Bu ikilemli kadın sadece kendi kaderini belirlemekle kalmamaktadır, bunun yanı sıra onunkini de bilmektedir.Omul acesta n-a cunoscut decât porunca inimii lui.
Benim fikirlerim onunkine benzerdir.Ideile mele sunt similare cu ale lui.
Edward bütün insanların zihinlerini okuyabiliyorken onunkini okuyamaz.Edward pystyy lukemaan kaikkien muiden paitsi Bellan ajatuksia.
Onunki kadar güçlü bir devlete sahip olmak istiyor.Hänen tahtonsa on ehdoton auktoriteetti.
Onunkisi kilisede tek mezardır.Sen kirkossa on hänen hautansa.
Ancak, çapı onunkinin yaklaşık 100 katıdır.Paperi on noin 100 kertaa painavampaa.
Spider-Man'in kostümünün onunkine benzediğini düşünür.Hun er en af Spider-Mans få let-påklædte kærlighedsemner.
Onunki kadar güçlü bir devlete sahip olmak istiyor.Memiliki kerajaan yang sangat kuat.
Bu ikilemli kadın sadece kendi kaderini belirlemekle kalmamaktadır, bunun yanı sıra onunkini de bilmektedir.Repotnya setelah gadis itu sadar, ia tidak mau kasus yang menimpa dirinya dilaporkan kepada yang berwajib.
Onunki kadar güçlü bir devlete sahip olmak istiyor.国内で非常に強い権力を持つ一族。
Onunki kadar güçlü bir devlete sahip olmak istiyor.作為魔導士有很强的實力。
Bu ikilemli kadın sadece kendi kaderini belirlemekle kalmamaktadır, bunun yanı sıra onunkini de bilmektedir.개별성의 파악은 이렇게 하나의 개별자를 그 자체로서만이 아니라 또한 그것이 속하고 있는 전체 속성과의 관계에서 이해하는 일이다.
Spider-Man'in kostümünün onunkine benzediğini düşünür.스파이더맨(Spider-Man)의 다른 뜻은 다음과 같다.
Onunki kadar güçlü bir devlete sahip olmak istiyor.남자이긴 하나 강한 신력을 가지고 있다.
Ancak, çapı onunkinin yaklaşık 100 katıdır.다만 등록 무장은 약 100명 정도이다.
Benim görüşüm onunkinden farklı.Моето мнение е различно от неговото.
Kur’an’da toplu olarak bir sürede, baştan sona anlatılan tek kıssa onunkidir.Na jednom mjestu u svome dnevniku zabilježit će: "Pričest je izvor života!"
Onunkisi kilisede tek mezardır.To je edini grob v cerkvi.
Onun da sihirli bir kılıcı vardır ama onunki geniş, enli bir kılıçtır.Sicer pa je njegov simbol tudi dolgi meč.
Onunki kadar güçlü bir devlete sahip olmak istiyor.Prezidentas, turintis stiprią valdžią.
Onun da sihirli bir kılıcı vardır ama onunki geniş, enli bir kılıçtır.Pagrindinis jo ginklas yra milžiniškas kardas.
Onunki kadar güçlü bir devlete sahip olmak istiyor.Talle kuulub riigis peaaegu absoluutne võim.
AB: Onunki gibi, tamam.Arthur Benjamin:
AB: Onunki gibi, tamam.Comme tantôt, OK.
AB: Onunki gibi, tamam.Die selbe wie Sie, OK.
AB: Onunki gibi, tamam.Hetzelfde als zij deed, OK.
AB: Onunki gibi, tamam.Přesně tak, OK.
AB: Onunki gibi, tamam.Ugyanúgy, ahogy az előző hölgy, jó.
AB: Onunki gibi, tamam.Τον ίδιο με την προηγούμενη, εντάξει.
AB: Onunki gibi, tamam.Същото като предното добре.
AB: Onunki gibi, tamam.Так же как и в первом случае.
AB: Onunki gibi, tamam.Як і в попередньому випадку.
Annem öyle güzel kuskus yapar ki, şimdiye kadar onunki kadar lezzetlisini yemedim.어머니는 쿠스쿠스를 만드셨고
Annem öyle güzel kuskus yapar ki, şimdiye kadar onunki kadar lezzetlisini yemedim.Mama face un cușcuș, în fine, nici nu vă povestesc.
Annem öyle güzel kuskus yapar ki, şimdiye kadar onunki kadar lezzetlisini yemedim.Ma mère, elle fait un couscous, enfin je vous raconte même pas.
