Ana içeriğe geç
Sözlük

oradaki ile cümle

oradaki kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Oradaki cemaate Svalbard Havaalanı, Longyear ve Svalbard Kilisesi'nce hizmet verilmektedir.Del mesta so tudi letališče Svalbard Longyear in Svaldska cerkev, najsevernejša cerkev na svetu.
20 seneden beri kimse oradaki ölümcül sessizliği bozmamıştı.Rekorda v 20 letih še nikomur ni uspelo podreti.
Hâlâ küçük olduğu için oradaki yönetiminin ilk yıllarında, ca.Razen tega je imel otroka že v prvih letih svoje vladavine.
Sandy oradaki bir ağacın içinde yaşar.Rosalyn ležala mrtva pod bližnjim drevesom.
Oradaki o olumlu tepki beni kamçıladı.Atgimimas | Graži tu mano.
Oradaki ilk sezonunda 26 gol attı ve takımın oyuncuları tarafından "Yılın Oyuncusu" seçildi.Pirmajame sezone pelnė 26 įvarčius bei laimėjo „Player’s Player of the Year“ apdovanojimą.
Genellikle oradakilerin yardımıyla kaynata yenilir.Šios zonos dažniausiai nustatomos virgulininkų pagalba.
Efsaneye göre, Roi Mata oradaki toprakları fethedince, ilk amacı kabileleri birleştirmekti.Pagal legendą, Roi Mata užkariavo šias žemes ir stengėsi suvienyti vietines gentis.
Ama ben oradaki bir müzede, karşısında tüm gününüzü geçirebileceğiniz bir tablo olduğunu bilirim.Kuid mina tean, et muuseumis on üks maal, mille juures võib veeta terve päeva.
Oradaki ekip de çok önemliydi benim için.Ka tulem oli tema jaoks väga tähtis.
Oradaki Rus tarafında da bir sınır geçiş istasyonu bulunmaktadır.Saarel asub Venemaa piirivalvekordon.
Eyaletin ismi oradaki lagünlerden alınmıştır.Osariik on nime saanud seal asuvate kaevanduste järgi.
Oradaki polisler ölüdür.Kolm politseinikku oli surma saanud.
Carmen, Frasquita ve Mercedes iskambil kâğıtları ile oradakilerin fallarına bakarlar.Carmen, Frasquita ja Mercedes panevad kaarte.
Adam beni doğudaki iç avluya götürdü. Oradaki kapıyı ölçtü. Ölçüleri öbürlerinin aynısıydı.Darnach führte er mich zum innern Vorhof gegen Morgen und maß das Tor gleich so groß wie die andern,
Adam beni doğudaki iç avluya götürdü. Oradaki kapıyı ölçtü. Ölçüleri öbürlerinin aynısıydı.Depois me levou ao átrio interior, que olha para o oriente; e mediu a porta conforme estas medidas;
Adam beni doğudaki iç avluya götürdü. Oradaki kapıyı ölçtü. Ölçüleri öbürlerinin aynısıydı.In pripeljal me je na notranje dvorišče proti vzhodu. In meril je vrata po onih merah
Adam beni doğudaki iç avluya götürdü. Oradaki kapıyı ölçtü. Ölçüleri öbürlerinin aynısıydı.그가 나를 데리고 안 뜰 동편으로 가서 그 문간을 척량하니 척수는
Adam beni doğudaki iç avluya götürdü. Oradaki kapıyı ölçtü. Ölçüleri öbürlerinin aynısıydı.Luego me llevó al lado oriental, al atrio interior, y midió la puerta; era como aquellas medidas
Adam beni doğudaki iç avluya götürdü. Oradaki kapıyı ölçtü. Ölçüleri öbürlerinin aynısıydı.Poi mi condusse al portico dell'atrio interno che guarda a oriente e lo misurò: aveva le solite dimensioni
Adam beni doğudaki iç avluya götürdü. Oradaki kapıyı ölçtü. Ölçüleri öbürlerinin aynısıydı.Potom ma viedol do vnútorného dvora cestou od východu a zmeral bránu podľa tamtých mier.
