Onların testi geçeceğinden eminim.I'm sure that they will pass the test.
Onların evliliklerinden haberin olmamasına şaşırdım.I'm surprised that you don't know about their marriage.
Onların isimlerini hatırlayamadım.I couldn't remember their names.
Onların boşanıp boşanmayacaklarını merak ediyorum.I wonder if they'll get divorced.
Onların ekmekleri yoksa, pasta yesinler.If they don't have bread, let them eat cake.
Onların maliyeti nedir?How much do they cost?
Onların fiyatı nedir?How much are they?
Onların nereye gittiğini göreceğim.I am going to see where they're going.
Onların nerede olduklarını bilmiyorum.I don't know where they are.
Ben onların beni aldatmadığını umarım.I hope they aren't deceiving me.
Onların yakında gelmelerini umuyorum.I hope they arrive soon.
Onların sunduğu planı gerçekten anlamıyorum.I really don't understand the plan they presented.
Kusura bakmayın ama, onların her ikisinin mantıklı amaçları var.With all due respect, I think they both had valid points.
Bu bitkiler çok küçük. Ben onların büyüyeceklerini sanmıyorum.These plants are too small. I don't think that they'll grow.
Onların benim görüşümü desteklemelerini beklemiyorum.I don't expect them to support my view.
Onların arabalarında "önce Irak sonra Fransa" diye okunan çıkartmalar vardı.They had stickers on their cars reading: "First Iraq then France".
Onların çok eğlenceli olduğunu düşünüyorum.I think that they're a lot of fun.
Onların dediğine göre, o çocuk şarkı söylemede çok iyi.According to what they say, that boy is very good at singing.
Onların ikisini de severim.I like each of them.
Onların en büyük kızı henüz evli değil.Their oldest daughter isn't married yet.
Onların siyah saçı var.They have black hair.
"Onların ne zaman geleceklerini biliyor musun?" "Bu akşam on bir buçukta.""Do you know when they will arrive?" "At eleven-thirty this evening."
Yağmur nedeniyle onların gezisi ertelendi.Their trip has been cancelled due to rain.
Onların alternatif enerji kaynakları yoktu.They had no alternative energy sources.
Onların düğünü yarın.Their wedding is tomorrow.
Hiç kimse onların davetini geri çeviremezdi.No one could turn down their invitation.
Onların hepsi boğuldu.They all drowned.
Casuslar senin onların bilmesini istemediğin şeyleri bilmek için işlerini yaparlar.Spies make it their business to know things that you don't want them to know.
Onların hepsi aynı boyutta.They're all the same size.
Betty onların hepsini öldürdü.Betty killed them all.
Onların bütün yalanlarından bıktım.I'm fed up with all their lies.
O, onların teklifine şaşırtıcı bir öneri ile karşılık verdi.He countered their proposal with a surprising suggestion.
Onların cihazı son derece gelişmiş.Their equipment is extremely advanced.
Onların hayatı gerçekten o kadar da kötü değil.Their life's really not so bad.
Onların hepsi İzlandalı.All of them are from Iceland.
Onların hepsi aynı zamanda ayağa kalktı.They all stood up at the same time.
Mucizeler meydana gelir, sadece biz olayların akışı içerisinde onların farkına varmayız.Miracles do exist, but we just don't notice them in the flow of events.
Bardaklarını kaldırdılar ve onların başarısına içtiler.They raised their glasses and toasted to their success.
Onların evlenmeleri olası değil.They're unlikely to get married.
Onların taleplerine boyun eğme.Don't cave into their demands.
Onların takımının güçlü bir birlik duyusu var.Their team has a strong sense of unity.
Onların birbirlerine duydukları derin aşk oldukça açık.Their deep love for each other was unequivocal.
Onların ne tür silahları var?What sorts of weapons did they have?
Onların mütevazi geliri birçok lüks için izin vermiyor.Their modest income doesn't allow for many luxuries.
Onların isimleri listeden silindi.Their names were crossed off the list.
Başarımı onların yardımına borçluyum.I owe my success to their help.
Onların evi çok moderndir.Their house is very modern.
Onları bir odaya koyacağım ve onların savaşmasına izin vereceğim.I'm going to put them in a room and let them battle it out.
İşte onların fotoğraf albümü.Here is their photo album.
Onların anarşiyi kontrol etmek için yeni bir hükümete ihtiyaçları vardı.They needed a new government to control the anarchy.
Tom'un öfkesi onların evliliğini yaraladı.Tom's anger hurt their marriage.
Onların fiyatı bizimkinin altındadır.Their price is below ours.
Onların toplumunda iyi sağlık çok önemlidir.Good health is very important in their community.
Kutular hediyedir. Onların içinde ne var?The boxes are gifts. What do they contain?
Onların şirketi kırk yeni iş oluşturdu.Their company created forty new jobs.
Onların bir yöne ihtiyacı var.They need some direction.
Sel onların toplumunda bir felakete neden oldu.The flood caused a disaster in their community.
Onların eski inşaat ekipmanları var.They have old construction equipment.
Onların her ikisi de bebek bekliyorlar.They're both expecting babies.
Onların fazladan bir yatağı var.They have an extra bed.