Onlar onun istifasını öğrendikten sonra çok şaşırdılar.They were stunned after finding out about his resignation.
Onlar o anıtı yıkacaklar.They're going to knock down that monument.
Ne yazık ki onlara yardım edemem.Unfortunately, I cannot help them.
Onlara yardım etmek için buradayızWe're here to help them.
Onlar Jane'in dürüst olduğuna inanıyorlar.They believe that Jane is honest.
Onlar bana çanta için beş dolar ödedi.They paid me five dollars for the bag.
Yağmur nedeniyle onların gezisi ertelendi.Their trip has been cancelled due to rain.
Dima bir gecede 25 adamla yattı ve sonra onları öldürdü.Dima slept with 25 men in one night and then killed them.
Onlar seksen millik bir yolculuğu bitirdiler.They finished a journey of 80 miles.
Onlar arkadaş mı?Are they friends?
Onlar ellerini yıkıyorlar.They're washing their hands.
Onların alternatif enerji kaynakları yoktu.They had no alternative energy sources.
Ben fakirleri sevmem, onlar sadece para düşünür.I don't like the poor, they think only of money.
Onların düğünü yarın.Their wedding is tomorrow.
Hiç kimse onların davetini geri çeviremezdi.No one could turn down their invitation.
Onların hepsi boğuldu.They all drowned.
Onlar yeni bir hükümet seçtiler.They have elected a new government.
Onlar beni selamladı.They greeted me.
Onlar bir köşkte yaşamaktadırlar.They live in a mansion.
Onlar bana ödeme yaparsa, onu yaparım.I'll do it if they pay me.
Onlar, ikiz olmalarına rağmen, çok sayıda ortak ilgileri yok.Though they're twins, they don't have many interests in common.
Onlara yılda yüz hrivna vermeyi vaat ettim.I've promised to give them one hundred hrivnas annually.
Onlar büyük bir barajın yapılacağını söylüyorlar.They say that a large dam will be built.
Casuslar senin onların bilmesini istemediğin şeyleri bilmek için işlerini yaparlar.Spies make it their business to know things that you don't want them to know.
Onların hepsi aynı boyutta.They're all the same size.
Betty onların hepsini öldürdü.Betty killed them all.
Onların bütün yalanlarından bıktım.I'm fed up with all their lies.
Onlar toprağı işlediler.They cultivated the land.
Bir saat sonra, ben onlardan ayrıldım ve geri geldim.After an hour, I parted with them and came back.
Onlar diğerleri hakkında sordu.They asked about the others.
Hangi çocuklar! Sen onları şeker almak için gönderdin ve bir köpekle döndüler!What children! You send them to get candy and they return with a dog!
O, onların teklifine şaşırtıcı bir öneri ile karşılık verdi.He countered their proposal with a surprising suggestion.
Onlar benim BMW'yi tahrip ettiler.They vandalized my BMW!
O, onları seviyor.He loves them.
O onlardan daha zeki.He's smarter than them.
Onlar, bir bıçak ve çatalla yemek yerler.They eat with a knife and fork.
Onlar beni hiç dikkate almıyorlar.They never pay any attention to me.
Onlar onun ağabeyinin ev ödevlerini yapmalarına yardım etmesini istediler.They asked his older brother to help them do their homework.
Onlar hâlâ uyanmadı.They still haven't woken up.
Onların cihazı son derece gelişmiş.Their equipment is extremely advanced.
Onlar bizi sıcak bir şekilde karşıladı.They greeted us warmly.
Onlar Amerikalılar gibi görünmüyor.They don't seem to be Americans.
Onlar farklılıklarını giderdi.They ironed out their differences.
Geçen gün onlarla temas kurdum ama bir cevap alamadım.I contacted them the other day, but I was not able to get an answer.
Onların hayatı gerçekten o kadar da kötü değil.Their life's really not so bad.
Onu kız kardeşi ile karıştırdım. Onlar çok benziyor.I mistook her for her sister. They look so much alike.
Onlar tilkiyi bir tuzakla yakaladılar.They caught the fox with a trap.
Onlar tilkiyi tuzağa düşürdüler.They trapped the fox.
Onlar tilkiyi kapana sıkıştırdılar.They trapped the fox.
Onlar birbirini çok iyi tanımıyorlar.They don't know each other very well.
Yarım saatten daha fazla bir süredir onları gözden kaybettik.We lost sight of them over half an hour ago.
Onlar beni biraz daha uzun süre kalmaya ikna etti.They talked me into staying a little longer.
Biz de onlara yardım ettik.We helped them as well.
Onlar Kaşgar'a gidecekler gibi geliyor.It sounds like they're going to Kashgar.
Onların hepsi İzlandalı.All of them are from Iceland.
Çok sert olma. Onlar sadece çocuk.Don't be too strict. They're just kids.
Onlar Avustralya'da İngilizce konuşurlar.They speak English in Australia.
Onlar bir sosyal konutta yaşıyorlar.They live in a council house.
Şimdiye kadar, onlar iyi komşulardı.Up until now, they've been good neighbors.
Onlar İngiliz değiller mi?Aren't they Englishmen?