Ana içeriğe geç
Sözlük

oradaki ile cümle

oradaki kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Oradakiler bunu duyunca öfkeyle doldular. ‹‹Efeslilerin Artemisi uludur!›› diye bağırmaya başladılar.Bij het horen van die woorden werden de mannen woedend. "Groot is Artemis van Efeze!" schreeuwden zij.
Oradakiler bunu duyunca öfkeyle doldular. ‹‹Efeslilerin Artemisi uludur!›› diye bağırmaya başladılar.Ces paroles les ayant remplis de colère, ils se mirent à crier: Grande est la Diane des Éphésiens!
Oradakiler bunu duyunca öfkeyle doldular. ‹‹Efeslilerin Artemisi uludur!›› diye bağırmaya başladılar.Chúng nghe bấy nhiêu lời, bèn nỗi giận lắm, cất tiếng kêu rằng: Lớn thay là nữ thần Ði-anh của người Ê-phê-sô!
Oradakiler bunu duyunca öfkeyle doldular. ‹‹Efeslilerin Artemisi uludur!›› diye bağırmaya başladılar.Cuvintele acestea i-au umplut de mînie, şi au început să strige: ,,Mare este Diana Efesenilor!``
Oradakiler bunu duyunca öfkeyle doldular. ‹‹Efeslilerin Artemisi uludur!›› diye bağırmaya başladılar.Da de hørte dette, blev de fulle av vrede og ropte: Stor er efesernes Diana!
Oradakiler bunu duyunca öfkeyle doldular. ‹‹Efeslilerin Artemisi uludur!›› diye bağırmaya başladılar.Keď to počuli a naplnení boli hnevom, kričali a hovorili: Veľká je Diána Efežanov!
Oradakiler bunu duyunca öfkeyle doldular. ‹‹Efeslilerin Artemisi uludur!›› diye bağırmaya başladılar.저희가 이 말을 듣고 분이 가득하여 외쳐 가로되 크다 에베소 사람의 아데미여 하니
Oradakiler bunu duyunca öfkeyle doldular. ‹‹Efeslilerin Artemisi uludur!›› diye bağırmaya başladılar.kor pedig [ezeket] hallották és haraggal megtelének, kiáltnak vala, mondván: Nagy az efézusi Diána!
Oradakiler bunu duyunca öfkeyle doldular. ‹‹Efeslilerin Artemisi uludur!›› diye bağırmaya başladılar.Ko so pa to slišali, se napolnijo jeze in zakriče, rekoč: Velika je Diana Efežanov!
Oradakiler bunu duyunca öfkeyle doldular. ‹‹Efeslilerin Artemisi uludur!›› diye bağırmaya başladılar.Kun he sen kuulivat, tulivat he vihaa täyteen ja huusivat sanoen: "Suuri on efesolaisten Artemis!"
Oradakiler bunu duyunca öfkeyle doldular. ‹‹Efeslilerin Artemisi uludur!›› diye bağırmaya başladılar.Men da de hørte dette, bleve de fulde af Vrede og råbte og sagde: "Stor er Efesiernes Artemis!"
Oradakiler bunu duyunca öfkeyle doldular. ‹‹Efeslilerin Artemisi uludur!›› diye bağırmaya başladılar.När de hörde detta, blevo de fulla av vrede och skriade: »Stor är efesiernas Diana!»
Oradakiler bunu duyunca öfkeyle doldular. ‹‹Efeslilerin Artemisi uludur!›› diye bağırmaya başladılar.To uslyšavše a naplněni jsouce hněvem, zkřikli řkouce: Veliká jest Diána Efezských.
Oradakiler bunu duyunca öfkeyle doldular. ‹‹Efeslilerin Artemisi uludur!›› diye bağırmaya başladılar.Ακουσαντες δε και εμπλησθεντες θυμου, εκραζον λεγοντες Μεγαλη η Αρτεμις των Εφεσιων.
Oradakiler bunu duyunca öfkeyle doldular. ‹‹Efeslilerin Artemisi uludur!›› diye bağırmaya başladılar.А когато Павел искаше да влезе между народа, учениците не го пуснаха.
Oradakiler bunu duyunca öfkeyle doldular. ‹‹Efeslilerin Artemisi uludur!›› diye bağırmaya başladılar.Вислухавши се і сповнившись гнївом, закричали, говорячи: Велика Артемида Єфеська!
Oradakiler bunu duyunca öfkeyle doldular. ‹‹Efeslilerin Artemisi uludur!›› diye bağırmaya başladılar.Выслушав это, они исполнились ярости и стали кричать, говоря: велика Артемида Ефесская!
Oradakiler bunu duyunca öfkeyle doldular. ‹‹Efeslilerin Artemisi uludur!›› diye bağırmaya başladılar.ויהי כשמעם את דבריו וימלאו חמה ויצעקו לאמר גדולה ארטמיס של האפסיים׃
Oradakiler bunu duyunca öfkeyle doldular. ‹‹Efeslilerin Artemisi uludur!›› diye bağırmaya başladılar.‎فلما سمعوا امتلأوا غضبا وطفقوا يصرخون قائلين عظيمة هي ارطاميس الافسسيين‎.
