Ben onlarla nasıl yarışabilirim ki?”Comment pourrait-je m'allier avec vous ?".
1900 yılında Bavyera Süvarisine girdi ve I. Dünya Savaşı'nda onlarla savaştı.Il entre dans la cavalerie bavaroise en 1901 et combat avec elle pendant la Première Guerre mondiale.
Onlarla dans ediyor.Elle veut danser avec lui.
Onlarla babanın sevdiği lezzetli bir yemek yapayım.Elle prépare de délicieux cafés au lait que son fils adore.
Bazı liderler onlarla görüşmek istemediler, hatta onları engellediler.Il leur était interdit de converser avec eux, ni même de les saluer.
Onlarla ileriki yaşamında da sürecek dostluklar kurdu.Ces derniers avec lesquels il entretiendra une longue amitié.
O sabah çocukları makamında kabul etti ve onlarla sohbet etti.Du matin au soir il le consultait et le commentait.
Marcantonio'nun onlarla tanışmış olma ihtimali vardır.François Marcantoni est lui aussi entendu.
Onlarla evlilik sözleşmesi yapılmamalıdır.Les époux n'ont pas fait de contrat de mariage.
Böylece yaklaşık bir saat onlarla beraber sürüklendik, binlercesi bizi geçti.Les festivités ont duré une semaine et attiré plusieurs milliers de visiteurs.
İki at satın alıp zamanının çoğunu onlarla geçirir.Telle une famille, ils partagent tout et passent la majeure partie de leur temps ensemble.
Güçsüzleri kazanmak için onlarla güçsüz oldum.Ils sont devenus aptes à les détruire.
Onlarla birlikte çalışmayı bıraktım, çünkü ilerleme kaydetmediler."Ça n’était pas facile parce que je n’avais pas fait la préparation avec elles ».
Ammar: İnsanlarla birlikte yaşayan, onlarla oturan cinniye ammar ya da ummar denir.Ceux qui associent des créatures au Créateur sont appelés mouchrikoun (مشركون), ou associateurs.
Kendilerini onlarla kirletme korkuları vardı.Nous souffrions avec eux.
Onlarla sürekli irtibattaydım.Ils sont régulièrement en contact.
Annesi, babasını aramak üzere büyükbabasının yanına gitti, fakat babasının ailesi onlarla hiç ilgilenmedi.Ses parents viennent le rechercher et son père ne lui a pas parlé de tout le trajet.
Onlar Anna'nın onlarla birlikte gelmelerini ister.Il lui demande s'ils sortent ensemble.
Kirli Harry onlarla mücadele eder.Il finit donc par se disputer avec Harry à ce sujet.
Lois de onlarla birlikte gitmek için işinden ayrılır.Max part rejoindre ses amis pour jouer.
Hep onlarla takılır.Il est toujours avec lui.
Avcılara yaklaşıp onlarla insan gibi konuşur.Il vit en guerrier, chasse, comme les autres hommes.
Onlarla arkadaş olduk.Nos hicimos amigos de ellos.
O onlarla konuşmak için durdu.Él se paró a hablar con ellos.
Onlarla birlikte oraya gitmemelisin.No deberías ir allí con ellos.
Tom onlarla birlikte.Tom está con ellos.
Onlarla poker oynuyor.Juega al póquer con ellos.
Onlarla ne yapacağınıza siz karar verin.Lo que quieras hacer con ellos es asunto tuyo.
Onlarla konuşmak istiyorum.Quiero hablar con ellos.
Onlarla konuşmam gerekiyor.Necesito hablar con ellos.
Neden onlarla kalmıyorum?¿Por qué no me quedo con ellos?
Onlarla konuştun mu?¿Has hablado con ellos?
Bugün onlarla konuştum.Hoy he hablado con ellos.
Şimdi onlarla konuşmak istiyorum.Quiero hablar con ellos ahora.
Onlarla konuşmak zorundayım.Tengo que hablar con ellos.
Onlarla oturabilir miyim?¿Puedo sentarme con ellos?
Onlarla flört ediyordun.Estabas flirteando con ellos.
Şu anda onlarla konuşuyorum.En este momento estoy hablando con ellos.
Onlarla konuşmaya çalıştın mı?¿Has intentado hablar con ellos?
Onlarla konuşabilirsin.Puedes hablar con ellos.
Ben onlarla nasıl yarışabilirim ki?”¿Quién puede competir con eso?».
Ancak Jack Shephard (Matthew Fox), onlarla birlikte gitmek ister ve bir kavga başlar.Jack Shephard (Matthew Fox), sin embargo, quiere ir con ellos y comienza una pelea.
Onlarla en büyük sorun, son derece yavaş olmaları ve yıllarca sürebilmeleri.El mayor problema con ellos es que pueden ser muy lento, teniendo muchos años.
Bir zamanlar herkes onlarla nasıl oynanacağını, nasıl deşifre edileceklerini biliyordu.En un momento todos sabía cómo jugar con ellos, cómo descifrarlos.
Bu durumu şöyle dile getirmiştir: "Benim onlarla sorunum yok."Luego, suplicante les decía: No es verdad, soy inocente.
Daha sonra Bryan ve eşi Brie Bella gelip onlarla yüzleşmişti.Bryan y su esposa Brie Bella salieron y los confrontaron.
Gelecekte onlarla arkadaş kalacağız.Ellos se hacen amigos en el futuro.
Bâzı bidat ve şirk yönleri olduğundan onlarla çıkmak doğru olmaz" dediği haber verilmektedir.Y prosiguió: "lo que está bien plantado no se desarraiga, lo que bien se retiene no escapa.
Satt 17:00’de delegasyon yazlığa gelseler de Gorbaçov onlarla görüşmeyi reddeder.A las 5 de la tarde llegaron a la dacha de Forós, pero Gorbachov se negó a hablar con ellos.
Kızlarla yaşıttır ve onlarla aynı okula gider.Tienen la edad de D.W. y van a la misma escuela que ella.
Tam aksine, onlarla ilgili çok şey yazdım.Por eso escribí tanto sobre mí.
Kızlarla uğraşmaktan ve onlarla alay etmekten zevk alır.Le gusta burlarse o meterse a discusiones con ella.
Sadece, onlarla ilgilenin, onları gözlemleyin, sorgulayın.Ponerlos a prueba, interrogarlos...
Onlar Anna'nın onlarla birlikte gelmelerini ister.La querida María L vino con ellos.
Konum, başka konumlara "değmektedir" ya da onlarla bağlantılıdır, hatta iç içe'dir.Según pertenezcan o no a la misma recta, se clasifican en: Colineales, alineados o adyacentes.
Mefistofeles'le ve Faust bahçede bulunan kadınların yanlarına gelirler ve onlarla flört etmeye başlarlar.Méphistophélès y Fausto se unen a las mujeres en el jardín y las cortejan.
Los Angeles'taki Risk Records onlarla Ocak 1997'de bir anlaşma imzaladı.Finalmente firmaron con Risk Records en enero de 1997.
O sabah çocukları makamında kabul etti ve onlarla sohbet etti.Por la tarde se juntan con sus amigos y se lo comen.
Sonuçta bu eylemler, tahta çıkmasından kısa süre sonra, Venedik ile arasını bozdu ve onlarla savaşa girdi.Estos actos, a su vez lo embrollaron, poco después de su adhesión en una guerra con Venecia.
Hep onlarla takılır.Siempre está con ella.