Oradaki ilk haftamın sonunda, kendimi kasabadaki bir tahliye merkezine yardım ederken buldum.Pod koniec pierwszego tygodnia, pomagałam w centrum ewakuacyjnym.
Oradaki ilk haftamın sonunda, kendimi kasabadaki bir tahliye merkezine yardım ederken buldum.Tegen het eind van mijn eerste week belandde ik in een evacuatiecentrum in de stad.
Oradaki ilk haftamın sonunda, kendimi kasabadaki bir tahliye merkezine yardım ederken buldum.Vào cuối tuần đầu tiên ở đó, tôi đến giúp đỡ một trung tâm di tản ở thị trấn.
Oradaki ilk haftamın sonunda, kendimi kasabadaki bir tahliye merkezine yardım ederken buldum.Στο τέλος της πρώτης μου εβδομάδας εκεί, βοήθησα ένα κέντρο εκκένωσης στην πόλη.
Oradaki ilk haftamın sonunda, kendimi kasabadaki bir tahliye merkezine yardım ederken buldum.В края на първата ми седмица тук помагах в евакуационния център в града.
Oradaki ilk haftamın sonunda, kendimi kasabadaki bir tahliye merkezine yardım ederken buldum.К концу первой недели моего пребывания там я поехала помогать в городской эвакуационный центр.
Oradaki ilk haftamın sonunda, kendimi kasabadaki bir tahliye merkezine yardım ederken buldum.Наприкінці мого першого тижня я почала допомагати в евакуаційному центрі в місті.
Oradaki ilk haftamın sonunda, kendimi kasabadaki bir tahliye merkezine yardım ederken buldum.בתחילת השבוע השלישי שם, מצאתי את עצמי עוזרת באחד ממרכזי הפינוי בעיר.
Oradaki ilk haftamın sonunda, kendimi kasabadaki bir tahliye merkezine yardım ederken buldum.في نهاية أسبوعي الأول هناك، وجدت نفسي أساعد في مركز للإيواء في مركز البلدة
Oradaki ilk haftamın sonunda, kendimi kasabadaki bir tahliye merkezine yardım ederken buldum.町の避難所で手伝いをしていました 温泉で 公衆浴場の大きな浴槽の 掃除を手伝っていました
"Oradaki iskeleyi görüyor musun?Er zeigt aus dem anderen Fenster. "Siehst Du den Steg dort draußen am See?
"Oradaki iskeleyi görüyor musun?"Está a ver aquele cais lá fora sobre o lago?
"Oradaki iskeleyi görüyor musun?"Kamu lihat dermaga di tepi danau di luar sana?
"Oradaki iskeleyi görüyor musun?"Kan du se den skibsbro derude ved søen?
"Oradaki iskeleyi görüyor musun?"저 밖에 호수위에 부두가 보이지?
"Oradaki iskeleyi görüyor musun?"Látod odakint azt a mólót a tavon?
"Oradaki iskeleyi görüyor musun?"Mày thấy con đập ở cái hồ ngoài kia chứ?
"Oradaki iskeleyi görüyor musun?"Ser du bryggan i sjön där?
"Oradaki iskeleyi görüyor musun?"Vede quel molo sul lago laggiù?
"Oradaki iskeleyi görüyor musun?"¿Ves ese muelle en el lago allí?
"Oradaki iskeleyi görüyor musun?"Vezi digul acela de acolo de pe lac?
"Oradaki iskeleyi görüyor musun?"Vidíš to molo tam venku na jezeře?
"Oradaki iskeleyi görüyor musun?Vidíte to mólo tamto na jazere?
"Oradaki iskeleyi görüyor musun?"Widzisz tamten pomost na jeziorze?
"Oradaki iskeleyi görüyor musun?"Zie je die steiger bij het meer daar?
"Oradaki iskeleyi görüyor musun?"Βλέπεις την προβλήτα εκεί έξω, στη λίμνη;
"Oradaki iskeleyi görüyor musun?"Видишь пирс на берегу озера?
"Oradaki iskeleyi görüyor musun?"Виждаш ли онзи кей в езерото?
"Oradaki iskeleyi görüyor musun?"אתה רואה את המזח על האגם שם בחוץ?
"Oradaki iskeleyi görüyor musun?"هل ترى ذلك الرصيف على البحيرة هناك خارجا؟
"Oradaki iskeleyi görüyor musun?ワシが素手で作った 杭を持ってきては
"Oradaki kapı nedir?" ve onlar da yanıtladı, "O senin kapın.- Cos'è quella porta? E loro hanno risposto:
"Oradaki kapı nedir?" ve onlar da yanıtladı, "O senin kapın."¿Qué es esa puerta de allí?" y le respondieron: Tómala, úsala, haz lo que quieras con ella,
"Oradaki kapı nedir?" ve onlar da yanıtladı, "O senin kapın."מה הדלת שם?", והם ענו "זוהי הדלת שלך. קח אותה, השתמש בה עשה מה שאתה רוצה איתה,
Oradaki kitapların sayısı çok fazla tabii.Afinal, o número de livros que lá há é enorme.
Oradaki kitapların sayısı çok fazla tabii.C'è un'enorme quantità di libri là dentro.
Oradaki kitapların sayısı çok fazla tabii.Hay muchísimos libros ahí.
Oradaki kitapların sayısı çok fazla tabii.Kirjastossa on valtavasti kirjoja.
Oradaki kitapların sayısı çok fazla tabii.Mængden af bøger der er jo enorm.
Oradaki kitapların sayısı çok fazla tabii.Mängden böcker där är ju enorm.
Oradaki kitapların sayısı çok fazla tabii.Sprytne. Przecież mają tam przeogromne zbiory.
Oradaki kitapların sayısı çok fazla tabii.Ο όγκος των βιβλίων είναι τεράστιος.
Oradaki kitapların sayısı çok fazla tabii.Количество книг там просто огромно.
Oradaki kız mı?C'est une fille, lui?
Oradaki kız mı?Czy to dziewczyna?!
Oradaki kız mı?Đó có phải là nữ?
Oradaki kız mı?¡¿Es una chica?!
Oradaki kız mı?E' una ragazza?!
Oradaki kız mı?Isso é uma mulher?
Oradaki kız mı? Tehlikeli gibi biraz, otobüsün üstünde falan.上に乗るのは危ないわ
Oradaki koltukta oturan bir baba oğul vardı.Ada seorang ayah dan anak yang duduk di kursi sebelah sana.
Oradaki koltukta oturan bir baba oğul vardı.C'erano un padre ed un figlio seduti in quel posto.
Oradaki koltukta oturan bir baba oğul vardı.Daar zaten een vader en een zoon.
Oradaki koltukta oturan bir baba oğul vardı.Da drüben saßen Vater und Sohn.
Oradaki koltukta oturan bir baba oğul vardı.Havia um pai e um filho que estavam sentados naquele lugar ali.
Oradaki koltukta oturan bir baba oğul vardı.Il y avait un père et son fils qui était assis à ce siège là-bas.
Oradaki koltukta oturan bir baba oğul vardı.아버지와 아들이 저 자리에 앉아 있었습니다.
Oradaki koltukta oturan bir baba oğul vardı.Siedzieli tu ojciec z synem.
Oradaki koltukta oturan bir baba oğul vardı.Un padre y un hijo se sentaban ahí.
Oradaki koltukta oturan bir baba oğul vardı.Un tată şi fiu au stat în acel loc.