Onların hepsi otoparkta bekliyor.They all are waiting in the parking lot.
Onların Tom'un burada olmasına izin vermeleri bana sürpriz oldu.I'm surprised they let Tom in here.
Onların ikisi de geleceğini söyledi.Both of them said they would come.
Onların kim olduğundan hâlâ emin değilim.I'm still not sure who they are.
Onların peşimizde olmadıklarından eminim.I'm sure they're not after us.
Onların hepsi isim etiketi takıyor.They're all wearing name tags.
Onların asla gitmeyeceğini düşündüm.I thought they'd never leave.
Onların neden Tom'u seçtiğini merak ediyorum.I wonder why they chose Tom.
Onların her ikisi de ağlamaya başladı.Both of them started crying.
Onların hepsi suçlu değil.They're not all criminals.
Onların hiç parası yok.They don't have any money.
Onların bizi duyabileceğinden eminim.I'm sure they can hear us.
Onların dikkatlerini dağıtmaya çalışacağım.I'll try to distract them.
Onların bizi duyduğunu düşündüm.I thought they'd heard us.
Ben onların Tom'u bulduğunu düşündüm.I thought they found Tom.
Onların hepsi bizi izliyor.They're all watching us.
Onların hepsi bana karşı.They're all against me.
Ben onların yanlış olduğuna eminim.I'm sure they're wrong.
Onların haklı olduklarına eminim.I'm sure they're right.
Onların hepsi yalın ayak.They're all barefoot.
Onların hepsi içer.They all have drinks.
Onların hepsi iyi olacak.They'll all be fine.
Onların paraları yok.They have no money.
Onların bir planı var.They have a plan.
Onların her ikisi de kabul ettiler.They both agreed.
Ben onların entegre devrelerini programlamıyorum.I do not program their integrated circuits.
Ben hiç onların saçlarını kesmedim.I've never cut their hair.
Bu onların tek şansı.It's their only chance.
Onların evlerinde su var mı?Do they have water in their houses?
Bu, onların yaptıkları en iyi şey miydi?Is it the best thing they did?
Onların küçük bir evi var.They have got a small house.
Umarım onların hepsi doğrudur.I hope they're all correct.
Onların bir erkek çocuğu vardı.They had a boy.
Onların Meclis'te çoğunluğu vardı.They had the majority in Parliament.
Onların çocuklarına büyü yapmıyorum.I'm not casting a spell over their children.
Ben onların çocuklarını büyülemiyorum.I'm not enchanting their children.
Onların halılarını sarmıyorum.I'm not rolling up their carpets.
Onların yedi çocukları vardı.They had seven children.
Onların yedi çocuğu vardı.They had seven children.
Onların yedi çocuğu oldu.They had seven children.
Onların tüm sahip oldukları bu.That's all they have.
Onların geniş bir bahçesi var.They have a large garden.
Tom ve Mary John'un onların öpüştüğünü yakaladığında mahcup görünüyordu.Tom and Mary looked embarrassed when John caught them kissing.
Tom ve Mary onların bize söylemediği bir şey biliyorlar.Tom and Mary know something they're not telling us.
Evde kimse yok. Onların hepsi dışarıdalar.There's no one in the house. They're all outside.
Onların hepsinin ortak neyi olduğunu merak ediyorum.I wonder what all of them have in common.
Onların isimlerinin hepsini hatırlıyor musun?Do you remember all of their names?
Onların ne düşündüğü gerçekten umurunda mı?Do you really care what they think?
Onların ortak neyi olduğunu merak ediyorum.I wonder what they have in common.
Onların orada kaç tane olduklarını biliyorum.I know how many of them there are.
Tom ve Mary onların istediğine sahiptir.Tom and Mary have what they want.
Tom onların söylediği her şeyi duydu.Tom heard everything they said.
Onların hepsi siyah giyiyordu.All of them were wearing black.
Onların ortak bir yönü var.They have one thing in common.
Tom onların daha zamana ihtiyacı olduğunu söylüyor.Tom says they need more time.
Onların toplantıda sana ihtiyacı var.They need you at the meeting.
Onların tanesi otuz dolar.They're thirty dollars each.
Onların hepsi iyi yüzücülerdi.They were all good swimmers.
Onların ne yapılacağı hakkında hiçbir fikirleri yoktu.They had no idea what to do.
Onların ne düşündüğünü umursuyor musun?Do you care what they think?