Ana içeriğe geç
Sözlük

onunla ile cümle

onunla kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
5
ORT. KELİME
Onunla mektupları değiştiririm.I exchange letters with her.
Telefonda onunla konuştum.I talked to her on the telephone.
Onunla arkadaşım.I am friends with her.
Onunla irtibat kurmada bir sürü zorluk yaşadım.I had a lot of difficulty getting in touch with her.
Onunla konuşmak istiyorum.I want to talk to her.
Kayağa gitme konusunda onunla tartıştım.I argued her out of going skiing.
Onunla ilgili iyi bir düşüncem vardı.I had a good opinion of her.
Onu onunla evlenmeye ikna ettim.I talked her into marrying him.
Onunla Tokyo İstasyonunda karşılaştım.I met her at Tokyo Station.
Odaya girdim ve onunla el sıkıştım.I entered the room and shook hands with him.
Odaya girdim ve onunla tokalaştım.I entered the room and shook hands with him.
Pazar günleri onunla tenis oynamayı prensip ediniyorum.I make it a rule to play tennis with him Sundays.
Yarın onunla görüşüyor olacağım.I'll be seeing him tomorrow.
Yarın onunla görüşeceğim.I'm going to see him tomorrow.
Ben onunla korkusuzca oynuyorum.I am playing it safe.
Onunla çıkarak zamanımın yarısını harcarım.I spend half my time going out with her.
Onunla ilgili yapılacak bir şey yok.There's nothing to be done about it.
İlk başta onunla konuşmak için kendimi biraz fazla utangaç hissettim.At first I felt a bit too shy to speak to her.
Onunla ilk tanıştığımda onun hava attığını düşündüm.When I first met him, I thought he was putting on airs.
Mongolia'da tesadüfen onunla her yerde karşılaştım.I ran across her in Mongolia, of all places.
Onunla oldukça gurur duyuyorum.I'm rather proud of it.
Onlar onunla çiftliğin yakınındaki eski bir ahşap binaya yürüdüler.They walked with him to an old wooden building near the farmhouse.
81 yaşındaki büyükbabası onunla gurur duyuyor.The new venture was financed by a group of entrepreneurs.
Bir insanı tanımak için, onunla sadece bir hafta seyahat etmelisin.In order to know a man, you have only to travel with him a week.
Onunla kalabalıkta buluştum.I met him in the crowd.
Geçen ay onunla karşılaştığımı unuttum.I forgot that I met her last month.
Öğretmeni hemen tanıdım; çünkü onunla daha önce karşılaşmıştım.I recognized the teacher at once, because I had met him before.
Öğretmen parmağıyla beni işaret etti ve onunla gelmemi istedi.The teacher pointed her finger at me and asked me to come with her.
Geçen gün caddede onunla karşılaştım.I met him on the street the other day.
Geçen gün onunla karşılaştığımda ailemin sağlığını sordu.She asked after my parents' health when I met her the other day.
Daha önce onunla tanıştım.I have met her before.
Onunla daha önce karşılaştığım için onu bir kerede tanıdım.Having met him before, I recognized him at once.
Ben Tayvan'dayken onunla arkadaş oldum.While I was in Taiwan, I made friends with him.
Büyük bir aileyi geçindirmenin sıkıntıları onunla arayı kapatmak için başlıyor.The pressures of supporting a big family are beginning to catch up with him.
Öğleyin onunla bir randevum var.I have an appointment with him at noon.
Onunla öğlen randevum var.I have an appointment with him at noon.
Onunla caddede karşılaştım.I met him in the street.
Uygun bir fırsat varsa, sizi onunla tanıştıracağım.If there is a suitable occasion, I'll introduce you to him.
Bir trende şans eseri onunla tanıştım.I met her by chance on a train.
O zamanlarda kötü bir gelirim vardı ve onunla geçimimi sağlayamadım.At that time I had a poor income and couldn't live on it.
Şimdilik onunla oynamalısın.You should play along with him for the time being.
Saçını kestirdiğinde diğer çocuklar onunla alay ettiler.The other boys teased him when he got his hair cut.
Onunla neyi kastettiğini kimse söyleyemedi.Nobody could tell what he meant by that.
Onun ateşli hasta olduğunu bilseydim onunla ilgilenirdim.I would have taken care of him if I had known that he was ill with a fever.
Onun onunla evlenip evlenmeyeceği kesin değildi.It was uncertain whether he would marry her.
Saat onda onunla buluşacağım.I am to meet him at ten.
Onunla birlikte olmak beni her zaman mutlu eder.Being with him always makes me happy.
Onunla gidebilir miyim?May I go with him?
Onunla rahatlamış hissediyorum.I feel relaxed with him.
Onunla geçinmek çok zordur.He is very difficult to get along with.
Onunla geçinebileceğimi sanmıyorum.I don't think I can get along with him.
Bu konuda onunla uzlaştım.I compromised with him on the matter.
Onunla yirmi yıldan daha fazla süredir samimiyim.I have been on friendly terms with him for more than twenty years.
Onunla çocukluğumuzdan beri arkadaşız.I've been friends with him since we were children.
Onunla her zaman orada görüşüyorum.I'm always meeting him there.
Ben sık sık onunla balık tutmaya gittim.I often went fishing with him.
Açıkçası onunla konuşmak istiyorum.I want to talk frankly with him.
Ben onunla karşılaşmadım.I haven't met him.
Onunla temastayım.I am in touch with him.
Bir türlü onunla anlaşamıyorum.I just can't get along with him.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod