1 hafta boyunca onları eğitir ve onlarla maç yapar.ويشرع في تدريبهم لأسبوع، ثم يلعب مباراة معهم.
1 hafta boyunca onları eğitir ve onlarla maç yapar.なぜこのようなことをするかというと
1 milyon $'lık liralık kredi almamın alışılmış yolu, öncelikle bankaya gidip onlarla konuşmak.Tradiční způsob, jak získám půjčku, je jít na pohovor do banky.
1 milyon $'lık liralık kredi almamın alışılmış yolu, öncelikle bankaya gidip onlarla konuşmak.銀行に行き、彼らと話すという事です。 これは銀行です。
70'lerin başlarının mottosu şuydu: "Halkın arasına karış. Onlarla yaşa, onları sev.El tema a principios de los 70 era "Ve hacia la gente, vive con ellos, ámalos.
ABD'de, aynı malları üreten imalatçılar, onlarla yarışamıyor. Çin senelerdir kurunu manipüle ediyor.Así que, por ejemplo, en energía eólica, cuando el gobernador
ABD'de, aynı malları üreten imalatçılar, onlarla yarışamıyor.Und Hersteller hier in den USA machen die gleichen Produkte Can\'92t konkurrieren.
[Adam kendi dilinde konuşur]: Onlarla konuşabilir miyim? [2.Certo, certo.
[Adam kendi dilinde konuşur]: Onlarla konuşabilir miyim?Je pourrai leur parler ?
[Adam kendi dilinde konuşur]: Onlarla konuşabilir miyim?Kann ich mit ihnen reden?
[Adam kendi dilinde konuşur]: Onlarla konuşabilir miyim?남자(현지어): 저분들과 이야기를 나눠도 될까요?
[Adam kendi dilinde konuşur]: Onlarla konuşabilir miyim?رجل يتحدث لغته الأصلية: هل يمكنني التحدث إليهم؟
[Adam kendi dilinde konuşur]: Onlarla konuşabilir miyim?男2(母国語): ああ
Adonikamın küçük oğullarından adları Elifelet, Yeiel, Şemaya olanlar ve onlarla birlikte 60 erkek.Adónikám fiai közül az utódok s neveik: Elifélet, Jeiél és Semája és velök hatvan férfi;
Adonikamın küçük oğullarından adları Elifelet, Yeiel, Şemaya olanlar ve onlarla birlikte 60 erkek.af Adonikams Efterkommere de sidst komne, nemlig Elifelet. Je'iel og Sjemaja, med 60 Mandspersoner;
Adonikamın küçük oğullarından adları Elifelet, Yeiel, Şemaya olanlar ve onlarla birlikte 60 erkek.av Adonikams barn de sistkomna, vilka hette Elifelet, Jegiel och Semaja, och med dem sextio män;
Adonikamın küçük oğullarından adları Elifelet, Yeiel, Şemaya olanlar ve onlarla birlikte 60 erkek.dei figli di Adonikam: gli ultimi, di cui ecco i nomi: Elifèlet, Ieièl e Semaia e con loro sessanta maschi
Adonikamın küçük oğullarından adları Elifelet, Yeiel, Şemaya olanlar ve onlarla birlikte 60 erkek.아도니감 자손 중에 나중된 자의 이름은 엘리벨렛과 여우엘과 스마야니 그와 함께한 남자가 육십명이요
Adonikamın küçük oğullarından adları Elifelet, Yeiel, Şemaya olanlar ve onlarla birlikte 60 erkek.Z synů Adonikamových poslednějších, jichž jména jsou tato: Elifelet, Jehiel, Semaiáš, a s ním šedesáte mužů.
Adonikamın küçük oğullarından adları Elifelet, Yeiel, Şemaya olanlar ve onlarla birlikte 60 erkek.ומבני אדניקם אחרנים ואלה שמותם אליפלט יעיאל ושמעיה ועמהם ששים הזכרים׃
Adonikamın küçük oğullarından adları Elifelet, Yeiel, Şemaya olanlar ve onlarla birlikte 60 erkek.ومن بني ادونيقام الآخرين وهذه اسماؤهم اليفلط ويعيئيل وشمعيا ومعهم ستون من الذكور.