Oradakiler bunu duyunca öfkeyle doldular. ‹‹Efeslilerin Artemisi uludur!›› diye bağırmaya başladılar.眾 人 聽 見 、 就 怒 氣 填 胸 、 喊 著 說 、 大 哉 以 弗 所 人 的 亞 底 米 阿
Oradakiler bunu duyunca öfkeyle doldular. ‹‹Efeslilerin Artemisi uludur!›› diye bağırmaya başladılar.眾人聽見 、 就 怒 氣填胸 、 喊 著說 、 大哉 以弗所 人 的 亞底 米 阿
‹Oradakileri kemiren kurt ölmez, Yakan ateş sönmez.›A hol az õ férgök meg nem hal, és tüzök el nem aluszik.
‹Oradakileri kemiren kurt ölmez, Yakan ateş sönmez.›Daar blijven de wormen vreten en gaat het vuur nooit uit.
‹Oradakileri kemiren kurt ölmez, Yakan ateş sönmez.›da ihr Wurm nicht stirbt ihr Feuer nicht verlöscht.
‹Oradakileri kemiren kurt ölmez, Yakan ateş sönmez.›där 'deras mask icke dör och elden icke utsläckes'.
‹Oradakileri kemiren kurt ölmez, Yakan ateş sönmez.›Di sana api tidak bisa padam dan ulat tidak bisa mati
‹Oradakileri kemiren kurt ölmez, Yakan ateş sönmez.›đó là nơi sâu bọ của chúng nó chẳng hề chết và là nơi lửa chẳng hề tắt.
‹Oradakileri kemiren kurt ölmez, Yakan ateş sönmez.›đó là nơi sâu_bọ của chúng_nó chẳng hề chết và là nơi lửa chẳng hề tắt .
‹Oradakileri kemiren kurt ölmez, Yakan ateş sönmez.›donde su gusano no muere, y el fuego nunca se apaga
‹Oradakileri kemiren kurt ölmez, Yakan ateş sönmez.›dove il loro verme non muore e il fuoco non si estingue
‹Oradakileri kemiren kurt ölmez, Yakan ateş sönmez.›Gdzie robak ich nie umiera, a ogieó nie gaśnie.
‹Oradakileri kemiren kurt ölmez, Yakan ateş sönmez.›hvor deres orm ikke dør, og ilden ikke slukkes.
‹Oradakileri kemiren kurt ölmez, Yakan ateş sönmez.›hvor deres Orm ikke dør, og Ilden ikke udslukkes.
‹Oradakileri kemiren kurt ölmez, Yakan ateş sönmez.›kde ich červ nezomiera, a oheň nehasne.
‹Oradakileri kemiren kurt ölmez, Yakan ateş sönmez.›Kdežto červ jejich neumírá a oheň nehasne.
‹Oradakileri kemiren kurt ölmez, Yakan ateş sönmez.›kjer njih črv ne umira in ogenj ne gasne.
‹Oradakileri kemiren kurt ölmez, Yakan ateş sönmez.›거기는 구더기도 죽지 않고 불도 꺼지지 아니하느니라
‹Oradakileri kemiren kurt ölmez, Yakan ateş sönmez.›onde o seu verme não morre, e o fogo não se apaga.
‹Oradakileri kemiren kurt ölmez, Yakan ateş sönmez.›où leur ver ne meurt point, et où le feu ne s`éteint point.
‹Oradakileri kemiren kurt ölmez, Yakan ateş sönmez.›unde viermele lor nu moare şi focul nu se stinge.
‹Oradakileri kemiren kurt ölmez, Yakan ateş sönmez.›οπου ο σκωληξ αυτων δεν τελευτα και το πυρ δεν σβυνεται.
‹Oradakileri kemiren kurt ölmez, Yakan ateş sönmez.›где червь их не умирает и огонь не угасает.
‹Oradakileri kemiren kurt ölmez, Yakan ateş sönmez.›дето "червеят им не умира, и огънят не угасва".
‹Oradakileri kemiren kurt ölmez, Yakan ateş sönmez.›де червяв їх не вмирає, й огонь не вгасає.
‹Oradakileri kemiren kurt ölmez, Yakan ateş sönmez.›אשר שם תולעתם לא תמות ואשם לא תכבה׃
‹Oradakileri kemiren kurt ölmez, Yakan ateş sönmez.›حيث دودهم لا يموت والنار لا تطفأ.
‹Oradakileri kemiren kurt ölmez, Yakan ateş sönmez.›在 那 裡 蟲 是 不 死 的 、 火 是 不 滅 的
‹Oradakileri kemiren kurt ölmez, Yakan ateş sönmez.›在 那 裡蟲 是 不 死 的 、 火 是 不滅的
Oradaki mizah da aynı durumdaydı.Det samme gjaldt humor.
Oradaki mizah da aynı durumdaydı.E o humor também.
Oradaki mizah da aynı durumdaydı.Et c'est la même chose pour l'humour.
Oradaki mizah da aynı durumdaydı.I taki sam był humor.
Oradaki mizah da aynı durumdaydı.그 유머 또한 그러했습니다.
Oradaki mizah da aynı durumdaydı.La fel era şi umorul.
Oradaki mizah da aynı durumdaydı.Och på samma sätt fungerade humor.
Oradaki mizah da aynı durumdaydı.Und Humor ebenso.
Oradaki mizah da aynı durumdaydı.Và đó là sự hài hước.
Oradaki mizah da aynı durumdaydı.Y también lo era el humor.
Oradaki mizah da aynı durumdaydı.Zo was hun humor ook.
Oradaki mizah da aynı durumdaydı.Και έτσι ήταν και το χιούμορ.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod