Tom onunla uzaklaşmayacaktır.Tom won't get away with it.
Tom sen onunla işini bitirdiğinde onu geri istiyor.Tom wants this back as soon as you're finished with it.
Tom onunla kiliseye gitmem için benimle konuştu.Tom talked me into going to church with him.
Onunla temas halindeyim.I'm in touch with him.
Onunla sohbet etmek zordur.It is difficult to talk to him.
Biz onunla geçinebiliyoruz.We can get along with him.
Tom'un onunla sorunu yok.Tom has no problem with that.
Onunla ilgili bir sorun var mı?Is there a problem with him?
Keşke onunla karşılaşsam.I wish I'd met her.
O onunla tartışmaya niyetli değildi.She didn't intend to argue with him.
Onunla tekrar görüşmek istemiyorum.I don't wish to meet with him again.
Onunla sen işi yapmak zorundasınız.You and he have to do the job.
Onunla bir daha karşılamamayı umuyorum.I hope I never meet him again.
Bunun onunla ilgisi yok.That has nothing to do with him.
Siz arkadaşların onunla ne yaptığını görmeye can atıyoruz.I'm looking forward to seeing what you guys do with it.
Ondan sonra bir daha onunla karşılaşmadım.I didn't meet him again after that.
O, çalışırken onunla konuşma.Don't talk to him while he's studying.
Teşekkürler, ama ben onunla iyiyim.Thanks, but I'm fine with her.
Onunla buluşmalısın.You must meet with him.
Ben onunla arkadaşım.I'm friends with him.
Avdan döndüğünde onunla konuşmayacağım.When he returns from hunting, I will not speak with him.
O benim onunla gelmemi istediğini söylüyor.She says that she wants me to come with her.
Onunla öyle bir yerde karşılaşmayı asla ummadım.I never expected to meet her in a place like that.
Onunla böyle bir yerde karşılaşmayı hiç ummuyordum.I never expected to meet her in a place like this.
Onunla dost şartlarda kalmaya çalıştım ama bu imkansızdı.I tried to stay on friendly terms with her, but it was impossible.
Onunla barışmaya çalıştım ama mümkün olmadı.I tried to make up with her, but it was impossible.
Hiç kimse onunla dalaşamaz.Nobody messes with him.
Yakında onunla buluşmaya gideceğim.I'll go meet her soon.
Bir milyon yenin olsaydı onunla ne yapardın?If you had a million yen, what would you do with it?
Beth Chris'e eğer banyo yapmazsa onunla çıkmayacağını söyledi.Beth told Chris that if he didn't take a bath, she wouldn't go on a date with him.
Beth, Chris'e eğer banyo yapmazsa onunla çıkmayacağını söyledi.Beth told Chris that if he didn't take a bath, she wouldn't go out with him.
Onunla ilgileniyorum.I'm taking care of it.
Onunla oynamayı sevmiyorum. Her zaman aynı şeyleri yapıyoruz.I don't like playing with him. We always do the same things.
Yıllardır onunla birlikte çok şey öğrendim.I've learned a lot with her over the years.
O, dünyadaki tek kız olsa bile onunla flört etmem.I wouldn't go out with her even if she's the only girl in the world!
Ben onunla geçen kış tanıştım.I met her last winter.
Üç yıl önce kışın onunla tanıştım.I met her in the winter three years ago.
Bir kış günü onunla tanıştım.I met her one winter day.
Onunla geçen yılın Kışında tanıştık.I met her in the winter of last year.
Birkaç yıl önce sonbaharda onunla tanıştım.I met her in the winter several years ago.
Tomas onunla yüzme havuzuna gitmek isteyip istemediğimi sordu.Tomas asked me if I wanted to go to the swimming pool with him.
Onunla birlikte sinemaya gitti.She went to the cinema with him.
Onu bulursam onunla ne yapmam gerekir?What should I do with him if I find him?
Ben karanlık bir yerde onunla karşılaşmak istemiyorum.I wouldn't like to meet him in a dark place.
Onunla birlikte alışverişe gitmeyeceğimi ilk ve son olarak ona söyledim.I told her once and for all that I wouldn't go shopping with her.
Onunla yurt dışında tanışacağı hiç aklına gelmezdi.She never dreamed she'd meet him overseas.
Yabancı bir ülkede onunla görüşeceğini hiç hayal etmemişti.She never dreamed she'd meet him in a foreign country.
Onunla birlikte patates kızartması ister misin?Do you want fries with that?
Uzun süredir onunla tanışmak istiyorum.I've wanted to meet him for a long time.
Onunla ne yapmam gerekiyor?What am I supposed to do with that?
Onunla ne zaman karşılaşsam içimden onu öpmek geliyor.Whenever I meet her, I get the desire to kiss her.
Benim için, onunla konuşmaktan daha eğlenceli bir şey yok.For me, there is nothing more fun to do than to talk with him.
Benim için onunla konuşmaktan daha eğlenceli yapacak bir şey yok.There's nothing more fun for me to do than to talk with him.
Onunla ilgili tiksinmeni hissediyorum.I feel your disgust on that one.
O dinlemeyecektir. Onunla konuşmak tuğla bir duvarla konuşmak gibidir.He just won't listen. Talking to him is like talking to a brick wall.
Onunla geçinemem.I don't get along with him.
O araba kullanırken onunla konuşma.Don't talk to him while he's driving.
Onunla geçen yıl bir partide tanıştım.I met him last year at a party.
Şimdi onunla görüşmesen iyi olur.You'd better not see her now.
Onunla Londra'da kalırken tanıştım.I met him when I was staying in London.