Adonikamın küçük oğullarından adları Elifelet, Yeiel, Şemaya olanlar ve onlarla birlikte 60 erkek.屬 亞 多 尼 干 的 子 孫 、 就 是 末 尾 的 、 他 們 的 名 字 是 以 利 法 列 、 耶 利 、 示 瑪 雅 . 同 著 他 們 有 男 丁 六 十
Adonikamın küçük oğullarından adları Elifelet, Yeiel, Şemaya olanlar ve onlarla birlikte 60 erkek.屬亞 多 尼 干的 子孫 、 就是 末尾 的 、 他們 的 名字 是 以利 法列 、 耶利 、 示瑪雅.同著 他 們有 男丁 六十
Afganistan'da El-Kaide'yi nasıl ortadan kaldıracağımız konusunda onlarla görüşürdüm.Era excitante.
Afganistan'da El-Kaide'yi nasıl ortadan kaldıracağımız konusunda onlarla görüşürdüm. Heyecan vericiydi.Bylo to vzrušující.
Afganistan'da El-Kaide'yi nasıl ortadan kaldıracağımız konusunda onlarla görüşürdüm. Heyecan vericiydi.Dat was opwindend.
Afganistan'da El-Kaide'yi nasıl ortadan kaldıracağımız konusunda onlarla görüşürdüm. Heyecan vericiydi.Y eso fue emocionante.
Afganistan'da El-Kaide'yi nasıl ortadan kaldıracağımız konusunda onlarla görüşürdüm. Heyecan vericiydi.Но беше и вълнуващо.
Afganistan'da El-Kaide'yi nasıl ortadan kaldıracağımız konusunda onlarla görüşürdüm.그 특전사들은 또 영국 해군 소대의 호위를 받아야 할 만큼 아주 위험한 일이었습니다.
Afganistan'da El-Kaide'yi nasıl ortadan kaldıracağımız konusunda onlarla görüşürdüm.Τόσο επικίνδυνα ήταν.
Afganistan'da El-Kaide'yi nasıl ortadan kaldıracağımız konusunda onlarla görüşürdüm.אשר להם גם היה ליווי של מחלקה מחיל המרינס המלכותי, משום שזה היה כל-כך מסוכן.
Afganistan'da El-Kaide'yi nasıl ortadan kaldıracağımız konusunda onlarla görüşürdüm.محاطون هم بدورهم بقوة مرافقة من البحرية الملكية، لأن الوضع كان خطيرا جدا.
Afganistan'da El-Kaide'yi nasıl ortadan kaldıracağımız konusunda onlarla görüşürdüm.非常に危険な任務だったからです 刺激的でやりがいがあり
Alaskaya somon köpek balığını etiketlemeye gitmek, kendi bölgelerinde onlarla iletişime geçmek.알래스카 악상어에 칩을 다는 일이었습니다 악상어의 서식지에 가서
Alaskaya somon köpek balığını etiketlemeye gitmek, kendi bölgelerinde onlarla iletişime geçmek.li abbiamo incontrati nel loro ambiente,
Alaskaya somon köpek balığını etiketlemeye gitmek, kendi bölgelerinde onlarla iletişime geçmek.היה ללכת לתייג את כריש הסלמון באלסקה, פגשנו אותם בטריטוריה הביתית שלהם,
Alaskaya somon köpek balığını etiketlemeye gitmek, kendi bölgelerinde onlarla iletişime geçmek.لقد ذهبنا بالفعل لوضع بطاقات على قرش السلمون في ألاسكا قابلنا قرش السلمون في مياهه الإقليمية
Alaskaya somon köpek balığını etiketlemeye gitmek, kendi bölgelerinde onlarla iletişime geçmek.彼らがホームグラウンドで サケを捕まえる姿を追いかけながら
Ama aslında 1991 de onlarla öğrenci olarak çalışmaya başlamıştım.그전에 1991년 부터는 학생으로써 같이 일하기도 했지만요
Ama aslında 1991 de onlarla öğrenci olarak çalışmaya başlamıştım.אבל כבר ב 1991 החלתי לעבוד איתם כסטודנט.
Ama aslında 1991 de onlarla öğrenci olarak çalışmaya başlamıştım.لكنني بدأت العمل معهم كطالب في عام 1991
Ama aslında 1991 de onlarla öğrenci olarak çalışmaya başlamıştım.実は大学で、教育助手に任命されました
Ama avukatlarým dokunulmazlýđý kabul etmeden onlarla görüţmemem konusunda çok katýydýlar.Ale oni velmi, velmi naléhali, že je zde-- nechtěli, abych se s žalobci setkala bez imunity.
Ama avukatlarým dokunulmazlýđý kabul etmeden onlarla görüţmemem konusunda çok katýydýlar.Mais ils étaient vraiment très stricts : pas de rencontre avec le procureur sans immunité.
Ama avukatlarým dokunulmazlýđý kabul etmeden onlarla görüţmemem konusunda çok katýydýlar.Они не хотят, чтобы я встреча прокурора без иммунитета. [Интервьюер]
Ama avukatlarým dokunulmazlýđý kabul etmeden onlarla görüţmemem konusunda çok katýydýlar.لم أرتكب شيئا لكنهم كانوا صارمين جدا جدا لم يريدوا أن أجتمع بالمدعي دون حصانة
Ama avukatlarým dokunulmazlýđý kabul etmeden onlarla görüţmemem konusunda çok katýydýlar.捜査官らは訴追免除なしの検察官聴取をしようとしませんでした。 [インタビュアー] 確認ですが、それはQueen For A Dayに よる取引、提案文書だったんですよね。
Ama davranışlarımı değiştireceğim. Artık her gün yataktan kalkacağım ve onlarla savaşmak için işe gideceğim.لكنني سوف أغير تصرفاتي. فكلّ يوم سأستيقظ و أذهب إلى عملي لأحاربهم.
Ama hepsinden de önemlisi, küçük kadın gruplarına, mikro-kredi desteği sağlanıp onlarla birlikte çalışılması.그리고 무엇보다 중요한 활동은 소규모 여성 집단에게 소액 대출의 기회를 주는 것입니다.
Ama hepsinden de önemlisi, küçük kadın gruplarına, mikro-kredi desteği sağlanıp onlarla birlikte çalışılması.Но важнее всего, мне кажется, работа с женским населением, предоставление им маленьких кредитов.
Ama hepsinden de önemlisi, küçük kadın gruplarına, mikro-kredi desteği sağlanıp onlarla birlikte çalışılması.והכי חשוב, לדעתי, עבודה עם קבוצות קטנות של נשים, ויצירת הזדמנויות עבורן לקבלת הלוואות מיקרו-אשראי.
Ama hepsinden de önemlisi, küçük kadın gruplarına, mikro-kredi desteği sağlanıp onlarla birlikte çalışılması.الأهم من ذلك كله، على ما أعتقد هو العمل مع مجموعات صغيرة من النساء، ومنحهن فرص لقروض صغيرة جدا.
Ama hepsinden de önemlisi, küçük kadın gruplarına, mikro-kredi desteği sağlanıp onlarla birlikte çalışılması.小さな女性グループを対象に 少額低金利ローンを提供することです 小さな女性グループを対象に 少額低金利ローンを提供することです 返済率は他の国と同水準の約95%を維持しています
Ama hikayede kalıyorlar çünkü halk onlarla özdeşleşemedi.Aber es bleibt eine Anekdote weil die Öffentlichkeit sich damit nicht identifizieren konnte.
Ama hikayede kalıyorlar çünkü halk onlarla özdeşleşemedi.Ale je to spíše jen takovou anekdotou, protože to pro veřejnost nemá přílišnou hodnotu.
Ama hikayede kalıyorlar çünkü halk onlarla özdeşleşemedi.Ale stala sa z toho iba historka, pretože ľudia si to nemajú s čím spojiť.
Ama hikayede kalıyorlar çünkü halk onlarla özdeşleşemedi.Ça reste anecdotique parce que le public ne peut pas s'identifier à ça.
Ama hikayede kalıyorlar çünkü halk onlarla özdeşleşemedi.Dar a rămas ca şi o glumă deoarece publicul nu s-a putut identifica cu asta.
Ama hikayede kalıyorlar çünkü halk onlarla özdeşleşemedi.Ez azonban egy anekdota marad mert a nyilvánosság nem tudott vele azonosulni.
Ama hikayede kalıyorlar çünkü halk onlarla özdeşleşemedi.이것이 단지 널리 알려져 있지 않은 이유는 사람들이 그것을 알아채지 못했기 때문이었습니다.