‹Atalarımızın yaşadığı günlerde yaşasaydık, onlarla birlikte peygamberlerin kanına girmezdik› diyorsunuz.Havde vi været til i vore Fædres Dage, da havde vi ikke været delagtige med dem i Profeternes Blod.
‹Atalarımızın yaşadığı günlerde yaşasaydık, onlarla birlikte peygamberlerin kanına girmezdik› diyorsunuz.I mówicie: Byśmy byli za dni ojców naszych, nie bylibyśmy uczestnikami ich we krwi proroków.
‹Atalarımızın yaşadığı günlerde yaşasaydık, onlarla birlikte peygamberlerin kanına girmezdik› diyorsunuz.in pravite: Da smo živeli v dnevih očetov svojih, ne bi bili ž njimi deležni krvi prorokov.
‹Atalarımızın yaşadığı günlerde yaşasaydık, onlarla birlikte peygamberlerin kanına girmezdik› diyorsunuz.만일 우리가 조상 때에 있었더면 우리는 저희가 선지자의 피를 흘리는데 참예하지 아니하였으리라 하니
‹Atalarımızın yaşadığı günlerde yaşasaydık, onlarla birlikte peygamberlerin kanına girmezdik› diyorsunuz.Niin te siis todistatte itsestänne, että olette niiden lapsia, jotka tappoivat profeetat.
‹Atalarımızın yaşadığı günlerde yaşasaydık, onlarla birlikte peygamberlerin kanına girmezdik› diyorsunuz.и говорите: если бы мы были во дни отцов наших, то не были бы сообщниками их в пролитии крови пророков;
‹Atalarımızın yaşadığı günlerde yaşasaydık, onlarla birlikte peygamberlerin kanına girmezdik› diyorsunuz.і мовляєте: Коли б ми були за часів батьків наших, не були б спільниками їх у крові пророків.
‹Atalarımızın yaşadığı günlerde yaşasaydık, onlarla birlikte peygamberlerin kanına girmezdik› diyorsunuz.Ние, ако бяхме живели в дните на бащите си, не бихме съучаствували с тях в проливане кръвта на пророците.
‹Atalarımızın yaşadığı günlerde yaşasaydık, onlarla birlikte peygamberlerin kanına girmezdik› diyorsunuz.ואמרתם אם היינו בימי אבותינו לא היתה ידנו עמהם לשפך דם הנביאים׃
‹Atalarımızın yaşadığı günlerde yaşasaydık, onlarla birlikte peygamberlerin kanına girmezdik› diyorsunuz.وتقولون لو كنا في ايام آبائنا لما شاركناهم في دم الانبياء.
‹Atalarımızın yaşadığı günlerde yaşasaydık, onlarla birlikte peygamberlerin kanına girmezdik› diyorsunuz.若 是 我 們 在 我 們 祖 宗 的 時 候 、 必 不 和 他 們 同 流 先 知 的 血
‹Atalarımızın yaşadığı günlerde yaşasaydık, onlarla birlikte peygamberlerin kanına girmezdik› diyorsunuz.若是 我 們在 我 們 祖宗 的 時候 、 必不 和 他 們同流 先知 的 血
Atlanta'dan özür dilerim, Atlanta Philadelphia'dan ve onlarla birlikte getirdiğini아틀란타에서...아니, 필라델피아에서 아틀란타로 이사올때 같이 가지고 왔기 때문입니다.
Atlanta'dan özür dilerim, Atlanta Philadelphia'dan ve onlarla birlikte getirdiğiniמאטלנטה ל -- סליחה, מפילדלפיה לאטלנטה, והביאה את זה איתה.
Atlanta'dan özür dilerim, Atlanta Philadelphia'dan ve onlarla birlikte getirdiğiniمن اتلانتا ل-- عذرا ، من فيلادلفيا الى اتلانتا ، وجلبت معها.
Atlanta'dan özür dilerim, Atlanta Philadelphia'dan ve onlarla birlikte getirdiğiniに引っ越して、持ち込んだんです
Avlunun ortasında ateş yakıp çevresinde oturduklarında Petrus da gelip onlarla birlikte oturdu.A gdy oni rozniecili ogieó w pośrodku dworu i wespół usiedli, usiadł i Piotr między nimi.
Avlunun ortasında ateş yakıp çevresinde oturduklarında Petrus da gelip onlarla birlikte oturdu.A když zanítili oheň uprostřed síně a posadili se vůkol, sedl Petr mezi ně.
