Onlarla başa çıkmak için, Nestlé ABD'de birkaç fabrika satın aldı.За да се справи с това повишено търсене, Nestlé закупува още няколко фабрики в САЩ.
Helen Maria Williams gibi diğer İngiliz ziyaretçileri aradı ve şehirde onlarla birlikte kalmaya başladı.Тя търси други британски посетители като Хелън Мария Уилямс и се присъединява към кръга на британците в града.
Onlarla evlilik sözleşmesi yapılmamalıdır.Брачният договор не се осъществява.
12 Ekim 2010'da Dragon Gate, Aries'in onlarla kontrat imzaladığını duyurdu.На 12 октомври 2010, Dragon Gate USA обяви, че Ейрис е подписал договор с компанията.
Onlarla dans ediyor.Играе си с тях.
Gelecekte onlarla arkadaş kalacağız.На тях ще служим и в бъдеще!
Onlarla babanın sevdiği lezzetli bir yemek yapayım.Занесохме им огромна торта с техните любими приказни герои.
Ben onlarla nasıl yarışabilirim ki?”Как позволяваш така да се гаврят с моята особа?
Kızlarla uğraşmaktan ve onlarla alay etmekten zevk alır.Обича да забавлява и разсмива хората.
Küçük boylu hedefler oldukları nedeniyle onlarla mücadele etmek zor olabilir.Поради малките си размери е лесно да бъдат загубени.
Onlarla çalışmayı bıraktım çünkü gelişme göstermediler."Прости им, защото те не знаят какво правят“ (Лук.
Onlarla takılmam.Не излизам с тях.
Ben onlarla nasıl yarışabilirim ki?”Kako živjeti s tim?”
Televizyon neden onlarla dolu olsun ki?" dedi.Zašto filmovi ne to prikazivali?"
Orada sadrazam ve Alemdar'ı huzuruna çağırıp onlarla görüştü.Na volovskoj zaprezi (otud naziv Butoe - volovi) došli su u zemlju Ilira i zagospodarili njome.
Konum, başka konumlara "değmektedir" ya da onlarla bağlantılıdır, hatta iç içe'dir.Temis ili Themis može značiti: Temida ili Temis, (grč.
Sadece, onlarla ilgilenin, onları gözlemleyin, sorgulayın.Vi ste ih rodili, othranili i za njih skrbite.
Böylece yaklaşık bir saat onlarla beraber sürüklendik, binlercesi bizi geçti.Prema tom polju prilazilo je mnoštvo ljudi, njih sad znatno više od sto tisuća.
Ben onlarla nasıl yarışabilirim ki?”Ako sa mu vlastne podarilo vyhrať?
Hocalı Katliamı zamanı onlarla insanın hayatını kurtarmışdır.Ľudská obeť je obetovanie človeka bohu vyhasením jeho života.
Tam aksine, onlarla ilgili çok şey yazdım.Napísal i viacero prác s touto tematikou.
Robin Wood, onlarla birlik olmayı kabul eder; Spike'la bile.Rozhodne sa ju opraviť - spolu s Mookiem.
Canavarları görebilir, onları duyup onlarla konuşabilir.Boh celý vidí, počuje a myslí.
Charlie onlarla birlikte kırlarda koşar ve eğlenir fakat aynı köprüye geldiğinde yeniden aşağı düşer.Pod obcou pri Krivom moste cesta sa rozdeľuje a vedie cez obec a na spomenutom mieste sa opäť spojí.
Onlarla insanlar arasında bazen dostça bazen de düşmanca ilişkiler mevcuttur.Navzájom sú priateľské, voči ostatným druhom niekedy agresívne.
Böylece yaklaşık bir saat onlarla beraber sürüklendik, binlercesi bizi geçti.Doprava bola na niekoľko hodín odstavená a tisíce ľudí bolo na niekoľko hodín zavretých v metre.
Carmen onlarla birlikte girmez ve nedeni olarak da birine aşık olduğunu söyleyip herkesi şaşırtır.Carmen je urazená, vyčíta mu, že ju nemiluje, že sa s ňou chcel len pobaviť.
Güçsüzleri kazanmak için onlarla güçsüz oldum.Je rozzúrený nad svojou bezmocnosťou.
Harry Potter Çataldili konuşarak onlarla diyalog kuruyordur.Každý vie, že Harry Potter hovoril pravdu.