Adam beni doğudaki iç avluya götürdü. Oradaki kapıyı ölçtü. Ölçüleri öbürlerinin aynısıydı.Så førte han mig til den indre forgård mot øst, og han målte porten: den var like stor som de andre.
Adam beni doğudaki iç avluya götürdü. Oradaki kapıyı ölçtü. Ölçüleri öbürlerinin aynısıydı.Så førte han mig til Østporten og målte denne Port; den havde samme Størrelse som de andre,
Adam beni doğudaki iç avluya götürdü. Oradaki kapıyı ölçtü. Ölçüleri öbürlerinin aynısıydı.Sedan förde han mig till den inre förgårdens östra sida och mätte porten där; den var lika stor som de andra.
Adam beni doğudaki iç avluya götürdü. Oradaki kapıyı ölçtü. Ölçüleri öbürlerinin aynısıydı.Uvedl mne také do síně vnitřní k východu, i změřil bránu tu podlé týchž měr,
Adam beni doğudaki iç avluya götürdü. Oradaki kapıyı ölçtü. Ölçüleri öbürlerinin aynısıydı.Vitt továbbá engem a belsõ pitvarba kelet felé, és megméré a kaput ugyanama mértékek szerint;
Adam beni doğudaki iç avluya götürdü. Oradaki kapıyı ölçtü. Ölçüleri öbürlerinin aynısıydı.Wwiódł mię także do sieni wewnętrznej drogą wschodnią, i wymierzył onę bramę według onychże miar;
Adam beni doğudaki iç avluya götürdü. Oradaki kapıyı ölçtü. Ölçüleri öbürlerinin aynısıydı.Και με εφερεν εις την εσωτεραν πυλην προς ανατολας, και εμετρησε την πυλην κατα τα αυτα μετρα.
Adam beni doğudaki iç avluya götürdü. Oradaki kapıyı ölçtü. Ölçüleri öbürlerinin aynısıydı.И заведе ме във вътрешния двор към изток; и като измери портата тя имаше същите мерки;
Adam beni doğudaki iç avluya götürdü. Oradaki kapıyı ölçtü. Ölçüleri öbürlerinin aynısıydı.И повел меня восточными воротами на внутренний двор; и намерил вэтих воротах ту же меру.
Adam beni doğudaki iç avluya götürdü. Oradaki kapıyı ölçtü. Ölçüleri öbürlerinin aynısıydı.ויביאני אל החצר הפנימי דרך הקדים וימד את השער כמדות האלה׃
Adam beni doğudaki iç avluya götürdü. Oradaki kapıyı ölçtü. Ölçüleri öbürlerinin aynısıydı.وأتى بي الى الدار الداخلية نحو المشرق وقاس الباب كهذه الاقيسة
Adam beni doğudaki iç avluya götürdü. Oradaki kapıyı ölçtü. Ölçüleri öbürlerinin aynısıydı.他 帶 我 到 內 院 的 東 面 、 就 照 先 前 的 尺 寸 量 東 門
Adam beni doğudaki iç avluya götürdü. Oradaki kapıyı ölçtü. Ölçüleri öbürlerinin aynısıydı.他 帶 我 到 內院 的 東面 、 就 照 先前 的 尺寸 量東門
Afgan büyümek akrabalarının evine her gidişinde, annenin oradaki bulaşıkları yıkatmasıdır.cuando tu madre te hacía lavar los platos cada vez que visitaban a familiares.
Afgan büyümek akrabalarının evine her gidişinde, annenin oradaki bulaşıkları yıkatmasıdır.Quand votre mère vous faisait laver la vaisselle chaque fois que vous rendiez visite à de la famille
Afgan büyümek akrabalarının evine her gidişinde, annenin oradaki bulaşıkları yıkatmasıdır.Когда ваша мать заставляет вас перемывать всю посуду каждый раз, когда вы навещаете родных.
Agnes bu evi kurduktan sonraki yıllarda oradaki durumu değiştirmeyi başardı.E con la casa, negli anni, Agnes ha cambiato la situazione lì.