Avlunun ortasında ateş yakıp çevresinde oturduklarında Petrus da gelip onlarla birlikte oturdu.A keď rozložili oheň prostred dvora a posadali si dookola, Peter si sadol medzi nich.
Avlunun ortasında ateş yakıp çevresinde oturduklarında Petrus da gelip onlarla birlikte oturdu.Au aprins un foc în mijlocul curţii şi au şezut jos. Petru s'a aşezat şi el printre ei.
Avlunun ortasında ateş yakıp çevresinde oturduklarında Petrus da gelip onlarla birlikte oturdu.Cuando encendieron fuego en medio del patio y se sentaron alrededor, Pedro también se sentó entre ellos
Avlunun ortasında ateş yakıp çevresinde oturduklarında Petrus da gelip onlarla birlikte oturdu.Da zündeten sie ein Feuer an mitten im Hof und setzten sich zusammen; und Petrus setzte sich unter sie.
Avlunun ortasında ateş yakıp çevresinde oturduklarında Petrus da gelip onlarla birlikte oturdu.De hadde tendt en ild midt i gårdsrummet og satt der sammen, og Peter satt midt iblandt dem.
Avlunun ortasında ateş yakıp çevresinde oturduklarında Petrus da gelip onlarla birlikte oturdu.De soldaten maakten op de binnenplaats een vuur en gingen er omheen zitten. Petrus kwam er ook bij.
Avlunun ortasında ateş yakıp çevresinde oturduklarında Petrus da gelip onlarla birlikte oturdu.És mikor tüzet gerjesztettek az udvar közepén, és õk együtt leültek, Péter is leüle õ velök.
Avlunun ortasında ateş yakıp çevresinde oturduklarında Petrus da gelip onlarla birlikte oturdu.E tendo eles acendido fogo no meio do pátio e havendo-se sentado � roda, sentou-se Pedro entre eles.
Avlunun ortasında ateş yakıp çevresinde oturduklarında Petrus da gelip onlarla birlikte oturdu.Họ nhúm lửa giữa sân , rồi ngồi với nhau ; Phi - e-rơ cũng ngồi giữa đám họ .
Avlunun ortasında ateş yakıp çevresinde oturduklarında Petrus da gelip onlarla birlikte oturdu.Họ nhúm lửa giữa sân, rồi ngồi với nhau; Phi -e-rơ cũng ngồi giữa đám họ.
Avlunun ortasında ateş yakıp çevresinde oturduklarında Petrus da gelip onlarla birlikte oturdu.Ils allumèrent du feu au milieu de la cour, et ils s`assirent. Pierre s`assit parmi eux.
Avlunun ortasında ateş yakıp çevresinde oturduklarında Petrus da gelip onlarla birlikte oturdu.In ko so bili zanetili ogenj sredi dvorišča in so skupaj sedeli, sede Peter mednje.
Avlunun ortasında ateş yakıp çevresinde oturduklarında Petrus da gelip onlarla birlikte oturdu.Ja he virittivät valkean keskelle esipihaa ja asettuivat yhdessä istumaan, ja Pietari istui heidän joukkoonsa.
Avlunun ortasında ateş yakıp çevresinde oturduklarında Petrus da gelip onlarla birlikte oturdu.사람들이 뜰 가운데 불을 피우고 함께 앉았는지라 베드로도 그 가운데 앉았더니
Avlunun ortasında ateş yakıp çevresinde oturduklarında Petrus da gelip onlarla birlikte oturdu.Och de tände upp en eld mitt på gården och satte sig där tillsammans, och Petrus satte sig ibland dem.
Avlunun ortasında ateş yakıp çevresinde oturduklarında Petrus da gelip onlarla birlikte oturdu.Og de tændte en Ild midt i Gården og satte sig sammen, og Peter sad midt iblandt dem.
Avlunun ortasında ateş yakıp çevresinde oturduklarında Petrus da gelip onlarla birlikte oturdu.Αφου δε αναψαντες πυρ εν τω μεσω της αυλης συνεκαθησαν, εκαθητο ο Πετρος εν μεσω αυτων.
Avlunun ortasında ateş yakıp çevresinde oturduklarında Petrus da gelip onlarla birlikte oturdu.И когато бяха наклали огън насред двора и бяха насядали около него, то и Петър седна между тях.
Avlunun ortasında ateş yakıp çevresinde oturduklarında Petrus da gelip onlarla birlikte oturdu.Когда они развели огонь среди двора и сели вместе, сел и Петр между ними.
Avlunun ortasında ateş yakıp çevresinde oturduklarında Petrus da gelip onlarla birlikte oturdu.Як же запалили огонь серед двора та посїдали вкупі, сїв і Петр серед них.
Avlunun ortasında ateş yakıp çevresinde oturduklarında Petrus da gelip onlarla birlikte oturdu.ויהי כי בערו אש בתוך החצר וישבו יחדו וישב גם פטרוס בתוכם׃
Avlunun ortasında ateş yakıp çevresinde oturduklarında Petrus da gelip onlarla birlikte oturdu.ولما اضرموا نارا في وسط الدار وجلسوا معا جلس بطرس بينهم.
Avlunun ortasında ateş yakıp çevresinde oturduklarında Petrus da gelip onlarla birlikte oturdu.他 們 在 院 子 裡 生 了 火 、 一 同 坐 著 . 彼 得 也 坐 在 他 們 中 間
Avlunun ortasında ateş yakıp çevresinde oturduklarında Petrus da gelip onlarla birlikte oturdu.他 們在 院子 裡生 了 火 、 一同 坐 著 . 彼得 也 坐在 他 們中間
Avokadoları seviyorum. Onlarla devam edebiliriz.3+4ってなんだろう?
Avokadoları seviyorum. Onlarla devam edebiliriz.Ik hou van die avocado's, dus die behouden we:
Avokadoları seviyorum. Onlarla devam edebiliriz.Mám rád avokáda, takže u nich zůstanu.
Avokadoları seviyorum. Onlarla devam edebiliriz.Pidän avokadoista, joten pysyn teemassa.
Avokadoları seviyorum. Onlarla devam edebiliriz.Ponieważ lubię awokado, pozostanę przy tym owocu.
Avokadoları seviyorum. Onlarla devam edebiliriz.אני אוהב את אבוקדו. אולי מקל עם ערכת נושא זו.
Aynı zor kalanı çevrili bütünün hissediyor bu planı onlarla bir İncille Hasat için dikiş sonra taşımaВажко ж оточили інші всього вважає, що цей план біблійних з ними проведення потім зібрати швейної
Aynı zor kalanı çevrili bütünün hissediyor bu planı onlarla bir İncille Hasat için dikiş sonra taşımaТрудно же окружили остальные всего считает, что этот план библейских с ними проведение потом собрать швейной
Aynı zor kalanı çevrili bütünün hissediyor bu planı onlarla bir İncille같은 어려운 나머지는 포위 전체의 그 느낌이 계획 그들과 성서
Aynı zor kalanı çevrili bütünün hissediyor bu planı onlarla bir İncillela difficile même entouré le reste de l'ensemble estime que ce plan une vision biblique avec eux
Aynı zor kalanı çevrili bütünün hissediyor bu planı onlarla bir İncilleקשה גם מוקף השאר של כל מרגיש כי תוכנית זו המקראי איתם
Aynı zor kalanı çevrili bütünün hissediyor bu planı onlarla bir İncilleمن الصعب نفسه محاطا بقية الجامعة تشعر بأن هذه الخطة 1 الكتاب المقدس معهم
Aynı zor kalanı çevrili bütünün hissediyor bu planı onlarla bir İncille感じて、この計画 彼らと聖書 収穫し縫製して運ぶ
Az önce bazıları ile tanıştım, ve Baş Komutan olarak, onlarla ne kadar gurur duyduğumu söyledim.Acabo de conocer a algunos de ellos, y les dije que como comandante en jefe, no podía estar más orgulloso.
Az önce bazıları ile tanıştım, ve Baş Komutan olarak, onlarla ne kadar gurur duyduğumu söyledim.Ich traf mich gerade mit einigen und sagte ihnen, dass als Commander-in-Chief, ich könnte nicht stolzer sein.
Az önce bazıları ile tanıştım, ve Baş Komutan olarak, onlarla ne kadar gurur duyduğumu söyledim.나는 그들 중 몇 명을 만나서 그들에게 최고 책임자로서, 나는 이 보다 더 자랑스러울 수는 없다고 했습니다.
Az önce bazıları ile tanıştım, ve Baş Komutan olarak, onlarla ne kadar gurur duyduğumu söyledim.彼らの顔に、我が国と国民の最良の性質が現れていました。
Babam yaţýyor. Bir de küçük kýz kardeţim var. Buraya gelmeden onlarla yaţýyordum..l wil be gone now escape... ...One I know