Ana içeriğe geç
Sözlük

onunla ile cümle

onunla kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Onunla kapıya kadar ilgilenmene gerek yoktu.You didn't need to see him to the door.
İlk kez, onunla pek sıkı değildi.The first time, she wasn't very firm with him.
O gerçekten şirin ve bu yüzden onunla çalışmayı seviyorumHe's really cute, and so I like working with him.
Neden onunla konuşmak istediğini sorabilir miyim?May I inquire why you wish to speak to him?
Onunla kıyaslarsak, ben hâlâ daha büyüğüm.In comparison to him, I am still older.
Onunla ilgili uykunu kaçırma.Don't lose sleep over that.
Onunla dışarı çıkmayı ve gözde restoranımızda yemek yemeği özledim.I missed going out with her and eating at our favorite restaurant.
Geriye doğru bakıldığında, ben muhtemelen oraya onunla gitmemem gerekirdi.In retrospect, I probably shouldn't have gone there with her.
Onunla ilgilenmek zorunda kalacaksın.You're going to have to deal with that.
O, Amerika'dayken onunla arkadaş oldu.He became friends with her while in the U.S.
O, Amerika'dayken onunla tanıştı.He met her while in the U.S.
Onunla alay ettim.I made fun of him.
Onunla ilk tanıştığımızdan beri o aynı şeyleri yapıyor.He's been saying the same things since I first met him.
Tom Yaz mevsimini onunla birlikte Boston'da geçirmemi istedi.Tom said he wanted me to spend the summer in Boston with him.
Tom Mary'nin onunla geçirdiği tüm zamanı unutmayacak.Tom will never forget all the time Mary spent with him.
Tom Mary ile onunla konsere gitme hakkında konuştu.Tom talked Mary into going to the concert with him.
Tom Mary'ye dün gece onunla buluşacağını söyledi ama asla gelmedi.Tom promised Mary that he'd meet her last night, but he never showed up.
Tom Mary'ye okuldan sonra onunla buluşacağına söz verdi.Tom promised Mary that he'd meet her after school.
Tom'un, Mary'nin neden onunla çıkmak istemediği konusunda hiçbir fikri yoktu.Tom had no idea why Mary didn't want to go out with him.
Tom sonunda utangaçlığının üstesinden geldi ve Mary'nin onunla çıkmasını istedi.Tom finally overcame his shyness and asked Mary to go out with him.
Tom Mary'yi tanımıyor ama onunla tanışmak istiyor.Tom doesn't know Mary, but he'd like to meet her.
Tom Mary'nin yarın onunla birlikte gidip gitmeyeceğini bilmiyor.Tom doesn't know if Mary will go with him tomorrow or not.
Tom Mary'nin onunla konuşma tarzından hoşlanmadı.Tom didn't like the way Mary spoke to him.
Tom her gece Mary'yi arar ve onunla en az 45 dakika konuşur.Tom calls Mary every night and talks with her for at least 45 minutes.
Tom, en sevdiği şarkıyı söylemeye başladı ve Mary onunla birlikte söylemeye başladı.Tom began to sing his favorite song and Mary harmonized with him.
Tom Mary'yi onunla birlikte kiliseye gitmek için ikna etmeye çalıştı.Tom attempted to persuade Mary to go to church with him.
Tom Mary'den onunla evlenmesini rica etti.Tom asked Mary to marry him.
Tom Mary'nin onunla evlenmesini istedi, ama o onun önerisini geri çevirdi.Tom asked Mary to marry him, but she turned down his proposal.
Tom, Mary'nin onunla akşam yemeği yeme davetini kabul etti.Tom accepted Mary's invitation to have dinner with her.
Tom'un onunla evlenmesi için şu ana kadar Mary'ye rica etmeyi düşündüğünden şüpheliyim.I doubt that Tom would ever consider asking Mary to marry him.
Ocak ayında onunla birlikteydim.I was with him in January.
O çok kibar, onunla çalışmayı sevmemin nedeni bu.He's very nice, which is why I like working with him.
Sanırım onunla evlenmek istiyorum.I think I'd like to marry her.
Onunla birlikte gördüğüm insanların kim olduklarını merak ediyorum.I wonder who the people I saw her with were.
Onunla konuştun mu?Have you spoken with him?
Amy, onunla evlenmelisin!Amy, you should marry him!
Ben onunla alışverişe gitmeyeceğimi ona açıkça söyledim.I have told him clearly that I'm not going shopping with him.
Mary onunla gitmedikçe, Tom gitmez.Tom won't go unless Mary goes with him.
Mary ayrılmadan önce Tom onunla konuşmak istedi.Tom wanted to talk to Mary before she left.
Tom Mary'ye onunla dışarı çıkmasını rica etmek istedi, ama cesareti yoktu.Tom wanted to ask Mary to go out with him, but he didn't have the courage to.
Tom Mary'den niçin onunla yaşayamadığını anlamasını istedi.Tom wanted Mary to understand why he couldn't live with her.
Tom Mary'den onunla sonsuza kadar kalmasını istedi.Tom wanted Mary to stay with him forever.
Tom bana onunla bir sorunu olmadığını söyledi.Tom told me that he doesn't have a problem with that.
Tom Mary'nin onunla satranç oynamak istemediğini düşündü.Tom thought that Mary didn't want to play chess with him.
Tom yapayalnız oturan bir kız gördü, bu yüzden onunla konuşmaya gitti.Tom saw a girl sitting all alone, so he went over to talk to her.
Tom Mary'nin onunla birlikte akşam yemeği yemeği düşünebileceğini ummuştu.Tom had hoped that Mary might consider having dinner with him.
Mary onunla konuşurken Tom gerçekten dinlemiyor.Tom doesn't really listen when Mary is talking to him.
Tom bana onunla konuşmak için bir fırsat vermedi.Tom didn't give me a chance to talk to him.
Sanırım, Tom onunla başedebilir.Tom can handle it, I think.
Onun düşündüğü bütün şey onunla tanışmak.All he is thinking about is meeting her.
O, onunla başa çıkabilir.She can handle it.
Onunla ilgilendim.I've taken care of it.
Onunla sevişmek istiyorum.I want to have sex with her.
Onunla hiç buluşmadım!I've never dated her!
Onunla hiç flört etmedim!I've never dated her!
O yirmi yaşındayken onunla evlendi.She married him when she was 20.
Onunla projeleriniz hakkında konuştunuz mu?Did you speak with him about your projects?
Onunla birlikte yaşamanın o kadar kolay olmadığı çıktı.It turned out not to be so easy to live with him.
Sorun hakkında onunla konuşup konuşmamam gerektiğini merak ediyorum.I wonder if I should talk to her about the problem.
Onunla yaşamaya devam etmek istiyorum.I want to keep on living with him.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod