Biz yeteri kadar oyuncu değildik bu yüzden onlarla gerçekten konuşmamız gerekiyordu.لم نكن الاعبين حقيقيين بما فيه الكفاية، ولذلك كان علينا أن نتحدث حقاً لهم.
Biz yeteri kadar oyuncu değildik bu yüzden onlarla gerçekten konuşmamız gerekiyordu.相談する必要があったのです 『シムシティ』シリーズからは
Böylece mobilyayı seçtim. Ve özellikle sandalyeyi seçtim çünkü onlarla ilgili bildiğim bir şey vardı.Vậy nên tôi chọn bàn ghế. cụ thể là những chiếc ghế vì tôi biết một vài điều về chúng.
Böylece mobilyayı seçtim. Ve özellikle sandalyeyi seçtim çünkü onlarla ilgili bildiğim bir şey vardı.И я выбрал мебель, а точнее, кресла, потому что про них мне было кое-что известно.
Böyle yaşıyorlar. Onları bir odaya getirip onlarla deneyler yapıyoruz.Έτσι ζουν λοιπόν και τους φωνάζουμε μέσα σ' ένα δωμάτιο και κάνουμε πειράματα μ' αυτούς.
"Bu durumda ben arkadaşlarınızın tanışmak için memnun olacaktır." "Vb onlarla tokalaşıp ve olacak?""V tem primeru bom z veseljem, da bi spoznal svoje prijatelje." ", Boste rokovali z njimi in tako naprej?"
Bu, filtrelerden daha haberdar olmak ve farklı yerlere taşımak için onlarla kaldıraç olarak oynamaya başlamak.Det är att börja leka med dem som verktyg, för att bli medveten om dem och flytta till olika platser.
Bu, filtrelerden daha haberdar olmak ve farklı yerlere taşımak için onlarla kaldıraç olarak oynamaya başlamak.É brincar com eles como teclas, para tomarmos consciência deles e para nos fazer mudar de sítio.
Bu, filtrelerden daha haberdar olmak ve farklı yerlere taşımak için onlarla kaldıraç olarak oynamaya başlamak.Es comenzar a usarlos como palancas para tomar consciencia de ellos y moverse a diferentes lugares.
Bu, filtrelerden daha haberdar olmak ve farklı yerlere taşımak için onlarla kaldıraç olarak oynamaya başlamak.Hãy bắt đầu thử với chúng để làm đòn bẫy lắng nghe chúng rõ ràng và di chuyển qua những chỗ khác.
Bu, filtrelerden daha haberdar olmak ve farklı yerlere taşımak için onlarla kaldıraç olarak oynamaya başlamak.Înseamnă să ne jucăm cu ele ca niște pârghii, să devenim conștienți de ele și să ne mutăm în locuri diferite.
Bu, filtrelerden daha haberdar olmak ve farklı yerlere taşımak için onlarla kaldıraç olarak oynamaya başlamak.Jde o to, začít si s nimi hrát jako s páčkami, začít si jich být vědomi a hrát si s nimi.
Bu, filtrelerden daha haberdar olmak ve farklı yerlere taşımak için onlarla kaldıraç olarak oynamaya başlamak.이런걸 역이용해서, 무엇을 어떻게 경청할지 우리가 그때 그때 직접 정할 수 있습니다.
Bu, filtrelerden daha haberdar olmak ve farklı yerlere taşımak için onlarla kaldıraç olarak oynamaya başlamak.Man spielt mit ihnen wie mit Hebeln, um sich ihrer bewusst zu werden und sich an verschiedene Orte zu bewegen.
Bu, filtrelerden daha haberdar olmak ve farklı yerlere taşımak için onlarla kaldıraç olarak oynamaya başlamak.Możesz się nimi bawić jak pokrętłami głośności, aby uświadomić sobie ich obecność, przez przemieszczanie się.
Bu, filtrelerden daha haberdar olmak ve farklı yerlere taşımak için onlarla kaldıraç olarak oynamaya başlamak.Saringan itu mulai bermain sebagai tuas agar sadar akan suara itu dan pindah ke berbagai tempat.
Bu, filtrelerden daha haberdar olmak ve farklı yerlere taşımak için onlarla kaldıraç olarak oynamaya başlamak.Si tratta di cominciare ad utilizzarli come leve, per riconoscerli e per spostari in posti diversi.
Bu, filtrelerden daha haberdar olmak ve farklı yerlere taşımak için onlarla kaldıraç olarak oynamaya başlamak.Speel ermee en gebruik ze als hefbomen, om je ervan bewust te worden en ga op verschillende plaatsen staan.
Bu, filtrelerden daha haberdar olmak ve farklı yerlere taşımak için onlarla kaldıraç olarak oynamaya başlamak.Úgy játszhatunk velük, mint kapcsolókkal, hogy tudatosuljanak, és hogy különböző helyekre mozoghassunk.
Bu, filtrelerden daha haberdar olmak ve farklı yerlere taşımak için onlarla kaldıraç olarak oynamaya başlamak.Začnete sa s nimi hrať ako s nástrojmi k tomu, aby ste si ich boli vedomí a mohli sa presúvať na iné miesta.
Bu, filtrelerden daha haberdar olmak ve farklı yerlere taşımak için onlarla kaldıraç olarak oynamaya başlamak.Ви натискаєте на них як на важелі, щоб вони стали свідомими і змогли переміщатися.
Bu, filtrelerden daha haberdar olmak ve farklı yerlere taşımak için onlarla kaldıraç olarak oynamaya başlamak.Можно играть с ними, как с рычагами, чтобы осознать их и двигаться в других направлениях.
Bu, filtrelerden daha haberdar olmak ve farklı yerlere taşımak için onlarla kaldıraç olarak oynamaya başlamak.זה להתחיל לשחק איתם ולהשתמש בהם כמו בידיות, להיות מודע להם ולעבור למקומות שונים.
Bu, filtrelerden daha haberdar olmak ve farklı yerlere taşımak için onlarla kaldıraç olarak oynamaya başlamak.ان قمت بالتوليف كما يتم توليف الروافع سوف تحصل على نطاق وعي اوسع للاصوات تبعاً للمواقع المختلفة
Bu, filtrelerden daha haberdar olmak ve farklı yerlere taşımak için onlarla kaldıraç olarak oynamaya başlamak.意識付けをして場所を変えていきます 画面のものはポジションや
Bu kambur balinalar halen memeliler. Onlarla bir çok ortak noktamız var.Nous avons beaucoup de choses en commun avec les baleines.
Bulabildiğim tek kişi eskiden muhasebeci olan 22 yaşında her zaman onlarla oyun oynayan bir kızdı.22살된 여자 회계사였는데 아이들과 늘 놀아주었죠.
Bulabildiğim tek kişi eskiden muhasebeci olan 22 yaşında her zaman onlarla oyun oynayan bir kızdı.22歳の女性会計士に 頼みました 手伝ってやってほしいと言うと
Bulabildiğim tek kişi eskiden muhasebeci olan 22 yaşında her zaman onlarla oyun oynayan bir kızdı.Ale była tam zaprzyjaźniona z nimi, 22-letnia księgowa. Bawiła się z nimi nieustannie.
Bulabildiğim tek kişi eskiden muhasebeci olan 22 yaşında her zaman onlarla oyun oynayan bir kızdı.Ale čo som našiel, bola kamarátka, ktorú mali, 22-ročné dievča, účtovníčka, ktorá sa s nimi celý čas hrala.
Bulabildiğim tek kişi eskiden muhasebeci olan 22 yaşında her zaman onlarla oyun oynayan bir kızdı.Am găsit doar o prietenă a lor, o fată de 22 de ani, contabilă, care se juca tot timpul cu ei.
Bulabildiğim tek kişi eskiden muhasebeci olan 22 yaşında her zaman onlarla oyun oynayan bir kızdı.Mutta löysin heidän ystävänsä, 22-vuotiaan tytön, joka oli kirjanpitäjä, ja hän leikki heidän kanssaan usein.
Bulabildiğim tek kişi eskiden muhasebeci olan 22 yaşında her zaman onlarla oyun oynayan bir kızdı.Našel jsem ovšem jejich kamarádku, dvaadvacetiletou účetní, která si s nimi neustále hrála.
Bulabildiğim tek kişi eskiden muhasebeci olan 22 yaşında her zaman onlarla oyun oynayan bir kızdı.Tôi chỉ tìm thấy được một người bạn của họ: một cô nhân vên kế toán 22 tuổi. cô ta luôn chơi với mấy em.
Bulabildiğim tek kişi eskiden muhasebeci olan 22 yaşında her zaman onlarla oyun oynayan bir kızdı.Trovai una loro amica, una ragazza di 22 anni che faceva l'impiegata e che giocava con loro tutto il tempo.
Bulabildiğim tek kişi eskiden muhasebeci olan 22 yaşında her zaman onlarla oyun oynayan bir kızdı.Viszont volt egy barátjuk. Egy 22 éves könyvelő lány, aki folyton velük játszott.
Bulabildiğim tek kişi eskiden muhasebeci olan 22 yaşında her zaman onlarla oyun oynayan bir kızdı.Wel een vriendin van de kinderen, een meisje van 22 dat accountant was en dat altijd met ze speelde.
Bulabildiğim tek kişi eskiden muhasebeci olan 22 yaşında her zaman onlarla oyun oynayan bir kızdı.Αυτή που βρήκα είναι μια φίλη που είχαν, μια κοπέλα 22 ετών που ήταν λογίστρια κι έπαιζε διαρκώς μαζί τους.
Bulabildiğim tek kişi eskiden muhasebeci olan 22 yaşında her zaman onlarla oyun oynayan bir kızdı.Але я знайшов їхнього друга, 22-річну дівчину, яка працювала бухгалтером і постійно бавилася з дітьми.
Bulabildiğim tek kişi eskiden muhasebeci olan 22 yaşında her zaman onlarla oyun oynayan bir kızdı.Но я нашёл их друга, 22-летнюю девушку бухгалтера, которая играла с ними всё время.
Bulabildiğim tek kişi eskiden muhasebeci olan 22 yaşında her zaman onlarla oyun oynayan bir kızdı.מנהלת חשבונות בת 22 והיא שיחקה איתם כל הזמן.
Bulabildiğim tek kişi eskiden muhasebeci olan 22 yaşında her zaman onlarla oyun oynayan bir kızdı.و هي محاسبة تبلغ من العمر 22 عاماً و كانت دائماً تلعب معهم.
Bulutlar Ne kadar fazla insanın onlarla ilgili sızlandığının farkında mısınız?Felhők.
Bulut sütunu içinden onlarla konuştu, Uydular Onun buyruklarına, Kendilerine verdiği kurallara.(98:7) В столпе облачном говорил Он к ним; они хранили Его заповеди иустав, который Он дал им.
Bulut sütunu içinden onlarla konuştu, Uydular Onun buyruklarına, Kendilerine verdiği kurallara.Dari tiang awan Ia berbicara kepada mereka, mereka taat kepada semua hukum dan perintah-Nya
Bulut sütunu içinden onlarla konuştu, Uydular Onun buyruklarına, Kendilerine verdiği kurallara.El le -a vorbit din stîlpul de nor; ei au păzit poruncile Lui şi Legea, pe care le -a dat -o El.
Bulut sütunu içinden onlarla konuştu, Uydular Onun buyruklarına, Kendilerine verdiği kurallara.En columna de nube hablaba con ellos; y ellos guardaban sus testimonios y el estatuto que les había dado
Bulut sütunu içinden onlarla konuştu, Uydular Onun buyruklarına, Kendilerine verdiği kurallara.Er redete mit ihnen durch eine Wolkensäule; sie hielten seine Zeugnisse und Gebote, die er ihnen gab.
Bulut sütunu içinden onlarla konuştu, Uydular Onun buyruklarına, Kendilerine verdiği kurallara.Hij sprak met hen in de wolkkolom; zij hebben altijd gedaan wat Hij zei. Zijn woord was voor hen wet.
Bulut sütunu içinden onlarla konuştu, Uydular Onun buyruklarına, Kendilerine verdiği kurallara.I en skystøtte talte han til dem; de holdt hans vidnesbyrd og den lov han gav dem.
Bulut sütunu içinden onlarla konuştu, Uydular Onun buyruklarına, Kendilerine verdiği kurallara.Il leur parla dans la colonne de nuée; Ils observèrent ses commandements Et la loi qu`il leur donna.
Bulut sütunu içinden onlarla konuştu, Uydular Onun buyruklarına, Kendilerine verdiği kurallara.I molnstoden talade han då till dem; de höllo hans vittnesbörd och den lag som han gav dem.
Bulut sütunu içinden onlarla konuştu, Uydular Onun buyruklarına, Kendilerine verdiği kurallara.i Skystøtten taler han til dem, de holder hans Vidnesbyrd, Loven, han gav dem;
Bulut sütunu içinden onlarla konuştu, Uydular Onun buyruklarına, Kendilerine verdiği kurallara.여호와께서 구름 기둥에서 저희에게 말씀하시니 저희가 그 주신 증거와 율례를 지켰도다
Bulut sütunu içinden onlarla konuştu, Uydular Onun buyruklarına, Kendilerine verdiği kurallara.Na coluna de nuvem lhes falava; eles guardavam os seus testemunhos, e os estatutos que lhes dera.
Bulut sütunu içinden onlarla konuştu, Uydular Onun buyruklarına, Kendilerine verdiği kurallara.Ngài ở trong trụ mây phán với họ : Họ giữ các chứng_cớ Ngài , Và luật_lệ mà Ngài ban cho .
Bulut sütunu içinden onlarla konuştu, Uydular Onun buyruklarına, Kendilerine verdiği kurallara.Ngài ở trong trụ mây phán với họ: Họ giữ các chứng cớ Ngài, Và luật lệ mà Ngài ban cho.
Bulut sütunu içinden onlarla konuştu, Uydular Onun buyruklarına, Kendilerine verdiği kurallara.Parlava loro da una colonna di nubi: obbedivano ai suoi comandi e alla legge che aveva loro dato
Bulut sütunu içinden onlarla konuştu, Uydular Onun buyruklarına, Kendilerine verdiği kurallara.V oblakovem stebru jim je govoril; hranili so pričevanja njegova in postavo, katero jim je dal.
Bulut sütunu içinden onlarla konuştu, Uydular Onun buyruklarına, Kendilerine verdiği kurallara.V oblakovom stĺpe hovorieval k nim; ostríhali jeho svedoctvá a jeho ustanovenie, ktoré im dal.