Annem öyle güzel kuskus yapar ki, şimdiye kadar onunki kadar lezzetlisini yemedim.Mia madre fa il couscous, non sto neanche a raccontarvelo.
Annem öyle güzel kuskus yapar ki, şimdiye kadar onunki kadar lezzetlisini yemedim.Mijn moeders couscous -- onnavolgbaar.
Annem öyle güzel kuskus yapar ki, şimdiye kadar onunki kadar lezzetlisini yemedim.Mi madre prepara un cuscús que mejor no les cuento...
Bizimkinde de, onunkinde de.C'était notre vie et la sienne.
Bizimkinde de, onunkinde de.Het is ons en zijn leven.
Bizimkini net olarak görebiliyoruz. ama onunki kapalı kalıyor.- Naše vidíme jasně, ale on zůstává zahalen.
Bu oğlumun odasının bir fotoğrafı değil, onunki daha dağınık.Ceci n'est pas une vraie photo de la chambre de mon fils; la sienne est plus en désordre.
Bu oğlumun odasının bir fotoğrafı değil, onunki daha dağınık.Das ist übrigens kein Bild von dem Zimmer meines Sohnes, seins ist noch unordentlicher.
Bu oğlumun odasının bir fotoğrafı değil, onunki daha dağınık.Đây không phải là bức ảnh thật về phòng của con trai tôi đâu, phòng của thằng bé còn bừa bộn hơn.
Bu oğlumun odasının bir fotoğrafı değil, onunki daha dağınık.Esta no es una fotografía del dormitorio de mi hijo. El es mucho más desordenado.
Bu oğlumun odasının bir fotoğrafı değil, onunki daha dağınık.Ez a kép nem a fiam szobájáról készült, az övé rendetlenebb.
Bu oğlumun odasının bir fotoğrafı değil, onunki daha dağınık.Ik ruim op. Dit is geen echte foto van de kamer van mijn zoon.
Bu oğlumun odasının bir fotoğrafı değil, onunki daha dağınık.Nu e o poză din camera fiului meu. A lui e mai dezordonată.
Bu oğlumun odasının bir fotoğrafı değil, onunki daha dağınık.Questa non è una vera foto della stanza di mio figlio; la sua è molto più disordinata.
Bu oğlumun odasının bir fotoğrafı değil, onunki daha dağınık.(Skratt)
Bu oğlumun odasının bir fotoğrafı değil, onunki daha dağınık.To nie jest zdjęcie pokoju mojego syna - tam jest gorzej.
Bu oğlumun odasının bir fotoğrafı değil, onunki daha dağınık.Toto není fotka pokoje mého syna; jeho je méně pořádný.
Bu oğlumun odasının bir fotoğrafı değil, onunki daha dağınık.Αυτή δεν είναι φωτογραφία του δωματίου του γιου μου, είναι πιο ακατάστατος.
Bu oğlumun odasının bir fotoğrafı değil, onunki daha dağınık.Това не е снимка на стаята на сина ми; неговата стая е по-разхвърляна.
Bu oğlumun odasının bir fotoğrafı değil, onunki daha dağınık.Это не настоящая фотография комнаты моего сына. Там бардак ещё больше.
Bu oğlumun odasının bir fotoğrafı değil, onunki daha dağınık.זה לא באמת חדרו של בני. אצלו יש יותר בלגן.
Eğer Onunkine benzer bir ölümde Onunla birleştiysek, Onunkine benzer bir dirilişte de Onunla birleşeceğiz.Kajti če smo ž njim združeni po podobnosti njegove smrti, bomo tudi po podobnosti njegovega vstajenja,
Eğer Onunkine benzer bir ölümde Onunla birleştiysek, Onunkine benzer bir dirilişte de Onunla birleşeceğiz.만일 우리가 그의 죽으심을 본받아 연합한 자가 되었으면 또한 그의 부활을 본받아 연합한 자가 되리라
Eğer Onunkine benzer bir ölümde Onunla birleştiysek, Onunkine benzer bir dirilişte de Onunla birleşeceğiz.Lebo ak sme sa stali spolusrastlými podobnosťou jeho smrti, ale takými aj podobnosťou vzkriesenia budeme
Eğer Onunkine benzer bir ölümde Onunla birleştiysek, Onunkine benzer bir dirilişte de Onunla birleşeceğiz.Nebo poněvadž jsme v něj vštípeni připodobněním smrti jeho, tedy i vzkříšením jemu připodobněni budeme,