2003'te Kanada'nın en büyük sivil onur madalyası olan "Companion of the Order of Canada"yı aldı.2006 wurde ihm der Order of Canada, die höchste kanadische Auszeichnung für Zivilpersonen verliehen.
2004 senesinde ise Amerikan Kimya Topluluğunun en onurlu ödülü olan Priestley Madalyasıyla ödüllendirilmiştir.2015 erhielt sie mit der Priestley-Medaille die höchste Auszeichnung der American Chemical Society.
2002 yılında Jackson, Bambi Ödülü ile onurlandırılmıştır.2009 folgte die Auszeichnung mit dem Bambi.
Halk ise kendine, Eorloğulları ismini vermişti, Eorl'ün onuruna.Seine Erben, die Kinder seiner Schwester, wurden geadelt unter dem Namen Eberhard.
2009 yılında Galiçyaca Edebiyat Günü ile onurlandırıldı.2013 ist ihm der Tag der Galicischen Literatur gewidmet.
Bu davranışıyla ölümünden sonra da Atinalılar tarafından onurlandırıldı.Nach seinem Tod wurde er als Gerechter unter den Völkern geehrt.
Mukherjee birçok övgü ve onur belgesi almıştır.Dort erhielt er weitere zahlreiche Orden und Auszeichnungen (siehe unten).
Sanadır onur, sanadır teslimiyet Ve derin şefkat, sonsuzluktan sonsuzluğa.Dir sei Ehre, Dir sei Hingabe Und tiefe Zärtlichkeit, von Ewigkeit zu Ewigkeit.
1994 NBA All-Star maçında Scottie Pippen MVP seçilme onuruna erişti.Pippen wurde im Rahmen des NBA All-Star Games außerdem zum NBA All-Star MVP 1994 ernannt.
Dirac 1932'den 1969'a kadar Cambridge'de Matematik Lucasian Profesörlüğü onursal unvanını elinde tuttu.Von 1932 bis 1969 war Dirac Professor des Lucasischen Lehrstuhls für Mathematik an der Universität Cambridge.
Libya'da onun onuruna posta pulu basıldı.In Lima wurde ein Monument zu seinen Ehren errichtet.
Bu onurun verildiği ilk aktördür.Er war der erste Verteidiger, dem diese Ehre zuteilwurde.
2002 yılında Akademi onur ödülü'ne layık görülmüştür.2002 erhielt die Schule die Auszeichnung ein weiteres Mal.
Ayrıca başarısının onuruna "Tatsisnkaya" ön adını aldı.Zudem trägt er in seinem Vornamen die Ehrenbezeichnung Hāddsch.
Hâlâ kullanımda olan en yüksek onur nişanlarından biridir.Es ist einer der ältesten noch heute gültigen Freundschaftsverträge.
1941'de New York Psikanaliz Derneği'nin onur üyesi seçildi.Er wurde 1941 Ehrenmitglied der New York Psychoanalytical Society.
2000-2010 yılları arasında DRV onursal başkanlığını yaptı, 2002 yılından bu yana ise BTW onursal başkanı.Von 2000 bis 2010 war er ehrenamtlicher Präsident des DRV und seit 2002 auch des BTW.
İnsan onuru, demokrasinin ve hukuk devletlerinin vazgeçilmez bir parçasıdır.Der Gott, der keiner ist ist eine Kritik der Demokratie und des demokratischen Staates.
Biz ülkemizi ilerleme ile onurlandıralım Bizim ülkeyi güzelleştirmek adına bir sorumluluğumuz var.Wir sollten es/das Land mit Fortschritt beehren Wir haben die Verantwortung es zu verschönern.
Cenazesi devlet tarafından onurlandırılmış ve Londra’daki Westminster Abbey’e gömülmüştür.Sein Leichnam wurde nach London überführt und in Westminster Abbey begraben.
Elektrik direncinin birimi ohm (Ω) onun onuruna adlandırılmıştır.Die Impedanz wird in Ohm (Ω) gemessen.
Bunun üzerine Jackson, CableACE ödülü ile onurlandırıldı.1985 wurde er mit einem CableACE Award ausgezeichnet.
Leypold 1857'de Dresden Güzel Sanatlar Akademisi’ne onursal üye olarak seçildi.1857 wurde er Ehrenmitglied der Dresdner Kunstakademie.
Çeşitli üniversiteler tarafından kendisine onursal doktora verildi.So wurde ihm von verschiedenen Universitäten Ehrendoktorwürden verliehen.
Vücudunu terk edebilirsin ama onurunu korumalısın.Um ihren Freund zu retten, müssen sie sich aus ihrem Versteck wagen.
Chiron adı, Monakolu yarışçı Louis Chiron'un onuruna verilmiştir.Benannt wurde der Nachfolger des Veyron nach dem monegassischen Rennfahrer Louis Chiron.
1668 yılında Poet Laureate unvanıyla onurlandırılmıştır.1622 wurde er zum Poeta laureatus ernannt.
1946’da İngiliz Mimarları Kraliyet Enstitüsü (RIBA) onursal üyesi seçildi.1937 ernannte ihn das Royal Institute of British Architects (RIBA) zum Ehrenmitglied.
1996 yılında “Bund Deutscher Architekten”’a onur üyesi olmuştur.Der Bund Deutscher Architekten verlieh Kada 1996 die Ehrenmitgliedschaft.
Onu kibar olduğu için değil ama onurlu olduğu için seviyorum.Je l'aime bien non pas parce qu'il est gentil mais parce qu'il est honnête.
Sizinle karşılaştığım için onurlandım.Je suis honoré de faire votre rencontre.
Harden 1926'da şövalye oldu, ve birçok onursal doktora aldı.Harden fut fait Chevalier en 1936, et reçut plusieurs doctorats honorifiques.
David, bu onuru son kırk yıl içerisinde alan ikinci Fransız sihirbaz oldu.Il devient ainsi le second magicien Français à recevoir cet honneur en 40 ans.
Ayrıca onursal konsül oldu.On le fit également consul honoraire.
9 Ekim'de Bush mektuba şöyle cevap verdi: "Sevgili Marge, bana mektup göndermenizden onur duydum.Le 9 octobre, Barbara Bush a envoyé une réponse : « Chère Marge, c'est gentil à vous de m'écrire.
Kaori Chinen (知念 かおり, doğumu 1974) 4p, Onursal Kadın Kisei.Chinen Kaori (知念 かおり, né en 1974) 4p, détentrice honoraire du Kisei féminin.
Astroid 2002 Euler onun onuruna isimlendiriliyor.L'astéroïde (2002) Euler a été nommé en son honneur.
2002 yılında Yeni Zelanda hükümeti Queens hizmet madalyası ile Krasniqi'yi onurlandırdı.En 2002, le gouvernement néo-zélandais a décoré Krasniqi d'une médaille de service Queens.
1999 yılında Bulgaristan'ın en yüksek nişanı olan Stara Planina ile onurlandırıldı.Il a été décoré en 2003 de l'ordre de la Stara planina, la plus haute décoration bulgare.
İlk Biseksüel Onur Bayrağı 5 Aralık 1998 yılında açıldı.Le premier drapeau de la fierté bisexuelle est dévoilé le 5 septembre 1998.
81 yılında Senate, imparator Titus'un onuruna yakın doğu ucuna üç gözlü bir zafer takı yaptırdı.En 81, le Sénat fait construire un grand arc de triomphe à trois voûtes honorant l'empereur Titus.
1987 yılında, doğduğu yer Darmstadt’da, Johann Heinrich Merck Madalyası ile onurlandırıldı.En 1987, Darmstadt, sa ville natale l’a honoré de la médaille de Johann Heinrich Merck.
Bergkamp, Arsenal'in yeni stadı Emirates Stadyumu'nda ilk maça çıkma onuruna ulaştı.Bergkamp participe au premier match sur le nouveau terrain d'Arsenal, l'Emirates Stadium.
Bu müthiş bir onur.C'est un très grand honneur.
Daha sonra onuruna bir anıt yapıldı.Un mémorial à son honneur a plus tard été construit.
Bu yüzden ona özel bir Onur Ödülü verildi.Il y reçut une récompense d'honneur.
Onuruna birkaç heykel inşa edildi.Plusieurs statues ont été érigées en son honneur.
Çeşitli üniversiteler tarafından kendisine onursal doktora verildi.Il a été honoré de doctorats par plusieurs universités.
Halen onur üyesidir.Elle en est membre honoraire.
Ağustos ayının son pazarı, onun onuruna "Maden İşçileri Günü" ilan edilmiştir.Le dernier dimanche d'août est déclaré « Journée du mineur de charbon », vraisemblablement en son honneur.
536 yılında onursal Konsül unvanı almıştır.Il est nommé consul honoraire en 536.
En yüksek onur Amerikan Kimya Derneği tarafından verilmiştir.Elle est considérée comme la plus haute distinction accordée dans l'industrie chimique américaine.
İsmi Amerikan Kimya Birliği tercihiyle cyclotron'un mucidi Ernest O. Lawrence'ın onuruna konmuştur.Il est indirectement à l'origine du développement du cyclotron par Ernest O. Lawrence.
Daha sonra her ikisine de Onur Madalyası verilecekti.Ils recevront tous les deux la Légion d’honneur à ce titre.
Markham, Cambridge ve Leeds Üniversiteleri tarafından onursal rütbelerle ödüllendirildi.Markham reçoit des doctorats honorifiques des universités de Cambridge et de Leeds.
5 Aralık 1966'da ölümüne kadar onursal Devlet Bakanı unvanı verildi.Le 5 décembre 1966, lui fut accordé le titre honorifique de ministre d'État.
Eski Güney Afrika cumhurbaşkanı Nelson Mandela, 1999'dan 2013'teki ölümüne kadar onursal başkanlık yapmıştır.L'ancien président sud-africain Nelson Mandela a été le président d'honneur de UWC depuis 1999.
1935'te Onursal Danıştay üyesi olmuştur.Il devint membre honoraire en 1935.
1978 yılında Yazarlar Birliği başkanlığından çekildi ve birliğin onur başkanı oldu.En 1978 elle renonce à la présidence de l'union des écrivains dont elle devient présidente d'honneur.
Biz kazanmak ya da ölürüz, ama onurlu.Vaincre ou mourir, tel est notre mot d'ordre.