa a chover, e Marisa e os habitantes celebram dançando.
Oradaki jandarmadan yardım göreceğimi ummuştum.Nesse período, segundo afirmou, foi levada a procurar ajuda de um psiquiatra.
Oradaki Sultan Veli Beyazıt Medresesi'ne kaydoldu.Autoridades ligam este crime à Baleia Azul.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod