Onların görüşleri benimkinden farklıdır.Their opinions differ from mine.
Onların saklanma yerini saptamak bir haftamızı aldı.It took us a week to locate their hideaway.
Onların sıcak karşılamaları beni mutlu etti.The warmth of their welcome made me happy.
Ben onların evindeyken bana karşı çok naziktiler.They were very kind to me when I was at their house.
Onların yemek odası çok geniş.Their dining room is very spacious.
Onların evi yangında yanıp kül oldu.Their house was burned down in the fire.
Onların evi istasyondan uzaktır.Their house is far from the station.
Onların evi yeniden yapılandırılıyor.Their house is being remodeled.
Onların mobilyaları, tarz yerine yarar için seçildi.Their furniture was chosen for utility rather than style.
Onların sabrı tükenmek üzereydi.Their patience was about to give out.
Onların konuşmaları devam etti.Their conversation went on.
Onların çantaları kapıda güvenlik görevlileri tarafından kontrol edildi.Their bags were checked by security guards at the gate.
Onların kasları sert.Their muscles are stiff.
Onların sözleşmesi bu ayın sonunda bitecek.Their contract is to run out at the end of this month.
Onların planının başarılı olacağını sanmıyorum.I do not think their plan will work out.
Onların planı başarısızlıkla sonuçlandı.Their plan resulted in failure.
Onların planı hakkında bir şey bilmiyorum.I am quite ignorant of their plan.
Onların planı bana ilginç görünüyor.Their plan sounds interesting to me.
Onların düğününe davet edildim.I was invited to their wedding.
Onların düğününe davet edildin mi?Have you been invited to their wedding?
Onların söylediğini yapsan iyi olur.You'd better do what they say.
Biz onların mutluluğu için dua ettik.We prayed for their happiness.
Onların fikirleri bizim için tamamen yabancı görünüyor.Their ideas seem totally alien to us.
Onların düşünceleri bize tamamen yabancı görünüyor.Their ideas seem totally alien to us.
Onların en iyi anı sahnede son görünüşleri.Their finest moment is their last appearance on stage.
Onların işleri fareler ve sıçanları yok etmektir.Their job is to exterminate rats and mice.
Onların işi genişliyor.Their business is expanding.
Onların zamanının çoğu kısmi zamanlı işlerde harcanır.A lot of their time is spent on part-time jobs.
Onların arabası bizimkini solladı.Their car overtook ours.
Onların küçük protestosu kitlesel bir gösteriyi tetikledi.Their small protest triggered a mass demonstration.
Onların durumunda, bu ilk görüşte aşktı.In their case, it was love at first sight.
Onların politikasını destekliyor musun?Are you in favor of their policy?
Onların bebeği henüz emeklemeye başladı.Their baby has just started to crawl.
Onların hepsi bugün toplantıda mevcut değil.Not all of them are present at the meeting today.
Onların erkek çocuğunun adı John.Their son's name is John.
Onların çocuklarına Edward adı verildi.Their boy was named Edward.
Onların oğlu büyüdü.Their son grew bigger.
Onların kaybı bir milyon yene ulaştı.Their losses reached one million yen.
Onların çoğu bize karşı naziktiler.Many of them were kind to us.
Onların sınıf öğretmeni kimdir?Who is their homeroom teacher?
Onların gezisinde sorunlar olacağını tahmin ediyorum.I anticipate that there will be problems on their expedition.
Onların bahçesi tüm yıl boyunca çok güzel çiçeklerle dolu.Their garden is full of very beautiful flowers all the year round.
Onların önerisi söz konusu değil.Their proposal is out of the question.
Onların geleneksel yaşam tarzı artık yok.Their traditional life style no longer exists.
Onların bütün çabaları boşunaydı.All their efforts were in vain.
Onların çabaları hiçbir şey için değildi.Their efforts were not for nothing.
Onların çiftlikleri bitişik olur.Their farms adjoin.
Onların kaldıkları handa bir yangın çıktı.A fire broke out at the inn where they were staying.
Onların uçakları yakında kalkacak.Their plane will soon take off.
Onların babası bir taksi şoförüdür.Their father is a taxi driver.
Onların raporları uyuşmuyor.Their reports don't accord.
Onların isimleri Tom ve Ken'dir.Their names are Tom and Ken.
Onların ailesi bizimkinden daha yaşlı.Their parents are older than ours.
Onların her ikisi de toplantıda yoktu.Both of them were not present at the meeting.
Onların konuşması Çince olduğu için, tek kelime anlamadım.Their conversation being in Chinese, I did not understand one word.
Onların Kalküta'dan New York City'ye kadar dünyanın dört bir yanında şubeleri var.They have branches all over the world, from Calcutta to New York City.
O, onların her birine bir kurşun kalem verdi.He gave each of them a pencil.
Onların on iki çocuğu var.They have twelve children.
Onların her ikisi de iyi öğrencilerdir.They are both good students.
Onların her ikisi de iyi öğretmenlerdir.They are both good teachers.