Oradaki mizah da aynı durumdaydı.Вот таким был юмор.
Oradaki mizah da aynı durumdaydı.Така било и с хумора.
Oradaki mizah da aynı durumdaydı.וכך גם היה ההומור.
Oradaki mizah da aynı durumdaydı.و كذلك كانت الفكاهة
Oradaki Molalardan biri, 14 ayda 360 kilo aldı.그들은 14개월동안 800파운드나 늘어났습니다.
Oradaki Molalardan biri, 14 ayda 360 kilo aldı. Kendime, şimdi bu balık gerçek bir Amerikalı dedim.l'un des endroits qui en a en captivité -- il y en avait un qui avait pris 360 kilos en 14 mois.
Oradaki Molalardan biri, 14 ayda 360 kilo aldı.היה דג אחד שהעלה בערך 360 ק"ג ב-14 חודשים.
Oradaki Molalardan biri, 14 ayda 360 kilo aldı.كان لديهم واحد، والتي إكتسبت £ 800 في 14 شهرا.
Oradaki Molalardan biri, 14 ayda 360 kilo aldı.アメリカはそうでなきゃ!と思いました
Oradaki mühendisler zamanlarının %20'sini istedikleri şey üzerinde harcayabilir.엔지니어들이 일과 시간 중 20% 의 시간을 무엇이든 원하는 것에 쓸 수 있는 것 처럼요.
Oradaki mühendisler zamanlarının %20'sini istedikleri şey üzerinde harcayabilir.Ahol a mérnökök idejük 20%-át arra fordíthatják, amire akarják.
Oradaki mühendisler zamanlarının %20'sini istedikleri şey üzerinde harcayabilir.Di mana para insinyur dapat bekerja, menghabiskan 20 persen waktu mereka mengerjakan apa pun yang mereka mau.
Oradaki mühendisler zamanlarının %20'sini istedikleri şey üzerinde harcayabilir.Donde los ingenieros pueden trabajar, pasar el 20 por ciento de su tiempo trabajando en algo que quieran.
Oradaki mühendisler zamanlarının %20'sini istedikleri şey üzerinde harcayabilir.Dove i tecnici possono impiegare il 20% del loro tempo per lavorare su qualsiasi cosa piaccia a loro.
Oradaki mühendisler zamanlarının %20'sini istedikleri şey üzerinde harcayabilir.Ingenieurs mogen 20 procent van hun tijd werken aan wat ze willen.
Oradaki mühendisler zamanlarının %20'sini istedikleri şey üzerinde harcayabilir.Inženýři tam můžou až 20% pracovního času dělat na čemkoli, co uznají za vhodné.
Oradaki mühendisler zamanlarının %20'sini istedikleri şey üzerinde harcayabilir.Unde inginerii pot lucra, petrece 20% din timpul lor lucrând la orice vor ei.
Oradaki mühendisler zamanlarının %20'sini istedikleri şey üzerinde harcayabilir.Όπου οι μηχανικοί μπορούν να ξοδεύουν 20 τοις εκατό του χρόνου τους δουλεύοντας σε οτιδήποτε θέλουν.
Oradaki mühendisler zamanlarının %20'sini istedikleri şey üzerinde harcayabilir.Инженеры на Google могут тратить 20% времени на любую работу по своему вкусу.
Oradaki mühendisler zamanlarının %20'sini istedikleri şey üzerinde harcayabilir.Където инженерите могат да прекарват 20 процента от времето си в работа върху каквото пожелаят.
Oradaki mühendisler zamanlarının %20'sini istedikleri şey üzerinde harcayabilir.Там інженери можуть витрачати 20% часу на будь-яку роботу, яка їм до смаку.
Oradaki mühendisler zamanlarının %20'sini istedikleri şey üzerinde harcayabilir.שם מהנדסים יכולים לבלות 20 אחוזים מהזמן שלהם בעבודה על מה שהם רוצים.
Oradaki mühendisler zamanlarının %20'sini istedikleri şey üzerinde harcayabilir.حيث يستطيع المهندسين العمل وإعطاء 20 ٪ من وقتهم في العمل على أي شيء يريدون.
Oradaki mühendisler zamanlarının %20'sini istedikleri şey üzerinde harcayabilir.何でも好きなことに使うことができます 時間、タスク、チーム、使う技術
Oradaki neydi?Cos'è successo là?
Oradaki neydi?Co to jest, co tam macie?
Oradaki neydi?Hvad var det?
Oradaki neydi?Mitä se oikein oli?
Oradaki neydi?O que era aquilo?!
Oradaki neydi?¿Qué había allí?
Oradaki neydi?Vad var det?
Oradaki neydi?Τι υπήρχε εκεί;
Oradaki neydi?Что это там такое было?!
Oradaki oğlun muydu?Aquele era o seu filho?
Oradaki oğlun muydu?¿Ese era tu hijo?
Oradaki oğlun muydu?Oliko se poikasi?
Oradaki oğlun muydu?Quello era suo figlio?
Oradaki oğlun muydu?To był pana syn?
Oradaki oğlun muydu?Var det där din son?
Oradaki oğlun muydu?Var det din søn?
Oradaki oğlun muydu?Ήταν ο γιος σου αυτός;
Oradaki oğlun muydu?Это был твой сын?
Oradaki öğrencilerin yanında uzun bir süre kaldılar.A boli tam nie malý čas s učeníkmi.
Oradaki öğrencilerin yanında uzun bir süre kaldılar.Di kota itu Paulus dan Barnabas tinggal lama dengan orang-orang percaya
Oradaki öğrencilerin yanında uzun bir süre kaldılar.E ficaram ali não pouco tempo, com os discípulos.
Oradaki öğrencilerin yanında uzun bir süre kaldılar.E si fermarono per non poco tempo insieme ai discepoli
Oradaki öğrencilerin yanında uzun bir süre kaldılar.Et ils demeurèrent assez longtemps avec les disciples.
Oradaki öğrencilerin yanında uzun bir süre kaldılar.Hai người ở tại đó lâu ngày với các môn đồ.
Oradaki öğrencilerin yanında uzun bir süre kaldılar.Hai người_ở tại đó lâu ngày với các môn_đồ .
Oradaki öğrencilerin yanında uzun bir süre kaldılar.I byli tu za dlouhý čas s učedlníky.
Oradaki öğrencilerin yanında uzun bir süre kaldılar.I mieszkali tam czas niemały z uczniami.
Oradaki öğrencilerin yanında uzun bir süre kaldılar.In prebila sta tu ne malo časa z učenci.
Oradaki öğrencilerin yanında uzun bir süre kaldılar.Ja he viipyivät pitkän aikaa opetuslasten tykönä.
Oradaki öğrencilerin yanında uzun bir süre kaldılar.제자들과 함께 오래 있으니라
Oradaki öğrencilerin yanında uzun bir süre kaldılar.Men de opholdt sig en ikke liden Tid sammen med Disciplene.
Oradaki öğrencilerin yanında uzun bir süre kaldılar.Og så blev de en ikke så kort tid hos disiplene.
Oradaki öğrencilerin yanında uzun bir süre kaldılar.Ott aztán nem kevés idõt töltöttek a tanítványokkal.
Oradaki öğrencilerin yanında uzun bir süre kaldılar.Paulus en Barnabas bleven nog een hele tijd bij de christenen in Antiochië.
Oradaki öğrencilerin yanında uzun bir süre kaldılar.Sedan vistades de där hos lärjungarna en ganska lång tid.
Oradaki öğrencilerin yanında uzun bir süre kaldılar.Şi au rămas destul de multă vreme acolo cu ucenicii.