Hocalı Katliamı zamanı onlarla insanın hayatını kurtarmışdır.S tem, ko žrtvuje pasje življenje, reši človeškega.
Güçsüzleri kazanmak için onlarla güçsüz oldum.Za njegovo izvajanje so jamčile zmagovite sile.
İlginçtir ki onlarla uzun süre birlikte olunca ve onlara alışınca, artık onların deli olduğunu düşünmüyorsun."Čeprav z bratom nista odraščala skupaj in se dolgo nista videla, ga nikdar ne pozabi.
Annesi, babasını aramak üzere büyükbabasının yanına gitti, fakat babasının ailesi onlarla hiç ilgilenmedi.Preseli se k teti, ki je njen oče nikoli ni maral.
Ben onlarla nasıl yarışabilirim ki?”Kaip pavyko tiek daug atitrūkti nuo konkurentų?
Onlarla sürekli irtibattaydım.Sulaikydamas visada su jais susimuša.
Onlarla dans ediyor.Vikiteka Go go šokiai
En sonunda EMI yetkilisi George Martin onlarla bir senelik anlaşma imzalar.Galų gale Džordžas Martinas pasirašė su Bitlais vienerių metų sutartį.
İşgal kuvvetlerine ve onlarla işbirliği yapan Ustaşalara karşı gerilla savaşına başladı.Prasidėjo partizaninis karas prieš okupantus ir kolaborantus.
Onlarla paralel çalışmalar yürüttük.Jie buvo vykdomi su pertraukomis.
Onlarla tatlı bir rekabet içindedir ve onları durdurmaları için birçok kişiyle anlaşmışlardır.Jie sutinka daug blogiečių ir nugali visus.
Bir dakika bekle. Sanırım onlarla gitmen gerekir.Palauk minutę. Manau, kad tau reikia eiti su jais.
Onlarla çözümleri konuşun.Kirjutage lahendused üles.
Onlarla evlilik sözleşmesi yapılmamalıdır.Abielulepinguid ei ole säilinud.
Onlarla babanın sevdiği lezzetli bir yemek yapayım.Ta saab oma isaga väga hästi läbi ja valmistab talle tihti häid toite, mille üle on isal väga hea meel.
Geceyi onlarla, üstü örtülü harp arabamın içinde geçirdim.Seal möödus meist oma sõiduautos kol.
Onlarla oynamak video oyunu içinde olmak gibi.Hakkasid valmima videomängude kujul arkaadmängud.
Onlarla birlikte ganimetler aldım.Neid haaras seltsiliikumine.
1 hafta boyunca onları eğitir ve onlarla maç yapar.Berlatih dengan mereka selama seminggu, dan bertanding melawan mereka.
1 hafta boyunca onları eğitir ve onlarla maç yapar.Durante una semana se entrena con ellos, y juegan un partido.
1 hafta boyunca onları eğitir ve onlarla maç yapar.Együtt edz velük egy hétig, és játszik velük egy meccset.
1 hafta boyunca onları eğitir ve onlarla maç yapar.Er trainiert eine Woche mit ihnen und er bestreitet ein Spiel mit ihnen.
1 hafta boyunca onları eğitir ve onlarla maç yapar.Il s'entraîne avec elle pendant une semaine, et il joue un match.
1 hafta boyunca onları eğitir ve onlarla maç yapar.일주일을 함께 훈련하고 그들과 경기를 갖습니다.
1 hafta boyunca onları eğitir ve onlarla maç yapar.Se antrenează cu ei timp de o săptămână, și joacă un meci cu ei.
1 hafta boyunca onları eğitir ve onlarla maç yapar.Si allena con loro per una settimana e gioca con loro una partita.
1 hafta boyunca onları eğitir ve onlarla maç yapar.Trenuje z nimi przez tydzień i gra z nimi mecz.
1 hafta boyunca onları eğitir ve onlarla maç yapar.Προπονείται μαζί τους για μια εβδομάδα και μετά παίζει ένα ματς μαζί τους.
1 hafta boyunca onları eğitir ve onlarla maç yapar.Неделю тренируется с ними, и играет с ними матч.
1 hafta boyunca onları eğitir ve onlarla maç yapar.Тренира с тях една седмица и изиграва един мач с тях.
1 hafta boyunca onları eğitir ve onlarla maç yapar.הוא מתאמן איתם במשך שבוע, ומתחרה איתם.