Oradaki görev süresince Vathi'yle Mitilinyi'yi bağlayan yolla beraber ve birkaç da köprü yaptırdı.During his tenure there, he constructed the road connecting Vathy with Mytilinioi and some bridges.
Oradaki samosalar genellikle daha küçüktür ve tavuk, peynir, yengeç veya patatesle doldurulur.The samosas there are generally smaller and filled with chicken, cheese, crabs or potatoes.
Oradaki kontrolörler, tüm kapsül sistemlerinin mükemmel çalışır durumda olduğunu bildirdi.Controllers there reported all capsule systems in perfect working order.
Oradaki Mercury İzleme İstasyonunda Gordon Cooper kapsül iletişimcisiydi.At the Mercury Tracking Station there, Gordon Cooper was the capsule communicator.
Oradaki baş Kadının, nihai dini otoriteye sahip olduğu kabul edildi. [1]The chief Qadi there was recognized for having the final religious authority.[227]
Tibet'te neler olduğunu, oradaki ayrılıkçıların nasıl davrandığını görebilirsiniz.You can see what is happening in Tibet, how the separatists there are acting.
Rudolf Ernst, oradaki en tanınmış öğrencilerinden biriydi.[1][2]Rudolf Ernst was one of his best known pupils there.[1][2]
Oradaki ikinci yolculuğundan eve dönerken içinde bulunduğu gemi korsanlar tarafından kovalandı.On the way home from his second trip there, the ship he was in was chased by pirates.
Oradaki soyunma kabini boş.Die Umkleidekabine da drüben ist frei.
Sanırım oradaki kızı tanıyorum.Ich glaube, ich kenne das Mädchen dort.
Bu kitabı istasyonun oradaki kitapçıdan aldım.Dieses Buch habe ich im Buchladen beim Bahnhof gekauft.
Allah yeryüzünü sizin için bir sergi yapmıştır ki, oradaki geniş yollarda yürüyesiniz.So stieg der Gott zur Erde hinab und bezwang den Ganges, indem er ihn durch sein Haar fließen ließ.
Oradaki iken Hollywood High School'da eğitimini gördü ve ilk lezbiyen arkadaşı ile tanışmış idi.Dort besuchte sie die Hollywood High School und lernte ihre erste lesbische Freundin kennen.
1918 Aralık ayında oradaki komünist devrime katılmak üzere Macaristan'a gitti.Im Dezember 1918 wurde er nach Ungarn entsandt, um dort für eine kommunistische Revolution zu wirken.
Oradaki ilgili arkadaşlar tedbiri almak zorundalar.Darauf haben die Orts-Vorsteher ein wachsames Auge zu haben.
Yaklaşık 1173'de Musul'a dönüp oradaki medresede "müderris" olarak göreve başladı.Um 1173 kehrte er als mudarris (Professor) nach Mossul zurück.
Oradaki jandarmadan yardım göreceğimi ummuştum.Dort assistierte er den Militärärzten.
Oradaki deneyler de gündüz yapılmıştır.Auch über Tage fanden Versuchsarbeiten statt.
Carmen, Frasquita ve Mercedes iskambil kâğıtları ile oradakilerin fallarına bakarlar.Carmen, Mercédès und Frasquita befragen die Karten nach der Zukunft.
Hip hop topluluğundaki duruşu sorulduğunda, Mayer şu yanıtı verdi: "Şu anda oradaki mesele müzik değil.Mayer antwortete auf die Frage, warum er in der Hip-Hop-Szene auftaucht, "It’s not music out there right now.
Oradaki herkesi öldürmek isterler.Ich will jeden umbringen.
Daha sonra gideceği yere vardığında oradaki üyeden yatırdığı parayı alırdı.Bei der Zurückverfolgung des Geldes kam sie so auf ihn.
Wagner, Jr. Yale Üniversitesi'nde okudu ve oradaki Scroll and Key isimli gizli cemiyetin üyesi oldu.Er studierte in Yale, wo er ein Mitglied der geheimen Gesellschaft Scroll and Key war.
1860 yılında, Kanada'ya, Yeni İskoçya'ya taşındı ve oradaki bir altın madeninin yöneticiliğini üstlendi.1860 siedelte er nach Nova Scotia um, wo er einige Goldminen leitete.
Ben oradaki toplantıyı da doğru bulmuyorum.Auch diese Tafel liegt nicht am richtigen Standort.
Oradaki polisler ölüdür.Dort starben 6 Polizisten.
Oradaki o olumlu tepki beni kamçıladı.Damit reagierte Gebr.