Agnes bu evi kurduktan sonraki yıllarda oradaki durumu değiştirmeyi başardı.És az évek során, amíg Agnes fenntartotta a házat, megváltoztatta az ottani helyzetet.
Agnes bu evi kurduktan sonraki yıllarda oradaki durumu değiştirmeyi başardı.Et pendant les années où Agnes a eu le foyer, elle a changé la situation là-bas.
Agnes bu evi kurduktan sonraki yıllarda oradaki durumu değiştirmeyi başardı.Iar de când Agnes are în grijă casa a schimbat toată situaţia de acolo.
Agnes bu evi kurduktan sonraki yıllarda oradaki durumu değiştirmeyi başardı.In de jaren dat Agnes het huis heeft, heeft ze de situatie daar veranderd.
Agnes bu evi kurduktan sonraki yıllarda oradaki durumu değiştirmeyi başardı.I w czasie, kiedy Agnes prowadziła ten dom, zmieniła tamtejszą sytuację.
Agnes bu evi kurduktan sonraki yıllarda oradaki durumu değiştirmeyi başardı.그래서 아네스가 있던 몇년 동안 그녀에 의해 상황은 많이 바뀌었습니다.
Agnes bu evi kurduktan sonraki yıllarda oradaki durumu değiştirmeyi başardı.Odkar ima Agnes hišo, je spremenila veliko.
Agnes bu evi kurduktan sonraki yıllarda oradaki durumu değiştirmeyi başardı.Und in den Jahren, in denen Agnes das Haus leitete, hat sie die Situation dort verändert.
Agnes bu evi kurduktan sonraki yıllarda oradaki durumu değiştirmeyi başardı.Và trong những năm Agnes đã có ngôi nhà bà thay đổi tình trạng ở đây.
Agnes bu evi kurduktan sonraki yıllarda oradaki durumu değiştirmeyi başardı.Y en los años que Agnes ha tenido la casa ella ha cambiado la situación allí.
Agnes bu evi kurduktan sonraki yıllarda oradaki durumu değiştirmeyi başardı.За годы, что существует этот дом, Агнес в корне изменила ситуацию в районе.
Agnes bu evi kurduktan sonraki yıllarda oradaki durumu değiştirmeyi başardı.За роки існування цього дому, Агнес змінила ситуацію.
Agnes bu evi kurduktan sonraki yıllarda oradaki durumu değiştirmeyi başardı.През годините, откакто Агнес се сдоби с къщата, тя беше променила ситуацията там.
Agnes bu evi kurduktan sonraki yıllarda oradaki durumu değiştirmeyi başardı.ובשנים שאגנס מחזיקה את הבית היא הפכה את המצב שם.
Agnes bu evi kurduktan sonraki yıllarda oradaki durumu değiştirmeyi başardı.وفي السنوات التي حصلت فيها (أجنيس) على الدار إستطاعت أن تغير الحال هناك
Agnes bu evi kurduktan sonraki yıllarda oradaki durumu değiştirmeyi başardı.彼女はその地域の状況を変化させたのです 市の助役となった彼女は
Aklıma oradaki tüm Hintlilerin işçi olması gerektiğini yerleştirmişim.Achava que todos os indianos eram operários
Aklıma oradaki tüm Hintlilerin işçi olması gerektiğini yerleştirmişim.Also habe ich abgelegt, dass alle Inder Arbeiter sind.
Aklıma oradaki tüm Hintlilerin işçi olması gerektiğini yerleştirmişim.A tak jsem si odvodil, že všichni tamní Indové musí být pracovní síla.
Aklıma oradaki tüm Hintlilerin işçi olması gerektiğini yerleştirmişim.A tak som si myslel, že všetci Indovia sú robotníci.
Aklıma oradaki tüm Hintlilerin işçi olması gerektiğini yerleştirmişim.És valahogy azt hittem, hogy mindegyik indiai munkás.
Aklıma oradaki tüm Hintlilerin işçi olması gerektiğini yerleştirmişim.Et je m'étais mis dans la tête que tous les Indiens devaient être des ouvriers.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod