Ana içeriğe geç
Sözlük

onları ile cümle

onları kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
5
ORT. KELİME
Siz benim gözlüklerimi gördünüz mü? Ben onları bulamıyorum.Have you guys seen my glasses? I can't find them.
İnsanların eylemleri onların düşüncelerinin en iyi yorumlarıdır.The actions of men are the best interpreters of their thoughts.
Onların birbirlerinin yüzünü görmemiş olmaları mümkündür.It's possible that they haven't seen each other's faces.
Sen hiç onları kızartma yerine patateslerini fırında pişirmeyi düşündün mü?Have you ever thought about baking your potatoes instead of frying them?
Onların gerçek elmas olduklarını nereden biliyorsunuz?How do you know those are real diamonds?
Onların üçü de aynı kıza aşıktı.All three of them were in love with the same girl.
Yarım saatten daha fazla bir süredir onları görmedik.We haven't seen them for more than half an hour.
Ben onları öldürdüm.I have killed them.
Onları kim yaralamıştı?Who had injured them?
Onları yitirdin ama beni kazandın.You did lose them, but gained me.
Benim görüşüm onlarınkiyle aynı.My opinion is the same as theirs.
Tom onların istediği bilgiyi onlara vermeyi reddetti.Tom refused to give them the information they wanted.
Tom bulaşıkları yıkadı ve Mary onları kuruladı.Tom washed the dishes and Mary dried them.
Onları tuzlu suda yıkadık.We washed them in salty water.
Tom kasasını açtı, bir tomar kağıt para çıkardı ve onları Mary'ye uzattı.Tom opened his safe, took out a wad of notes and handed them to Mary.
Neden onların ikisini de sevemiyorum?Why can't I love both of them?
Neden onların ikisini de sevemem?Why can't I love them both?
Onların konuştuğu dil bana Fransızca gibi geldi.The language they were speaking sounded like French to me.
Belki onları kandırdım.Maybe I fooled them.
Onları duvarın dibine yığmış olmalı.He must have stacked them up against the wall.
Onların anne ve babaları çiftçiydiler.Their parents were farmers.
Onların mendillerini süslemiyorum.I don't embroider their handkerchiefs.
Ben onların saçını taramam.I don't brush their hair.
Onların kartpostallarını damgalamıyorum.I'm not stamping their postcards.
Onların köpeğini okşamıyorum.I'm not petting their dog.
Onların gözlüklerini kırmıyorum.I'm not breaking their glasses.
Onların evini ısıtmam.I don't heat their house.
Bu filmde onların her ikisi de kötü çete liderleri canlandıracak.In this film they both portray notorious gang leaders.
O onları nerede gizledi?Where did he hide them?
O senin onları çaldığını iddia ediyor.He claims that you stole them.
İstersen onları değiştirebilirsin.You can change them if you like.
Onların yalan söylediğini biliyordum.I knew they were lying!
Onların yardımına ihtiyacın olacak.You'll need their help.
Onların hakkında ne duyduğunu bilmiyorum.I don't know what you heard about them.
Onları dinlemekten bıktım.I'm sick and tired of hearing them.
Onları hiç sevmedim.I didn't like them at all.
Onların büyük zenginliklerine rağmen, onlar mutlu değil.Despite their great wealth, they are not happy.
O bizim değil, onların problemi.It is their problem, not ours.
O onların sorunu, bizim değil.It is their problem, not ours.
Onların ekmeğini dilimlemem.I don't slice their bread.
Onların saçlarını tıraş etmem.I don't cut their hair.
Onları seviyor musun?Do you like them?
Biz onların cemaziyelevvelini biliriz.We do know their very background.
Onların ortak amacı projeyi başarılı yapmaktı.Their common aim was to make the project successful.
Senin dişlerinin hepsi sarı. Onları daha iyi temizlemen gerekir.Your teeth are all yellow. You should clean them better.
Ekstra ödemeleri için onları zorlamıyorum.I'm not forcing them to pay extra.
Onların hepsi alkışladı.They all applauded.
Onların nasıl hayatta kalabildiğini anlamıyorum.I don't see how they could've survived.
Onların söylediği gibi yapmak zorundaydık.We had to do as they said.
Biz onların söylediklerini yapmak zorunda kaldık.We had to do what they said.
Onların hiçbiri anlayamadı.None of them could understand.
Onların anlamasını sağlamak zorundasın.You have to make them understand.
Her saniye onları izlemek zorundayım.I have to watch them every second.
Tom bana onların hepsinin öleceğini söyledi.Tom told me they're all going to die.
Onların bana söyledikleri bu.That's what they have been telling me.
Onları her zaman izlemek zorundayım.I have to watch them all the time.
Bize onların nerede olduklarını söyle.Tell us where they are.
Keşke onların kim olduğunu sana söyleyebilsem.I wish I could tell you who they are.
Onların seçtikleri bir yerde onlarla dövüşmek çok riskli.It's too risky to fight them at a place they choose.
Başından beri onları uyarıyorum.I've been warning them from the beginning.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod