Nem oranı yüksek olduğunda nefes almak zordur.It's difficult to breathe when humidity is high.
Kırmızı spor arabalarının sahipleri daha yüksek sigorta oranları öder.Owners of red sports cars pay higher insurance rates.
O, orada olsaydı, gelmek ister miydin?Had he been there, would you have wanted to come?
Organik gıda genellikle daha pahalıdır.Organic food is usually more expensive.
Orada büyük bir çiçekçi dükkanı var mı?Is there a large flower shop there?
Orada bisikletler kiralayalım.Let's rent bicycles over there.
Oraya geri gitmeyeceğim.I won't go back there.
Mary Hat bu hafta New Orleans'ta idi.Mary Hat was in New Orleans this week.
Benim algoritmamın yüzde 99 başarı oranı var.My algorithm has a 99% success rate.
Çocukluğumda orijinal Pac-Man oynadığımı hatırlıyorum.I remember playing the original Pac-Man game when I was a kid.
Şu anda sırtımın ortası kaşınıyor ve ben oraya ulaşamıyorum. Arrgghh!I have an itch right in the middle of my back and I can't reach it. Arrgghh!
Ondan vazgeçtim. İrlandalı rahip ve Kongolu cadı doktorun ortak neyi var?I give up. What do an Irish priest and Congolese witch doctor have in common?
Birkaç yıl önce, bu kitap bir dolandırıcılık olarak ortaya çıkmıştır.A couple of years ago, this book was exposed as a fraud.
Oradaki kız çok şişman.That girl over there is very fat.
Jack orada değil.Jack isn't there.
Ormana baktıklarında, ağaçları görmüyorlar.When they look at the forest, they don't see the trees.
Onun bir suç ortağı olduğu düşünülüyordu.He was considered to be an accomplice.
Onun bir suç ortağı olduğunu düşündüler.They thought that he was an accomplice.
O kısa bir süre orada kaldı.She stayed there for a short while.
Ben orada onunla karşılamayı ümit etmiştim.I had hoped to meet her there.
Oraya bisikletiyle gitti.He rode his bicycle there.
Merkezî sinir sistemi dört organdan oluşur.The central nervous system consists of four organs.
Ordunun çok silahı vardı.The army had plenty of weapons.
Orada yiyecek bir şey alabilir misin?Can you get something to eat in there?
Oraya bisikletle gideceğimi düşünüyordum ama yağmur yağmaya başladı.I was thinking that I would go there by bicycle, but it began to rain.
Ruh, orada mısın?Spirit, are you there?
Orta ve ileri dil kursları öğretilen dilde verilir.Intermediate and advanced language courses are given in the language being learned.
Orta çağ Rönesansa yol açtı.The Medieval Era gave way to the Renaissance.
İsviçre'den bahsetmişken, Sen hiç kışın oraya gittin mi?Speaking of Switzerland, have you ever been there in the winter?
Beni oradaki arkadaşınla tanıştır.Introduce me to your friend over there.
Duman ortaya çıktı.Smoke appeared.
Geçmişin sırlarını arkeoloji ortaya çıkarıyor.Archeology reveals the secrets of the past.
Bu, iş yerinde ortalama bir gündür.It's an average day at work.
Onlar orta düzeyde öğrenciler.They're average students.
Onlar ortalama boydalar.They are of average height.
James Cameron film yapmak için yeni bir yol ortaya çıkardı.James Cameron created a new way to make movies.
Bu iyi bir öğrenme ortamıdır.This is a good learning environment.
Tom'un parmak izi onun orada olduğuna dair delildi.Tom's fingerprint was evidence that he was there.
Ormanlar dünya yüzünün %9.4'ünü kaplar.Forests cover around 9.4% of the earth's surface.
Brezilya, dünyadaki yağmur ormanlarının üçte birine sahiptir.Brazil has one-third of the world's rain forests.
Boşanmak için ortak bir karar aldılar.They made a joint decision to divorce.
Proje, üç farklı sınıftan öğrencinin ortak çalışmasıydı.The project was a joint effort by students from three different classes.
Proje üç farklı sınıftan gelen öğrencilerin ortak bir çabasıydı.The project was a joint effort by students from three different classes.
Bir ortaklık kurmayı kararlaştırdılar.They agreed to form a joint partnership.
Dosyalarını organize etmek için hangi metodu kullanıyorsunuz?What method do you use to organize your files?
Telefon çaldığında ben akşam yemeğimin ortasındaydım.I was in the middle of my dinner when the phone rang.
Tom odanın ortasında durdu.Tom stood in the middle of the room.
Yolun ortasında beyaz bir çizgi var.There is a white line in the middle of the road.
Mehdi Ordusu, Irak'taki özel bir milis gücüdür.The Mahdi Army is a private militia in Iraq.
Kanser farklı organlara yayıldı.The cancer had spread to several organs.
Sen hiç öldükten sonra organlarını bağışlamayı düşündün mü?Have you ever thought about donating your organs after you die?
Öldükten sonra hiç organlarınızı bağışlamayı düşündünüz mü?Have you ever thought about donating your organs after you die?
Öldükten sonra organlarını bağışlamayı hiç düşündün mü?Have you ever thought about donating your organs after you die?
Besleyici yiyecek sağlıklı organları desteklemeye yardımcı olur.Nutritious food helps support healthy organs.
Hangi organizma sıtmaya neden olur?Which organism causes malaria?
İnsanın sindirim sisteminde milyonlarca yararlı organizma yaşamaktadır.Millions of beneficial organisms live in the human digestive tract.
Bakteriler mikroskobik organizmalardır.Bacteria are microscopic organisms.
Tom CDlerini bir sanatçıyla organize etti.Tom organized his CDs by artist.
Mary odasını organize etmeli.Mary needs to organize her room.
Tom benim iş ortağım.Tom is my business partner.