Şifreleme teknolojisi onun oldukça güvenilir olduğu noktaya göre gelişti.Encryption technology has advanced to the point where it's pretty reliable.
Hava kararıncaya kadar onu bekledim.I waited for her till it got dark.
Karanlıktan sonra onun dışarı çıkmasına izin verme.Don't let her go out after dark.
Onu bana sıkıştırılmış dosya olarak gönder.Send it to me as a compressed file.
Bir insan ne ekerse onu biçmek zorunda kalır.What one has sown one will have to reap.
Onun yaptığında hiçbir kötü niyet yoktu.There was no malice in what he did.
Bazıları onun kötü bir fikir olduğunu düşünüyor.Some think it is a bad idea.
Onun kötü bir şey olduğunu düşünüyor musun?Do you think it a bad thing?
Onun kötü bir şey olduğunu düşünmüyor musun?Don't you think it a bad thing?
Aşk onu rüyalarında görmektir.Love is seeing her in your dreams.
Aşk, onu rüyalarında görmektir.Love is seeing her in your dreams.
Onu sevdiğim için onunla evlenmedim.I didn't marry her because I loved her.
Onu partiye davet ettik ama gelmedi.We invited him to the party, but he did not show up.
Biz onun gençliğini hesaba katmalıyız.We must take his youth into account.
Biz onun gençliğini göz önüne almalıyız.We must take his youth into account.
Onun borcunun ödenmesini istedik.We asked for the payment of his debt.
Onun nerede olduğunu bulamadık.We couldn't find out her whereabouts.
Onun bulunduğu yeri bulamadık.We couldn't find out her whereabouts.
Onu uyarmaya çalıştım ama o dinlemedi.I tried to warn her, but she wouldn't listen.
Onun masum olduğuna dair sıkı bir inancım var.I have a firm belief in his innocence.
Onun nasihatını dinlemediğim için pişmanım.I regret not having taken his advice.
Onu, hataları yüzünden daha az sevmiyorum.I do not love him the less for his faults.
Onun yardımını istemedim fakat kabul etmek zorunda kaldım.I didn't want his help, but I had to accept it.
Hatasıyla ilgili onu ikna edemedim.I could not convince him of his mistake.
Onunla temas kuramadım.I couldn't get in touch with him.
Onu kaçtığını gördüm.I saw him run away.
Ben onu ilk başta tanıyamadım.I couldn't recognize him at first.
Onun önerisini kabul etmek zorunda kaldım.I was forced to accept her proposal.
Onun aleyhinde söyleyecek bir şeyim yok.I have nothing to say against it.
Ben onun hakkında oldukça mutsuzum.I am quite unhappy about it.
Onu yapmak istemedim.I didn't mean to do that.
Onun ismi tamamen aklımdan çıkmış.His name has completely gone out of my mind.
Onun söylediği beni gerçekten incitti.What he said really hurt me.
Onun teklifini reddetmekten başka elimden bir şey gelmedi.I couldn't help but turn down his offer.
Onu fazla mesai yapmaktan muaf tuttum.I exempted her from working overtime.
Ve onu üç günde tekrar kaldıracağım.And I will raise it again in three days.
Adamın onun odasına girdiğini fark ettik.We noticed the man enter her room.
Küçük emeklilik maaşıyla yaşamak, onun için zordur.It's hard for him to live on his small pension.
Onu aramak için zahmet etmeyin.Don't bother to call on him.
Onu anlıyorsanız elinizi kaldırın.Raise your hand if you understand it.
Pekala, onu kendi tarzınla yap fakat başarısız olursan beni suçlama.All right, do it your own way, but don't blame me if you fail.
O, Londra'da kalırken, o onu görmek için gitti.He went to see her while she stayed in London.
Londra'da kalırken onunla tanıştım.During my stay in London, I met him.
Onun Londra'da birlikte yaşadığı insanlar beni görmeye geliyorlar.The people he is living with in London are coming to see me.
Onu gördüğünde Bay Long'un karısının hatırını sormayı unutma.Don't forget to ask after Mr Long's wife when you see him.
Onun şaşkınlığı onun yalanını açığa vurdu.His confusion betrayed his lie.
Roy, dün onu ziyaret ettiğini reddetti.Roy denied having visited her yesterday.
Onun yerini alır mısın, Leo?Can you take his place, Leo?
Lucy onun büyük ebeveynleri tarafından büyütüldü.Lucy was brought up by her grandparents.
Lucy çocuğa yakınlaştı ve elini onun kafasına koydu.Lucy came closer to the boy and laid her hand on his head.
Lucy ve köpeğini ezen onun arabasıydı.It was his car that ran over Lucy and her dog.
Lucy beni terkedinceye kadar onu ne kadar çok sevdiğimi farketmedim.It was not until Lucy left me that I realized how much I loved her.
Oldukça güzel olduğu için diğer kızlar onu kıskanıyorlar.The other girls are jealous of Lily because she is extremely pretty.
Onu bir kurdele ile bağlar mısın?Could you tie it with a ribbon?
Onun adı listede yoktu.Her name wasn't on the list.
Onun adını listeye ekledim.I added his name to the list.
Radyoda onun konferansını dinledik.We listened to his lecture on the radio.
Bay Wright, sanki onun ana diliymiş gibi Japonca konuşuyor.Mr Wright speaks Japanese as if it were his mother tongue.
Ben çakmağı burada bir yere koydum ve şimdi onu bulamıyorum.I put my lighter down somewhere and now I can't find it.
Dikkatlice dinleyin, yoksa onun söylediklerini kaçıracaksın.Listen carefully, or you'll miss what he says.