Fakat oradaki hapisten çıkarıldı ve Ankara'da işkence çektirilerek öldürüldü.Er wurde in Ayaş inhaftiert und kurz darauf in Ankara getötet.
Yanlışlıkla oradaki bazı Dalekleri uyandırır.Das Erwachen Arabiens.
553'de İtalya ana karasına geçti ve oradaki generallerden biri olan Narses'in ordusuna katıldı.Im Jahr 553 setzte Artabanes nach Italien über und schloss sich der Armee des Narses als Unterfeldherr an.
Oradaki buluta bak.Regarde le nuage là-bas.
Bu duvar oradakinden daha uzundur.Ce mur est plus grand que celui-là.
Genç adam, oradaki, bizim öğretmenimizdir.Le jeune homme, là, est notre professeur.
Allah yeryüzünü sizin için bir sergi yapmıştır ki, oradaki geniş yollarda yürüyesiniz.Entrez dans la terre sainte qu'Allah vous a prescrite.
Cehennem ebedidir çünkü oradaki insanlar cehennemi sevdikleri için orada kalacaklardır.Il aura avec lui un paradis et un enfer, cependant son paradis sera un enfer et son enfer sera un paradis.
Oradaki polisler ölüdür.Le policier est mort.
Oradaki mektuplar Fernando Po (şimdi Bioko)'daki İngiliz Postanesine yönlendiriliyordu.Le courrier était alors routé via le bureau de poste britannique de Fernando Póo (maintenant appelé Bioko).
Wagner, Jr. Yale Üniversitesi'nde okudu ve oradaki Scroll and Key isimli gizli cemiyetin üyesi oldu.Il étudia à Yale, où il faisait partie de l'organisation secrète Scroll and Key.
Oradaki jandarmadan yardım göreceğimi ummuştum.À côté des médecins, on suppose qu'il existait des assistants-médecins.
Yanlışlıkla oradaki bazı Dalekleri uyandırır.Les Walkyries éveillées.
Oradaki deneyler de gündüz yapılmıştır.Tous les jours, il y a des analyses.
Oradaki o olumlu tepki beni kamçıladı.Cette démarche nous pousse dans nos retranchements.
Clark gider ve oradaki insanları kurtarır.Clark arrive cependant à temps pour sauver tout le monde.
Oradaki kuvvetlere silah ve cephane yollamak imkansız gibiydi.Il est facile de s'y procurer légalement armes et munitions.
Belisarius bunun yerine Europum'a doğru ilerleyerek oradaki diğer liderleri çağırdı.Le Paris-Orléans fit accepter à la place un nouvel itinéraire par Brétigny.
O, oradaki erkek çocuktan daha yaşlıdır.Es mayor que ese niño de ahí.
O, oradaki kuleyi işaret etti.Él señaló la torre que está ahí.
Oradaki yazarın ne demek istediğini anlamıyorum.No entiendo qué quiere decir el autor ahí.
Oradaki nedir?¿Qué hay ahí?
Gerçekten oradaki mağazalardan hoşlanmıyorum.De verdad que no me gustan esos grandes almacenes.
Oradaki kıza bak.Mira a esa chica de ahí.
Oradaki büyük beyaz binayı görebiliyor musun?¿Puedes ver ese edificio grande y blanco de allí?
Oradaki masada oturup oturamayacağımızı merak ediyorum.Me pregunto si nos podremos sentar en esa mesa.
Oradaki çocuğu biliyorum.Conozco al muchacho de ahí.
Oradaki adam kim?¿Quién es ese hombre de allí?
Oradaki şu adam kim?¿Quién es ese hombre de allí?
Cehennem ebedidir çünkü oradaki insanlar cehennemi sevdikleri için orada kalacaklardır.Subid al mundo de los cielos, descended a los infiernos, donde ellos ya estuvieron.
Efsaneye göre, Roi Mata oradaki toprakları fethedince, ilk amacı kabileleri birleştirmekti.Según la leyenda, cuando Roy Mata conquistara la tierra, su primer objetivo era unir a las tribus.
1860 yılında, Kanada'ya, Yeni İskoçya'ya taşındı ve oradaki bir altın madeninin yöneticiliğini üstlendi.En 1860 se trasladó hacia Nova Scotia, donde estuvo dirigiendo algunas minas de oro.
Allah yeryüzünü sizin için bir sergi yapmıştır ki, oradaki geniş yollarda yürüyesiniz.En la tierra hay signos para los convencidos, 21. y en vosotros mismos también.